Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür

.

RIZA POLAT

Yukarıda daki başlık 33-34 yıl önce yazdığım Kürtçe bir makalenın başlığıydı. Konu yine Kerkuk idi. Günümüz Türkçesiyle; insan hafızası unutkanlıkla sakattır. Bunu Celal Telebani için söylemiştim. Celal Telebani Dünya sosyalist enternasoyonal kongresi için İstanbul’da idi. Kongreye ev sahipliğini SHP genel başkanı Erdal İnönü yapıyordu. Telebani hem dünya hem de Türkiye basının ilgi odağı olmuştu. Bir yığın soru soruldu kendisine ve türk medyası için en önemlisi Kerkuk’ın geleceğiydi. Telebani’ye Kerkuk ile ilgili sorular soruldu ve o da Kerkuk çok önemli değil bizim için esas olarak Irak’ta tek sorunumuz demokrasidir dedi. 
Bende bunun üzerine hem kendisinin hem de hepimizin Kerkük’le ilgili söylediklerimizi hattırlattım. Kerkuk’ın Kurdistan’ının kalbi olduğu ve bunuda en güzel, Chopy güzel sesiyle dile getiriyor. “ tu destgirani minî tu xoşewîst û yarê minî tu goranî û dengê minî” “sen sözlümsın sevgimsin, yarımsın, türküm ve sesimsin.” 
Belki çoğu insan Kürdistan Ulusal Birliği ile Sosyalist enternasyonal’le ne alakası vardır diye düşünüyor olabilirler.YNK ve İran Kürdistan Demokrat partisi Sosyalist enternasyonal’ın gözlemci üyeleridirler 1987’de Paris’te yapılan yapılan Sosyalist enternasyonal kongresi için Kürdistan yurtseverler birliğinin Şam yetkilisi Dr. Fuat   Mahsun(daha sonra Irak cumhurbaşkanı oldu ve başka bir bilgi de Ahmet ve Mehmet Altan’ların annesi onun teyzesi kızı idi) bizden, Kemal Burkay’da ve Suriye Kürt ilerici Partisi’den, fikir, düşünce ve öneriler şeklinde bir rapor istedi ben de o dönemin koşullarını izah eden bir yazı kendisine verdim. Bunları Telebani’nin İstanbul’da ne aradığının anlaşılması için anlattım.


Telebani daha sonra güney Kurdistan’a geçti. Bir müddet sonra ben, Murad Ciwan, Seyidhan Mercan ve bazı arkadaşlarla güney geçtik. 
Şeqlewa’da kendisiyle görüştük ve bize takıldı Erdal İnönü ile fotoğrafını gösterdi. Ve siz Ankara’dan mı geliyorsunuz Bizde gendisine takıldık, zaten sen hepimiz adına herşeyi söyledin. Öylece şakalaştık. Biz oradayken Saddam yönetimiyle otonomi görüşmeleri yapılıyordu . Kürt heyeti M. Barzani ve C. Telebani başkanlığıda benim değerli dostum Sami Abdurehman, Dr. M. Osman ve başka partilerden oluşuyordı.  Irak heyeti dişler bakanı Tarık Aziz ve İzettin Durra’dan  oluşuyordu. Toplantılar Kürdistan sınırları ile ilgili tıkanıyordu. Sami Abdurehman’ın önerisi, sınırlar birinci Dünya Savaşından önce mezarlıklar olsun, yani Kürt mezarlıkları nereye uzanıyorsa bu kabul edilsin. Bu durumda Kerkuk’ın tümü ve Musul’un çoğu Kürdistan haritası içinde kalıyordu, bunun için de Irak heyeti bunu kabul etmedi.
Bunları tarihin tekerrür ettiğini söylemek için yazdım maalesef.
Aynı C. Telebani daha sonra Irak cumhurbaşkanı oldu ve Sosyalist enternasyonal’da atılan CHP’yi yeniden üye olarak alınması için çok çaba sarf etti.
Başka bir trajedi ile yazıyı sonlandırıyorum. Koç ailesi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren Kürtlere yönelik olarak yapılan bütün katliamlar zulümler ve haksızlıkların ortağı idi ve sonunda çaresiz kalınca çaldıği kapı Kürt kapısı oldu.  Rahmi Koç Mesut Barzanî den yardim istedi, M. Barzani T. Erdoğan’la M. Koç’la görüşmesini sağladı.

Kurdistan Haberleri

Almanya: Taliban ile iş birliğine muhalefetten sert tepki
Neçirvan Barzani’den Amedspor’a tebrik mesajı
Neçirvan Barzani ile Ali Zeydi’den Siyasi Süreç Mesajı
Milano’da Doğan 17 Yaşındaki Kürt Tasarımcıdan Uluslararası Mesaj: Melissa Nur Dikkat Çekiyor
Django Unchained, Stephen ve Kürtlerin Kolonyal Aynası - Kamil Kadir*