Eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in köken öyküsü!..

Abuzer Bali Han

Abuzer Bali Han 

 

Halk TV’nin 25 Şubat 2026 tarihinde Pülümür’de yayın yapması ve Pülümürlü tanınan simalara değinmesinde adı hiç geçmiyen biri vardı! Tarihsel olarak bilinen bir aileden olan eski başbakanlardan Bülent Ecevit’e hiç değinmemesi hekesin dikkatini çektiği gibi bana da bir tuhaf geldi! Unutuldu desek, unutulacak bir kişi değildi!.. Bu nedenle de bu konuya bir kez daha değinerek vurgu yapma ihtiyacını duydum. Gerçi Anadolu gibi bir halklar mozayiği içinde, halklar o kadar birbirine karışmışlar ki, onları bazan birbirinden ayırmak oldukça zorlaşıyor!..

„Anadolu Bir Halkla Mozayiği!“ Halklar ayrışmasının zor olduğu etnik bir köken de Bülent Ecevit ailesinin etnik kökenidir! Önce Bülent Ecevit’in yaşam öyküsüne özlüce  değinirsek: Ön adı „Mustafa” olan Bülent Ecevit, 28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi! “Mustafa” adını “Huzur-u Hümayun” hocalarından dedesi “Kürdizade Mustafa Şükrü Efendi”nin (1851 - 23 Ekim 1924) son dönem Osmanlı ulemasından, müderris (profesör) ve huzur derslerini veren bir hoca olduğu bilgisi kayda geçmiştir! Osmanlı sarayında başından beri büyük din adamlarının çoğu Nakşibendi tarikatına mensup Kürtlerden oluşmaktaydı. Eskiye doğru gidilirse daha İstanbul, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti iken, Fatih Sultan Mehmed’in hocası Molla Gorani de Güney Kürdistan’ın Goran bölgersinin yerleşik halkından olan  bir din alimiydi!..

Ön adı „Mustafa“ olan Bülent Ecevit anılarında bu adın dedesinden kaldığını belirtir.  Mustafa Bülent Ecevit’in babası ise “Kürdizade Mustafa Şükrü Efendi”nin oğlu ve Kastamonu doğumlu olan Dr. Fahri Bey’dir. Dr. Fahri Bey, soyadı kanunu çıkınca Atatürk tarafından kendisine „Ecevit“ soyadı verilerek, ünvanı ile birlikte adı Prof. Dr. Fahri Ecevit olur.  Dönemin en iyi eğitimini görerek üniversiteye atanan Prof. Dr. Fahri Ecevit, Ankara Hukuk Fakültesi’nde adli tıp profesörlüğünü yapar. Kendi döneminin tanınmış bir bilim adamı olarak Prof. Dr. Fahri Ecevit, 1943’ten sonra 7. ve 8. dönem Cumhuriyet Halk Partisi, Kastamonu Milletvekili seçilerek, TBMM’ne milletvekili olarak görev yapar. Prof. Dr. Fahri Ecevit 1951 yılında Ankara’da vefat ederek orada toprağa verilir…

Bülent Ecevit, kendisiyle yapılan bir röportajda:“Dedemin Kürt olduğunu mezarlıkta başucuna konulan yazılı taştan bizat kendim görerek, öğrendim!..“ der.(1). Dedesinin eski yazıyla mezar taşını okuyan Bülent Ecevit, ikinci bir mezarlık ziyareti sırasında dedesinin mezar taşının yerinden sökülerek kaybedildiğini kendi ifadeleriyle de belirtir.  Irkçılık yaparak, mezar taşlarıyla bile oynanan bir yerde artık demokrasi ve insan haklarından bahsetmek ne kadar doğru olabilir ?..

Mustafa Bülent Ecevit, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da yaptı. 1944 yılında İstanbul Robert Koleji'ni bitirir. Sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü'ne girer. Bu arada ek olarak da Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'nde İngilizce çevirmeni olarak çalışmaya başlaar. 1946 yılında okul arkadaşı Rahşan (Aral) Ecevit ile hayatını birleştirir. Bu dönemde başladığı okulu bitirmeden 1946 yılında Londra Basın Ataşeliği'nde görev alır. Aynı zamanda, Londra Üniversitesi'nde Sanskrit, Bengalce, Sanat Tarihi bölümlerine de devam eder. Dört yıl sonra 1950 yılında Türkiye'ye geri döner. O dönemde çıkan Ulus gazetesinde ve Ulus'un kapatıldığı yıllarda Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde sanat eleştirmeni, çevirmen ve siyasal fıkra yazarı olarak görev yapar. Sonra ayni gazetede yazı işleri müdürü olur.

1954’ten itibaren 1955 yılının başlarına kadar ABD'de Kuzey Carolina'da yayınlanan „Winston Salem Journal“ gazetesinde konuk gazeteci olarak çalışır. Bu arada Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yapar. 1950'lerde Forum dergisinin yazı işleri kadrosunda yer alır. 1965 yılında Milliyet gazetesinde günlük yazılar yazar. 1972'de aylık yayımlanan „Özgür İnsan“, 1981'de haftalık yayımlanan „Arayış“, 1988'de ise aylık yayımlanan „Güvercin“ dergilerini çıkartır. Ecevit ilk kez „Hep Bu Topraktan“ dergisinde çıkan şiirleriyle okuyucularla buluşur!..

Bülent Ecevit, köken olarak köklü bir aileden gelmekteydi. Kendisinin adı artık tarihe gazeteci, yazar, şair ve siyaset adamı olarak geçti. Bir dönem Türkiye Cumhuriyeti başbakanı halk arasında „Karaoğlan Ecevit“ olarak adı geçen ve sevilen bir siyasetçi oldu. 20 Temmuz 1974’te başlayan Kıbrıs Barış Harekatı’nı, 14 Ağustos’ta II. Barış Harekatı izledi. Kıbrıs Harekatı’ndan sonra Bülent Ecevit, “Kıbrıs Fatihi” olarak da anılmaya başladı!..

Ecevit ilerleyen yaşı, bozulan sağlığı ve doktorlarının karşı çıkmasına rağmen Danıştay Saldırısı’nda yaşamını kaybeden Hakim Yücel Özbilgin’in 19 Mayıs 2006’daki cenazesine katıldı. Törenin ardından beyin kanaması geçiren Bülent Ecevit, uzun süre Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde yoğun bakımda kaldı. Sonra bitkisel hayata girdikten 172 gün sonra 5 Kasım 2006 Pazar günü kan dolaşımı ve solunum yetmezliği sonucu vefat etti. Halkına sunacağı reformları yapmadan 81 yaşında iken Ankara'da hayata veda etti. „Halkçı Ecevit“ yapacağı reformları tamamlamadan bu dünyadan gözleri açık olarak göçüp gitmişti!..

Geçmişte AK Parti Hükümeti döneminde bir Kürt sorunu ve onu çözme gündemi Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeminde de vardı! Bu arzusunu Diyarbakır konuşmasında Kürt açılımının olduğu tarihte, dönemin Başbakanı olarak Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında, "Kürt sorunu", "Kürt realitesi" gibi ifadeler kullanırken de örnek olarak Bülent Ecevit’in ailesinden örnekler vererek, Kürt konusuyla ilgileneceğini o dönemde de vurgulamıştı!.. Zamanla verilen sözler unutularak bugüne gelindi! Günümüzdeki demokrasi ve Kürt sorununu çözme girişimleri ise, ucu kaybolmuş iplik yumağı gibi  halen beklenen ümit ve sonucu veremedi!..

Mustafa Şükrü Efendi’nin Kastamonu'daki köyü, Daday ilçesine bağlı olan Sarıçam köyüdür. Mustafa Şükrü Efendi, bu köyde doğmuş ve burada baba evi olan bir de konak yaptırarak uzun yıllar yaşamış!..

 

Mustafa Şükrü Efendi’nin babası olan Hoca Ahmet Efendi de ayni köyde doğmuş.  Müderris (profesör) Mustafa Şükrü Efendi II. Abdülhamit döneminde „Din Bilgini“ olarak devletin çeşitli kademelerinde büyük görevlerde bulunan birisidir. Osmanlı sarayında büyük din adamlarının çoğu Nakşibendi tarikatına mensup Kürtlerden oluşmaktaydı. Eskiye gidilirse daha İstanbul Bizans İmparatorluğu’nun başkenti iken Fatih Sultan Mehmed’in hocası olan Molla Gorani de Güney Kürdistan’ın Goran bölgersinin yerleşik halkından olan bir Kürt din alimiydi. Nakşibendilik tarikatına sanırsam rahmetli Kürt. Kökenli Reisicunhur Turgut Özal‘ın ailesine de geçen bir dini inanç. Dinayetin bugünkü konumunda hangi tarikat etkili rol oynuyor konusu da araştırmaya değer bir konu!..

Bülent Ecevit’in de din büyükleri ve dedesi Nakşibendi tarikatına mensup olmaları da büyük bir ihtimal dahilindedir. Bunların atalarının Güney Kürdistan’da bulunan Şehrezor’dan Anadolu‘ya göç ettikleri, Güney Kürdistan’ın bazı kaynaklarında yazılı olduğu bilgisi, bu konuda araştırma yapan Güney Kürdistanlı bir araştırmacıdan sözlü olarak öğrenmiştim! Yazılı bilgiyi araştırıcı bana yollayamadı! Elimde kaynak olmadığı için bu konuda fazla bilgi veremiyorum. Konuyu genç araştırmacılara bırakarak konuyu vurgulamak istedim!..

Bu görüşlere ilaveten Bülent Ecevit ile Süleyman Demirel‘in yaptığı bir özel sohbette Ecevit, dedelerinin köken itibariyle Dersim’in (Tunceli) Pülümür ilçesinden Kastamonu‘ya göç ettikleri söylencesi, Ecevitler ailesinin kökenine de bir ışık tutmaktadır!..

Yaptığım diğer bir araştırmada Pir Seyid Rıza’nın da dedelerinin Güney Kürdistan’da yerleşik iken bir Moğol istilasından kaçarak, önce Malatya’nın Arapkir ilçesine, sonraları da Dersim’e geçerek Ermenilerin yoğun yaşadıkları Haçeli’ye (Xaçeli) yani Haça inananların köyüne yerleştikleri kaynaklarda anlatılır…

İlerde Bülent Ecevit‘in edebi ve politik kişiliği hakkında yazılı yapıtlar çoğaldığında, bu konudaki bilgi kaynakları da artacak!.. O’nun edebi yapıtları ve kişiliğini konu alan bir çalışmam önümüzdeki dönemlerde basıma hazır hale gelmiştir! Bülent Ecevit’in edebi ve sosyal kişiliğini kapsayan aşağda adlarını verdiğim konular O’nun geride bıraktığı bazı çalışmaları arasında yer alırlar…

1.Bir Şeyler Olacak Yarın (Tüm şiirleri), Doğan Kitapçılık (2005)
2. El Ele Büyüttük Sevgiyi (1997)
3. Şiirler (1976)

          4. Işığı Taştan Oydum (1978)

Kaynakça:

1. Eski Başbakan Bülent Ecevit'in yaşamına dair bilinmeyenler gazeteci Mehmet Çetingüleç'in kitabında gün yüzüne çıktı. Ecevit'in vefatından üç yıl önce Çetingüleç'e aktardıklarıyla yazılan "Ecevit'in Anıları: 12 Yıl Saklı Tutulan 'Veda' Sohbetleri" kitabı Türkiye siyasetinin arka bahçesini anlatıyor.

2. Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre gazeteci Mehmet Çetingüleç’in yazdığı  ‘Ecevit’in Anıları: 12 Yıl Saklı Tutulan ‘Veda’ Sohbetleri’ kitabıyla eski başbakanın yaşamına dair bilinmeyenleri aktardı. 16 Kasım Pazartesi 2020 

3. A. Bali arşivinde „Mustafa Bülent Ecevit‘in yapıtları, şairliği ve şiirleri! Adlı basılmamış yapıttan.“

  25 Şubat 2026

 Abuzer Bali Han