Dünyadaki nüfus gittikçe artan bir hızla çoğalmaktadır. Son olarak Birleşmiş Milletler ve istatistik platformu Worldometer verilerine göre güncel dünya nüfusu 8,2 ila 8,3 milyar arasında seyretmektedir. Dünyada bunca insanların inandıkları birçok inanç şekli var. Farklı inanış ve mezheplerle birlikte 4.200 kadar din ve inançın var olduğu kanati araştırmacılar tarafından vurgulanır! Ancak dünya nüfusunun büyük çoğunluğu kökenleri ve inanç yapıları nedeniyle kısaca 5 ana dalda tasnifi yapılır!
1.Hristiyanlık: Yaklaşık 2,3 - 2,4 milyar inanan.
2.İslam: Yaklaşık 1,8 - 2 milyar inanan.
3.Hinduizm: Yaklaşık 1,2 milyar inanan.
4.Budizm: Yaklaşık 500 - 600 milyon inanan.
5.Yahudilik: Yaklaşık 14 - 18 milyon inanan.
Yukardaki dinlerin dışında kalan ve herhangi bir dine mensup olmayan ya da ateist olan yaklaşık 1,1 ila 1,9 milyar insan da herhangi bir inanca bağlı bulunmamaktalar.
Bu kısa dinlerle ilgili yazıda biraz islan dininden bahsedeceğim. İslam dininde ilk peygamber Hz. Adem’dir. Son peygamber de Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kadar toplam olarak binlerce peygamber gelip, geçmişler! Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde peygamberlerin sayısının 124.000 olduğunu ve bunlardan 315’nin rasûl özelliğine sahip bulunduğunu haber vermiştir.(1)
Kur’an-ı Kerim’de: “Her ümmetin bir peygamberi vardır! Biz bir peygamber göndermedikçe, kimseye azap edecek değiliz.” buyurulur. Kur’an’da, peygamberlerin sayısı konusunda bilgi verilmemekle birlikte, “Peygamberlerden kimini sana anlattık, kimini de sana anlatmadık” âyetine göre, Kur’an’da adı geçmeyen peygamberlerin de bulunduğunda şüphe yoktur. (2) Kur’an-ı Kerim’de adları geçen yirmi beş peygamberin kronolojik sıralaması şöyledir: Hz. Âdem (a.s.), Hz. İdris (a.s.), Hz. Nûh (a.s.), Hz. Hûd (a.s.), Hz. Sâlih (a.s.), Lût (a.s.), Hz. İbrâhim (a.s.), Hz. İsmâil (a.s.), Hz. İshâk (a.s.), Hz. Yakup (a.s.), Hz. Yûsuf (a.s.), Hz. Şuayb (a.s.), Hz. Mûsa (a.s.), Hz. Hârûn (a.s.), Hz. Dâvud (a.s.), Hz. Süleyman (a.s.), Hz. Eyüp (a.s.), Hz. İlyâs (a.s.), Hz. Elyesa (a.s.), Hz. Zülkifl (a.s.), Hz. Yûnus (a.s.), Hz. Zekeriyâ (a.s.), Hz. Yahyâ (a.s.), Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v). Bir de Hz. Üzeyr (a.s.), Hz. Lokman (a.s.) ve Zülkarneyn’in (a.s.) Zülkarneyn (2), Kur'an-ı Kerim'in Kehf Suresi'nde (18:83-98) kendisinden bahsedilen, Allah tarafından büyük bir güç, ilim ve saltanat verilerek yeryüzünde adalet ve düzeni sağladığına inanılan tarihi veya efsanevi bir şahsiyettir adları geçer ki, bunların peygamber mi yoksa veli mi oldukları konusunda görüş ayrılığı vardır.(4) Bu kısa bilgilendirmede İslamda „Bediüzzaman“ ne demektir? Kimler Bediüzzaman’dır?
Bediüzzaman adının anlamı: Bediüzzaman, Arapça kökenli bir ifade olup "zamanın benzersizi", "çağın emsalsizi" veya "yüzyılın harikası" anlamına gelir. Olağanüstü zekası, hafızası, derin ilmi ve hitabet yeteneği ile döneminde öne çıkan din ve bilim insanlarına „Bediüzzaman“ adı verilen fahri bir yüce unvandır.
Silsile-i Aliyye sıralanmasına göre Bediüzzaman olarak bilinen adlar:
1. Peygamber Efendimiz
2. Ebubekr-i Sıddık
3. Selman-ı Farisi
4. Kasım bin Muhammed
5. Cafer-i Sadık
6. Bayezid-i Bistami
7. Ebul Hasan Harkani
8. Ebu Ali Farmedi
9. Yusuf-i Hemedani
10. Abdülhalık-i Goncdüvani
11. Arif-i Rivegeri
12. Mahmud-i Encirfagnevi
13. Ali Ramiteni
14. Muhammed Bâbâ Semmasi
15. Seyyid Emir Gilâl
16. Seyyid Muhammed Behaeddin Buhari
17. Alâüddin-i Attâr
18. Yakub-i Çerhi
19. Ubeydullah-i Ahrâr
20. Kâdi Muhammed Zâhid
21. Derviş Muhammed
22. Hâcegi Muhammed Emkenegi
23. Muhammed Bakibillah
24. İmam-ı Ahmed Rabbani
25. Muhammed Masum Faruki
26. Seyfeddin Faruki
27. Seyyid Nur Muhammed
28. Seyyid Mazhar-ı Can-ı Canan
29. Seyyid Abdullah Dehlevi
30. Mevlana Halid-i Bağdâdi
31. Seyyid Abdullah Şemdini
32. Seyyid Tâhâ-yı Hakkâri
33. Seyyid Muhammed Sâlih
34. Seyyid Sıbgatullah-i Hizâni
35. Seyyid Fehim-i Arvâsi
36. Seyyid Abdülhakim-i Arvâsi
37.Hüseyin Hilmi Işık Efendi
Yine “Silsile-i Aliyye”nin son halkalarından biri de Bediüzzaman Said-i Nursi olabileceği görüşü bazı büyük İslam alimlerince kabul görür.(5)
Mevlana Halid (Mewlana Xalîdê Şehrezorî-Mewlana Xalîdê Bexdadî), kendi çağında ve daha sonraları "alimler alimi" ve “Şemsü’ş-şümûs” yani "güneşler güneşi" olarak adlandırılan büyük bir İslam Kürd alimiydi. O, kendi döneminde sadece dini ilimler üzerine eğitim almakla yetinmemiş, diğer yandan fen ilimlerine de merak sarmış. Keskin zekası ve ilime olan yakınlığı sayesinde kısa bir sürede Kur'an tefsirinden hadise, kelamdan akaide, edebiyattan hikmete, fen bilimlerinden matematikten astronomiye ve diğer birçok alanlarda kısa sürede ilmin zirvesine erişir... Bu nedenle herkes tarafından büyük bir hürmet ve saygıyla sevilmiştir. O'nun için denilirki: "Hakîkatin sırlarına, sırların da hakikatine muttali (bilen, haberdar olan, bir şeyin iç yüzünü öğrenen) idi…
Nakşibendilik Tarikatı, Mevlana Halid ile başlamış bir tarikat değildir. Bu tarikat ilk kuruluşu Türkistan"da yaşayan Muhammed Bahaüddin (1318-1389) tarafından kuruldu. Kelime olarak "Nakşibend"in anlamı Farsça "nakış yapan" anlamında kullanılır. Bu adın "Kalbi işlediği, kalbin üzerine süsler yaptığı için" kurucusunun adının sonuna "Nakşibend" kelimesi eklenerek yapıldığı söylenir. Muhammed Bahaüddin de hocası olan ve O'ndan önce vefat eden Abdülhalik Gücdivani tarafından yetiştirildiği söylenir. Şeyh Nakşibend, Buhara yakınlarında Kasr-ı Arifan'da doğmuş ve tüm ömrünü orada geçirerek vefat etmiştir.
Mevlana Halid, Nakşibendi Tarikatı'nı Batıya karşı siyasi üstünlüğünü kaybetmeye başlayan İslam dünyasına yeni bir dinamizm kazandırdığı için O'na "isyacı tarikat" anlamını verenlerin dayandıkları hiç bir canlı kanıtları yoktur. Ayrıca Irak'taki Kürtleri kastederek bazı internet yayınlarında Mevlana Halid isyankar mıydı? sorusu da hemen akla herkes özgür olsun! Fakat sıra Kürtlere gelince de, onlar hep birilerinin zülmü altında yaşasın, anlayışı ise İslamla çelişir. Zira hiç bir varlık yaratılırken ırk, renk, cinsiyet ve fiziki yapısını seçme özgürlüğüne sahip değildir. Allah, her canlıyı nasıl yaratmışsa o mevcut şartlara göre yaratmıştır. Bu nedenledirki hiç bir kavim veya topluluk renk ya da bölgesel konumları itibarıyla bir diğerlerinden üstün değildir. Belki üstünlük Yaratıcının emirlerine bağlılıkla orantılı olarak tezahür eder. Kur'anda Yüce Allah buyururki:"Ey insanlar biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi kavim ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız, en çok sakınanızdır. Allah bilendir. Her şeyi heber alandır." (Hucurat:13) Diğer yanda diller ve renkler Allah'ın birer ayeti olarak Kur'an-ı Kerim'de zikredilmektedir. Yüce Allah buyurur ki,"O'nun ayetlerinden biri de, göklerin ve yerin yaratılması, diliniz ve renklerinizin değişik olmasıdır. Şüphesiz bunda, bilenler için ibretler vardır." (Rum:22, alıntı: Said-i Kurdi Moschee, 2010).
Çünkü İslamda tüm kavimler eşit, birinin diğerini ezmesi söz konusu değildir. Mevlana Halid’in “Bağdadi” tanımlaması O'nun "Kürdi" yönünün saklanılarak, Kürtleri küsümseyen zihniyetlerde kaynaklanmaktadır. Kürtlerden bir şey çıkmaz anlamındaki Türk atasözü "Ağaçtan maşa, Kürt'ten paşa olmaz!" sözü ise Kürtleri küçümsemede doruk noktasındadır. Diğer bir deyişle "Kürtlerden alim olmaz!" görüşünü Bediüzzaman'ın adını ve kullandığı terimleri değiştirmede de görmekteyiz...
Bediüzzaman Said Nursî (1878-1960): Aslen Kürt olan ve Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğan büyük İslam âlimi ve mütefekkirdir. Kendisine bu unvan, henüz 15 yaşındayken Siirt'teki ilim meclisinde ve hocaları tarafından üstün zekâsı ve hafızası nedeniyle verilmiştir.
Osmanlı döneminde Kürt adı ve Kürt dili yasaklı değilken „Bediüzzaman Said Nursî“ için yazışmalarda ve dönemin kaynaklarında adı „Bediüzzaman Saîdü'l-Kürdî „ bazan da „Molla Saîd-i Kürdî“ şeklinde adı etnik kökenini belirten ifadeler kullanılmıştır!.. Osmanlı Tebaası döneminde yani devletin veya egemenin yönetimi altında yaşayan, o devletin kanunlarına ve otoritesine bağlı olan bütün toplulukların dili, dini inançları tamamen serbestti! Bu yönüyle cumhuriyet kanunlarında herkes Türk ve herkesin dili Türkçe kabul edildiği için vatandaşların bir kısmı Türkçe bilmediklerinden dolayı zaman zaman Kürtçe konuşanlara askeri darbeler döneminde, konuşulan her Kürtçe kelime için 5 TL. Para ceza kesildiği dönemler bile olmuştu!..
Günümüzdeki demokrasi ve özgürlükler konusunda konuşulan konular ve atılmak istenen adımlar yerindedir! Fakat gecikme ve savsaklamalar cidiyetsizlik arz etmektedir! Sonuçta demokrasi ayaklar altına alınıyor ve halkın özgürlükleri de kısaltılıyor! Önümüzdeki dönemde insan hakları ve demokrasiye atılan adımların bir an önce gerçekleştirilmesi meclisin birinci görevleri arasında yer almalıdır!..
Günümüzde memlekette demokrasiye yönelik atılan adımlar yeterli değildir! Çağdaş bir demokrasi Türkiye’ye çok şey kazandırır! Bir memleketin dirlik ve düzeni ancak çağdaş kanunların tüm vatandaşlara eşit şekilde uygulamasıyla mümkündür!..
Abuzer Bali Han
-araştırmacı-
Eğitimci
Kaynaklar:
1.Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları
2. Zülkarneyn, Kur'an-ı Kerim'in Kehf Suresi'nde kendisinden bahsedilen, Allah tarafından büyük bir güç, ilim ve saltanat verilerek yeryüzünde adalet ve düzeni sağladığına inanılan tarihi veya efsanevi bir şahsiyettir
3. Türkiyede Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından çıkarılmış, İslami İlimler.
4. M. Asım KÖKSAL, Peygamberler Tarihi, Diyanet Vakfı Yayınlar.ı
5. DergiPark, Bediüzzaman Said Nursî (1878-1960)