Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, 13 ilde kurulması planlanan 16 mega endüstriyel bölge arasında Doğu ve Güneydoğu’dan hiçbir ilin yer almamasına tepki gösterdi. “Genç nüfus bizde, deprem riski düşük, buna rağmen bölge yatırım dışı bırakılıyor” diyen Kaya, “Şu an bile çalışacak eleman bulamayan İç Anadolu'daki illere atıl sanayi bölgeleri yapılacak. Türkiye'nin harcanacak bu kadar fazla parası yok” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin sanayi yapılanmasını yeniden şekillendirmeyi amaçlayan Sanayi Alanları Master Planı, 16 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Plan kapsamında Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat’ta toplam 59 bin hektarlık alanda 16 yeni “mega endüstriyel bölge” kurulması öngörülüyor. Bölgelerin, mevcut organize sanayi bölgelerinden 11 kat daha büyük olması planlanıyor.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, yeni sanayi planlamasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin yer almamasını eleştirdi.
Mehmet Kaya, 60 yıldır uygulanan teşvik politikalarının bölgesel eşitsizliği artırdığını belirterek şunları söyledi:
“Tabii şimdi 60 yıldır uygulanan bir teşvik politikası var. Dönem dönem açıklamalar yapıyoruz ki en son 2024'ün sonunda bu teşvik politikaları ile ilgili genel bir çalışma yaptık. Çıkan çalışmanın sonucunda şunu gördük ki, bu 60 yıldır uygulanan teşvik politikası yatırımları tamamen 1. ve 2. bölgeye kaydırmış durumda. Yani İstanbul, Ankara gibi illere. Yani toplam teşvikten yüzde 60 pay almışlar. Doğu ve Güneydoğu illeri diye ifade ettiğimiz illerimiz 29 il, toplam yüzde 10 pay alabilmiş. Bu yanlış politika bölgeden yoğun bir insan göçünün bu bölgelere gitmesini sağlamış ve bölgeler arası kalkınmışlık farkı da daha da fazla açılmış.”
“Seçilen illerin yaş ortalaması yüksek, göç veriyorlar”
Yeni sanayi bölgelerinin yapılacağı 13 ildeki demografik yapıya dikkati çeken Kaya, şöyle konuştu:
“Bu bölgelerin hem deprem hem demografik yapısına bakmak lazım. Seçilen illerin ortalama yaşı 35'in üzerinde yani Türkiye ortalamasının üzerinde. Kastamonu'nun 40 yaşın üstünde. Şimdi yani gelecek istihdam, ne demek, 15 ile 24 yaş arası çalışabilir nüfus oranına baktığımızda bu 12 ilin ortalaması yüzde 14'lerde. Yani 15-24 yaş geleceğin çalışanlar oranı da oldukça düşük ve yoğun göç veren iller. Zaten bu illerin kendisi çalışacak insan bulmakta zorlanıyorlar.
“Bölgemiz deprem kuşağında değil, genç nüfus yoğun”
Deprem diye baktığınızda da birçoğunun birinci, ikinci, üçüncü deprem kuşağında olduğunu görebiliyoruz. Şimdi dönüp bölgemize baktığımızda bölge illeri bu işin içerisinde yok. Deprem bölgesi olma anlamında Diyarbakır ikinci bölge, Şanlıurfa, Mardin gibi iller üçüncü bölgede. Yani deprem bölgesi değiller.
Demografik yapısına bakalım. Ortalama bölgenin yaş ortalaması 23 ile 26 arası. Tam da çalışabilir en yoğun nüfus. 15-24 yaş yani geleceğin çalışan nüfusuna baktığımızda ise bölge illerinin ortalaması yüzde 20'nin üzerinde. Yani nüfusun yüzde 20'si 15 ile 24 yaş arasında. Şimdi dönüp baktığınızda bu nasıl bir hesaplamadır? Bu neyi yaratır? Bu şu demektir. Biz bu bölgeye yatırım yapmayacağız. Buradaki gençler bu defa İstanbul-Ankara'ya gitmeyecekler, İç Anadolu'ya çalışmaya gidecekler.”
DTSO Başkanı Mehmet Kaya
“Tarım zarar görecek, beyin göçü sürecek”
Kaya, planın bölge ekonomisi açısından yaratacağı sonuçları, şöyle sıraladı:
“Birçok yönden sakıncalı. Bölgede tarım ve hayvancılık, ailelerin yaptığı, Türkiye'nin önemli sektörlerinden bir tanesi. Bir kere bu büyük zarar görecek genç nüfusun gitmesiyle. İki, sürekli beyin göçü veren bir bölgeyiz bu devam edecek. Yani insanlar burada iş bulamayacak, İç Anadolu'ya gidip çalışacaklar bu defa. Üç, sanayicimiz de buradan gidecek. Çünkü bunlara orada özel destekler verilecek, buraya destek yok. Buradaki sanayici de göç etmek zorunda kalacak.
Dört, şu an Avrupa ticari yeni bir yol haritası oluşturdu kendisine. Dönüp baktığınız zaman bizim dışımızdaki ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yapıyor. Bu da şu demektir, Türkiye ihracatının yüzde 40'tan fazlasını Avrupa ülkelerine yapıyor, Avrupa artık bizim bir numaralı ticari partnerimiz olmaktan çıkabilir. Bu riski görmek lazım.
Nedir orada yeni alanlar? Suriye'nin, Irak'ın, tam da gelip yatırım yapabilecekleri, bizim ticaret geliştireceğimiz ülkelerken biz bu sınırlara sanayi bölgesi yapmadan İç Anadolu'ya yaparsak bu bölgesel kalkınma dediğimiz sistem de ortadan kalkar. Yani bölgeler arası kalkınmışlık farkını biz insanları göç ettirerek değil, tam tersi Irak'a, Suriye'ye yakın bölgelere sanayi bölgeleri yaparak, bölgeler arası kalkınmışlık farkını da ortadan kaldıracak özel bir çalışma yapmalıyız.”
Kaya, kararın gerekçesini anlamakta zorlandıklarını ifade ederek şunları söyledi:
“Doğrusu bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Niçin bu bölgeleri yatırım alanı olmaktan çıkarıyor hükümet? Sebep ne? Eğer mevcut teşvik yasasıysa mevcut teşvik yasasının bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmaktan çok arttırdığını görebiliyoruz. Bu adımla bu daha da açılacaktır. Ve daha tehlikelisi bize göre, şu an bile çalışacak eleman bulamayan İç Anadolu'daki illere atıl sanayi bölgeleri yapılacak. Türkiye'nin bu kadar harcanacak fazla parası yok.
Yapılacaksa demografik yapı, gelişen ticari yapılanma, dünyanın gelişen ticari yapılanmasının şekli. Bakın Irak bizim 2014'te bir numaralı ticaret partnerimizdi. İthalatında biz birinci sıradaydık. Biz bunu ihmal ede, ihmal ede, ihmal ede geldik şu an 3. sıraya düştük. Yani Çin gelip Irak pazarını bizim elimizden aldı.”
“Bunu kabul etmiyoruz, bir an önce düzeltilmesi gerekiyor”
Deprem riskinin tek başına belirleyici olamayacağını vurgulayan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi bunları hesaplayarak doğru bir konumlandırma yapmak lazım. Bir kere acilen hemen bölge illerini, evet depremse deprem sorunu olmayan bölge illerini ki tek başına bu değil çünkü dönüp baktığınızda o İç Anadolu bölgelerinin en az yedi tanesi birinci ve ikinci deprem bölgesinde. Yani artı deprem tek başına kalıcı değil. Yer hareketleriyle sürekli değişkenlik gösteren bir durum. Yarın buranın deprem kuşağına girmeyeceğinin garantisi yok. Yan deprem kuşağına dönebilir.
Onun için hükümetten acilen bunu düzeltmesini bekliyoruz öncelikle. Bu demografi, serbest ticaret anlaşmaları, bölgesel kalkınma modelleri, bölgenin bir an önce kalkınmasını sağlayacak yöntemler, yeni bir göç dalgası. Yani 60 yıl boyunca Ankara-İstanbul'a göç veren Diyarbakır, bundan sonra İç Anadolu'ya, Kayseri'ye, Kastamonu'ya, Kırşehir'e mi göç verecek? Bunu kabul etmiyoruz. Bir an önce düzeltilmesi gerekiyor.”
“Irak ve Suriye pazarı için sanayi altyapısı şart”
Kaya, çözüm önerisini ise şu sözlerle dile getirdi:
“Burada yapılması gereken şu. Doğru bir sanayi konumu, sanayi altyapısı yapılması gerekiyor. Bugün bu 60 yıllık teşvikten niye bölgede yararlanılmadı? Bunu görmek lazım. Çünkü bölgenin en büyük dezavantajı limana uzaklık. Evet, Irak ihracatımızın, bölge ihracatının yüzde 55'i Irak'a. Bugün Suriye'de bir barış ortamı sağlandı. İddia ediyoruz, bugün 2 milyar dolar civarında olan Türkiye'nin ihracatı tıpkı Irak'taki gibi nasıl Irak'ta 15 milyar dolarlara kadar çıktıysa gelecekte Suriye'ye de 15 milyar dolarlara çok rahatlıkla ulaşabiliriz. Ama bunu yaparken bölgenin sanayi altyapısı dediğimiz hem endüstri ve sanayi bölgeleri yapacaksınız hem de bu bölgede üretilen ürünün Suriye'ye, Irak'a ve limana gitmesini sağlayacak doğru teşvik politikalarını sağlamak zorundasınız.
Yani bu teşvik politikalarıyla birlikte bölgeye sanayi altyapısı geldiği takdirde hem Irak ve Suriye pazarı hem bizler için hem Suriyeli ve Iraklı yatırımcıların da dünyaya açılması için çok önemli bir alan olacak. Siz Suriyeli, Iraklıyı getirip İç Anadolu'da yatırım yaptıramazsınız, kendi bölgesine de mal satacaktır. Onun için özellikle bölgeye bir an önce sanayi bölgelerinin yapılması gerekiyor.”