İbrahim GÜÇLÜ
Platforma Ciwanên Serbixwe (PCS), Newroz’u, özüne uygun olarak 2024 ve 2025 tarihlerinde Doğubayazıt’ta ve 2026 tarihlerinde Malabadi’de kutladı.
PCS’nin Doğubayazıt’te milli mefkurenin sahibi Ehmedê Xanî’nin mezarının başından kutlaması oldukça anlamlı bir kutlamaydı. Kürdlük özüne ve asaletine dönüşün bir ifadesiydi.
Bu Newroz kutlamalarının hepsi riskli ve devletin müdahalelerinin kesinlikle olacağı Newroz Kutlamalarıydı.
Bu Newroz Kutlamalarında, devletin müdahalelerine karşı da durmayı kendime görev kabul ettim.
Ayrıca, 1998 yılından sonra Kürdistan’a dönen biri olarak, hiçbir zaman PKK’nın manipüle ettiği, kendi kirli emelleri için kullandığı, Kürd Milli ve Direniş Bayramı ile alakası olmayan Newroz’lara katılmayan biri olarak, PCS’nin organize ettiği Newroz Kutlamasına ve gösterilerine katıldım.
Bu Newroz Kutlamalarında, Newroz’un özüne uygun konuşmalar yapıldı, meşaleli yürüyüşler yapıldı, sloganlar atıldı. Kürdistan Bayrağı taşındı.
Konuşmalar, sloganlar, meşaleli yürüyüşler benim tasvip ettiğim ve katıldığım bir hareket tarzıydı.
Kürdistan Bayrağının taşınması ve taşımam benim için bir onur ve şerefti.
Açıkça söyleyebilirim ki, bu Newroz Kutlamaları, Kürd Milli ve Direniş Bayramının asaletine uygun yapılan kutlamalar ve gösterilerdi.
Bu Newroz Kutlamalarında, PKK ile ilgili hiçbir işaretin, övgünün, sembolün olmadığı, Kürd milli değerlerine uygun Newroz’lardı.
Buna rağmen, Ağrı Cumhuriyet Baş Savcılığı 2025 Newroz Kutlaması için, benim de içinde olduğum 63 kişi hakkında, “Terör Örgütünün Propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma başlattı.
Terörle mücadele Dairesinde, bu iddiayı kesinlikle ret ettim. Soruşturmanın neden hukuki olmadığını, bir delile dayanmadığını anlatmaya çalıştım. Bundan dolayı bu soruşturmaya son verilmesini talep ettim.
Buna rağmen, soruşturmaya devam edildi, ifadeler alındı, “Terör Propagandasını Yapmak” iddiasıyla, delilsiz ve bir hukukla garabeti sonucu Ağrı Ağrı Ceza Mahkemesinde dava açıldı.
Davanın açılmasından sonra, davanın Kürdistan ve Dünya Kamuoyunun dikkatini çekmemesi, siyasi ve Kürd millet karşıtı niteliğinin gizlenmesi için, “böl ve yönet” politikası sonunda da, cezalandır siyaseti ve yolu izlenmektedir.
Bunun için 63 Kişinin Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinde ifade ve savunma yapması engellenmektedir.
Bu hukuki olmayan siyaset gereği, ben ve 7 arkadaşın görüşleri, ifadesi, savunması ilk duruşma nedeniyle, Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinden alınması gerekirken, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine çağrıldı. Duruşmanın olacağını düşünürken, mahkemenin kâtipliğinde görüşlerimiz alınmak istendi.
Üstelik de ilk duruşmada savunma için görüş belirtmemiz istendi.
Ben de usule uygun duruşma yapılmadığı için, ifade vermedim ve savunma yapmadım.
Ağrı Ağır Ceza Mahkemesine ifademi ve savunmamı sunacağımı ifade ettim.
16 Eylül 2026 tarihinde Ağrı Ceza Mahkemesinde olacağım. Orada görüşlerimi ifade edecek ve savunmamı sunacağım.
Davanın tarihi ve milli niteliği gereği, yargılanan arkadaşlarımızın çoğunluğunun da mahkemede bulunacaklarını umut ediyorum.
Tatvan, 7 Eylül 2026