Ramazan YAVUZ
Diyarbakır’da son haftalarda yaşanan ani hava değişimleri beraberinde birçok komplo teorisi de üretiyor.
“Trump altın fiyatını yükseltip, indiriyor”
“İran İsrail’i vurdu, bulutlar özgür kaldı”
Amedspor hep güncel
Ramazan YAVUZ-ÖZEL
TİGRİS HABER - Diyarbakır’da son haftalarda yaşanan ani hava değişimleri beraberinde birçok komplo teorisi de üretiyor. Sosyal medyadaki dedikodulara hayli inanan bazı vatandaşlar gündüzlerin güneşli ve sıcak olmasına rağmen hemen her akşam aniden toplanan ve zaman zaman şiddetli yağışa neden olan kara bulutların ABD-İran savaşından sonra arttığına inanıyor.
GÜNDÜZ GÜNEŞLİ, AKŞAM KARABULUTLU..
Bu yıl kış mevsiminde toprak suya doydu desek yeridir. Yoğun şekilde aralıklarla yağan ve günlerce yerde kalan kar ile ardından yağan şiddetli yağmurlar Baraj göletlerini, dere ve nehirleri adeta coşturdu. Haliyle yer altı su kaynakları da bundan olumlu şekilde etkilendi. Ancak kış mevsimi bitmesine rağmen hızını düşürse de yağışlar devam ediyor. Özellikle de son haftalarda ani hava değişimleri Diyarbakırlıların pek alışkın olmadığı bir durum. Gündüz saatlerinde güneşli ve sıcak hava akşam saatlerinde ise yerini aniden gökyüzünde toplanan kara bulutlarla birlikte soğuk havaya bırakıyor. Hele pazartesi akşamı yaklaşık 2 saat süren şimşek çakmaları kenti adeta inletti ve yerini bardaktan boşanırcasına yağmura bıraktı.
Güneşli havaya kanarak yazlık elbiselerle dışarı çıkıp akşam saatlerindeki soğuk havaya maruz kalanlar haliyle şifayı da kaptıkları için soluğu hastanelerde alıyor. Hastaneler, Aile hekimlikleri son günlerde soğuk algınlığı vakalarıyla dolu. Otobüse, minibüse bindiğinizde, öksürenler, aksıranlar hayli fazla.
GÖRSEL ŞÖLENDE OLUŞTURUYOR..
Akşam saatlerinde aniden gökyüzünde bir araya gelen kara bulutlar güneşin batış saatinde bazı günlerde görsel bir şölen de oluşturmuyor değil. Bir ressamın fırçasından çıkmış gibi gökyüzü güneşin batışı sırasında bulutlara yansıyan ışıkla birlikte adeta rengarenk bir hal alıyor.
AMEDSPOR HEP GÜNCEL..
Geçen gün bindiğim minibüste ise hayli ilginç sohbetlere kulak misafiri oldum. Gençler genelde sessiz. Ellerince cep telefonlarıyla kimi oyun oynuyor kimi ise Amedspor’un şampiyonluğu nedeniyle yapılan paylaşımları izliyor. Kulaklık takmayanların cep telefonlarından ise ha bire Amedspor için bestelenen Kürtçe Türkçe şarkılar yükseliyor. Amedspor’un Süper Lig’e çıkması sadece gençleri değil minibüsteki her kesi hayli gururlandırıyordu. Sadece Diyarbakır’ın değil bölgenin bütün il ve içlerinde düzenlenen kutlamalardan bahsediyorlardı. Ancak kutlamalarda silahların sıkılmasını ve yaralanmaların olmasını ise sert şekilde eleştiriyorlardı.
ÇÖZÜM SÜRECİ VE ALTIN FİYATLARI..
İlk olarak Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasıyla başlayan sohbetler bir şekliyle dönüp dolaşıp çözüm sürecine geliyor. Öcalan’ın, Bahçeli’nin, Erdoğan’ın ve Dem Parti’nin dedikleri masaya yatırılıyordu. Süreçte gelinen aşamalar, yapılması gerekenler dile getiriliyor, kimi umutlu, kimi umutsuz tavırlar sergiliyordu. Ön koltukta oturan orta yaşını geçmiş iki kişinin ana konusu ise ABD-İsrail ve İran savaşı, ardından da ha bire yükselen ve düşen altın fiyatlarıydı. Altındaki sert yükseliş ve düşüşün nedenini Trump’un dengesiz açıklamalarına bağlarken bunun kasıtlı olarak yapıldığına da dikkat çekiyorlardı. Belli ki, haberleri, tartışma programlarını kaçırmıyorlar.
“İRAN’A DESTEK VE AĞIR ELEŞTİRİLER..!”
Dini gözle meseleye bakanlar İran’ı tutup toz kondurmazken, İran’ı gerçekleştirdiği Kürt idamlar ve Irak Kürdistan Federe Bölgesine düzenlediği saldırıları nedeniyle ağır şekilde eleştirenlerde vardı. Önümde oturan orta yaşlılardan biri, İran’ın Amerika ve İsrail’i perişan ettiğini ve geri adım attırdığını söylerken diğeri ise “ bu savaş daha uzun sürer. Bu Trump’ın ne yapacağı belli değil. Bu gidişle üçüncü Dünya savaşını çıkaracak ” yanıtını veriyordu.
HASARLI BAZI BİNALAR HALEN YIKILMADI
Minibüs Bağlar cezaevi sokağına saparken deprem nedeniyle ağır hasar aldıkları için boşaltılan ve harap halde olmasına rağmen halen yıkılmayan bazı binalarda sohbete dahil ediliyordu. Ayaktaki yolculardan biri, “depremin üzerinden kaç yıl geçti bu binalar halen yıkılmadı. Allah korusun aniden yıkılırsa can kayıplarına yol açabilir niye yıkmıyorlar ?” diye ortaya soruyu atınca yolculardan biri, “iş çok ağır gidiyor. Bunlara galiba henüz sıra gelmedi” diyor. Bir başkası ise metruk hale gelen bu binaların madde bağımlıların yuvası haline gelmesinden yakınıyor.
“İŞKENCELERLE ÜNLÜ CEZAEVİNİN MÜZEYE DÖNÜŞMESİ NE ZAMAN BİTER”
Minibüs 12 Eylül’de yapılan işkenceleriyle ünlenen ve müze haline dönüştürülmesi için çalışmaların sürdüğü eski cezaevi önünden geçerken yine aynı yolcu “Müzeye dönüştürme çalışmaları tamamlansa ve açsalar bizde bir girip görsek insanlara nerede, nasıl işkenceler edildiğini” diyor. Pencereden cezaevine bakan 70’li yaşlardaki yolcu iç çekerek, “ne insanlar ne işkenceler gördü bu cezaevinde. Bazıları işkenceler sonucu öldü, bazısı protesto için kendini yaktı, bazısı ise açlık grevlerinde öldü. Bu cezaevinin duvarları bir konuşsa” diyor.
“HENÜZ KEMİKLERİM ISINMADI..”
Havanın güneşli ve sıcak olmasına rağmen yan koltukta oturan ve kapüşonlu mont giyen 60 yaş üstü yolcuya bir genç gülerek “dayı sıcak değil mi, bu sıcak havada fazla kalın giyinmişsin” deyince ani hava değişimleri konusunda tecrübesini “ yeğenim daha kemiklerimiz ısınmadı. Bu havaya aldanmamak lazım” cevabıyla dile getiriyor ve konu tekrar ABD-İsrail-İran savaşına dönüyor. Bu kez kim kazanır, kim yenilir iddialarının dışında komplo teorileri de ortaya ardı ardına atılıyor. Belli ki sosyal medyadaki paylaşımları da bayağı takip ediyorlar.
“HAPSEDİLMİŞ BULUTLAR ÖZGÜR KALDI…!!”
Son haftalarda gündüz güneş ve sıcak hava hakim olmasına rağmen akşam saatlerinde aniden kentin üzerini kaplayan kara bulutlar ve zaman zaman şiddetli yağışların nedeni bu kez gündem yapılıyor. Yolculardan bizi “geçen gün haberlerde okudum. ABD-İsrail’in İran’a saldırması ve İran’ın da İsrail’i bombalamasından sonra hava hava bir acayip olmuş. Diyarbakır’da geçmiş yıllarda hava durumu böyle değildi. Ne olduysa savaştan sonra oldu” deyince can kulağıyla onu dinleyen biri, “şimdiye kadar hapsedilmiş edilmiş bulutlar bombardımanla serbest kalmış. Bu kadar bulutun aniden görünmesi ondan” diyor.
“ALLAHIN İŞİNE KİMSE KARIŞAMAZ.”
Merakla adamın yüzüne bakan yaşlı biri “bulutlar nasıl hapsedilir, Allah’ın işine kim karışabilir.? Kimse karışamaz. Bunlar dedikodu” diye çıkışınca aynı yolcu bu kez konuyu açıyor.
“İsrail’de acayip bir teknoloji varmış. Bulutları tohumlayıp topluyorlarmış. Yani istedikleri zaman bu bulutlarla yağmur yağdırıyorlarmış. İran İsrail’in bu tesislerini bombalayınca hapsolmuş bulutlar serbest kalmış. Yoksa önceki yıllarda bu kadar kara bulut aniden toplanmıyordu. Aniden toplanıyor bir iki saatte de dağılıyorlar. Geçen gün öyle şiddetli yağdı ki, ortalığı sel götürdü. Aniden de durdu. Bu İlginç değil mi ?” diye adamı ikna etmeye çalışsa da fayda etmiyor.
Minibüs Dağkapı’ya gelene kadar bu muhabbet devam ediyor. Zaman zaman karşı çıkan da oluyor, destekleyen de. Oldukça uzun olan yolu bu sohbetleri sıkılmadan dinleyerek geçirdikten sonra minibüsten iniyorum ve Orhan Veli’nin meşhur “Güzel havalar” şiiri aklıma geliyor. Dağkapı’daki Şeyh Said meydanında çay molası verirken cep telefonumdan bu şiiri açarak okuyorum.
GÜZEL HAVALAR
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.