İbrahim GÜÇLÜ
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılanmam, bugün (16 Nisan 2026) saat 13.00’da sona erdi.
10 Sayfalık Yazılı Savunmamı sözlü açıklayarak mahkemeye sundum.
Cumhuriyet Savcısını tabir caizse tam anlamıyla haşladım.
Cumhuriyet Savcısının PKK’nın propagandası gerekçesiyle hakkımda dava açmış olmasını, Milli Kimliğime, kişisel haklarıma, dünya görüşüme bir saldırı sayarak, hakkında suç duyurusunda bulundum.
Beraat talebinde bulunmadım.
Dosyanın ortadan kalkmasını istedim.
Sonuçta mahkeme üyelerinden birinin muhalefetiyle, 1 Yıl 6 Ay cezaya çarptırıldım.
Cezanın ertelenmesi yoluna gidildi.
Üst mahkemeye dosyanın ortadan kalkması için itirazda bulunacağım.
&&&&&&&
DİYARBAKIR 5. AĞIR CEZA MAHKEMESİ HEYETİNE,
Sayın Mahkeme Üyeleri,
Gündemde bir hukuk olmadığı için, hukuki bir savunma sunmayacağım.
60 yılına yakın zamandır Kürd ve Kürdistan Meselesinden dolayı yargılandım, cezalar aldım, hapis yattım. Darbelerde idamla yargılandım. 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbe döneminde vatandaşlıktan atıldım. Sürgün hayatı yaşadım.
Bu durumları, şeref ve onurla karşıladım.
Şimdilerde de Kürd ve Kürdistan Davasından dolayı yargılansan, ceza alsam, hapis yatsam umurumda bile olmaz. Bu bedeli öderken off bile demem. Şeref ve onurla karşılarım.
NE YAZIK Kİ KÜRD MİLLİ DAVA ADAMI VE HAYATI BOYUNCA PKK İLE MÜCADELE EDEN BİRİ OLARAK, PKK PROPAGANDASI İDDİASIYLA YARGILANMAM VE HAKKIMDA CEZA TALEBİNDE BULUNULMASI; BANA HAKARET, BENİM MİLLİ DAVA ADAMLIĞI KİMLİĞİME VE KİŞİSEL HAKLARIMA SALDIRIDIR..
SORUŞTURMADA BANA ATFEDİLEN SUÇ İDDİASI GÜNDEME GELEN GÖRÜŞ VE SAVUNMALAR…
Soruşturmaya çağrıldığım zaman, benimle ilgili iddia bana okunduğu zaman şaşkınlık geçirdim. Bana “siz Terör Örgütü Liderinin propagandasını yapmışsınız” denildiğinde, o zaman büyük sarsıntı içine girdim.
İddianın tümü önüme getirildiği zaman, PKK’nın bir komplosunun Cumhuriyet Savcılığı tarafından ciddiye alındığını, hiçbir araştırma yapılmadan hakkımda soruşturmanın açılmasını istediğini ve Cumhuriyet Savcısının da PKK’nin komplosuna kurban edildiğini mülahaza ettim.
Benim Twitter sayfam bana gösterildi. Denildi ki, Twitter sayfanızda PKK Terörist ve Kriminal Örgütü Lideri Abdullah Öcalan hakkında - o güne kadar karşıt görüşler ileri sürmeme rağmen , yeni Twitter paylaşımlarımda, Abdullah Öcalan’ı övücü sözler, “Onun bir Büyük Halk Önderi olduğunu” ileri sürdüğüm, bu konuda özeleştiri yaptığım ifade ediliyordu.
Bu tabloyu gördüğüm zaman hem kızdım ve hem de güldüm. Ama gerçeği anlatmam ve açığa çıkarmam da gerekirdi.
GERÇEK ŞUYDU: Türk Devleti tarafından 1975’lerde Kürdistan Milli Hareketinin, Kürdistan Örgütlerinin, Milli Davanın toplumsal dinamiklerinin tasfiye edilmesi için kurulan Terörist ve Kriminal bir örgüt olan PKK, benim Twitterime el koydu. Ben de Kürd Kamuoyunda ve Türkiye’de PKK’ya 50 yıldır sürekli mücadele eden, ona karşı Kürd milletini, Kürdistan vatanseverlerini, Kürdistan Örgütlerini koruyan biri olarak, benim adıma açıklama yapmayı çıkarları, kötülüklerini gizleme, beni itibarsızlaştırma için, twitterimi kullandılar.
Benim adıma PKK ve Öcalan’ı övücü yayınlar yaptılar.
Bunun üzerine, PKK’ya düşman biri olarak, “benim hakkımda soruşturmanın açılması hukuksuzluk, hak ihlali, bilgisizliktir” dedim. PKK hakkındaki görüşlerimi açıklıkla ifade ettim.
CUMHURİYET SAVCISI, SOPRUŞTURMADA İFADE ETTİĞİM GÖRÜŞLERİMİ GÖZÖNÜNE ALMADAN VE HERHANGİ BİR ARAŞTIRMA YAPMADAN DAVA AÇMA YOLUNA GİTTİ…
Buna rağmen Cumhuriyet Savcısı benim hakkımda iddianame hazırlayarak, mahkemenizde dava açtı.
Bu düşüncelerimi sizin mahkemenizde birinci duruşmada da yine açıklıkla ifade ettim.
Ne yazık ki, Cumhuriyet Savcısı benim çağrılmadığım ve gıyabımda devam eden duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunmuş. Bu esas hakkındaki mütalaasında da cezalandırılmamı talep etmiş.
BU BİR HUKUK GARABETİ VE SOSYOLOJİK BİR CİNAYETTİR.
BÜTÜN KÜRDLERİ, KÜRD DAVA İNSANLARINI PKK’LİLEŞTİRME PLANIdır.
KÜRDLERE, KÜRD VATANSEVERLERİNE, AYDINLARINA, DAVA İNSANLARINA DEVLETİN YENİ BİR BASKI VE ZULÜM METODU…
Türk Devleti kuruluşlundan itibaren benimsediği Kuruluş Felsefesi gereği, her zaman Kürtleri yok saydı, Kürdlere karşı büyük haksızlıklar, HUKUKSUZLUKLAR, hak ihlalleri yapan bir devlet oldu. Bu haksızlık, hukuksuzluk, hak ihlallerini katliamlara kadar vardırdı.
Son yıllarda bir hukukçu ve Kürt Dava Adamı olarak yargılanmalarımda, Türk Devletinin bu siyasetinin bir devamı olarak çok büyük bir hukuki garabetin ve hukuki haksızlığın işlenmekte olduğuna şahit oldum.
Bu da, PKK’den en fazla zarar gören Kürtlerin ve özellikle de Kürt aydınlarının ve siyasetçilerinin, Kürd dava insanlarının PKK’lı görülerek yargılanmaya tabi tutulmaları ve cezalandırılmalarıdır.
Üstelik de en şiddetli ve radikal bir şekilde PKK karşısında olan, PKK’ya muhalefet ve mücadele eden, PKK’nın tehdit iftira, ölüm kararlarıyla karşı karşıya kalan Kürt aydınları, Kürd siyasetçileri, Dava insanları PKK’dan dolayı yargılanıp hakkında cezalar istenmekte ve cezalandırılmaktadırlar.
Bu hukuk ve sosyolojik garabete yol açan anlayış, bütün Kürtlerin ve Kürt aydınlarının PKK’lı olabileceği toptan, Devletin örgütü olan PKK’ya hizmet, komplocu ve demokratik olmayan tekçi bakış açısıdır.
Kürdlere ve Kürd vatanseverlerine YENİ BİR ZULMÜN ADIDIR.
Oysa Kürd aydınları, Kürd siyasetçileri, Kürd Dava insanları da toplumsal-sosyolojik çoğulculuğa sahip Kürt milletin mensubudurlar.
Kürd milleti de, diğer tüm Türk siyasi partilerine ve PKK’ya yandaş olanlarla, karşı olanlardan oluşmaktadır.
Altını çizerek belirtmek istiyorum ki, Kürd milli haklarını savunan Kürtlerin hiçbiri de PKK’lı değildir. Çünkü PKK, Kürt milli haklarını, Kürtlerin özgürlük ve bağımsızlığını savunan bir örgüt de değildir. Daha önceki paragraflarda da ifade ettiğim gibi, bütün Kürtlere düşmandır. Kürdleri öldürmekten bir beis görmemiştir. Hatta kendisine taraftar olan, onun yanlışlarına karşı çıkan, Kürdlere düşmanlıklarını kabul etmeyen kendi taraftarlarını da mafia metoduyla katletmiş ve infaz etmiştir.
Bundan dolayı, PKK siyasi bir örgüt değil, kriminal bir örgüttür.
Kürd örgütü hiç değildir.
Devletin, Kürd meselesini bastırmak, tasfiye etmek için kurduğu bir örgüttür.
Ben de 50 yıldır PKK’ya karşı savaşan, Onun eylemlerini teşhir eden, bu düşüncelerimi Mecliste “Faaili Meçhuller Komisyonunda” sözlü olarak saatlerce ifade eden, katlettiği 1500 kişilik Kürt Aydınları, siyasetçileri, dava insanlarına dair yazılı rapor veren, 12 Eylül Kasaplarının yargılanması sırasında PKK lideri Abdullah Öcalan ve PKK’nin 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Sömürgeci Darbeye yol açan eylemlerle, Kürd şehirlerinde yaptığı katliamlarla, Kürd Örgütlerinin yöneticilerini ölümüne karar veren kişi olarak Öcalan’ın, Kenan Evren ve arkadaşlarıyla birlikte yargılanmasını talep eden biri oldum.
PKK hakkında yazdığım binlerce makalem, televizyon programım var.
PKK değişik dönemlerde beni öldürmeye karar verdi. Bundan Türk Devlet Yetkililerinin bile haberi var. Türk Emniyet Yetkilileri değişik dönemlerde bana koruma verme teklifinde bulundular, kabul etmedim.
Şimdilerde de PKK’dan dolayı yargılanıyor ve cezalandırılmak isteniyorum.
En başta da ifade ettiğim gibi. KÜRD MİLLİ DAVA ADAMI OLARAK, HAYATI BOYUNCA PKK İLE MÜCADELE EDEN BİRİ OLMAMA RAĞMEN, PKK PROPAGANDASI İDDİASIYLA YARGILANMAM VE HAKKIMDA CEZA TALEBİNDE BULUNULMASI BANA HAKARET, BENİM MİLLİ KİMLİĞİME VE KİŞİSEL HAKLARIMA SALDIRIDIR.
Teknik olarak ifade edeyim ki, Cumhuriyet Savcısının, PKK Komplosu olan bir paylaşımdan yola çıkarak hakkımda dava açması ve cezalandırılmamı istemesi oldukça kolaycı ve hukuki olmayan bir yoldur.
Cumhuriyet Savcılarının görevi, kamusaldır. Lehte ve aleyhte olan delilleri, verileri, bilgileri toplaması gerekir. Bunun için de geçmişte olduğu gibi çok zaman harcamaya ve emek vermeye de ihtiyaç yok. Nasıl ki Twitterde PKK Komplosu ile ilgili bilgilere ulaşmışsa, benin facebook sayfamda ve Twitter sayfamda, ayrıca Geogle girip ismimi yazmış olsaydı, benimle ilgili bilgilenmiş olurdu.
Okuyup ve incelediklerinden benim PKK propagandası yapmayacağımı rahatlıkla tespit eder, önünüze yalan iddiaya dayalı bu iddianame ile gelmezdi.
Cumhuriyet Savcısının iddianame tanzim edip mahkemeye sunmasını bir eksiklik olarak anlayabilir, anlayışla karşılaya bilirdik. Daha sonraki aşamada, esas hakkındaki mütalaasını vermeden önce bunu yapardı. O zaman yine benimle ilgili gerçeğe, benimle PKK arasındaki ilişkiyi anlaması, kavraması, tanımlaması olanaklı olur, sonuç olarak da aydınlanmış olurdu. Bu hukuki garabete teslim olmazdı. Hukukçuluk onur ve davranışı zedelemezdi.
Cumhuriyet Savcısının bunu yapmamasını; hukukla, adaletli ve vicdani düşünceyle ve iyi niyetlikle izah etmek olanaklı değildir.
Bir hukukçu olarak, Cumhuriyet Savcısının bu davranışına üzülmekle kalmadım, kamu adına, hukuk, adalet adına hicap duydum, dehşete de kapıldım.
Cumhuriyet Savcısı bu ifade ettiğim değerlerle hareket etmediğine göre, hangi saik ve niyetle hareket etiğinin araştırılması da başlı başına önemli sosyo psikolojik, Kürdlere dostça bir yaklaşıma sahip olup olmadığı açısından da önemli bir olay olduğunu düşünüyorum..
Bu inceleme sonucunda, Cumhuriyet Savcısı için çıkacak sonuçta hiç de olumlu olmaz.
Mahkemeniz, Cumhuriyet Savcısını içine düştüğü durumdan kurtarmak için, benimle ilgili araştırma ve tevsiki tahkikat talebini önemser mi, O da sizin takdirinize kalmış bir vakıadır.
Cumhuriyet Savcısının, Türk, Kürd ve Dünya kamuoyunda bilinen kişilik özelliğimden koparak bir sonuca da varmış. Bu sağlıklı bir hukuk mantığı ve felsefesine de tekabül etmez. Biliniyor ki, hem hukuki bağlamda ve hem de bilimsel bağlamlarda parçalı bakışa yol açan bilgi ve belgeler, büyük yanılgılara yol açar. İnsanın yanlış yollara sapmasına yol açar. Mahkemelerinde yanlış karar vermesine temel oluşturur.
Cumhuriyet Savcısı da bu tuzağa düşerek, yanılgılı bir bakış açısını, belge yorumlamasını mahkemenizin huzuruna getirmiştir.
Bu yaklaşım ve konumlanmanın adaletsizliğe yol açacağı mutlaktır.
Cumhuriyet Savcısı lehte ve aleyhteki tüm belge ve bilgileri toplamak zorundadır.
HANGİ DÖNEMDE, HANGİ HUKUKİ VE SİYASİ KÖRLÜKLE DAVA AÇILMIŞ VE HAKKIMDA CEZA İSTENİYOR?
Cumhuriyet Savcısı, Devletin Öcalan’la/PKK ile içli-dışlı ve kuzu sarması olduğu, Devletle Öcalan’ın birlikte Kürd milletine ve Kürd milli haklarına karşı çalıştıkları ve savaştıkları bir dönemde dava açılıyor, hakkımda ceza talep ediliyor.
Öcalan’a “bebek katili” diyen Devletin Vesayet Adamı Kürd karşıtı ve ırkçı Bahçeli’nin bu tutumundan vazgeçerek, Öcalan’a “sayın” ve “kurucu önder” diye paye verdiği, Öcalan’ın Meclise gelip DEM Grup Toplantısında konuşma yapmasını savunduğu dönemde, hakkımda PKK propagandasından dolayı ceza isteniyor.
PKK’lı milletvekillerine devlet yetkililerinin, Türk siyasi partilerinin kırmızı halı serdikleri bir dönemde hakkımda dava açılıyor ve cezalandırılmam isteniyor.
Devletin, Kandildeki PKK ile ortak çalışmasının tezahür olan, PKK sorumlusu Duran Kalkan’ın AK Parti ve MHP’den yani hükümetten, PKK’ya karşı olan, Devlet-Bahçeli Öcalan’ın 27 Şubat 2025 Ortak Kürt Karşıtı Manifestosunu eleştiren Kürd milliyetçileri, Kürd Dava İnsanları ve tüm Kürd vatanseverleri hakkında gerekli işlemlerin, yani tutuklama ve yargılanmaların yapılmasını istediği bir zamanda hakkımda dava açılıyor, cezalandırılmak isteniyorum.
CUMHURİYET SAVCISI, MAHKEMENİZİN VE TÜM TÜRK DEVLET YETKİLİLERİNİN BİLMESİ GEREKİR Kİ, EĞER BEN PKK’LI OLSAYDIM ŞU AN PKK ADINA MECLİSTE OLANLARDAN DAHA FAZLA MİLLETVEKİLLİĞİ HAKKINI KAZANIRDIM. BEN ÖYLE KUKLA MİLLETVEKİLLERİ GİBİ DE OLMAZDIM. BUNU TÜRK DEVLETİ ÇOK İYİ BİLİR.
BENİM SECEREME BAKILIRSA BUNUN NE ANLAMA GELDİĞİ ANLAŞILIR.
PKK, devlet tarafından, Kürdistan milli hareketinin İkinci ve Üçüncü Bahar dönemindeki gelişmelerini, devleti değişime zorlayacak gelişmeleri engellemek için projelendirdi, PKK ile Kürdistan Milli Hareketine karşı vekalet savaşını sürdürdü..
Ben de o Bahar Hareketlerinin çalışanı, savunucu, planlayıcı, önderlerinden biriydim.
ONUN İÇİN HERKESİN, HER TÜRK DEVLET KURUMLARININ, YETKİLİLERİN AKLINI BAŞINA ALMASI GEREKİR. Komplolarla, kendi aparatlarının ve vekalet savaşçıları PKK ile bizi terbiye etmeye kalkmasın.
Onun için Cumhuriyet Savcısı, aklımızla dalga geçmesin. Onun ceza tehditleri de beni de, tüm Kürd vatanseverlerini de korkutamaz.
SONUÇ YERİNE…
Bütün anlattıklarımdan anlaşılmış olmalı ki, hakkımdaki soruşturma sonucu açılmış olan dava, gerçeklere dayalı ve hukuki bir dava değildir.
Hakkımda açılmış olan dava, Yıllardır Cumhuriyet Savcılarının; PKK muhalifleri, PKK tehdidi ve PKK’nın ölüm kararlarıyla karşı karşıya olan, Kürt milli hakları için mücadele eden ve çalışma yürüten Kürt siyasetçilerini, aydınlarını PKK propagandası yapma iddiasıyla açtıkları onur kırıcı, pozitivist hukuk ilkeleriyle ilgisi olmayan davaların tekrarı niteliğinde bir davadır.
Cumhuriyet Savcısı, PKK’ya karşı on yıllardır mücadele eden biri olarak kamuoyunca da PKK’ya yaman muhalif karakteriyle bilinen ve tanınan biri olarak cezalandırılmamı istenmesi yerinde ve hukuki değildir; benim kişiliğe karşı açılmış bir savaştır..
Kürd millet karşıtlığına da tekabül eder.
Bu nedenle, mahkemenizin bu dosyayı yok sayma sonucunaa varması gerektiğini düşünüyorum.
Diyarbakır, 3 Haziran 2025