DİCLE KAYNAĞI GAZETESİ VE KÜRDLERİN İLK PROTESTOLARI

Celâl Temel

 Celal Temel

“SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ SESLER” YAZI DİZİSİ HAKKINDA BİR AÇIKLAMA

      Bilindiği gibi, Dersim direnişi sonrasında, 1938 yılından itibaren Türkiye Kürdleri, yaklaşık yirmi yıllık bir suskunluk-sessizlik dönemine girdiler. Bu sessizlik döneminde de bazı küçük sesler duyuldu. İşte bu yazı serisinde, bu küçük seslerden söz ediyoruz.

    1-) Sessizliğin İçindeki Sesler, 1.Yazı:

         DİCLE TALEBE YURDU (Geçen hafta yayımlandı.)

    2-) Sessizliğin İçindeki Sesler, 2.Yazı:

         DİCLE KAYNAĞI GAZETESİ VE KÜRDLERİN İLK PROTESTOLARI (Bugünkü yazı)

    3-) Sessizliğin İçindeki Sesler, 3.Yazı:

         MUSA ANTER’İN YAŞAMINDA “DİCLE” (Gelecek hafta yayımlanacak. 28.2.2026)

    4-) Sessizliğin İçindeki Sesler, 4.Yazı:

         MUSTAFA REMZİ BUCAK (Sonraki hafta yayımlanacak. 7.3.2026)

    5-) Sessizliğin İçindeki Sesler, 5.Yazı:

        YENİDEN UYANIŞIN ÖNCÜSÜ 49’LAR (Daha sonraki hafta yayımlanacak. 14.3.2026)

      SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ SESLER, 2.YAZI:

     DİCLE KAYNAĞI GAZETESİ VE KÜRDLERİN İLK PROTESTOLARI

      Önceki yazımızda, Türkiye Kürdlerinin, 1938-1958 yılları arasındaki yirmi yılda, mücadelede bir suskunluk-sessizlik dönemi yaşadığını, 1940’ların başında açılan Dicle Talebe Yurdu’nun bu sessizliği bozan ilk ve en önemli ses olduğunu anlatmıştık. Bu yazımızda, Dicle Talebe Yurdu’nun öğrencileri ve Musa Anter’in sorumluluğunda 1948-1949 yıllarında İstanbul’da yayımlanan, dönemin ilk yayın organı Dicle Kaynağı gazetesini ve gazetenin yarattığı sesi anlatacağız.

      A-) DİCLE KAYNAĞI GAZETESİ

          Dicle Talebe Yurdu öğrencileri ve Şeyhmus Elmas’ın (Musa Anter) girişimiyle, 1948 yılında İstanbul’da haftalık olarak yayına başlayan Dicle Kaynağı gazetesi, aynı zamanda, Cumhuriyet döneminde Kürdler adına çıkarılan ilk yayın organıdır ve çok az biliniyor. Musa Anter, Dicle Yurdu’ndan Diyarbakırlı Hüseyin Dikici ve Talat Saygın ile Bitlisli Veli Dolu (Kasımoğlu) ile görüşüp, Dicle Kaynağı gazetesini çıkartmaya karar verdiklerini ve ilk sayısının 11 Temmuz 1948 tarihinde yayımlandığını yazıyor.[1]

      Gazetenin başlığında, “Haftalık müstakil siyasi gazete / Her şey halk için”, “Sahibi Hüseyin Dikici ve Şeyhmus Elmas (Musa Anter)” ve “Fiyatı 10 kuruş” yazıyor. Sorumlu müdür Talat Saygın. Tarık Ziya Ekinci, gazete idarehanesinin Çemberlitaş’ta bir işhanının küçük bir odasında olduğunu ve Musa Anter’in elle dizgi yaptığını belirtiyor.[2] Gazete, o dönemde İstanbul Üniversitesi’ndeki Kürd öğrencilerinin toplanma yerlerinden biriydi.

       Dr. Şivan (Sait Kırmızıtoprak), bu gazete ile ilgili olarak şöyle diyor: “1948 yılı temmuz ayında bazı üniversiteli Kürd öğrencileri ve Kürd aydınları, Musa Anter’in (Şeyhmus Elmas) çıkarttığı, haftalık olarak yayımlanan Dicle Kaynağı dergisi etrafında toplanmışlardı ve kanunlar çerçevesinde, imkanlarına göre Doğu meselesinde mücadele verip fikirlerini paylaşıyorlardı.” [3]

       Haftalık gazetede Musa Anter’den başka, Muhammed Mihri Hilav, Abdürrahim Rahmi Hakkâri, Mustafa Remzi Bucak gibi dönemin önemli Kürd entelektüelleri yazıyorlardı. Osmanlının son dönemindeki önemli Kürd aydınlarından olan, hukukçu Prof. Dr. Muhammed Mihri Hilav’ın[4] gazetede yazması, okumuş Kürdler arasında büyük ilgi görüyordu. Gazetenin, Suriye Kürdistanı’ndaki Kürd aydınlarıyla ilişkileri sıcaktı. Gazetede, Suriye’de yaşayan ve solcu olarak bilinen Cegerxwîn, Qedrî Can, Hêjar ve Osman Sabri gibi Kürd şairlerinin şiirleri yayımlanıyordu. Bu sıralarda, Musa Anter, Nuri Dersimi, Dr. Nafiz gibi Kürd aydınlarıyla da ilişki içindeydi. 

      Gazetenin Bazı Özellikleri    

      Dört sayfalık gazetede, yukarıda isimlerini verdiklerimizin dışında kendi ismiyle veya müstear isimlerle yazanlar vardı. Örneğin 3 Mart 1949 tarihli 28. sayıda, Musa Anter’in, “M. Anter”, “Anter” ve “Rahşan” (M. Anter’in o zaman bir yaşında olan kızının adı) imzalarıyla üç ayrı yazısı var.

      17 Mart 1949 tarihli 30. sayıda, Dicle Talebe Yurdu Başkanı, Av. Mustafa Remzi Bucak’ın yazdığı yazı, manşetten “Şark illerini kalkındırmak için toprak reformu da lazımdır!” şeklinde verilmiştir. Bu sayıda, Dr. Karahan (Doç. Abdülkadir Karahan olabilir. CT) imzalı Dicle Talebe Yurdu’nun 10. Kuruluş yıldönümüyle ilgili bir yazı ve “Doğunun Bahtı” başlıklı, A. Şirvani imzalı yazılar da vardır.

      Bu sayıda (30), gazetenin sağ üst köşesinde, “21 Mart, DİCLE GECESİ, giriş serbesttir, müzik, şiir, ikram” yazıyor. 2 Mart 1939, Dicle Talebe Yurdu’nun kuruluş tarihi ve 1949 yılı kuruluşunun 10.yılıdır. Dolaysıyla yurdun kuruluş yıldönümü ve Newroz, “Dicle Gecesi” adıyla aynı günde, 21 Mart 1949 tarihinde kutlanmıştır.

      Gazetenin, 11 Temmuz 1948’den o yılın sonuna kadar 18 sayı, 1949 yılının başından 17 Mart tarihine kadar 12 olmak üzere, 30 sayı yayımlandığını biliyoruz. Bu sürede yaklaşık 35 hafta olduğuna göre, birkaç istisnayla haftalık olarak ve perşembe günleri yayınlanmıştır. Gazetenin 1949 yılı sonuna kadar 10 sayı daha yayımlanıp kapandığı anlaşılıyor.

       Gazetenin tirajı iki bini geçiyordu. O günkü koşullarda haftalık bir gazete için bu yüksek bir tirajdı. Her hafta gazetenin çıkması sabırsızlıkla bekleniyordu. Gazete İstanbul’da basılsa da ağırlıklı olarak Kürdistan’da dağıtılıyordu. Diyarbakır’da satıcı çocukların dağıttığı gazete adeta kapışılıyordu.[5] Dicle Kaynağı gazetesi, Türkiye Kürdlerinin cumhuriyetin kuruluşundan sonraki ilk yayınıdır ve sonraki süreçte Kürd uyanışında önemli etki yapmıştır.

       Gazetenin Politikası

       Musa Anter ve Dr. Tarık Ziya Ekinci, gazetenin, CHP’ye karşı yeni kurulan DP’nin yanında yer aldığını, Kürdlerin DP’ye yönelmesinde, gazetenin büyük etki yaptığını belirtiyorlar. 24 Ağustos 1948 tarihli sayısında şöyle deniyor: “Bugün çok şükür memleket ufuklarında demokrasi güneşinin nur saçmağa başladığını memnuniyetle görüyoruz ve diyoruz ki; artık memleket dertlerini terennüm ettik diye hıyanetle suçlandırılmayacağız belki, evet belki merhametli bir insan bulup bu dertlerimizin çarelerine tevessülünü istirham edebileceğiz” [6]

      Elbette Kürdlerin gazeteye ilgi göstermesinin esas nedeni, yıllardır suskun kalan Kürdlerin sesi olmasıydı. Daha ilk sayısında, asimilasyon politikalarını eleştirmekle herkesin dikkatini çekti.

      Musa Anter şöyle yazıyor: Dicle Kaynağı; Zilan Soykırımı, Şeyh Said, Ağrı, Sason, Dêrsim, Karaköprü ve Özalp (Otuz Üçler) olaylarını ilk defa yüzeye çıkardı. Ayrıca, Kürdlere yapılan sayısız sürgün ve diğer soykırımları günışığına çıkardık. Burada Ahmed Arif arkadaşımın ‘Otuzüç Kurşun’ şiirinin bizim bu yayınımız sonrası yazılmış olduğunu belirteyim. Böylece bu, Ahmed Arif'in insanın iliklerine işleyen şiir ustalığı sayesinde abideleşmiş oldu.”[7]

      Gazetenin, beş yıl önce 1943 yılında Van-Özalp’ta 32 (33) Kürd köylüsünün öldürülmesi olayını deşifre etmesi, büyük yankı uyandırdı. 30 Kasım 1948 tarihli sayısında, “Özalp’ta 33 Vatandaş Kurşuna mı Dizilmiş?” manşetiyle yayımlandı ve olayın sorumlusunun Orgeneral Mustafa Muğlalı[8] olduğu belirtildi.

       Bu haber üzerine hem dönemin hükümeti hem yeni kurulan muhalefet partisi Demokrat Parti (DP) konuyla ilgilenmeye başladılar. 3 Aralık 1948’de, DP’nin ikinci adamı Adnan Menderes ve iki arkadaşı, meclis başkanlığına, konuyla ilgili bir önerge verdiler.[9] Dicle Kaynağı gazetesi, 16 Aralık 1948 tarihli sayısında yine 33 köylünün katledildiği “Van-Özalp” olayını manşetten verdi, İçişleri Bakanı’nın konuyla ilgili açıklamasının yeterli olmadığını belirtti. Gazetenin 20 Ocak 1949 tarihli sayısında da aynı konu vardı.

       Özalp olayının sorumlusu Mustafa Muğlalı, 1 Eylül 1949’da tutuklandı, ceza aldı. Özalp ve Siverek Karaköprü olayları, ellili yılların başında Diyarbakır DP milletvekilleri Mustafa Remzi Bucak, Mustafa Ekinci ve Yusuf Azizoğlu tarafından meclise getirilip tartışılırken Mustafa Muğlalı 11 Aralık 1951 tarihinde öldü. 

       Gazetenin Kürdlerle ilgili konuları gündemine alması, desteğini aldığı iktidar adayı DP’yi de iktidar CHP’yi de rahatsız etti. Gazete 1949 yılı sonlarında yayınına son vermek zorunda kaldı. Musa Anter, Dicle Kaynağı gazetesinden sonra İstanbul’da, Kemal Sülker’le birlikle 31 Ocak 1950 tarihinde Şark Mecmuası adlı aylık dergiyi çıkartmaya başladı. İlk sayısında İnsan Hakları Beyannamesi ve Kürdlerin bundan yararlanmaları üzerinde duruldu. Bu dergi de iki sayı yayımlandıktan sonra kapandı.      

      Musa Anter İstanbul’da bir matbaa aldığı hâlde, yayın yapmayı sürdüremedi. Karşısına çeşitli engeller çıkartıldı. Bundan sonra, İstanbul’dan ayrılıp Nusaybin’deki köyüne taşındı. Daha sonra da Diyarbakır’a geçip otelcilik, ilaç dağıtımı işi ve yine gazetecilik-yazarlık yaptı. 1954 yılında Nejat Cemiloğlu’yla beraber daha önce faaliyet gösteren Şark Postası gazetesini çıkarttı ve 1958 yılında İleri Yurt gazetesi (Kımıl şiirinin yayımlandığı gazete) dönemi başladı ve 49’lar Davası’na giden süreç yaşandı…     

       B-) “HASSO-MEMO” MESELESİ VE DİCLE KAYNAĞI GAZETESİ’NDE KUZEY KÜRDLERİNİN İLK PROTESTO EYLEMLERİ

      Çok partili seçimlere geçildiği o günlerde, 1949 yılı ocak ayında, CHP Sinop Milletvekili Cevdet Kerim İncedayı[10], Aydın Halkevi’nde yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu: “Ben bu bölgelere gittiğimde, birtakım kimselerle tercümanla konuşabildim. Onları şimdi serbest bırakırsak oylarını ya Hasso'ya ya Memo'ya verirler. Büyük Millet Meclisi'ne Hassoların Memoların dolmasına vicdanınız razı olur mu?”[11]

       Bunun üzerine İstanbul Üniversitesi’nde okuyan Kürd gençleri, gazetenin Çemberlitaş’taki bürosuna gidip C. Kerim İncedayı’yı protesto eden bir açıklama yaptılar. Açıklama, 10 Şubat 1949’de Dicle Kaynağı gazetesinde yayımlandı. Öğrenciler, aynı gün yakında bulunan Babıali’deki Vatan ve Hürriyet gazetelerine de ziyaret ettiler. Ankara’daki Kürd üniversite gençliği de bu protestoya katıldı.[12]  

        Takip eden günlerde Diyarbakır’da, C. Kerim İncedayı’yı protesto eden bir miting de düzenlenmiş.[13] Mitinge çevre il ve ilçelerden büyük katılım olduğu belirtiliyor. Bu olayın tepkileri haftalarca sürdü ve gazetede yer aldı. O güne kadar sessiz kalan Kürd halkı ses vermeye başlamıştı. Bu protestolarla ilgili haber, Dicle Kaynağı gazetesinde “Biz Hasso ve Memoların çocukları olmakla iftihar ediyoruz.” şeklinde yayımlandı.[14]

       Dicle Kaynağı gazetesinde konuyla ilgili olarak, “HASSO-MEMO DERTLEŞİYOR” başlığı ve “ÂMEDΔ imzasıyla aşağıdaki şiir yayımlandı:

       “HASSO:

       Ne zaman programlar Şark’ı ihya edecek

       Bizleri küçük gören şu memurlar gidecek.

       Ne gün hatalarımız suç sayılmayacak

       Hasso-Memo adları kinle anılmayacak.

       Bunca dert yandık, Hükûmet olmadı yar

       Bu cennet diyarımız aksine doldu mezar.

       MEMO:

       Bu gidişle bizleri bir avuç su boğacak

       Bazı ‘satılmışlar’a, üstelik gün doğacak.

       Bunları yenmek için nemiz varsa satalım

       Avare çocukları çalışıp, okutalım.

       Çünkü ümidimiz okuyan gençlerdedir

       Onlar ki düşünürler bizleri senelerdir.”[15]

       1959 yılında 49’lar tutuklamaları öncesinde, CHP Niğde milletvekili Asım Eren’in, o sıralarda meydana gelen Kerkük olayları dolaysıyla, Kürdler için bil misil (kısasa kısas) istemesi, İstanbul’daki 102 üniversiteli genç tarafından protesto edilmiş, çeşitli yerlere telgraflar çekilmişti. Bu eylem, genellikle Kürd gençlerinin ilk protestosu olarak bilinir. Oysa görüldüğü gibi, tam on yıl önce, 1949 yılında benzer şekilde Cevdet Kerim Karadayı’yı protesto eylemleri gerçekleşmiştir.

       Ellili yıllarda bu konu hep Kürd gençleri arasında tepki gösterilen bir durumdu. “Hasso, Memo” herkesin dilindeydi. Konuyla ilgili yukarıdakine benzer sayısız şiir ve yazı yayımlandı. Bu protesto ve Diyarbakır’da düzenlendiği bilinen miting hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Belki Dicle Kaynağı gazetesinin tüm sayılarına ulaşabilirsek konuyu daha detaylı öğrenmiş oluruz…[16]

      /CT/

 

[1]  Musa Anter, Hatıralarım, Aram Yayınları, 2011, s. 118

[2]  Tarık Ziya Ekinci, Lice’den Paris’e Anılarım, İletişim Yayınları, 2010, s. 248

[3]  Dr. Şivan (Dr. S. A.), Kürt Millet Hareketleri ve Irak’ta KÜRDİSTAN İHTİLALI, s. 106 (Aktaran: Malmîsanij & Mahmûd Levendî, ROJNAMEGERİYA KURDÎ, Özge Yayınları, s.99)

[4]  Muhammed Mihri Hilav (1885-1957): Doğu Kürdistan’ın Sinê şehrinde doğdu. Gençlik yıllarında İstanbul’a geldi. Musa Anter’in kayın babası Abdürrahim Rahmî Hakkârî’nin (1890-1958) ile yakın dosttular. İkisi de 1918 yılında kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti üyesiydi. M.Mihri Hilav, Marksist Felsefeci Selahattin Hilav’ın babasıdır.

[5]  T. Z. Ekinci, age, s. 249

[6]  Bilal Nergiz, Türkiye’de 1945-1960 Arası Doğu Meselesi, 16. Sosyal Bilimler Kongresi, 27.11.2019

[7]  Anter, age, s. 118

[8]  Mustafa Muğlalı (1882-1951), 1943 yılında, Van- Özalp’ta, 33 (32) Kürd köylüsünün katledilmesi emrini veren 3.Ordu Müfettişi, Orgeneral.

[9]   TBMM Tutanak Dergisi, 14.Cilt, 8.Dönem, 3.Toplantı, s. 7-8

[10]  Cevdet Kerim İncedayı (1893-1951): 1935-1951 yılları arasında beş dönem Sinop milletvekilliği yaptı. 1940-1941 döneminde Ulaştırma, 1946-1947’de de Bayındırlık Bakanlığı yaptı.

[11]  Alper Serat Aslandaş-Baskın Bıçakçı, Popüler Siyasi Deyimler Sözlüğü, İletişim Yayınları, 1995, s. 100 ve Sinop Tarihi Şahsiyetleri, İdeal Kültür Yayıncılık, 2024, s. 405

[12]  Bilal Nergiz, Cumhuriyet Sonrası Kürt Gençliğinin Eğitiminde Dicle Talebe Yurdu’nun Yeri, Toplumsal Tarih dergisi, Temmuz 2021, Dipnot: 37 ve Bilal Nergiz, Türkiye’de 1945-1960 Arası Doğu Meselesi, 16. Sosyal Bilimler Kongresi, 27.11.2019, Dipnot: 45

[13]  ÖNEMLİ NOT: Önemli gördüğümüz bu miting hakkında fazla bilgi sahibi değiliz. O dönemden yaşayan fazla kimse de kalmadı. Hakkında, doğrudan veya dolaylı bilgisi olanlara duyurulur.

[14]  Nergiz, yukarıdaki iki yazı ve aynı yerler.

[15]  Bu şiir, 1 Ekim 1962 tarihli Dicle-Fırat dergisinin 1. sayısında da yayımlanıştır.

[16]  2. ÖNEMLİ NOT: Dicle Kaynağı gazetesi, 1948-1950 yıllarında, Dicle Talebe Yurdu’nda kalan Kürd gençleri tarafından çıkartılıyordu. Şeyhmus Elmas (Musa Anter) yönetiminde 40 sayı yayımlandığını biliyoruz. Gazetenin sayılarını bulabilecek dostlardan yardım bekliyoruz.