Demirtaş ne yapmak istiyor

Diyar Budak

 Mayıs ayında yapılan iki ayrı seçimin tek kaybeden tarafın seçime girdiği adı ile  Yeşil Sol Parti ve aynı zamanda  HDP’ye destek veren taraftır . Kürt siyasetinde en etkin olan bu anlayış, seçim  sürecinde eş başkanlarının yaptıkları kasıtlı ve  yanlış stratejiler sonucu destekledikleri muhalefet ile beraber bir yenilgi  yaşadılar. Birçok  Kürt siyasetçinin uyarı ve söylemelerine rağmen, en doğru politika yaptığını söyleyen eş başkanlar “iradeleri” dahilinde  “üst” emir ile şartsız desteklerini  kendilerine esirgemekten çekinmediler.

Her zaman arkalarında giden kitleyi “sürü” gördükleri için bu defa da bir engel olmayacağını düşünüyor olmalıydılar.

Şimdiye kadar sorunsuz giden süreç, bundan  böyle de el mahkum gidecekti. Kürt halkının sırtında vekilliği garantiye aldıktan sonra  daha da cömert davranarak ”koltuk ve kariyer” talebimiz yok diyerek sömürgeci partilere karşılıksız destek sunmak oldukça kendi  ahlaki değerlerine uygun  olmalıydı. Daha önce çözüm süreci sonrası egoları şişen yöneticilerin patavatsızca söylemleri aynen devam etti. Eskiden   “gelir çaylarını içer giderler” deyimi biraz daha ileri giderek yerini“İmralı’nın kilidini kıracağız” teranesine bıraktı.Umudu ve  beklentiyi  yukarı çıkarıp sonradan, bataktan çıkmak hali. 30 koca yıl hapis yatmış bir insanı tahliye olduktan sonra kapıda zafer zılgıtları ile karşılamak gibi.

Başkasının bedeli üstünde yaşamak, vekil olmak ve  konuşmak kolay olmalı.

Anlaşılan karar vericiler, içerde bulan binlerce Kürt tutuklu, ekonomik sıkıntılar, kayyumlar,işğal  operasyonları gündemlerinde fazla yer bulmuş değil.  Çabaların hedefine  “şerefli” birer vekil  olma yolunu seçmiş olmalarıdır.. Bu vekillerden birkaçı hariç adlarını veya  süreçte aktif hallerini bilen var mı?

Türkan Elçi gibilerini bile CHP kaptırarak, hem  kendi oylardan bir düşüş,hem de yıllar önce kovulan bu ideolojiyi halkımızla tekrar buluşturmak.

 HDP,Yeşil Sol Parti (YSP) olarak, Türkçü, Kemalist sola ve devlet partilerine  ilkesiz ve teslimiyetçi bir anlayışla  destek sunmaları bunun sonucudur.   (Biz solun rengini  kırmızı bilirdik bunlar yeşil diye değiştirdiler)

Bu şaşırmışlık hali, iktidar erkini elinde bulunduran partiye kazandırdı.  Ve giderek PKK’nin  dağda yaptıkları destek açıklaması, HDP ile aynı tonda olması muhalefetten ziyade,  iktidar partisine kazanç sağlamıştır. Muhalefet  bu iktidarın değiştirme gücünün olmadığını görmekte ve giderek  Erdoğan’ın sağlık koşullarının kötüye gitmesini umarak, Allah’tan medet ummaktalar.

Seçim sürecinde yürütülen milliyetçilik ve Kürt düşmanlığı, faşizme rahmet okutarak  ultra faşist bir dalganın serpilip azmasına neden olmuş ve ”Halklar, Kardeşlik, Türkiyelileşme” anlayışına  bir darbe  olmuştur. Bu eski söylemlerle devam etmeleri halinde, CHP ile birleşme ve ortak olmaları mümkündür. Gelinen bu kötü durum  “Türkiyeleşme” sonucu olduğuna inananlardanım.

HDP’nin yeni olacak olan  kongresinde, PKK ile aralarına mesafe koymaz ve bir kopuş yaşanmazsa   kitlesel parti olma özelliğini kaybedecektir. PKKînin yürüttüğü mücadelenin halka verdiği büyük zararı görmezden gelerek, legal ve sivil siyasete  zarar vermektedir. Silahlı mücadele süresiz bir şekilde bırakılmalı ve HDP üzerindeki egemenlik hükmünden vaz geçmelidir.

 HDP nin hanımefendi ve beyefendi yöneticileri: Bu halkın, bedel ödeyerek yarattığı  değerleri ve krediyi iyi çarçur ettiniz..Kürt halkının dinamik enerjisini, ölüm yaşına gelmiş seroklarınıza ve ucube teorileriniz için heba etmekten ar duymadınız.

Şimdi bu eksiklikleri gidermek için yeni  bir fırsat ile karşı karşıyasınız.

 HDP olarak, Kürdistani tüm güçlere kapısını açarak bu girdaptan kurtulabilirsiniz. Aksi takdirde sizinde yolunuz parti mezarlıklarına gider.

Tüm legal ulusal güçlerin ortak bir HDP anlayışında birleşerek halkımızın  geleceği koruma altına alınmalıdır.

 Umarım “koltuk ve kariyer hesabından uzak” davranmak sadece bu dava ve bu yol için doğrudur.

Aksi takdirde HDP içindeki bu zararlı zihniyete karşı çakmak, çözülme ve ayrılıklara destek vermek gerekliliktir..

 HDP deki yöneticiler,  tabanının verdiği destek  sayesinde istedikleri gibi demokrasi oyunu oynamaktadırlar. Çeyrek asırdır Türkiye Cumhuriyetine  vekillik yapanlar, demokrasinin tehlike de olduğunu söyleyerek ulusal haklarımız gölgelenmekte bunların  gaspına zemin hazırlamaktadırlar.Her dönem belediye başkanı,yada vekil olan bazı siyaset “ağalarının” halkımıza verecekleri bir katkıları yoktur.

Kemalistler T.Cumhuriyetini kurtarmak  için son şans derlerken,bunlarda kurdi taleplerimizden uzak, Türk demokrasisini kurtarmak telaşındalar.

Oysa ki mevcut Türkiye seçmen nüfusuna göre daha az olan Kürt  varlığımızla  dengeleri  değiştiremeyiz. Sonuçta görüleceği gibi, haksız ve milliyetçi çoğunluğun oyları ile dikta rejimi kurumsallaşmaya doğru yol almaktadır.

İlk defa kilit duruma gelen HDP de bu pozisyonu da  boşa çıkardı.

Hanımefendi ve beyefendiler,

 HDPînin  son dönemdeki amaç ve hedeflerini şöyle ü özetlemek mümkündür.  -Öncelikli olarak toplumda sesi ve varlığı olmayan bir takım  bireyleri

 meclise vekil olarak getirmek ve daha sonrası onların  partileşmelerine  yardımcı olmak.

-Kürt halkının menfaatlerini İmralı’ya feda ederek,çözümün adresini her fırsatta orayı göstermek.

-Kürt  değerlerden uzak,ulusal bir ittifakın kurulması önünde engel oluşturmak.

-Seçime öncesi oluşan  Kürt Özgürlük İrtifakı değerlerine sahip çıkmamak.

 PSK’nin de  talepleri olan “federasyon,anadilde eğitim ve anayasal hakların garantiye alınması”gibi talepleri dillendirmemek.

- Bu talepleri savunanları liste dışı bırakarak onları itibarsızlaştırmak

 Bu seçilen adayların belirlenmesi konusunda bile  kendi kuralına uygun davrandıkları söylenemez. Türkiye işçi partisi’nin  sekter tutumuna teslim olan bu anlayışın, TİP’in kazandığı 4 vekil karşılığında YSP ise 10 vekilden fazla  bir kayıpları olmuştur. Toto oynayanlar bile  bir koyup iki alma amacı güderler. Anlaşılan “koltuk ve kariyerden” uzak olduklarını söyleyenler  istatistik ve Matematik biliminden de uzaktırlar. 

 Seçim yenilgisini sadece TİP’in bu  ayrılıkçı tavrı ile izah etmek elbette yetersiz ve doğru değildir.

Türkçe dışında dil bilmeyen vekiller, Kürt illerinde sadece Kürtçe bilen halkın karşısına asimilasyoncu  dilleri ile çıkıp oy istemişlerdir.

Böylesine  acayiplik ve tuhaf bir senaryo dünyanın hiçbir yerinde yoktur, olamaz da.

Arapça bilmeyen bir İsrail vekilin Filistinlilerden  İbranice konuşarak oy istemesi gibi.

 Bu işini bilmez yöneticilerin elinde  oyuncağa dönen halkımız, oyları ile sömürgecilerin dilini ve  anlayışını taşıyan  vekil efendiler seçmişlerdir.

Bu  zihniyetten  olan vekillerin yarı yarıya  mevcudiyetleri bulunmaktadır.

 Kendi akraba ve taraftarının seçmen olarak olabileceği düşünülerek yaşadıkları şehirlerde aday gösterilmeleri uygunken,  oy endeksi bile  düşünülmeden, Kürt illerinde vekil olarak göstermelerinin altında bir hesap olmalıdır.

Ayrıca bu adayların nereden, nasıl hangi kriter ölçü alınarak  seçildikleri ise  bir  kozmik sır gibidir.

Yüze yakın vekil beklentileri hüsranla sonlanınca, yenilgiyi kabul etmeyerek  samimi olmayan bir tarzda“oy olarak geriye düştüğümüz görülmektedir” “etkisiz hale gelmek” gibi  muğlak ifadeler durum değerlendirmesi yapılmıştır.

Bu telafi yöntemi ve aldatmacalı ifadenin de bir faydası olmamıştır.  Aynı manipülasyon devlet içinde geçerlidir. Katliam ve öldürmeleri ,“etkisiz hale getirildi ” veya “imha edildi”  gibi sunmaktadırlar.

 Bazen kurbanın, katilini  kopya etmesi, aynı dili ve taktiği benimsemesi mümkündür.   

 Cumhur seçimi  döneminde, başta bazı Kürt aydınları olmak birçok kurum    hedef ve seçeneği doğru göstererek,HDP’ye   kendi  adayınız olmalı çağrısı yapılmıştı. Ancak bu durum  HDP  tarafından hiç duyulmadı.Aynı tavır ve anlayışta  bulunan eski yöneticileri S. Demirtaş’ın da önerileri  önemsenmediği görülmektedir..

Bu durumu kamuoyuna duyurulması sonrası,istifa ve yönetim değişikliği beklentisi hızlanarak bir değişime gidilecek gibi görünmektedir.Ancak umut var  olmak için bir neden yoktur..

Demirtaş’ın halkından özür dilemesi, hatalarını görmesi erdemliliktir.

Söylemlerinde eksiklikte  olsa da  doğruları önemsenmelidir.

Bağlı bulunduğu siyasi çevrelerin kendisine yaptıkları adaletsizce bir hakaret  zulüm ve  ötekileştirmektir. Tc devleti onu hukuksuz bir şekilde hapiste rehin tutmaktadır. Bu bir halkın kendisine ve  temsilcine yapılan büyük bir eziyettir. Başta Kandil olmak üzere,  bazı parti yöneticilerinin tutarsız söylem ve tavırları devletin hukuksuzluğunu aratmayacak  düzeydedir.  6—7 milyon oy almış bir partinin eş başkanına “Küstahlık yapma otur oturduğun yerde” diyen Kandilin şefi diğer yanda  “Seloya idam” diyerek bağıran güruhun arasında bir zihinsel birlik veya “akraba bağı” olmalıdır.

“Benim de annem Türk’tür, hizmete hazırım” demesi halinde, her Kürdün iyi  yönündeki  beklentisini boşa çıkarırdı.

 Demirtaş'ın ise kendisine idam isteyen güruha verdiği “siz ceketimi bile asamazsınız” demesi bir cesaret ve dik duruşu temsil ettiği bilinmelidir. 

Tüm tutukluların serbest bırakılması için ortak mücadele zamanıdır. Son AHIM kararı,sivil gösteriler ve tepkiler  için iyi bir zemin teşkil etmektedir.

 Hiç kimse bizden bazı HDP iller gibi, derenin taşıyla  Demirtaş’ı vuracağımızı beklemesin.

12 Haziran 2023

Diyar Budak/ Londra