DDKO kurucularından Ali Beyköylü hayatını kaybetti

Kürtlerin bilinen simalarından, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki ilk legal Kürt örgütlenmesi olan Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın (DDKO) kurucularından Ali Beyköylü, Erzurum’da hayata gözlerini yumdu.

2015 yılında geçirdiği ameliyat sonrasında bir dönem hastanede yatan Beyköylü, geçtiğimiz akşam geçirdiği rahatsızlık sonrasında Erzurum'da hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedaviye alınmıştı.

Ali Beyköylü kimdir?

Erzurum’dan okumak üzere Ankara’ya geçen Beyköylü, Erzurum’un tanınmış bir ailesinin mensubuydu. O yıllarda varlıklı aileler genellikle devletle karşı karşıya gelmeyi pek tercih etmezken, Beyköylü yaşamı boyunca devletle hiç uzlaşmadı. O yıllarda çok daha zor olmasına rağmen, Kürtlerin özgürlüğüne ilişkin görüşlerini her yerde dillendirdi.

Beyköylü’nün Ankara’da katıldığı ilk eylemlerden biri ırkçı Ötüken dergisine karşı yapılan imza kampanyası ve miting çalışmasıydı. Başarılı bir kampanya ile Ötüken’in Kürtlere karşı tutumunu teşhir etmek için yola çıkan Beyköylü, sonraki yıllarda Nihal Atsız’ın Kürtleri aşağılayan yazılarına karşı yapılan eylemleri örgütledi.

1960’lı yıllarda metropollere okumak için giden Kürt gençlerinin birçoğu TİP ve FKF gibi sol örgütler içinde yer alıyordu. Ali Beyköylü bu örgütlerle ilişkisini hep sürdürdü, hayata soldan bakmaktan vazgeçmedi. Ancak sonradan anlaşıldı ki Beyköylü daha o yıllarda kurulan, adı pek bilinmeyen Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin (Komela Azadîxwazên Kurdistan - KAK) kurucularından biri olarak mücadelesini illegal zeminde sürdürüyor. Ali Beyköylü daha sonra Kürt hareketinin 1960’lı yılların sonuna doğru kurulan ilk legal Kürt örgütlenmesi olan DDKO’nun kuruluşunda da yer aldı. Beyköylü, DDKO’nun Kürt halkı arasında yaygınlaşması için yoğun çaba harcadı.

Beyköylü 12 Mart 1971 darbesinden sonra DDKO kuruculuğu ve aktif bir üyesi olması suçlamasıyla tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi’ne konuldu. Dönemin sıkıyönetim mahkemelerinde Kürtlerin varlığı ve kimliğini savunan etkin bir siyasi savunma yaptı. 1974 yılında ilan edilen genel af sonrasında cezaevinden çıkan Beyköylü, aynı yıllarda kurulan Komal Yayınevi’nin kuruluşunda yer aldı. Bu yayınevinin kuruluşunu sağlayan Rızgari hareketinin aktif bir savunucusu oldu.

Beyköylü, 12 Eylül’den sonra da mücadeleden vazgeçmedi. HEP ve DEP’in kuruluşuna katılan, bu alanda yürütülen mücadeleye ciddi katkılar sunan aktif isimlerden biri oldu. 1990’larda Türkiye’de Kürt ismiyle kurulan ilk vakfın, Kürt Kültür ve Araştırma Vakfı’nın (KÜRT-KAV) kuruluşunda yer aldı. Bir dönem HAK-PAR’da çalışan Beyköylü, daha sonra TEV-KURD’un kuruluşunda yer alarak bu oluşuma katkı sundu.

Tüm hayatını okuyarak geçiren Beyköylü, yaşamının son yıllarında ani bir karar alarak Erzurum’a geri döndü ve açtığı kitap evinde özellikle gençlere ve çocuklara okumayı sevdirmeye çabaladı. Erzurum’da ırkçı çevrelerin çokça tehdidine maruz kalmasına rağmen kitap evinde okurlara hizmeti bırakmayan Beyköylü, kitap evinin bir köşesini kütüphane yaparak gençlere ve çocuklara ayırdı. Beyköylü, 2015 yılında boğazından ameliyat olmak için İstanbul’a geldi. Uzun dönem tedavi gördükten sonra Erzurum’a geri dönen Beyköylü, eşini de geçtiğimiz yıllarda kaybetmişti.

 
 
 
 

KÜRDİSTAN Haberleri

Özçelik Rûdaw'a konuştu
PAK'tan 21 Şubat mesajı: Kürtçe bilmeyenler için başlangıç olsun
PDK Bakur: Yurtsever Demokrat adayları destekliyoruz
Merve Demirel suç duyurusunda bulundu
Van'da çocuklara işkence skandalı