Ramazan Yavuz
Üniversite yönetimi, 600 yataklı hastanenin neden pazarlıkla ihale edildiğini ve aynı kentteki şehir hastanesinden daha yüksek görünen metrekare maliyetini de açıklamadı. Törenlerde “tarihî proje” olarak anlatan yönetim, kamu adına hesap sorulduğunda kapı duvar oldu.
Dicle Üniversitesi yönetiminin petrol sahası ve 600 yataklı yeni hastane projesine ilişkin tartışmalı işlemleri hakkındaki soru işaretleri giderek büyüyor.
Tigris Haber’in 25 Ağustos’ta “Dicle’nin petrolünde pazarlık gölgesi” başlığıyla kamuoyuna duyurduğu haber; üniversite yerleşkesindeki 45 bin 794 metrekarelik alanın pazarlık yöntemiyle, KDV hariç yıllık 750 bin lira karşılığında ve 10 yıllığına SANKO Holding’e bağlı PETAR Doğalgaz ve Petrol Arama Sanayi Ticaret AŞ’ye kiralandığını ortaya koydu.
Aynı dosyada, üniversitenin “yüzde 3 gelir payı” olarak duyurduğu oranın brüt petrol geliri içindeki gerçek karşılığının yaklaşık yüzde 1,875’e kadar düştüğü; petrol üretimine ilişkin açıklamalarda ise günlük 900, 150 ve yaklaşık 89 varile karşılık gelen üç farklı rakam bulunduğu belirlendi. Petrol sahasının pazarlıkla kiralanması, üniversite yönetiminin 600 yataklı hastane yapımında da aynı yöntemi tercih ettiğini yeniden gündeme getirdi.
Tigris Haber, bütün bu konularda cevap hakkı kapsamında Dicle Üniversitesi Rektörlüğü’ne ayrıntılı sorular yöneltti. Ancak bu takip haberinin hazırlandığı saate kadar üniversite yönetiminden herhangi bir yanıt gelmedi. Törenlerde konuşan, milyon dolarlık yatırım rakamları açıklayan ve projeleri “tarihî adım” olarak duyuran üniversite yönetimi; sözleşmeler, kira bedeli, ihale yöntemi, rezerv miktarı, üretim hesabı ve kamu yararı sorulduğunda sessizliği tercih etti.
TANITIM VAR, BELGE YOK
Dicle Üniversitesi yönetimi, PETAR ile yapılan anlaşmayı 28 Nisan 2026 tarihinde geniş katılımlı bir protokol töreniyle kamuoyuna duyurdu.
Rektör, rektör yardımcıları, genel sekreter, dekanlar ve daire başkanlarının katıldığı törende; altı sondaj kuyusu açılacağı, şirket tarafından yaklaşık 20 milyon dolarlık yatırım yapılacağı ve üniversitenin petrol üretiminden gelir elde edeceği açıklandı. Ancak kamuoyuna sunulan parlak tanıtım tablosunun arkasındaki sözleşme ve ihale belgeleri açıklanmadı.
Üniversite yönetimi şu ana kadar;
● PETAR ile imzalanan sözleşmenin tamamını,
● Taşınmaz değerleme raporunu,
● İhale komisyonu kararını,
● Pazarlık görüşmelerinin tutanaklarını,
● Davet edilen şirketlerin listesini,
● Sunulan teklifleri,
● PETAR’ın petrol ruhsatını ve ruhsat haritasını,
● Bağımsız rezerv raporunu,
● Kuyu testlerini,
● Ayrıntılı üretim programını,
● Çevresel güvence ve saha rehabilitasyon belgelerini
kamuoyuyla paylaşmadı.
Üniversite yönetimi, kendisine yöneltilen sorulara cevap vermeyerek bu belgelerin neden açıklanmadığına da herhangi bir gerekçe göstermedi.
45 BİN METREKARELİK PETROL SAHASINA AYLIK 62 BİN 500 LİRA
PETAR’a kiralanan alanın toplam büyüklüğü 45 bin 794,12 metrekareyi buluyor. Şirketin bu alan için ödeyeceği ilk yıl kirası ise KDV hariç 750 bin lira. Bu bedel aylık 62 bin 500 liraya karşılık geliyor. Alan büyüklüğü üzerinden hesaplandığında PETAR’ın ilk yıl ödeyeceği kira, metrekare başına aylık yaklaşık 1 lira 36 kuruşta kalıyor.
Burada tartışılan yalnızca boş bir arazinin kiralanması değil. Üzerinde sondaj kuyuları açılacak, petrol üretilecek ve şirketin ticari gelir elde edeceği stratejik bir kamu alanından söz ediliyor. Buna rağmen üniversite yönetimi, 750 bin liralık bedelin hangi değerleme raporuna, emsal araştırmasına ve ekonomik hesaba göre belirlendiğini açıklamadı. Petrol üretimi yapılacak bir kamu alanının metrekaresi aylık 1 lira 36 kuruşa kiralanırken üniversitenin çıkarlarının nasıl korunduğu sorusu cevapsız kaldı.
PETAR’ın bu şartlarla ne kadar ticari gelir elde edeceği hesaplanırken, üniversitenin neden böylesine düşük bir sabit kira bedeline razı olduğu anlatılmadı. Üniversite yönetiminin sessizliği, 750 bin liralık bedelin piyasa koşullarını ve kamu yararını karşılayıp karşılamadığı yönündeki kuşkuları daha da büyüttü.
“YÜZDE 3” DENİLDİ, BRÜT GELİRDE YÜZDE 1,875’E DÜŞTÜ
Üniversite yönetimi, kamuoyuna yaptığı ilk açıklamalarda petrol üretiminden yüzde 3 pay alınacağını öne çıkardı. Ancak payın hesaplama yöntemi incelendiğinde, üniversiteye verilecek tutarın brüt petrol gelirinin doğrudan yüzde 3’ü olmadığı ortaya çıktı. Öncelikle toplam gelirden yüzde 12,5 oranındaki devlet payı düşülecek. Ardından yüzde 25 işletme gideri çıkarılacak. Üniversite, ancak bu kesintilerden sonra kalan tutarın yüzde 3’ünü alabilecek.
Brüt petrol geliri 100 birim kabul edildiğinde üniversitenin payı yalnızca 1,875 birime karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle kamuoyuna “yüzde 3” olarak sunulan payın brüt gelir içindeki gerçek karşılığı yaklaşık yüzde 1,875’e kadar düşüyor. Üstelik yüzde 25 olarak kabul edilen işletme giderinin hangi kalemlerden oluşacağı da açıklanmış değil.
Şirketin hangi harcamaları işletme gideri olarak gösterebileceği, bu harcamaların üst sınırının bulunup bulunmadığı, üniversitenin şirket hesaplarını inceleyip inceleyemeyeceği ve giderlerin bağımsız denetime tabi tutulup tutulmayacağı bilinmiyor.
Üretim miktarını hangi sayaçların ölçeceği, petrolün hangi fiyat üzerinden satılmış kabul edileceği, kalite ve taşıma kesintilerinin nasıl hesaplanacağı ve üniversite payının hangi kur üzerinden ödeneceği de açıklanmadı. Üniversite yönetimine bütün bu sorular yöneltildi. Tek birine bile yanıt verilmedi.
PETROL HESABINDA ÜÇ AYRI ÜRETİM RAKAMI
Dicle Üniversitesi yönetiminin petrol üretimine ilişkin açıklamalarındaki çelişkiler de giderilmedi. İlk açıklamada, altı kuyunun her birinden günlük 150 varil petrol çıkarılacağı belirtildi. Bu hesap günlük toplam 900 varil, yıllık ise 328 bin 500 varil üretim anlamına geliyor.
Daha sonra yapılan açıklamada toplam günlük üretimin yaklaşık 150 varil olacağı ifade edildi. Aynı açıklamada yıllık üretim miktarı 32 bin 350 varil olarak verildi. Oysa günlük 150 varil üretimin yıllık karşılığı 54 bin 750 varildir. Yıllık 32 bin 350 varil ise günlük yaklaşık 89 varile karşılık geliyor.
Ortada birbirini tutmayan üç ayrı üretim rakamı bulunuyor:
Günlük 900 varil, günlük 150 varil ve yıllık rakam üzerinden günlük yaklaşık 89 varil. Üniversitenin milyonlarca dolarlık gelir hesabı ise bu rakamların en yükseği olan yıllık 328 bin 500 varillik üretim varsayımına dayanıyor.
Üretim günlük 150 varilde kalırsa açıklanan gelir önemli ölçüde azalacak. Yıllık üretim 32 bin 350 varil olursa üniversitenin tahmini geliri, kamuoyuna sunulan hesabın yaklaşık onda birine kadar gerileyecek. Böylesine açık bir hesap çelişkisine rağmen üniversite yönetimi, doğru üretim rakamının hangisi olduğunu açıklamadı. Rezervin ne kadar olduğu, ne kadarının ekonomik olarak üretilebileceği ve kuyuların kaç yıl üretim yapabileceği de kamuoyuna gösterilmedi.
ALTI KUYU AÇIKLANDI, SON ÇEVRE KARARI ÜÇ KUYUYU KAPSIYOR
Üniversite yönetiminin yaptığı resmî açıklamada, iki ayrı alanda üçer kuyu olmak üzere toplam altı sondaj kuyusu açılacağı duyuruldu. Ancak son çevresel değerlendirme kararı üç sondaj kuyusunu kapsıyor.
Açıklanan diğer üç kuyunun hangi çevresel izin kapsamında açılacağı, bu kuyular için ayrıca başvuru yapılıp yapılmadığı ve altı kuyunun tamamını kapsayan bütüncül bir çevre değerlendirmesinin bulunup bulunmadığı açıklanmadı.
Yerleşke içinde öğrenciler, çalışanlar, hastalar, üniversite hastaneleri, fakülteler ve yaşam alanları bulunmasına rağmen sondaj faaliyetinin yaratabileceği risklere ilişkin ayrıntılı bir izleme planı kamuoyuna sunulmadı.
Sondaj çamurlarının ve üretim atıklarının nereye taşınacağı, petrol sızıntısına nasıl müdahale edileceği, yangın ve gaz kaçağı riskine karşı hangi önlemlerin alınacağı, yeraltı sularının nasıl korunacağı ve faaliyet sona erdiğinde kuyuların kim tarafından kapatılacağı bilinmiyor.
Şirketten çevresel zarar ve saha rehabilitasyonu için ne kadar teminat alındığı da açıklanmış değil. Üniversite yönetimi, bütün bu sorular karşısında da sessiz kaldı.
PETAR GERÇEKTEN TEK RUHSAT SAHİBİ Mİ?
Kamuoyuna yansıyan açıklamalarda PETAR’ın bölgede arama ve işletme ruhsatına sahip tek şirket olduğu ileri sürülüyor. Ancak şirketin ruhsat numarası, ruhsat sahasının koordinatları ve bu ruhsatın üniversiteye ait 7567 ada 41 parseli kapsayıp kapsamadığı kamuoyuyla paylaşılmadı. Eğer PETAR gerçekten bu alanı kapsayan tek ruhsatın sahibiyse, üniversite yönetiminin öncelikle bunu belgeleriyle açıklaması gerekiyor.
Bu durumda da başka sorular gündeme geliyor:
Üniversite, karşısında tek ruhsat sahibi şirket varken kira ve gelir payı pazarlığında kamu yararını nasıl korudu?
Bağımsız bir değerleme yaptırıldı mı?
750 bin liralık sabit kira ve kesintiler sonrasındaki yüzde 3 pay yeterli bulunduysa bunun ekonomik gerekçesi nedir?
Şirketin ruhsat sahibi olması, üniversite arazisinin bu şartlarla 10 yıllığına kiralanmasını neden zorunlu hâle getirdi?
Üniversite yönetimi bu soruların da hiçbirine yanıt vermedi.
HASTANEDE DE AYNI YÖNTEM: PAZARLIK
Petrol sahasının pazarlık yöntemiyle kiralanması, Dicle Üniversitesi yönetiminin 600 yataklı yeni hastane projesinde izlediği yöntemi de yeniden gündeme getirdi.
Yaklaşık 105 bin metrekare büyüklüğündeki hastanenin yapım işi açık ihale yerine pazarlık yöntemiyle gerçekleştirildi.
İhaleye sekiz şirket davet edildi, yedi şirket teklif verdi. Yaklaşık maliyeti 6 milyar 827 milyon lira olarak belirlenen yapım işi, 6 milyar 547 milyon liraya Rönesans Grubu bünyesindeki şirkete verildi.
Sözleşme bedeli, yaklaşık maliyetin yalnızca yüzde 4,1 altında kaldı.
Üniversitenin resmî yatırım programındaki toplam proje tutarı ise 8 milyar 200 milyon liraya ulaşıyor.
Üniversite yönetimi; böylesine büyük bir hastane yatırımının neden bütün şirketlerin katılımına açık bir yöntemle değil de davet esaslı pazarlık yöntemiyle gerçekleştirildiğini açıklamadı.
Davet edilen sekiz şirketin hangi ölçütlerle seçildiği, başka yeterli şirketlerin neden sürece alınmadığı ve yüzde 4,1 düzeyinde kalan fiyat farkının gerçek bir rekabet oluşturup oluşturmadığı soruları da yanıtsız bırakıldı.
AYNI KENTTEKİ HASTANEDEN YÜZDE 55 DAHA YÜKSEK GÖRÜNÜYOR
2026 yılı yatırım programı verileri üzerinden yapılan karşılaştırma, Dicle Üniversitesi Hastanesi ile aynı kentte yapımı süren Kayapınar Şehir Hastanesi arasında dikkat çekici bir maliyet farkı bulunduğunu gösteriyor.
Dicle Üniversitesi Hastanesi, 600 yataklı, 105 bin metrekarelik ve toplam 8 milyar 200 milyon liralık bir proje olarak yatırım programında yer alıyor. Kayapınar Şehir Hastanesi ise bin yataklı, 265 bin 82 metrekarelik ve toplam 13 milyar 332 milyon liralık bir proje olarak gösteriliyor.
Bu rakamlara göre Dicle Üniversitesi Hastanesi’nin metrekare başına toplam proje tutarı yaklaşık 78 bin 95 liraya ulaşıyor. Kayapınar Şehir Hastanesi’nde ise metrekare başına yaklaşık 50 bin 294 lira düşüyor.
Resmî yatırım programı rakamları üzerinden Dicle Üniversitesi Hastanesi’nin metrekare maliyeti yaklaşık yüzde 55 daha yüksek görünüyor. Elbette iki hastanenin teknik özellikleri, tıbbi donanımları ve proje kapsamları arasında farklılıklar bulunabilir. Ancak bu farkın hangi teknik ve mali kalemlerden kaynaklandığını açıklama yükümlülüğü üniversite yönetimine aittir. Üniversite yönetimi, maliyet kalemlerini ve karşılaştırılabilir proje kapsamını kamuoyuna açıklamak yerine bu soruyu da yanıtsız bıraktı.
TÖRENE GELİNCE KAPILAR AÇIK, HESABA GELİNCE KAPI DUVAR
Petrol sahasıyla hastane ihalesini birleştiren temel nokta artık açık biçimde görülüyor.
Üniversite yönetimi, milyarlarca liralık hastane yapımında pazarlık yöntemini tercih etti.
Aynı yönetim, yerleşkedeki petrol sahasını kiralarken de pazarlık yöntemini kullandı.
Hastane ihalesinde şirketler davetle belirlendi. Petrol ihalesinde ise PETAR dışında kaç şirketin sürece katıldığı dahi açıklanmadı.
Hastanenin resmî yatırım programındaki metrekare maliyeti aynı kentteki şehir hastanesinden daha yüksek görünüyor. Petrol sahasında ise 45 bin 794 metrekarelik alan için ilk yıl yalnızca 750 bin lira sabit kira belirlendi.
Bir tarafta yüksek kamu harcaması, diğer tarafta düşük kamu geliri tartışması bulunuyor. Her iki dosyanın ortak noktasında ise aynı yöntem ve aynı sessizlik duruyor. Üniversite yönetimi, protokol törenleri düzenlemeyi ve “tarihî proje” açıklamaları yapmayı kamuoyuna hesap vermekle karıştırmamalıdır.
Tanıtım yapmak şeffaflık değildir.
Fotoğraf vermek hesap vermek değildir.
Milyon dolarlık tahminler açıklamak, sözleşmeleri ve ihale belgelerini saklı tutmanın gerekçesi olamaz.
DİCLE ÜNİVERSİTESİ KAMUOYUNA CEVAP VERMEK ZORUNDADIR
Dicle Üniversitesi herhangi bir özel şirket değildir.
Üniversitenin arazisi, bütçesi, hastanesi ve elde edeceği gelirler kamuya aittir. Üniversite adına karar veren yöneticiler de bu işlemleri kamuoyu denetiminden kaçırma hakkına sahip değildir.
Tigris Haber’in yönelttiği sorular bir gazetenin kişisel merakından ibaret değildir.
Bu sorular Diyarbakır halkının, üniversite öğrencilerinin, akademisyenlerin, sağlık çalışanlarının, hastaların ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını bilmek isteyen herkesin sorularıdır.
Dicle Üniversitesi yönetimi;
Petrol sözleşmesini, ihale dosyasını, değerleme raporunu, ruhsat haritasını, rezerv ve kuyu testlerini, üretim hesaplarını, çevresel güvence belgelerini, hastane ihalesinin yaklaşık maliyet dökümünü ve davet edilen şirketlerin belirlenme ölçütlerini açıklamalıdır.
Rektörlük, cevap vermeyerek bu dosyayı kapatamaz.
Sessizlik, ortadaki rakam çelişkilerini gidermiyor.
Sessizlik, 750 bin liralık kira bedelini açıklamıyor.
Sessizlik, yüzde 3 diye duyurulan payın neden brüt gelirde yüzde 1,875’e düştüğünü değiştirmiyor.
Sessizlik, hastane ihalesinin neden pazarlık yöntemiyle yapıldığını açıklamıyor.
Tam tersine, cevap verilmeyen her soru kamuoyunun kuşkularını daha da büyütüyor.
Dicle Üniversitesi yönetimi artık tanıtım cümlelerinin arkasına sığınmak yerine belgeleriyle konuşmalıdır. Çünkü mesele yalnızca kampüsten petrol çıkarılması ya da yeni bir hastane yapılması değildir.
Asıl mesele, milyarlarca liralık kamu kaynaklarının ve son derece değerli bir kamu arazisinin kimlere, hangi şartlarla ve hangi denetim altında kullandırıldığıdır.
Kamuoyu alkışlanacak törenler değil, açıklanacak hesaplar bekliyor.
CEVAP HAKKI NOTU
Bu haberde yer alan sorular cevap hakkı kapsamında Dicle Üniversitesi Rektörlüğü’ne iletilmiş; haberin hazırlandığı saate kadar herhangi bir yanıt verilmemiştir. PETAR yetkililerine ulaşma girişimlerinden de sonuç alınamamıştır. Üniversite yönetimi, PETAR ve hastane yapımını üstlenen şirket tarafından gönderilecek açıklamalara cevap hakkı kapsamında eksiksiz biçimde yer verilecektir.
Kaynak: Tigris Haber