Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kürt Politikası

Şaban Aslan

İSMET İNÖNÜ’NÜN KÜRT RAPORU

Yazar Emin Çölaşan “Raporun örneğini Saygı Öztürk’ten aldıktan iki gün sonra Uğur Mumcu bombalı saldırı sonucu öldürüldü” dedi ve bu trajik olayın  ayrıntısı nı da “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” kitabının önsözünde yazdı.

1935 yılında Atatürk’ün emriyle Doğu ve Güneydoğu illerini, ilçelerini adım adım dolaşan dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün hazırladığı “çok gizli” rapor, 72 yıl sonra gün ışığına çıktı. İnönü’nün raporu üzerine başlatılan Umumi Müfettişlik uygulamasının da en çarpıcı raporları bu kitapta yer alırken, Türkiye’nin bugün tartıştığı tüm konuların 72 yıl önceki sorunlarla aynı olduğu anlaşılıyor.. 

"Devletin Derinliklerinde”, “Kasadaki Dosyalar”, “Kırcı 5-6-2 Tamam Reis”, “Madalyalı Mahkum”, “Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü”  kitaplarının da yazarı olan Saygı Öztürk’ün,  Doğan Kitaptan çıkan “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu” kitabında Erzurum’dan Erzincan’a, Ağrı’dan Diyarbakır’a, Kars’tan Muş’a, Diyarbakır’dan Tunceli’ye, Van’dan Bitlis’e, devletin politikaları ilk kez bu kitapta ayrıntılarıyla açıklanıyor, 1935 yılı Türkiye’sinin ne durumda olduğu da gözler önüne seriliyor.  İsmet Paşa’nın ünlü raporunda hemen her il’le ilgili değerlendirmeler yer alıyor.

İşte rapordan bazı bölümler:

- Ağrı'da Kürtlerin medenileşip, sükunet bulmaları bile kardır. Karaköse, hükümete bağlı bir Kürt şehridir. Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan'ın kurulmasından korkarım.

- Iğdır'da Kürtlerin yerinden oynatılmasına ne lüzum, ne imkân vardır.

- Türklüğe hevesli bir Arap şehri olan Siirt'in doğuya naklini tercih ederim

- Van ve Erzincan'da acele olarak, Muş Ovası'nda tedricen ve Elazığ Ovası'nda kuvvetli Türk kitleleri vücuda getirmek zorundayız.

- Türklerle Kürtler aynı okulda okumalıdır. Bu Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.

- "Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır.

- "Düşman unsurlar içinde saldırgan olan teşkilat Kürt reisleri ve adamlarıdır. Fransız istihbarat zabitleri her istedikleri anda Kürt reislerini çeteler halinde memleketimize saldırtmağa muktedirdirler."

- "Mardin vilayetinden çıkarılacak Hıristiyan ve Arapların yerlerini Kürtler derhal dolduracaklardır. Bu hal bizim için pek zararlıdır.”

-"Siirt Türklüğe hevesli bir Arap şehridir. Hükümete yakın itaatkar halkı vardır. Havası gayet iyi olan Siirt susuz, pis bir trahom merkezidir. Siirt vilayetinde başlıca kuvvetimiz; idare merkezlerimiz, memurlarımız ve zabitlerimizdir. İdare merkezlerimiz çok kuvvetli olmalı. İcabında konulup kaldırılmak üzere özel adliye rejimi kurulmalıdır.

 

YUKARIDAKİ YAZI İSMET İNÖNÜ’N KÜRT RAPORUNDAN ALINAN BİR KESİNTİDİR

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

                                                                                   

Türkiye de Cumhuriyet ilan edildiği zaman tek parti sistemi vardı. Ancak bir grup milletvekilleri CHP’de istifa ederek 17 Kasım 1924’te Terakki Perver Cumhuriyet Fıkrası’ni kurdular. O günkü Türk diliyle (Fıkra) demek parti demek anlamına geliyordu. Partinin Genel Başkanlığına Kazım Karabekir getirildi. 8 Şubat 1925’te Dicle de bir provokasyon sonucunda Şeyh Said ayaklanması başladı.  O günün tanıkları defalarca Şeyh Said olayını bana anlattılar. TPCF nin programında yer alan “efkar ve itikadat-ı diniyiye hürmetkâr “ olduğunu belirten ifade nedeniyle, patinin gericiliği kışkırttığını ileri sürdü ve hükümetin gerekeni yapmasını istedi. Bunun üzerine 3 Haziran 1925 tarihinde hükümet, Tekrir-i Sükut kanununa dayanarak TPCF’yi kapattı. İstiklal mahkemelerinin hüküm sürdüğü yıllardır. İstiklal mahkemelerin verdikleri idam kararları listesi Mustafa Kemal’e gönderiliyordu. İstiklal mahkemeleriyle millete gözdağı veriliyordu.  

 

Şeyh Said herekti hızlı bir şekilde Kürdistan’a yayılırken 2 Mart 1925 tarihinde CHP grup toplantısı yaptı. Yapılan grup toplantısında, CHP milletvekilleri çok sert bir dille Başbakan Fethi Okyar’ı eleştiriyorlardı. Grup toplantısında sert eleştirilere cevap vermek için Başbakan Fethi Okyar söz alır. Parti grubunda şu konuşmayı yapar. “İsyana karşı aldığımız önlemler yeterlidir. Gereksiz şiddet önlemleriyle daha fazla ellerimi kana bulamak istemiyorum” der. Fethi Okyar tezini savunarak hükümet tarafından alınan önlemler yetersiz olmadığını anlatır. Grupta söz alan İsmet İnönü şöyle sözlerine başlıyor. Hiç zaman kayıp etmeden ayaklanmayı şiddetli bir şekilde bastırmak için hükümetin harekete geçmesini istiyordu. Parti grubunda Mustafa Kemal’in de yaptığı konuşmada, İsmet İnönü’nün yaptığı konuşmasının doğrultusundaydı. Aynı toplantıda Fethi Okyar Başbakanlıktan istifa eder. İsmet İnönü Başbakanlığa getirilir.  (*)    

 

 

Ebedi şef Mustafa Kemal öldükten sonra, İsmet İnönü Milli şef olarak CHP’nin başına geçti. İsmet İnönü de Mustafa Kemal gibi tek parti sistemiyle dipçik zoruyla milleti yönetti. Türkiye genelinde 63 ilden 55 ilde CHP’nin il örgütleri vardı. Doğubeyazit, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Hakkari, Mardin, Siirt ve Urfa da 1931 yılında bu illerde CHP örgütü yokken 1936’da da Bingöl, Bitlis, Dersi ve Van illeridir. O yıllarda Kürt coğrafyasında CHP örgütü yoktur.

CHP 1935’te parti programına aldığı dokuzuncu madde ile Türkçe konuşmayanları parti üyeliğine almıyorlardı.

CHP, Kürt coğrafyasında örgütlenemezken, Umumi Müfettişlikle Kürtleri yönettiler. Dört tane Umumu Müfettişlik kurdular. 1. Umumi Müfettişlik merkezi Diyarbakır olmak üzere kapsadığı iller: Diyarbakır, Mardin, Bitlis, Hâkkari, Muş, Siirt, Van ve Urfa illeri.

2. Umumi Müfettişlik merkezi Edirne olmak üzere kapsadığı iller: Çanakkele, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ.  Kürtlerin gözlerini boyamak için Edirne de, Umumu Müfettişlik kurdular. Başka hiçbir nedeni yoktur. Çünkü Kürtler gittiler, Çanakkele de öldüler 

3. Umumi Müfettişlik merkezi Erzurum olmak üzere, kapsadığı iller: Ağrı, Çoruh, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Kars, Rize ve Trabzon illeri.

4. Umumi Müfettişlik kapsadığı iller: Merkezi Elazığ olmak üzere kapsadığı iller. Elazığ, Bingöl ve Dersim illeridir. (**)

 

İkinci Dünya Savaşından sonra, Stalin, Boğazlarla ilgili olarak Ankara’ya nota vermesiyle, Türkiye’yi ABD’nin liderlik ettiği Batı Blokuna yakınlaştırdı.  Türkiye’nin Batı Blokuna yaklaşmasıyla, İsmet İnönü mecburiyet karşısında çok partili sisteme geçmek zorunda kaldı. 18 Temmuz 1945 tarihinde Milli Kalkınma Partisi kuruldu. Kurucuları Nuri Demirağ, Hüseyin Avni Ulaş ve Cevat Rıfat Atlihan’dır.  

7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Partisi kuruldu. İzmir milletvekili Celal Bayar, Aydım milletvekili Adnan Menderes, Mersin milletvekili Refik Koraltan ve Kars milletvekili Fuat Köprülü Demokrat Partisini kurdular. 21 Temmuz 1946’da ilk defa yapılan milletvekili seçimi bir baskın seçimiydi. DP Türkiye’nin genelin de örgütlenmemişti. İlk seçimde DP 62 milletvekili çıkardı. Seçimde, seçmen vatandaş açık oy kullanıyordu. Kullanılan oyların sayımı gizli yapılıyordu. Anti demokratik bir seçimdi. 16 Şubat 1950 de yürürlüğe giren seçim kanunuyla gizli oy açık tasnif getirildi. 14 Mayıs 1950 de yapılan milletvekili genel seçiminde CHP 69 milletvekili kazandı. DP 408 milletvekili kazandı. CHP’nin iktidarı kayıp etmekle, jandarmanın dipçiği vatandaşın üzerinden kalktı.  (***)

 

Çocuktum, o acılı günleri iyi hatırlıyorum. Jandarma köye geldiği zaman, yetişkin erkekler, jandarma korkusundan evlerin içine girip saklanıyorlardı. Kadınlar ve çocuklar dışarda kalıyordu. Jandarma köye geldiği zaman dışarda gördüğü kişileri istediği şekilde döverlerdi. Vatandaşın çoğu zaten Türkçe bilmiyordu. Türkçe bilseydi dahi gidip jandarmayı şikâyet edeceği yer yoktu.

 

İttihat ve Terakki II. Abdülhamit’i devirdiği zaman, ilk işleri İstanbul Gedik Paşa da, Kürt diliyle eğitim öğretim yapan ilkokulu kapattılar. İttihat ve Terakki içinde saygın yeri olan Said-i Kurdi, İttihat ve Terakkiden ayrılarak, Kürdistan Tali Cemiyeti Başkanı Seyit Abdülkadir’in yardımcısı oldu. İttihat ve Terakki’nin temeli ırkçılık üzerine kurulmuştu. İttihat ve Terkki’nin adamları gece Galata Köprüsünde Serbesti gazetesinin sorumlu Müdürü Hasan Fehmi’yi vurarak öldürdüler.

 

CHP demek İttihat ve Terakki demektir. Devletçilik, Halkçılık ve Milliyetçilik ilkeleri, İttihat ve Terakkinin ilkeleridir. Halen bu ilkeler CHP’nin parti programlarında var. CHP kurulduğu günden bugüne kadar Mustafa Kemal’in çizgisinden çıkmıyorlar. Dünyada bilim ve teknolojinin nasıl geliştiğini bir türlü görmüyorlar. Kendilerini yenilemeyen parti yöneticileri hiçbir zaman iktidara gelemezler.  CHP zihniyeti resmi ideolojinin esareti altında ezildiği için kendini yenileyemiyor.

Mustafa Kemal önce hazırlığını yaptı. İstediği kişilerin isim listesini hazırladı. O kişileri Ankara’ya çağırdı. Sen milletvekili oldun dedi. Seçim yapılmadan 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisini açtı. O günkü tarih 1920, bu günkü tarih 2018, aradaki fark 98 sene. Şimdi CHP’lilere soruyorum, Türkiye’de 1920 yılında 10 çocuğun doğduğunu kabul edelim. Şimdi bu 10 bin çocuktan acaba 50 kişi kalmış mı? Sağ kalanlar isterse bin kişi olsun. Sağ kalanların tümü 98 yaşında olan insanlardır. 98 yaşına gelen bir kişi veya birkaç kişi bir milleti yönetebilir mi? 98 yaşındaki bir kişi 2 yaşındaki bir çocuk kadar hareket edemediği gibi aklı dengesi bile sağlıklı çalışmıyor. “Kusuruma bakmayın bazı kişiler bu cümlemi ağır görebilirler. Bilim ve teknoloji hiçbir kişiyi dinlemediği gibi Peygamberi ve Allah’ı dinlemiyor.”

Bundan 80 sene önce ölmüş Mustafa Kemal’den, CHP’liler halen bir umut bekliyorlar. Sizler beklediğiniz umdu bulamadığınız gibi, iktidar olmayı da asla bulamazsınız. 

İktidarda olan AKP ve muhalefette olan MHP beraber oturarak aldıkları karar üzerine, Rojava’daki 450 bin nüfusu olan Kürt şehri Efrin’e savaş açma kararını aldılar. CHP Genel Başkanı Bay Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet partisinin lideri olarak savaşa karşı çıkması gerekirken AKP ve MHP’lilere yol göstererek, önce savaş uçaklarıyla Kürtleri vurun. Daha sonra her türlü savaş araç ve gereçleriyle Kürdistan topraklarına girin diye akıl hocalığını yaptı. 19 Ocak 2018 günü hafif bir çatışmayla işe başladılar. 20 Ocak 2018 günü, Kemal Kılçdaroğlu’nun isteğini yerine getirerek, Diyarbakır dan kalkan F 16 savaş uçakları, Efrin bölgesinde Kürtleri vurmaya başladılar.           

 

Cumhuriyetin kuruluşundan beri, Kürt korkusu var ve halen o korku devam ediyor. Bu korkudan kurtulmanın tek bir yolu var. Türkiye’ye demokrasi getirmek ve Kürtlere eşit vatandaşlık haklarını vernek.   

 

Dip not:  (*) Nutuk Kurtuluş yayınları Ankara 1987 cilt: 1 sayfa: 323

Dip not: (**) Cumhuriyet Halk Partisi Tarihi Dr. Hakkı Uyar Boyut Matbaacılık A. Ş. Kasım 1998 İstanbul

Dip not: (***) Cumhuriyet Halk Partisi Tarihi  Dr. Hakkı Uyar Boyut Matbaacılık A. Ş. Kasım 1998 İstanbul