Gülsen Solaker
TBMM'de kurulan Milli Birlik ve Kardeşlik Komisyonu’nun hazırlığında sona gelinen ortak raporuna ilişkin ayrıntılar netleşmeye başladı.
Ortak raporu yazan koordinatörler Pazartesi günü bir kez daha toplanarak metne son şeklini verdi. Raporun bu hafta ortasında toplanacak olan komisyonda ele alınarak oylanması bekleniyor.
DW Türkçe'nin edindiği bilgiye göre, toplam 60 sayfadan oluşması beklenen taslak raporun esas içeriği ilk 37 sayfada yer alırken, devam eden bölümlerde komisyonun çalışma süreci, dinlenen isimler ve partilerin sunduğu raporlar gibi teknik bilgiler bulunuyor.
Raporun ilk beş bölümü, sürecin başlangıcından bugüne uzanan kronolojik bir çerçeve sunuyor. Bu bölümlerde "Kürt" sözcüğü "Türk-Kürt kardeşliği" ifadesi içinde birkaç kez geçerken, raporun genelinde "Kürt meselesi ya da sorunu" tanımı kullanılmıyor.
Taslak raporu gören milletvekillerinin değerlendirmelerine göre sorunun kök nedenlerine ilişkin herhangi bir tespit ya da değerlendirme de yer almıyor.
Buna karşılık metinde "terör", "terörist", "terör örgütü" ifadelerinin yoğun biçimde tekrarlandığı, "Terörsüz Türkiye", "terörün bitirilmesi", "terörün tahribatı" gibi vurguların öne çıktığı belirtiliyor.
Kuruluş süreci, hedefler ve kardeşlik anlatısı
Raporun birinci bölümünde komisyonun kuruluşuna giden süreç ayrıntılı şekilde anlatılıyor.
Ahlat–Malazgirt programı, 30 Ağustos törenleri, Meclis açılışında Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşması ve devam eden süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları bu çerçevede aktarılıyor. Bu bölümde ayrıca komisyonun çalışma prensipleri ve ilkeleri yer alıyor.
İkinci bölümde komisyonun temel hedefleri sıralanıyor. Bu kapsamda "Terörsüz Türkiye" başlığı öne çıkarken, "Demokrasinin Güçlenmesi", "Kalkınma ve Ekonomik Refah Artışı" gibi hedefler de bu bölümde yer buluyor.
Üçüncü bölümde ise Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve "kardeşlik hukuku" anlatısı öne çıkıyor.
Dördüncü bölüm, komisyonun dinlemelerine ilişkin analizleri içeriyor. Dinlenen kişilerin mutabakat alanları, partilerin ortak yaklaşımları ve görüşlerin kesiştiği noktalar bu bölümde derleniyor.
Beşinci bölümde ise örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakma süreci ele alınıyor.
Silah bırakma şartı ve yürütmenin belirleyici rolü
Edinilen bilgiye göre, taslak raporda yapılması öngörülen yasal düzenlemeler, PKK’nın silah bırakmasının pratikte kesinleşmesi ve bunun tespit edilmesi şartına bağlanıyor.
Bu arada komisyona üye partiler arasında silah bırakma ile yasal düzenlemelerin karşılıklı ilerlemesi konusunda mutabakat sağlandığı aktarılıyor.
Taslakta yapılacak düzenlemelerin neredeyse tamamının yürütme organının kararına bırakıldığını belirten bazı kaynaklar, sürecin takibi için de yürütme tarafından özel bir görevlendirme yapılmasının ve bunun müstakil, geçici bir yasal düzenleme ile tanımlanmasının önerildiğini belirtiyor.
Yasadan yararlanacak kişiler için yapılacak düzenlemelerin "cezasızlık" ya da "af" algısı yaratmaması amacıyla adli bir işlem öngörüldüğü de raporda yer alıyor.
En kritik bölümler: Yasal düzenlemeler ve demokratikleşme önerileri
Raporun en önemli kısmını oluşturan Altıncı ve Yedinci bölümler, sürece ilişkin somut öneriler içeriyor.
Altıncı bölümde, sürece dair yasal düzenleme önerileri sıralanıyor. Örgütün silah bırakması, örgüt üyelerinin durumu, toplumsal bütünleşme, izleme ve raporlama mekanizmaları bu bölümde ele alınıyor. Ayrıca süreçte görev alanlara yasal güvence sağlanması öneriliyor.
Yedinci bölüm ise demokratikleşme önerilerine ayrılmış durumda. Bu bölümde AİHM ve AYM kararlarına uyulması, infaz eşitliği, düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın hürriyetinin güçlendirilmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşleri önündeki engellerin kaldırılması, şiddet içermeyen eylemlerin terör tanımı içine sokulmaması gibi başlıklar yer alıyor.
AİHM ve AYM kararlarına vurgu yapılmasına PKK lideri Abdullah Öcalan için istenilen "umut hakkı" açısından yer veriliyor.
Edinilen bilgiye göre ana dil ve eşit vatandaşlık konularına doğrudan girilmese de "doğuştan gelen haklar" ifadesi üzerinden mevzuattaki engellerin iyileştirici düzenlemelerle ele alınması öneriliyor. Terörle Mücadele Kanunu'nun belirleyici tanım üzerinden yeniden düzenlenmesi, Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu için ortak mutabakatla değişiklik yapılması da taslakta yer alan öneriler arasında.
Kayyum uygulamasına ilişkin doğrudan engelleyici bir hüküm bulunmazken, görevden alınma durumunda belediye başkanının belediye meclisi tarafından seçilmesi öneriliyor.
Raporun sonunda ise iki sayfalık bir "sonuç ve değerlendirme" kısmı bulunuyor.
DW Türkçe