Cenevre görüşmeleri: Uzmanlara göre ABD stratejisi İranlıları şaşırtmak

.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan ikinci tur dolaylı görüşmelerde tarafların “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağladığını açıkladı. Yaklaşık dört saat süren temaslarda uranyum zenginleştirme sınırları, denetimler ve yaptırımların kaldırılması başlıkları ele alındı.

Arakçi, bunun nihai bir anlaşma anlamına gelmediğini ve önemli görüş ayrılıklarının sürdüğünü vurguladı. Görüşmeler, daha önce Umman’da yapılan temasların devamı niteliğinde gerçekleşti.

Diplomasi Sürerken Askeri Sinyaller

Müzakereler devam ederken İran, Hürmüz Boğazı’nda gerçek mühimmatlı tatbikat düzenledi ve olası bir saldırıya karşı misilleme tehdidinde bulundu. ABD ise bölgedeki askeri varlığını güçlendirdi ve caydırıcı mesajlarını sürdürdü.

Bu süreç, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu Washington’da ağırlamasından birkaç gün sonra yaşandı. Görüşmeden somut operasyonel karar çıkmazken, analistler toplantının stratejik belirsizlik üretme amacı taşıdığını belirtiyor.

“Amaç İran’ı Şaşırtmak”

Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü ve Misgav Enstitüsü araştırmacısı Kobi Michael’a göre Trump ve Netanyahu bilinçli olarak net mesaj vermekten kaçındı.

Michael, “Amaç İranlıları şaşırtmak ve iki lider arasında görüş ayrılığı olup olmadığını ya da hangi kararın alınacağını anlamalarını engellemekti” dedi. Ona göre bu yaklaşım, doğrudan karar almaktan ziyade “zorlayıcı diplomasi” stratejisinin parçası.

Michael ayrıca, müzakerelerin çökmesi halinde ABD’nin saldırı düzenlememesi durumunda İsrail’in tek başına harekete geçmek zorunda kalabileceğini, bu nedenle Netanyahu’nun hem savunma hem de saldırı senaryolarına hazırlık için zaman kazanmaya çalıştığını ifade etti.

“Fotoğraf Fırsatı” Yorumu

ABD’li siyasi analist Steven Terner ise Trump–Netanyahu görüşmesini daha çok iç politikaya yönelik bir “fotoğraf fırsatı” olarak değerlendirdi. Terner’e göre iki lider de kamuoyunda siyasi meşruiyetlerini güçlendirme amacı güttü.

Terner, yaptırımların geçmişte İran’ı müzakere masasına getirdiğini ve bunun 2015 tarihli Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA) anlaşmasına yol açtığını hatırlattı. Ancak bu anlaşmanın terk edilerek “maksimum baskı” politikasına geçilmesinin uzun vadeli bir hedef içermediğini savundu.

Masadaki Olası Formüller

Michael’a göre ABD’nin masaya koyduğu olası formüller arasında İran’ın balistik füzelerinin menzilinin 1000 kilometreyle sınırlandırılması ve uranyum zenginleştirme oranının en fazla yüzde 3,67’de tutulması yer alıyor. Ayrıca zenginleştirilmiş uranyum stokunun İran dışına çıkarılması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesi öneriliyor.

Ancak Michael, İran yönetiminin bu şartları kabul etme ihtimalinin düşük olduğunu ve askeri seçeneğin daha olası göründüğünü dile getirdi.

Diplomasi mi, Çatışma mı?

Cenevre’deki “yol gösterici ilkeler” tarafların bir çerçeveye yaklaştığını gösterse de askeri hareketlilik ve karşılıklı tehditler sürecin kırılganlığını ortaya koyuyor.

Önümüzdeki tur görüşmeler, diplomasinin kalıcı bir anlaşmaya evrilip evrilmeyeceğini ya da bunun yalnızca olası bir çatışma öncesi geçici bir duraklama olup olmadığını belirleyecek.

Kurdistan Haberleri

SAMER araştırması: Anadilde eğitim talebi yüzde 98,7'ye yükseldi
Suriye Hükümeti ve Özerk Yönetim heyetleri Haseke’de bir araya geldi
Uluslararası Kızılhaç Komitesi: Halep’teki kayıpların akıbeti için çalışıyoruz
Abbas Arakçi: Olası anlaşma metni için temel ilkelerde uzlaşı sağlandı
Erbil’de ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın heykeli dikilecek