Başlık yazmak hemde her Konu ve Makaleye

.

Hüseyin Şahin

Değerli okurlar,

Bu yazımı da başlıksız bırakmadım. Her konuya başlık uydurabilmek sanıldığı kadar kolay değildir. Bazen deveye hendek atlatmak daha da kolaydır. Filmlere, Roman, Hikaye, Araştırma yazılarına hatta savaşlara bile Hendek, Deve, Sakarya, Çanakkale, Dumlupınar, Fırat kalkanı, Şafak harekatı, Havuç, Muz savaşları gibi...

Farklı bir yazıyla yine sizlerleyim. Tatil biteli üç hafta oldu. Kızım yarın yeni bir okulun üçüncü sınıfına başlayacak. O anaokuluna (yuvaya) ilk başladığında duygu ve düşüncelerimi 6 sene evvel Denge Kurdistan sitesinde dile getirmiş ve şöyle demiştim: “ Bugün kızımız yuvaya başladı, gerisini ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Duyguluyum ve bu nedenle de hislerimi bu satırlarla dile getiriyorum. Bugün kızımızı kendi ellerimizle yuvaya yolladık. Bununla birlikte yeni bir yaşam ve kavgaya ilk adımını atmış olacak. Yarın okul ve iş hayatı ve sonrasında ise, sürerse kimi gelenek ve töreler, kapımızı farklı ırk, renk ve kültürlerden genç bir delikanlı el öpmek için çalacak. Gerçi bizler de diğerlerimiz gibi, başka anne ve babaların ellerini öpmüştük. İş başa gelince çekilir. Sonrasında da hepimiz gibi, kızım da kendi yuvasını kurarak aile sahibi olacak çoluk, çocuğa karışacak......“.

Işık mı yoksa Füze mi dersiniz çok hızlı gelişme ve dönüşümlerin olduğu bir çağda yaşıyoruz. Son 20 yılda bilim ve teknik alanında baş döndürücü gelişmeler yaşandı. Her günümüzü yeni bir gelişmeyle karşılıyoruz. 30 yıl evvel her evde telefon bulunmazken, şimdi her çocuk sayısına göre bir cep telefonu mevcut. Dünya, tekniğin gelişmesi ile birlikte alabildiğine küçüldü, seyehat etmek yaygınlaştı. Uçak biletlerinin düşmesi ile birlikte hem yollar kısaldı hem de aynı gün içerisinde bir kaç noktaya uçabilmek mümkün hale gelebildi. Yerküremizdeki gelişmelerden her an haberdar olabiliyor, gerektiğinde WhatsApp, Viber üzerinde en ücra köşedeki bir kişiyle görüntülü bir şekilde ilişki kurabiliyoruz. Bilgi yükleme bankaları çoğaldı, her konu hakkında bilgilenmek bir tuşu tıklamakla mümkün. Eşek ölüsü ağırlığındaki TV' ler şimdi bir karton ağırlığında. İnsansız uçaklar ve taşıtlar geliştirildi, robotlar insanlara alternatif olarak geliştiriliyor. Rüzgar ve Güneşten enerji elde edebilmek, gerektiğinde kendi enerjini kendi üretebilme konumuna gelebilmek birey yaşamında yeni bir dönem. İnternet üzerinde oyunlara bağımlılık artıkça, evin yolunu şaşıranlar çoğalmaya başladı. İnternetlerde yaygın bir şekilde oynanan şiddet oyunlarını, İŞİD denilen çapulcu sürüleri genelde Ortadoğu’da özelde ise Kurdistan’da pratik yaparak hayata geçirdiler. Uydu ve dinleme tekniği ile her kişiyi izleyebilmek rutin bir hale geldi. Sanal alemde gezintilerle hem tuzaklar çoğaldı hem de yapay ilişkiler gelişti. Burnuna, memesine, göbeğine kanca takanlar, vücudun envayi çeşit yerlerine dövme yapanlar çoğalmaya, şekil değiştirmeye başladılar. Ayakkabı, elbise, don, atlet, çorap, saat, cep telefonuyla markacı takılan yeni yetmeler. Vücut geliştikçe kafaları küçülen, kendisiyle alabildiğine meşgul olan nesiller yetişmekte. Birçok konuya kapalı ve duyarsız. Bakkalda bir ekmeği getirmeyi bile büyük bir yük ve işmiş gibi görüp yapmayan, ret eden bir nesil. Merhaba dendiğinde ters anlayan, kaşının altında göz var dediğinde tetikte her an patlamaya hazır ve de aynı zamanda davranış ve psikolojisi hassaslaşan bir gençlik.

Yeni ve gelecek nesiller için endişeliyim. Genelleştirmesek dahi şimdiki nesillerde yetişme ve yetiştirilme tarzında doyum bilmeyen, kaygı taşımayan, sorumluluktan kaçan, kendisi ile meşgul bencilliklerinde sınır tanımayan bir potansiyelden bahsetmek mümkün. Ben geçmişe fazla değinmeyeceğim, fakat ''geçmişte ben şöyleydim, ben böyleydim, bizim dönemimizde biz ekmek bulamazdık, yarı çıplak, ayakkabısı farklı, yamadan geçinmeyen elbise giyer, elle yıkar, tarlada kara sabanla çalışır, bağ, bayır, köprü altlarında yatardık'' diyenleri duyar gibiyim. Evet birçoğumuz o dönemleri yaşadık, bazı kıtalarda hatta ülkemizde dahi bu durumu yaşayanlarımız henüz mevcut. Şu an ise baş döndürücü değişim ve dönüşümlerin olduğu yeni bir dünyayla karşı karşıyayız. Birçok şey kolaylaşmıştır örneğin elle yıkama, kara sabanla üretim, eşekle yolculuk, haberleşmede katedilen mesafe, elektrik, yakıt, yol, su, hatta savaşların şekli-şemali yerini yeni teknolojiye bırakmıştır. Savaşı ve araçlarını saymazsak diğer gelişmeler insanların yaşam biçimini, şeklini, kalitesini değiştirmiş nefes aldırtmıştır. Kadınlarımız adına bu gelişmelerin olması, işlerinin hafiflemesi, her seferinde yüzlerce yufka ekmek açma, çocuk bezlerinin, bulaşık, temizlik gibi günlük şeylerin hafiflemesine hatta bertaraf olmasına çok seviniyorum.

Tüm bunlar olurken şimdiki ve gelecek nesiller için kaygılıyım. Alabildiğine kendisiyle meşgul olan, doyumda sınır tanımayan, tembel, duyarsız gittikçe rayından çıkamaya yüz tutmuş nesiller için şimdiden endişeliyim. Marka, halka, dövme, internet, sanal dünyada hayallerle buluşup, uçan, ayakları yerlere basmayan, gerçeklerden soyut yaşam kurgulayan Generasyonlar (Cenerasyon) için kaygılıyım. Geleceğimizi tahrip eden Gaz, Füze, Nükleer Silah denemeleri, Sanayi artıklarının verdiği zararlar doğamıza alabildiğine zarar vermiştir. Kimi süper devletler dahi bu konuya kafa yorar olmuş ve geleceğimizi tehdit eden deneme, uygulamaları az da olsa masaya yatırmışlardır. Şimdiki ve gelecek nesiller kendi soyut dünyalarından ayrılmadıkları müddetçe doğal afetler kapılarını mutlaka çalacaktır. Nesillerimiz şayet güçleri ve beyinleri yeterse doğal afetler ve iklim değişikliğinin verdiği sorunlarla cebelleşeceklerdir. Yer küremiz gittikçe ısınmakta. Buz dağları erimekte. Bununla birlikte yeni sorunlar, kuraklık, savaş ve göçler yeni nesillerin kapısını çalacaktır. Herşeyi var eden, dünyaya canlılarla ile birlikte hayat veren SU, en büyük silah olarak insanlığa hesap soracaktır. ''Beni tüketmekle, tükendiğinizin farkında değil misiniz? Bakın benimle birlikte yiyip, içiyor, serpilip, gelişiyorsunuz, bensiz sizler bir hiçsiniz''. Kurak bir gelecek, susuz bir hayat düşünemiyor ve tasavvur bile edemiyorum.

Kızım için yeni nesiller için şimdiden kaygılıyım. Umarım dünyaya geldiklerine pişman olmazlar...

Siyasi konuları irdeleyen arkadaşlarımız yeterince mevcut. TC'nin ekonomisi dibe vuruyor, döviz tavan yapıyor. Erdoğan, Almanya’nın başkenti Berlin yolcusu. Erdoğan istenmeyen adam. Şu an kamuoyu araştırmalarında Almanların % 70’i Erdoğan’ı istemiyor. Erdoğan diktasından dört parça da en çok nasibini alanlar yine Kürdler. 1.5 Milyon Kürdüyle Almanya’da yaşayan insanlarımız Erdoğan’ı istemiyoruz diye yüz binlerle birlikte karşı bir duruş sergileyeceklerdir. Bu ziyaret onun için kolay olmayacaktır. Yoğun bir karşı duruşla Erdoğan’ın Almanya gezisi iptal edilebilinir. Bunun için şimdiden kollar sıvanmış, start verilmiştir. Almanlar öncülüğünde birçok sivil toplum örgütünün çağrısıyla yoğun bir çalışma söz konusu. Bizler de Almanya Kürd Cemeatı adına Erdoğan’ın Berlin’e gelmemesi için çalışıyoruz. Umarım emeğimiz boşa çıkmaz, Erdoğan da Berlin’e elini, kolunu sallayarak gelemez, gelmemeli. Bu bağlamda haydi görev başına....

Gürcü olan Erdoğan birçok Kürdü havaalanlarında, sınır kapılarında geldikleri ülkelere geri yolluyor. Bunlardan biri de M. Atamandır. Ataman’ın işi gücü Alman yasalarına göre hareket etmek, demokratik mücadele araçlarını iyi kullanmaktır. Yıllardır İnsan hakları, barış, eşitlik, göçmenlerin hak, hukukları için bedel ödemiş ve bu alanda rüştünü ispatlamıştır. Bu amaçla Almanya Cumhurbaşkanından yüksek liyakat ödülü almıştır. Bunu kıskanan Erdoğan Berlin’de Almanya Cumhurbaşkanından liyakat bekliyor. Umarız hevesleri kursağında kalır, herşey ekonomik çıkar, mülteci kartına heder edilmez.

Bu arada değerli büyüğümüz, Ozanımız, Sesimiz, kulağımız, tercümanımız Şivan Perwer'e bu satırlar aracılığıyla baş sağlığı diliyorum.

SÖYLEŞİ Haberleri

Mustafa Aydoğan: Kürt nüfus çoğalıyor, Kürtçe konuşanlar azalıyor
30 yıl sonra tahliye olan Rojbin Perişan: Vazgeçmediğin sürece umut vardır
İstanbul Sözleşmesi, İngiltere’de yürürlüğe girdi
Mücahit Bilici: 'Kürt demokrasisinin de Kürt askeriyesine 'haddini bil' diyebilmesi lâzımdır'
Kürt korkusu Kürtlerle ilgili hak taleplerini güvenlik meselesine indirgiyor