Bağımsız yurtsever, demokrat adaylar

Şeref YALÇIN yazdı...

Yerel seçimlerde, ‘’Bağımsız yurtsever, demokrat’’ aday olarak katılmak, demokrasiye, Kürtlere hizmet eder. AKP ye hizmet etmez, bunu savunmak akıl işi değildir.  Elbet de AKP’nin hak, hukuk ve adalet tanımaz uygulamalarından tüm toplum muzdariptir.  Bunların iktidardan uzaklaştırılması, nisbi de olsa gelecek olan demokrasiden toplum bir nefes alır, çatışmalı ve savaş ortamından Türkiye kurtulmanın yolunu arayabilir.

Türkiye ekonomisi iflas etmesi üretim ve ihracatın durması, ithalatın zorunlu olması, Türkiye’nin tamamı ile dışa bağlanması halkı soğan, patates gibi en temel gıdaları bile almaktan zorlanması, Türkiye’nin geldiği durumu özetler. Öyle göstermelik olarak İstanbul’da,  birkaç yerde ‘’ Tanzim satış ‘’ yerlerinin açılması ‘’ Taşıma suyuyla değirmen çalıştırılmasına ‘’ benzer.

Para kaynakları, üretime ve toplumun refahına değil, beton ve asfaltlara, savaş araçlarına ve alt yapısına yatırılıp, ranta çevrilmesi, süngere dökülen su gibi yok olup gitmektedir.

Evet; ekonomi, demokratik haklar,  özgürlükler,  ve tüm insan haklarının rafa kaldırıldığı bir noktaya getirilmiştir. Tüm suç ve sorunlar Kürtlere bağlanıp, Kürtler inkar edilip, yok edilmesi esas alınmıştır. Bir zamanlar faşist Nihal Adsız ve  Adalet Bakanı Ömer Naci Bozkurt’un Kürtleri hedef ve düşman gösterilmesi unutulmadı.  Ötügen dergisinde ‘’ Ey Kürtler, sabrımızı taşırmayın, Türkler bir ayran gibidir, bir kez taşarsa, kimse önünü alamaz ve pişman olursunuz.’’ ‘’İşinize gelmiyorsa BM başvurun size dünyanın başka yerinde yurt bulsunlar’’  Şimdilerde de aynı noktaya gelinmiştir. Oysa ki; Kürtler kendi ata topraklarında barışçıl şekilde özgürce yaşamak isterler. Türkler daha sonra buraya Kürtler sayesinde yerleşmişlerdir.

Türkiye cephesinde durum böyle olunca,  Kürtler ne yapıyor, ya da ne yapmalılar?

Türkiye cumhur ittifakı ve millet ittifakıyla iki cephede, ama birbirini de destekleyip koruyarak, Kürtlere karşı ortak tutum takınarak politika yapmaktadırlar.

Kürtler cephesinde, Kürtleri savundukları sanılan H.D.P ne yapıyor? Urfa da Saadet Partisini, İstanbul da C.H.P ve İyi Partiyi destekliyor. Elazığ ve Malatya gibi Kürt illerini sistem partilerine bırakıyor. Kürdistan da, parti iddiasında olan bazı oluşumlar da birer beldeyle fit oluyorlar. Omurgasız hareket ediyorlar. İlke prensip yoktur. Kürtler ve Kürdistan  için ‘’ Ana Dille’’ eğitim talepleri ve istekleri bile yoktur.

 Geriye kalan Kürdistan’i partiler  PAK, PSK , KDP Bakür, Hak-Par ise  böyle omurgasız bir ittifak ve iş birliğine , bir belde talebiyle bir araya gelmezler. Uzun vade de Kürtlere fayda sağlamayan ve kendisine ‘’Türkiye Partisiyim’’ diyenlerle ittifak yapamazlar.

Şimdi, PAK, PSK, KDP Bakür, Hak-Par ve bazı aydınların desteklediği ‘’Yurtsever Demokrat  İttifak’’ adıyla bağımsız adaylarla seçime katılıyorlar.

Yıllardır toplumu yanıltıp, yanlışlar yapanlar, ‘’ Bunlar Kürtlerin oyunu bölüyor’’ diyorlar .( Sanki babalarının tapusundadır.) AKP ye hizmet ediyorlar! Bu söylemler Kürtleri aptal ve kör zannedip adeta tekrar uyutmaya çalışıyorlar. Şimdi hep beraber bazı sorulara cevap arayalım:

  1. Kendine ‘’ Kürt Partisi Değiliz’’ deyip  açıklamalar yapan, ‘’Devleti çöp kutusuna atanlarla  hangi temeller üzerinde işbirliği yapılabilir? Ya da desteklenebilir?
  2.  Türkiye’nin ve Kürdistan’ın çeşitli illerinde seçime katılmayıp, Kürt seçmenleri ‘’ Millet ittifakının’’ kucağına atmak doğru mudur?
  3.  HDP ve destekledikleri partilerin Kürtler için bir hayırlı sözleri var mıdır? En azından anadil ile eğitim gibi.
  4. Kürt Partilerinin önceliği kendi milleti ve ülkesi mi yoksa, Türkiye’mi  ?  Elbet de, Türkiye’nin demokratikleşmesini canı gönülden isteriz. Ama karşılıklı saygılarla, kabullerle olur!…
  5. Yerel seçimler, iktidarı değiştirir mi?  Yoksa iktidarı etkileyip onun değişimini kolaylaştırır?
  6.  Bağımsız adayların alacağı oylar, yüzde elliyi aşıp iktidar olanların oranını düşürür mü, azaltır mı?  Elbette ki alınan oylar genel muhafelet hanesine ve Kürtlere yazılır. Bu nedenledir ki AKP ye hizmet etmez. AKP ve HDP den memnun olmayanlar bu üçüncü  kanala eğilim gösterirler. Kürtlerde ise ikinci bir seçeneğin doğmasına  sebep olacaktır. Bu nedenle ‘’ Bağımsızlar AKP’ye hizmet eder söylemi kocaman sahtece bir ifadeden  öteye bir şey değildir.
  7.  Yirmi yılı aşkındır, yurtsever çevreler HDP’ ye  oyunu çoğunlukla verdiler. Bunlarda bu krediyi hovardaca kullanıp tükettiler. Hendeklerde  13 şehir ,yüzü aşkın belediyeler ve  seksen milletvekilini yanlış yönlendirmesinde adeta bataklığa gömdüler! Kürtlere yıkım ve zarardan başka bir şey vermediler.
  8. Kürtler için hiçbir statü talep etmeyip, belediye başkanlarını halkın iradesini hiçe sayarak emeği olmayanları dışardan getirip atadılar. Milletvekillerini marjinal Türk solundan ve Kürdistan’i, olmayanlardan kırkın üzerinde insanı getirdiler. Böylece artık kuşkusuz  HDP yi Türkiye Partisi yaptılar.
  9.  Burada bir sürü zarar ve tahribatları sayabiliriz?  Biri kalkıp Kürtlere yaptıkları  faydaları sayabilir mi? Verilen tüm bedel ve fedakarlıklar boşa heba edildi.
  10.  Kürtler ve Kürdistan da farklı sınıf, etnisyen, inanç ve kesimlerden oluşmuştur. Bunlarda farklı siyasi partilerle kendilerini kimseden izin almadan ifade edebilmelidir. Tüm bunların HDP nin kuyruğuna takılma mecburiyeti de olmamalıdır. Bunlar doğal olarak  bağımsız olarak seçimlere katılıp, kendilerini ifade etme hakkına sahip olmalıdır.

AKP ve HDP arasına Kürtler sıkıştırılmamalıdır. Bu tekçi zihniyetten kurtulmalıdır. O nedenle ‘’ Ne kayyum ve nede Hendek’’ siyaseti deyip, ‘’ Bağımsız Yurtsever,Demokrat adaylar çıkarması kadar doğal bir şey olmamalıdır. Kürtler farklı görüş ve politikalarını, farklı parti ve örgütlerde ifade edip, çoğulculaşmalıdır. Bu demokrasinin gereğidir. Bu ülke böyle gelişir ve doğru rotaya gidebilir.

                                                                                               

YAZARLAR Haberleri

Önemli Bir Portre: Numan Efendi
Aziz Özdemir yazdı: Irkçılık Ya Da Işıl Özgentürk
İrfan Aktan: Işıl Özgentürk’ün çukuru
Yeni Amedspor yönetimi ve transfer politikası
Binbaşı Kasım Ataç: Bir Ajanın Anatomisi