İbrahim GÜÇLÜ
Sosyalist Sistemin dağılması için gerekli sosyal, siyasal, ekonomik, psikolojik şartlar oluşmuştu. Dağılmasına sebep olan son darbeyi, Gorbaçov’un glasnost ve perestroika devrimi, konsepti ve düşünce sistemi vurdu.
Sovyetler Birliği’nde gerçekleşen Glasnost ve Perestroika Devriminden sonra en büyük sorun; Stalin Yönetiminin yarattığı bilgi kirliliği, tarihi gerçekleri altüst etmesi ve çarpıtması, manipülasyon sonucu kavramların içinin boşaltılması; hayata, siyasete, sosyal yaşam dair söylenen büyük yalanlar oldu.
Bununla uğraşmanın büyük bir sorun, çok zaman alıcı bir sorun ve hatta ekonomik masraflı olacağı tespit edildi.
Kürt milleti olarak bizler de sadece Kürdistan’ın Kuzeyinde değil, Kürdistan’ın bütün parçalarında böyle bir tehlike ile karşı karşıyayız.
Kapsamlı bir bilgi kirliliği, manipülasyon, tarihi gerçekleri değiştirme ve altüst etme, kavramları eğip bükme ve farklı manalar yükleme, hayata ilişkin büyük yalanlar söyelem, olayları ters yüz etme söz konusudur.
Bunu yapan baş mimar da Apocu Hareket. Tabi ki onu yöneten ve yönlendiren uzmanlardır.
Kürdistan’da Apocu Hareket, bu çok büyük tarihi çarpıtmalara, olayları altüst etmeye, büyük yalanlara ve manipülasyona ihtiyaç duyarken, bunu da sözlükte anlamları çok açık olan ve net olan, “zafer”, “yenilgi”, “teslimiyet” kavramları üzerinde yapmaktadır.
Bu üç kavramın sözlük anlamına bakarsak:
Zafer: “Savaşta kazanılan başarıdır. Amaca ulaşmadır. Düşmanı yenme, üstün gelmedir. Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuçtur. Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarıdır”.
Yenilgi: “Bir yarışmada kaybetme, yenilme, mağlubiyet, hezimettir. Yenilen bir ordunun, düzen bağını yitirerek asker onurunun gerektirdiği bütün bağları bozması, bozgun, hezimettir. Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğrama, kaybetmedir”.
Teslimiyet: “Sahip olunan her şeyi verme, düşmana uşaklığı kabul etmedir. Düşmanın ya da muhatabının her şeyine boyun eğmedir”. Kimliksizleşme, soysuzlaşma, her şeyini karşılıksız satmadır.”
Apocu Hareketin sömürgeci devletlerin aparatı olmaktan dolayı, Kürd milleti ve Kürdistan için yaptığı yıkımdan bağımsız olarak durum ele alınırsa, Apocu Hareket için bir yenilgi bile değil, tam anlamıyla bir teslimiyet söz konusudur.
Buna rağmen Apocu Hareket, manipülasyon yoluyla ve kavramların gerçek içeriğini boşaltarak ve çarpıtarak, kendi teslimiyetini, zafer olarak göstermektedir.
Bu tartışmasız bir şekilde, hem bilinçli bir düşman eylemi, hem de hastalıklı bir zihin yapısıdır.
Tatvan, 14 Eylül 2026