Almanya’nın Dortmund kentinde düzenlenen gösterilerde, Kürtlerin yanı sıra çok sayıda Alman vatandaşı da Rojava ile dayanışma mesajı verdi. Göstericiler, bölgede yaşananları bir insan hakları meselesi olarak tanımlayarak uluslararası topluma ve Alman hükümetine siyasi sorumluluk çağrısında bulundu.
Suriye ve Rojava’daki artan askeri gerilim ve insani kriz, Avrupa’nın çeşitli kentlerinde geniş katılımlı protestolara yol açıyor. Dortmund’daki yürüyüşe katılan Alman vatandaşları, Kürt halkının yanında saf tutarak hükümetlerin somut adımlar atmasını talep etti.
İnsani değerlerle dayanışma
Gösteriye katılan Robin, eyleme katılma nedenini şöyle açıkladı: "Buradayım çünkü bir insan acı çektiğinde bu tüm insanlığı etkiler; burada ulusların hiçbir rolü yoktur. 2019 yılında Türkiye’nin Serêkaniyê’ye operasyonu sırasında Rojava’yı duydum ve çok etkilendim. O zamandan beri destekliyorum ve korunmasını umuyorum."
Siyasi ve diplomatik baskı çağrısı
Hannes isimli bir Alman vatandaşına göre hükümetlerin harekete geçmesi gerekiyor: "Tüm diplomatik ilişkilerin kesilmesini ve para akışının derhal durdurulmasını bekliyorum. Suriye hükümetine bu katliamları durdurması için baskı yapılmalı ve Rojava desteklenmelidir."
Alman medyasına eleştiri
Maria ise Alman medyasının sessizliğini eleştirdi: "Alman medyasında bu olayların yansıması çok önemli çünkü olumsuz bir durum yaşanmadıkça bu konuda hiçbir şey söylemiyorlar. 'Jin, Jiyan, Azadi'... Yaşasın Kürdistan!"
Dayanışmanın sembolü
Marksist-Leninist Parti (MLPD) üyesi Sara Rissmann, 2015 yılında Kobani’de bulunmuştu. Rissmann, "O zaman Rojava’yı IŞİD’e karşı başarıyla savunduk, bugün de aynı şeyi yapıyoruz" dedi.
Göstericiler, eylemin "dayanışmanın sınır tanımadığının" sembolü olduğunu vurgulayarak, siyasi sessizliğin artık kabul edilemez bir seçenek olduğunu dile getirdi.