Abit Gürses’in anısına!

Çetin Çeko

Arkasına değil, hep önüne baktı. Başkası adına kılıcını çekmedi. Doğru olduğuna inandıklarını savundu. Kendi omuzu üzerinde başkasının kafasını değil, kendi kafasını taşıdı. Hulamlık ve müritlik kültüründen nefret etti.  

Değerli Abim, aile dostum ve kadim dava arkadaşım Abit Gürses, iki yıldır mücadele ettiği akciğer kanseri hastalığına yenik düşerek 11’i 12 Haziran'a bağlayan gece, saat 01 civarlarında Stockholm Karolinska hastanesinde hayata gözlerini yumdu. Hastalığına ilk teşhis konulduğunda ancak birkaç ay yaşarım demişti. Rahmetli Abisi Mehmet Gürses de akciğer kanseri hastalığından vefat etmişti. Mehmet Abi, hastalığının teşhisinden sonra ancak birkaç ay yaşayabildi. Abit de Mehmet Abi gibi birkaç ay ömrünün kaldığını sıklıkla yakın dostlarına söylüyordu.



Sağlık raporu almak için gittiği ev doktoru kendisine 3-5 ay aralıklarla birkaç randevu verdiğinde “Doktor ben bu randevuların hepsine gelecek kadar yaşayacak mıyım?” Doktor da “Elbette! Daha çok görüşeceğiz” cevabını verdiğini söylemişti. Abit hastalığının teşhisinden yaklaşık iki yıl sonra aramızdan ayrıldı.

Abit Gürses, 1957 yılında Bitlis'te dünyaya geldi. Ziraat teknisyeni olarak değişik resmi kurumlarda çalıştı. 12 Eylül askeri darbesinden sonra yurtdışına çıktı. 1977'den beri saflarında yer aldığı Rizgari hareketinin Ortadoğu ve Avrupa örgütlenmesinde aktif görevlerde bulundu. Rızgari’nin Merkez Komitesi de dahil her kademesinde çalıştı. 1986 yılında Stockholm’da faaliyete geçen Kürt Haber Ajansı (ANK) ve Kurdistan Press gazetesinin kuruluşunda ve redaksiyonunda sorumluluk üstlendi.

1991'de Rızgari’den ayrıldı. 1992'de oluşan Hevgirtin KDP kuruluş kongresine katıldı. 1996'dan beri bağımsız bir kişi olarak televizyonlarda yorumlar yaptı, değişik gazetelerde makaleler yazdı. Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi (IKBY-KRG) resmi sayfası başta olmak üzere, Kurdistan 24, Rizgari, Gelawej, Kurdinfo, Rojeva Kurdistan, Rojeva Kurd, Rûpela Nû, Nerina Azad, Le Monde diplomatique Kurdî gibi dijital yayınlarda makaleleri yayımlandı.

Aktif gazeteci olarak çalıştığı dönem uluslararası kırmızı basın kartı sahibi ve İsveç Gazeteciler Sendikası üyesi olan Abit Gürses, evli ve iki çocuk babasıydı. 1984'te politik ilticacı olarak geldiği İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşamaktaydı.

Abit ile hayatımızın kesişmesi 43 yıl öncesine dayanır. İsveç’e 1984’de birlikte geldik ve iltica ettik. Sekiz yıl aynı evi paylaştık. O benim abim ben de onun kardeşi oldum. 1984 yılından itibaren hemen hemen aynı siyasi süreci paylaştık.

Dışardan inatçı biri gibi gözükse de içinde kin tutmayan biriydi. 90’lı yılların negatif siyasi kültürü gereği küs ve kavgalı olduğu birçok insan ile bir araya geldi. Küs ve kavgalı olmanın Kürdistan ulusal demokratik davasına katkı değil, zarar verdiği bilinciyle hareket etti.

Rızgari-Ala Rızgari anlaşmazlığında rahmetli Mürsel Delen olayının kardeşlik hukuku ile çözülmesi gerektiğini savunan gurubun içinde yer aldı. Şu an en candan arkadaşları arasında Ala Rızgari geleneğinden gelenler bulunur.

Rızgari ve Kurdistan Press süreci ayrılığında sadece ceketini alıp çıkanlar arasında yer aldı. Bugün ona kin besleyen bazı eski dava arkadaşlarına asla kin beslemedi. Arkaya değil, hep önüne baktı. Başkası adına kılıcını çekmedi. Doğru olduğuna inandıklarını savundu. Kendi omuzu üzerinde başkasının kafasını değil, kendi kafasını taşıdı. Hulamlık ve müritlik kültüründen nefret etti.

Kin besleyenler gibi “iflas eden tüccar, eski defterleri karıştırır” misali yapmadı. Abit, eski defterleri kapatmıştı. Çünkü defterinin sayfaları lekeli değildi. Veremeyeceği hesabı yoktu. Hep yeni şeyler yazıp, çizdi ve üretti. Eski defterleri kapatamayanlar kin beslemeye devam ettiler. Onları vicdanları ile tarihe havale etti.

Son iki yıl içinde hayata geçiremediği birçok projeyi yapmaya çalıştı. “Yeni bir Politik Kültür, Yeni Bir Paradigma” kitabını yazıp okuyucuyla buluşturmak için aylarla, günlerle, saatlerle, saniyelerle mücadele etti. Her gün yirminin üzerinde aldığı ağır ilaçlara rağmen kitabını bitirdi. Kitabın Kürtçesi basılıp eline geçtiğinde yüzündeki mutluluk, amansız hastalıkla mücadele etmede ona motivasyon yarattı. Kitabın Türkçe versiyonunun basımını çok istiyordu. Maalesef buna fırsat olmadı.

Oğlu Miran’ın yazdığı gibi komadan çıktığında, yanında bulunan İsveçli doktorlarla İsveççe, ailesi ile Kürtçe, Kürtçe bilmeyenlerle Türkçe konuşup düşüncelerini mantık silsilesi içinde rahatça ifade etti. Beyni bir bilgisayar gibi çalışıyordu. Yine oğlu Miran’ın yazdığı gibi hayatta iki önceliği vardı. Ailesi ve Kürdistan.

Hayatımdaki önemli insanlardan biriydi. Telefon rehberimdeki ilk beş içinde onun ismi var. Şimdi telefonumdaki ismini nasıl sileyim Abit Abi?

Kürdistan ulusal demokratik hareketi, fedakâr, yılmaz ve zeki bir kadrosunu, eşi ise sevgilisini ve hayat arkadaşını, çocukları babalarını kaybetti.

Onun mücadelesi ve isteği ise Kürdistan’ın kaybettiklerini kazanmasıydı.

Abit Gürses’in anısına saygıyla…