Celâl Temel
27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrasında, 1962-1963 yıllarında, Kuzey Kürdistan’da Kürd yayıncılığı, kısa sürede önemli gelişmeler gösterdi. Darbe sonrasındaki koalisyon hükûmeti döneminde, 1962’de, Ahmet Hamdi Başar yönetimindeki liberal Barış Dünyası ve Doğan Avcıoğlu yönetimindeki YÖN dergilerinde, Kürd aydınları yazılar yazsalar da bu dönemdeki Kürd yayıncılığı, 1 Ekim 1962 tarihinde Dicle-Fırat dergisinin yayınıyla başladı.
49lar davası sanıklarından Musa Anter, Barış Dünyası dergisinde; Sait Kırmızıtoprak YÖN dergisinde, dikkat çeken yazılar yazdılar; polemikler de yaşadılar. Sonrasında, aşağıdaki Kürd yayınlarının yayımı başladı.
DİCLE-FIRAT Dergisi: Bu dönemdeki en önemli Kürd yayınıdır. 1 Ekim 1962 tarihinde Edip Karahan’ın sorumluluğunda yayına başladı, 8 sayı yayımlanabildi. 9. sayının hazırlıkları devam ederken 1963 yılı mayıs ayı sonlarında, derginin sorumlusu Edip Karahan ve arkadaşları tutuklandı ve dergi kapatıldı. Dili, ağırlıklı Türkçe olan dergide Kürdçe yazı ve şiirler de yayımlandı.
Dergide, 49lar davasında yargılanan, Musa Anter, Sait Kırmızıtoprak, Sait Elçi, Nazmi Balkaş, Yaşar Kaya’dan başka, bir kısmı farklı imzalarla olmak üzere, Edip Karahan, Enver Aytekin, Ahmet Botanlı, İsa Şans, Hüseyin Aruk, Ekrem Tunç, Sait Elçi, Ahmet Aras, Bahri Koçkaya, Şevket Epözdemir, Hüseyin Sağnıç, Mahmut Toprak, Mehmet Şanlıer gibi Kürd aydınlarının yazı ve şiirleri yayımlandı.
DENG: 15 Nisan 1963 tarihinde Ergün Koyuncu’nun sahipliğinde yayına başlayan ve Kürdçe-Türkçe, Deng adıyla yayımlanan dergi, aynı zamanda cumhuriyet döneminin ilk Kürdçe yayın organıydı. 49lar’dan Yaşar Kaya yazı işleri müdürü, Medet Serhat hukuk sorumlusuydu. Derginin 3. sayısı matbaada iken el konuldu ve kapatıldı.
ROJA NEWE: Kürdçe yayın yapan Deng dergisinin yayımlanmasından tam bir ay sonra, 15 Nisan 1963’te, Doğan Kılıç’ın (Şıhhesenanlı) sahibi olduğu, Kürdçenin Zazaki (Kirdikî) lehçesinde yayın yapan Roja Newe (Nû) dergisi yayına başladı. Sadece bir sayı yayımlanabilen dergide, Kurmanci lehçesinde de yazı ve şiirler vardı.
RÊYA RAST: Deng dergisi, ağırlıklı olarak sol görüşlü Kürd aydınlarının yazdığı bir yayın organıydı. Bu sıralarda, 49lar’dan Ziya Şerefhanoğlu ve Sait Elçi öncülüğünde Rêya Rast (doğru yol) adıyla bir dergi yayımlanması hazırlıkları vardı. Birinci sayı hazırlandı ancak İçişleri Bakanlığı izin vermedi ve dergi okuyucuya ulaşmadan kapandı.
1 Ekim 1962’de yayına başlayan Fırat-Dicle dergisi çok dikkat çekerken devleti asıl rahatsız eden, 1963 yılının ilk beş ayında, Kürdçe diliyle yayına başlayan Deng, Roja Newe ve Rêya Rast dergileriydi. Bu üç yayın, Kuzey Kürdistan’daki yayıncılıkta bir ilki temsil ederler. Deng iki sayı yayımlanabildi, 3’üncü sayıya matbaada el konuldu; Roja Newe bir sayı yayımlanabildi ve Rêya Rast bir sayı hazırlandı, okuyucuya hiç ulaşamadı.
Tutuklamalar ve 23 Kişilik Liste
Yukarıda kısaca belirttiğimiz Kürd yayıncılığı gelişmesi, devletin dikkatinden kaçmadı. Polisin çeşitli takipleri sonunda, 6 Haziran 1963’ten itibaren İstanbul’da bazı Kürd öğrenci ve aydınları tutuklandı. Başlangıçta tutuklu sayısı 13 iken temmuz ayında sayı 23’ü buldu.[1]
Zamanın İçişleri Bakanı Hıfzı Oğuz Bekata, 28 Haziran günü yaptığı basın toplantısında, TC uyruklu olmayan bazı Kürd öğrencilerin, Avrupa Kürd Talebe Cemiyeti İstanbul Şubesi’ni kurdukları için gözaltına alındıklarını açıkladı. Bekata, daha sonra, mecliste yaptığı konuşmada da şöyle diyordu: "Molla Mustafa Barzani, hususi surette Rusya’da yetiştirilmiş, kendisine mareşal rütbesi dahi verilerek, Kürtleri birleştirmek üzere Irak’a gönderilmiş bir şahıstır."[2]
29 Haziran tarihli Hürriyet gazetesi “12 Kürtçü tevkif edildi.”, aynı tarihli Cumhuriyet gazetesi, “Topraklarımızda bir Kürt devleti kurmak isteyen 13 kişi yakalandı.” şeklinde haberler geçtiler. Cumhuriyet gazetesi, MİT’ten alınan bilgiler doğrultusunda, bazı ülkelerin Türkiye’yi bölmek için fırsat kolladığını, mahkemeleri henüz tamamlanmamış 49ların faaliyetlerinin devam ettiğini yazıyordu. Yaşar Kaya da 23ler’in, 49lar’ın devamı olduğunu söylüyor. Temmuz ayında tutuklu sayısı 23’e çıkınca davanın adı kamuoyuna “23ler Davası” olarak yansıdı.
23ler davasının iki sebebinden biri yukarıda adını verdiğimiz yayınlardı. Diğeri de Türkiye’de okuyan Irak ve İranlı Kürd öğrencilerin, Avrupa Kürd Öğrenci Derneği’nin İstanbul şubesini kurmalarıydı. İddianamede bu derneğin kuruluşu ile ilgili olarak şöyle deniyor:
“1962 senesi içinde İbrahim Mamhıdır, Muhammet Sait, Simko Arif Ciyavok ve Ümran Yahya Feyli toplanmış ve Avrupa Kürd Talebe Cemiyeti’nin İstanbul Şubesi’nin açılması için girişimde bulunmuşlardır. Yönetim kurulu İbrahim Mamhıdır’ın başkanlığında şu üyelerden oluşmuştur: Nejat Remzi, Said Abdurrahman, Muhsin Dizeyi, Muhammet Sait, Hasan Şettavi, Gazi Dizeyi, Talat Şerif Muhtar, Fuat Derviş, Cemal Alemdar.”[3]
İki ana gruptan oluşan “23ler Davası” sanıkları şunlardır:
A-) 6 HAZİRAN 1963 GÜNÜ GÖZALTINA ALINAN 12 KİŞİ
1-) Musa Anter (1918-1992), Mardin, İleri Yurt gazetesi ve Deng dergisi yazarı
2-) Sait Elçi (1925-1971), Bingöl, Deng dergisi yazarı
3-) Ziya Şerefhanoğlu (1914-1982), Bitlis, Rêya Rast dergisi sahibi, avukat
4-) Medet Serhat (1934-1994), Iğdır, Deng dergisi Yazı İşleri Müdürü, İst. Ün. Hukuk Fak. Öğrencisi
5-) Yaşar Kaya (1938-2016), Iğdır, Deng dergisi Mesul Müdürü, İst. Ün. İktisat Fak. Öğrencisi
6-) Edip Karahan (1930-1976), Derik, Dicle-Fırat dergisi sahibi ve sorumlu müdürü
7-) Enver Aytekin (1927-1999), Siirt, Sosyal Adalet dergisi Yazı İşleri Müdürü
8-) Doğan Kılıç-Şıhhasenanlı (1927-2004), Erzincan, Roja Newe gazetesi sahibi.
9-) Ali Anagör (1928-?), Elâzığ, Tunceli Kültür Derneği Başkanı
10-) Abdülsettar Hamavendi (1923-?), Irak, Kerkük, Ürdün pasaportlu gazeteci
11-) Gazi Dizeyi (1940-?), Irak, Erbil, İstanbul Ticari İlimler Akademisi öğrencisi
12-) İbrahim Mamhıdır (1933-?), Irak, Köysancak, İst. Ü. Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi
B-) SONRADAN GÖZALTINA ALINAN 11 İŞİ
13-) Ergün Koyuncu (1936-2001), Diyarbakır, Deng dergisi sahibi
14-) Hasan Buluş (1937-?), Silopi, Roja Newe dergisi sorumlusu
15-) Nejad Remzi (1935-?), Irak, Kerkük, İst. Ün. Tıp Fak. Öğrencisi
16-) Fuat Derviş (1939-?), Irak, Bağdat, İst. Ün. Tıp Fak. Öğrencisi
17-) Talat Şerif Muhtar (1934-?), Irak, Erbil, İst. Ü. Dişçilik Fak. Öğrencisi
18-) Said Abdurrahman (1939-?), Irak, Kerkük, İTÜ Öğrencisi
19-) Cemal Alemdar (1940-?), Irak, Erbil, İTÜ Mimarlık Öğrencisi
20-) Firuz Falahat (1939-?), İran, Rizaiye-Urmiye, İTÜ Müh. Öğrencisi
21-) Kemal Bingöllü (1939-2014), Diyarbakır, İst. Ün. Huk. Fak. Öğrencisi
22-) Mehmet Bilgin (1920-2015), Bingöl, emekli yüzbaşı
23-) Fettullah Kakioğlu (1936-2016), Iğdır, İst. Ü. İktisat Fak. Öğrencisi.
Bu davanın iddianamesini hazırlayan Orgeneral Cevdet Sunay, “Devletin istiklâlini tenkise, birliğini bozmaya, hâkimiyeti altında bulunan toraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf fiil işlemek” suçlamasıyla TCK 125. maddesinde yargılanmalarını istiyordu.
Yargılananlardan, listedeki ilk beş kişi (Musa Anter, Sait Elçi, Ziya Şerefhanoğlu, Medet Serhat, Yaşar Kaya) ve son sıradaki iki kişi (Mehmet Bilgin ve Fetullah Kakioğlu), aynı sırada devam eden 49lar davasında da tutuksuz yargılanıyorlardı.
23ler Cezaevinde İken Neler Oldu?
23ler’in cezaevinde olduğu sırada, içerde ilginç şeyler yaşandı. Cezaevindeki diğer tutuklular, özellikle adi suçlular, bunların suçlarını anlayamazlar. Bilinen suçlar, “hırsızlık”, “cinayet”, “gasp” gibi şeylerdir. Henüz “siyasi” suçun ne olduğunu anlayan yoktur. “Bölücülük”, “Kürtçülük” gibi suçlar hiç bilinmemektedir.
Suçlular arasında bir uyumsuzluk olunca 23ler davası tutukluları, o sırada, 21 Mayıs 1963 darbe girişiminden tutuklu bulunan Albay Talat Aydemir ve arkadaşlarının bulunduğu bölüme verilir. Bir süre sonra 23ler davasından tutuklu bulunan Kürd aydınları ile tutuklu subaylar arasında, karşılıklı anlayış ve samimiyet gelişir. Subaylar, genel olarak Kürd sorunu hakkında doğru bilgilere sahip değillerdir.
İdama mahkûm Albay Talat Aydemir ve yardımcısı Binbaşı Fethi Gürcan, 23ler davasında tutuklu bulunan Musa Anter ve arkadaşlarına, o sıralarda kendileri için iyi düşünmediklerini itiraf ederler: “Biz iktidara gelseydik size çok daha büyük baskılar yapardık ama görüyoruz ki siz iyi insanlarsınız!” [4]
Bu konuda Yaşar Kaya da şöyle diyor: “Yılbaşı gecesi cezaevinde yeni yılı kutlarken Fethi Gürcan koğuştan içeri girdi. O sırada ‘Ey Raqip’ marşını okuyorduk. Bizim hazır ol da olduğumuzu görünce o da hazır ola geçti ve marşın bitiminde, arkadaşlarım adına yeni yılınız kutluyorum dedi.”[5]
Gazeteci Doğan Özgüden de o günlerle ilgili bir anısını şöyle anlatıyor:
“Balmumcu’da asker nezaretinde sorgu sıramı bekliyordum. Arada bir başka askerler de mahkeme salonunun bulunduğu kata çıkıyor, bana nezaret eden askerlerle aralarında Kürtçe konuşuyorlardı. Ne konuştuklarını anlamıyordum ama konuşmada Enver Aytekin’in ismiyle birlikte başka bazı tanıdık isimler kulağıma takılıyordu: Musa Anter, Medet Serhat, Edip Karahan, Sait Elçi, Yaşar Kaya, Doğan Kılıç…
Bu isimlerin her tekrarlanışında askerlerin gözleri parıldıyor, yüzlerinde belirgin bir hayranlık ve mutluluk ifadesi okunuyordu. Belli ki sözünü ettikleri kişiler, Kürt halkının varlıklarından ve mücadelelerinden gurur duyduğu çocuklarıydı.”[6]
23ler, bir yılı geçmeyen hapislik sonucunda tahliye edildiler. Onlar da 49lar gibi (ki 7’si aynı zamanda 49’luydu), sonraki dönemlerdeki Kürd ulusal mücadelesine ışık oldular.[7]
Bu dönemde, “Kürd” adını kullanmamak için, Kürdler sayılarla adlandırıldı: “49lar”, “55ler”, “23ler”. 1963 yılındaki 23ler tutuklamaları, 1959 yılındaki 49lar,1960 yılındaki Sivas Kampı ve 55ler tutuklamalarının devamı ve 27 Mayıs döneminin son toplu Kürd tutuklamasıydı. Bundan sonraki süreçlerde Kürdler artık sayılarla değil, örgütleriyle, partileriyle, yayınlarıyla anılacaklardı…
Böylece, üç bölümden (49lar, 55ler ve 23ler) oluşan bu yazı dizisinin sonuna geldik…
/CT/
[1] 6 Haziran’da 7 kişi, haziran sonuna kadar 13 kişi; temmuz ayında 10 kişi daha (7’si 17 Temmuz) tutuklanınca tutuklu sayısı 23 oldu.
[2] Bir Kürt devrimcisi, Edip Karahan’ın Anısına, Komal Yayınları, 1977, s. 97
[3] Yaşar Kaya, Yirmiüç Kürd Aydını, Avesta Yayınları, 2017, s. 125-126
[4] Fethi Gürcan 27 Haziran 1964’te, Talat Aydemir 5 Temmuz 1964’te idam edildiler.
[5] Yaşar Kaya, age, s. 170
[6] Doğan Özgüden, Vatansız Gazeteci, Cilt I, Sürgün Öncesi, Belge Yayınları, İstanbul 2010
[7] “23ler” konusunu daha fazla öğrenmek ve bu 23 kişiyi daha iyi tanımak isteyenler, özellikle Yaşar Kaya’nın, yukarıda adını verdiğimiz kitabına bakmaları gerekir.