Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Bir Politik Kültür

A+A-

1

Politik kültür; Bir siyasal sistem içinde işleyen değerler ve davranışlar bütünüdür.

Bu metinde, 70’li, 80’li yıllardan, ortak ve başarısız bir süreçten gelen, daha çok sol Stalinist bir anlayışla biçimlenmiş kadrolar tarafından oluşturulmaya çalışılan, yeni, legal, yasal politik örgütlenmeler için, gerekli ve zorunlu olan ve eskinin yerine ikame edilecek, yeni bir politik kültüre ilişkin düşünceler ele alınacaktır.

Sosyalizmi, Marksizmi, Leninizmi, Troçkizmi, Stalinizmi, Maoculuğu, Sovyetciliği, Enver Hocacılığı temel referans alarak biçimlenen, örgütlenen, siyaset yapan, mücadele veren, Kurdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesine, Dünya’ya ve olaylara sözkonusu anlayışlar çerçevesinde yaklaşan, Kürd yurtseverliğinden ziyade sosyalistliği, solu, Marksizmi temel alan grup, hareket ve partilerin halen mücadelede kararlı olan kadroları, örgütlü bir mücadele arayışı içindeler.

Bu hareketlerden gelen kadrolar legal, yasal, meşru, demokratik, çoğulcu ve Kurdistani örgütlenmelerin eşiğinde olmakla beraber (örneğin PAK ve benzeri girişimler), gerçekten belirtilen niteliklere sahip bir parti ve örgüt anlayışına ve kültürüne kavuşabilmişler mi?

Diğer bir deyişle, yeni demokratik bir politik kültüre, insan ilişkisi ve örgüt anlayışına kavuşamadan, oluşturulan ve oluşturulmaya çalışılan parti veya örgütler ne kadar eskilerden ve mevcutlardan, farklı ve değişik olabilirler?

Bu metinde yer alan tesbitler, herhangi bir bilimsel ve akademik çalışma sonucu değil, 40 yıllık süreç içinde Kuzey Kurdistan ve diğer parçalarda, Turkiye, Ortadoğu ve Avrupa’da yürütülen siyasal ve örgütsel faaliyetler, yapılan gözlemler ve edinilen izlenimlerle oluşan tecrübelere dayanmaktadır.

Bu metin bilinçli bir tercihle, hatta biraz da zorlanarak basmakalıp şablon metinlere benzememesine özen gösterilerek, kaleme alındı. Metni taslak halinde okuyan bir arkadaşın da belirttiği gibi bir doğaçlama da denebilir. Öyle alışılagelmiş her sorunun çaresini birkaç ezberlenmiş formül içinde izah edebilecek bir keramete veya iddiaya sahip değil. Sosyalist bir anlayışla Kürd hareketi içinde (Rızgari hareketi, Kurdistan Press gazetesi, Hevgirtin KDP Kuruluş Kongresi) yer almış bir kadronun, Kuzey Kurdistan ve Türkiye’de bu güne ait oluşturulması gereken politik kültür ile örgütsel, siyasal ve ideolojik sorunlar üzerine yüksek sesli düşüncelerinden ibarettir. Bu metnin taslağını veya ilk nüshasını görüş ve tecrübelerine güvendiğim 10 civarında arkadaş ve dostum okudu, hemen hemen tümü değinilen konuların önemli olduğunu ve metni yayınlamanın yararlı olacağını belirttiler. Buna rağmen yayınlayıp, yayınlamamakta biraz tereddüt ettim. Tereddüt etmemin tek nedeni vardı, o da ‘’kaş yapalım derken göz çıkarmamaktı.’’ Yeniden örgütlenme arayışı ve çalışmalarının devam ettiği bu dönemde olumlu, pozitiv bir etkisi olabileceğine inandığım için yayınlamanın yararlı olacağına karar verdim. Değerli zamanlarını ayırarak, sabırla bu metni okuyacaklara, metni beğenen, beğenmeyen, tümüne veya bir kısmına katılan veya katılmayan herkese teşekkürler.

Ayrıca metinle ilgili eleştiri, öneri ve eklemelere, tartışılan veya ele alınan konuları daha detaylı ve etraflıca izahatları ve açıklamalarıyla zenginleştirmek isteyenlere açık olduğumu da belirtmek isterim.

Bu yazıda değinilen konular, yeni bir örgüt arayışı ve parti kurma çalışmaları içinde yer alan birçok kadronun az çok paylaştığı veya tesbit ettiği ortak noktalardır. Metinde yer alan görüşlerden daha derli toplu düşüncelere sahip olan siyasi kadroların varlığından da bir kuşkum yoktur. YENİ BİR POLİTİK KÜLTÜR oluşturulması konusunda öneri, eleştiri ve eklemeleri olan kadrolar metnin zenginleştirilip, derinleştirilmesine katkıda bulunabilirler.

Amaç; Yeni bir demokratik politik kültür yaratmaktır. Bundan dolayı, bu yazıda ele alınıp, tartışılmaya çalışılan konular hepimizi ilgilendiren ortak sorunlardır. Bu konuların tartışılıp, bilince çıkarılması yeni bir adım atabilmek için gereklidir.

Kuzey Kurdistan ve Türkiye’de yeni bir örgüt anlayışı, çalışma tarzı oluşturup, yeni bir politik kültür yaratma konusunda genel bir mutabakat sağlamak mümkün müdür?

Yeni bir politik kültür oluşturulabilir mi?

Siyasal ve örgütsel faaliyetlerde oluşturulması gereken yeni bir tarzın, kültürün, kollektif bir şekilde tesbit edilerek, ortaya konulması, bilince çıkarılması, davranış haline getirilip, hazmedilmesi gerekiyor…

YENİ POLİTİK KÜLTÜR parti üye ve kadrolarının biri birleriyle, diğer Kurdistanlı siyasal güçlerle, halkla olan ilşkilerinde oluşturmaya çalışacakları yeni bir davranışlar, gelenekler ve prensipler manzumesidir.

Birçok değerli kadro zamanla yenilgilerden ve başarısızlıklardan kendilerine göre dersler çıkararak, zaten önemli oranda olumlu bir değişime uğramış bulunuyor. Oluşturulmaya çalışılan yeni anlayışın mekanik değil, organik olabilmesi, gelenek haline getirilerek, parti ve topluma yansımasını esas almak gerekiyor…

Yeni hareket veya oluşumların kalıcı ve uzun erimli mücadelede başarılı olabilmeleri, birçoğu soğuk savaş yıllarına ait dünya, bölge, Kurdistan ve Türkiye koşullarına göre biçimlenmiş olan 60’lı, 70’li yıllarda kurulmuş bulunan mevcut örgüt ve anlayışlarla arasındaki farkın elle tutulur, gözle görünür bir şekle bürünmesi, yaratılacak politik kültürün kalıcılaşarak bir gelenek halini alması ve bünyeye sirayet etmesiyle mümkündür…

Bu gün Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki Kürt hareketinin temel sorunu, siyasal programdan ziyade, ÖRGÜTLENME’dir. Yeniden örgütlenme arayışında olan kadrolar, salt Kürd ulusunun kendi kaderini serbestçe tayin etme ilkesi etrafında dahi bir araya gelebilirler.

Geçmiş dönemde ve bu gün farklı siyasi proğramlara sahip olunsa da, aslında proğram konusundaki ayrılıklak giderilemeyecek türden veya aşılamayacak türden ayrılıklar değildi, değildir. İster aynı parti çatısı altında olsun, isterse farklı partilerin ve örgütlerin ortak bir çatı altında olsun üstünde anlaşabilecekleri, asgari veya orta vadeli proğramlar oluşturmak ve üzerinde mutabakat sağlamak mümkündür. Örneğin Türkiye koşullarında legal, yasal, meşru bir mücadele içinde olan partilerin Kürt milletinin varlığının kabul edilmesi ve haklarının anayasal güvence altına alınması konusunda anlaşmamaları/anlaşamamaları için bir neden olmamalıdır. Hiçbir konuda anlaşamasalar dahi, bütün Kürt siyasi, mesleki ve sivil örgütleri anadilde eğitim hakkı ve Kürtçenin resmi dil olarak kabul ettitrilmesi konusunda anlaşamazlar mı? Bu programatik talepleri, kültürel özerklikten, yerel özerkliğe, otonomiden, federasyona, konfedarasyondan, bağımsız devlete kadar uzatmak, yaymak mümkündür...

Sorun neden örgütseldir? Şundan dolayı, şu anda Kuzey Kurdistan ve Türkiye’de çok güçlü ve  dominant olmasına rağmen pro PKK yapılanmalar Kürdistanlı siyasal kadroların tümünü kapsayabilecek bir nitelik arz etmiyor. Farklı siyasal geleneklerden gelen veya yeni kuşak kadrolar bu örgütlenmeleri (HDP, DBP) birçok nedenden dolayı içinde yer alınabilecek alternatifler olarak görmüyorlar...

Ayrıca bir ülkede, bir ulusal mücadele içinde tek parti anlayışı normal olmadığı gibi doğru da değildir. Şu anda Kuzey’de mevcut partiler ve örgütlerle pro PKK örgütler arasında siyasi anlayış, örgütsel yapı ve politik kültür dışında, çok ciddi bir güç farkı da var.  PKK dışındaki diğer legal ve illegal örgütlerin bir kısmı ile farklı siyasi geleneklerden gelen önemli oranda bağımsız siyasi kadro yeni bir örgütsel birlik arayışı içindeler. Bir kısım örgüt ve eski kadro ise hiçbir şey olmamış gibi 40 yıldır yerinde saymakla beraber, aynı yerde kalmakta ısrar ediyor.

Belirli ve ortak bir politik amacı olan insanların, bu ortak amaçlarını gerçekleştirmek için, aralarında iş bölümü yaparak, süreklilik arz eden faaliyetlerini çerçevesi belli bir disiplin ve ahenk içinde sürdürdükleri yapının adı politik parti veya örgüttür…

Şu anda parti ve örgüt kurma ve yeni bir oluşum arayışı içinde olan kadrolarıın çoğu 30-40 yıllık bir mücadele geçmişine sahip ve biri birlerini az çok bilen, tanıyan insanlardır. Geçmişte örgüt içi sorunlar, bölünmeler yaşamış olan birçok kadro, yıpratıcı, bıktırıcı bir sürece tekrar girmemek için yoğurdu üfleyerek yiyecek duruma gelmiş bulunuyor. Onun için yeni bir oluşum için adım atmış olan, atan ve atacak olan kadrolar hassas ve şeffaf olmak zorundadırlar.

Örgütlenmek için yeni adım atmış ve atacak olan kadrolar, hâlâ örgütlü bir mücadelenin gerekliliğine ve zorunluluğuna inanan ama geçmişte içinde yer aldıkları örgütlerde yaşadıkları olumsuzlukların tekrarından çekindikleri için, bir türlü adım atamayan, geçmişte yaşanan olumsuzlukların yol açtığı negatif psikolojik bariyeri aşamayan kadroların, bu olumsuz şartlanmayı kırabilmeleri için çok bilinçli bir yöntemle, özenle, tekrar güven tesis edebilecek bir yol haritası bulmak zorundadırlar.

Sözkonusu çevrelerde oluşmuş bulunan bu psikolojik bariyerin aşılması durumunda, bu kadrolardan ayakta kalanlar ile sonraki süreçte oluşmuş bulunan kadrolarla çok rahat bir şekilde Kurdistanî, kitlesel ve demokratik bir örgütü veya örgütleri ihya etme veya yaratma potansiyeline fazlasıyla sahiptirler. Önemli olan bu nitelikteki kadroları ve onlara güvenen insanları eskinin tekrarı bir anlayışla hiçbir bağın kalmadığına, yeni bir politik kültüre, yani yeni bir insan ilişkisi ve örgüt anlayışına gerçekten kavuşulduğuna inandırabilmektir…

Hâla sağda solda uç veren eski hastalıklar siyasi kadroları tedirgin etmekle kalmayıp, çalışma şevklerini de kırmaktadır. Hiç kimsenin elinde kadroları eleyebilecek bir elek, tartabilecek bir terazi veya ölçü birimi yoktur. Onun için güvenilirliği kuşku götürmeyen, yıpratıcı ilşkiler içine girmemiş ve farklı nitelikteki kadrolarla mütevâzi ve ahenkli çalışmaya yatkın olanların buluşabilmesi çok büyük bir önem arzetmektedir.

Burada hem avantaj, hem de dezavantaj arz eden bir durum sözkonusudur. Aynı örgütsel geleneklerden gelen kadroların birlikte çalışmaya yatkın olmaları bir avantaj olmakla beraber, bu özellik yeni parti veya örgütlerde yer alacak farklı geleneklerden gelen kadrolarla kaynaşamamalarına neden olabilir. Aynı şekilde geçmiş dönemde aynı örgüt yapısı içinde iken, orada yaşanmış sorunları, kırgınlıkları, küskünlükleri ‘’düşmanlıkları’’ bölünme, parçalanma ve ataletsizlikleri, yıllar sonra tekrar problem yapma zaafiyeti de sözkonusu olabilir. Bütün bunlardan arınmanın, uzaklaşmanın, kurtulmanın tek yolu; Yeni döneme denk düşen örgütlenmede, üstlenilecek görevler ve bu yeni görevlerde başarılı olup olmamanın kıstas alınmasıyla mümkündür. Açıkçası eskiden herhangi bir örgüt veya hareketin önemli bir yerinde görev almış diye değil, bu günkü süreçte, örgütlenme ve imkân yaratmada gösterecekleri başarılara göre bu kadrolar değerlendirilmelidirler. İşte o zaman yerinde sayarak fazla ses çıkaran tipler değil, çalışarak değer yaratan kadroların birliği sağlanmış olur.

Geçmişte çok yakın birlikte çalışmış olduğumuz bazı kadrolar bugün çok farklı yerlere düşmüş olabilirler. Ve hatta bunların bir kısmı mücadele saflarından uzaklaşmış karşı kampta yer almış olabilir. Esas amaç; Eski örgütlerde yer alan kadroları toparlayarak, başarısızlıkları kanıtlanmış yapıları tekrar ihya etmek değil, yeni bir politik örgütlenme ve yeni bir ortak politik kültür ve anlayış oluşturabilecek kadroların yan yana gelerek, yeni kuşaklarla birlikte örgütlenebilmenin yol ve yöntemlerini bulmak olmalıdır.

Dolayısıyla, sürece denk düşmeyen eski grupları tekrar canlandırma gayretkeşliği içinde olan anlayışlara prim verilmemelidir. Yeni örgütlenme, eski örgüt ve grupların devamı olamayacağı gibi, eski örgüt ve grupların bir koalisyonu olarak da anlaşılmamalıdır. Olaya böyle yaklaşan kesimler veya kişiler varsa onlarla araya çok net bir mesafe konulmalıdır.

Ayrıca bazı parti oluşumlarının ağırlıkla belli bir siyasi yapıdan gelen kadrolar tarafından adım atmış olması (örneğin ağırlıkla eski DDKD’li kadrolarca oluşturulmuş bulunan PAK veya Özgürlük Yolu kadrolarının ağırlıkta olduğu HAK-PAR) özellikle söz konusu hareketlerden gelen kadrolarca çok iyi anlaşılmalıdır. Bu konum ufak tefek hesaplarla öne çıkarılıp, gerçek anlamda kitlesel, çok sesli, çok renkli, demokratik bir örgüt anlayışının gelişmesi önünde bir dezavantaj ögeye dönüştürülmemelidir. Bu konuda ders alınabilecek önemli bir örnek, Kemal Burkay’ın HAK-PAR’a müdahelesinin bu partide yer almış bulunan farklı geleneklerden gelen kadrolarca hazmedilmemesi ve bu tür kadroların çoğunun HAK-PAR’dan uzaklaşmasına neden olmasıdır…

Geçmişteki örgütlerimizde bizleri bağlayan disiplinler farklıydı. Zaten eski örgütlerin çoğu dağıldı. Dağılmayanlar da dar tarikatlara dönüştü. İşte bu gün o geleneklerden gelen ve hala örgütlü siyaset yoluyla milletine ve ülkesine hizmet etmek isteyen yurtsever, demokrat, sosyalist, liberal, muhafazakâr ve dindar (Müslüman, Hırıstiyan, Ezdi, Alevi vb.) insanlarımız nasıl bir örgüt oluşturacaklar? Veya mevcut örgütlerden hangisi yeni bir politik kültür, siyaset, örgüt anlayışı ve yeni bir insan ilşkisi arayışında olan kadrolarla buluşabilecek?

Bu oluşturulacak yeni hareketin politik kültürü, insan ilişkileri, örgütsel işleyişi nasıl olacak?

Eski ve başarısızlığı kanıtlanmış alışkanlıklarımızdan arınıp, yeni bir politik kültür oluşturmak için ne yapmak gerekiyor?

Doğrusu bu soruların net cevaplarının olduğu, elimizde bir reçete veya şablon olduğu söylenemez. Bilinen tek şey, geçmiş süreçte yanlışlığına ikna olunan anlayışlardan, alışkanlıklardan ve düşüncelerden bilinçli bir tercihle uzaklaşarak, bu günkü siyasal ve örgütsel ihtiyaçlara cevap verebilecek, doğru adımlar atıp, yeni bir politik kültür, siyasal ve örgütsel anlayış inşa etmektir.

Örgüt ve toplumda malzememiz insandır. Hem de çok farklı ideolojik, siyasal ve kültürel anlayışların etkisine açık insanlardır. Bizler geleneksel Kürdistan toplumundan, geçmişteki Kürdistanlı örgütlerden, egemen sömürgeci kültürden ve diğer kültürlerden edindiğimiz alışkanlıklar ve değerlere sahip insanlarız. Sorun veya görev, bu kadar farklı kültürlerin etkisine açık (hepimiz dâhil) insanlarımızdan sadece ismi yeni olan bir parti veya örgüt değil, gerçekten POLİTİK KÜLTÜRÜ de YENİ olan bir parti veya örgüt oluşturabilmektir.

Yeni bir politik kültür oluşturamadan, eski alışkanlıklarla yola devam edilmesi durumunda, yeninin eskilerden bir farkı olmaz. Yeni hareket, oluşturacağı yeni politik kültürle farklılığını ilk önce kendisinden başlatarak, çevresine ve topluma yayabilmelidir…

 

Bu yazı toplam 1789 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.