Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Bir Politik Kültür-8- Kadro, Kişilik

A+A-

Yeni Bir Politik Kültür-8- Kadro, Kişilik

8

Yeni bir politik kültür oluşturma babında ilk elde akla gelen noktaları özetlemeye çalışacak olursak, bu hareketin temellerini atacak olan kadroların nitelikleri ve biri birleriyle olan ilişkilerde esas alacakları prensiplerden başlamak gerekir.

Kurdistan kurtuluş davasına yürekten bağlılığı, dürüstlüğü, fedekarlığı, şeffaflığı, liyakatı ve yetenekleri esas almak gerekir.

Kısacası bir zamanlar herkesin hor gördüğü, küçümsediği otantik, saf, bozulmamış, mert, şövalye ruhlu Kürd kişiliğidir bu gün derdimize derman olacak örnek kişilik. Elbette bu otantik Kürd kişiliğinin insanlığın evrensel değerlerini hazmederek, çağdaş bir siyasal donanıma kavuşması gerekir.

Yukarıda geçmişteki hatalarımızı ve yanlışlarımızı sıralarken, daha çok geçmişin olumsuz yanları üzerinde duruldu. Oysa geçmişin, 60’lı, 70’li, 80’li yılların devrimci coşkusu, kadroların fedakârlığı, okuma, araştırma, tartışma, aydınlanma faaliyetleri ve başarılı kitle çalışmaları bu gün de sahip çıkılarak, örnek alınması gereken değerli ve olumlu bir gelenektir.

Gözünü budaktan esirgemeyen, bilinçli, donanımlı, fedakâr, coşkulu ve amacına sadık Kürdistani olduğu kadar Dünyalı olabilen bir kadro anlayışının yeniden canlandırılması gerekir…

İktidar bozar! Geçmişte irili ufaklı sorumluluklar veya yetkiler almış olan bazı kadroların nasıl birer küçük Stalin’e dönüştükleri henüz unutulmuş değil. İsim vermeye gerek yok. Geçmişte bazı hareketleri yöneten kadroların ‘’anılarına’’ bir göz atıldığında, nasıl yıpratıcı ve seviyesiz ilişkiler içinde olduklarını görmek mümkün. Hakeza aynı olumsuz manzaraları geçmişte yaşanan bölünmelerde, parçalanmalarda, ayrılıklar da da görmek mümkün…

Bütün bu ve benzeri hastalıkların yollarını kapatmak ve tekrarını önlemek için parti kadrolarının asaletli ve centilmence bir yarış içinde kalabilmelerinin temelleri atılıp, gerekli denetim ve kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Bu konuda ilk akla gelen önlemler şunlardır, şeffaflık, organların işletilmesi, karar alma süreçlerine katılım, eleştiri ve tartışma adabına uyulması, görev, sorumluluk ve yetkilerin çok net olarak saptanması, bütün kadroların ve organların kontrol ve denetim mekanizmalarına açık olmasıdır.

Bu kuralları ihlal edenlerin veya parti ve örgütü hangi amaçla olursa olsun kişisel veya başka amaçlar için suistimal edenlere müsamaha gösterilmemeli…

Sonuç olarak, çok zorlu süreçlerden geçmiş olan ve hala siyaset yoluyla milletine ve ülkesine hizmet etmek isteyen muazzam deney ve tecrübe sahibi kadroların tekrar basit hatalara düşmeyeceğinden emin olunsa da, mutlaka kurallar ve prensipler işletilmelidir.

Geçmişte kuralları ve prensipleri işletmememizin bizlere ve hareketlerimize ne kadar pahalıya mal olduğu hala hafızalardadır.

Bu gün de hala öyledir. Bizden başka nerede görülmüş, ‘’düşman’’ın elinde esir olan, ‘’devlete hizmete hazırım’’ diyen ve ‘’devletin çıkarları için’’ kullanıldığı gün gibi aşikâr olan bir ‘’liderin’’ koskoca bir hareket tarafından ‘’irade’’ olarak kabul görmesi ve kitlelere kabullendirilmesi!

Talabani’nin felç olması nasıl ki YNK’yı ve dolayısıyla Kurdistan Bölgesel Hükümetini de az çok felç ettiyse, prensiplerle, organ kararlarıyla hareket etmeyen her örgüt de bunların durumuna düşecek tehlike potansiyelini içinde taşıyor demektir!

1950’li 60’lı yıllarda Kurd yurtseverlerinin doğal lideri olan Ziya Şerefhanoğlu’nun 65’lerde ülkeyi terk etmek zorunda kalması, KDP lideri Faik Bucak’ın öldürülmesi, Said Elçi’nin ve Said Kırmızıtoprak’ın öldürülmeleri nasıl ki KDP’lerin örgütsel, siyasal ve ideolojik mücadele seviyelerinin zayıflamasına yol açtıysa, Ferid Uzun’un öldürülmesi Kawa’yı, Mümtaz Kotan ve Ruşen Arslan’ın tutuklanmaları Rızgari’yi, Ömer Çetin’in tutuklanması KİP’i az çok felce uğratmıştır…

Bütün bu tecrübelerden ders çıkaracak bir kadro ve örgüt anlayışına kavuşmak zorunludur. Başarının sırrı buradadır.

Yeni hareketin lideri ve liderleri olmalıdır ve olacaktır. Ancak çok bilinçli bir şekilde ‘’lider kültü’’ yaratma eğilimleri ve anlayışlarına karşı bütün kadrolar eğitilmeli ve duyarlı kılınmalıdır. Sadece bununla yetinmemeli, hareketin bürokratikleşmemesi ve lider sultası altına girmemesi için gerekli demokratik denetim ve müdahale mekanizmaları kuruluştan itibaren oluşturulmalıdır. Liderlik yapacak kadroların bu bilinçte ve anlayışta olmalarına özel bir önem verilmelidir…

Yeni hareketin kadro anlayışını bozabilecek, tehdit edebilecek tehlikelerden biri de parası kadar konuşan, parasıyla partiye hakim olan bir anlayışın uç vermesi olabilir. Elbette mali katkılar çok önemlidir. Kuruluştan itibaren harekete mali katkıda bulunanları ve süreç içinde mali katkıda bulunacaklara mutlaka bu katkılarının karşılığı, bu katkılarını kayıt altına alan ve onları onurlandırıcı belgeler verilmelidir. Parti kadro, üye ve dostlarının maddi yardımda bulunmaları teşvik edilmelidir. Ama hiçbir zaman sadece para veriyor diye bazı kişiler yetenekli ve başarılı kadrolara tercih edilmemelidir. Kadro seçiminde ve yükselmesinde esas alınacak ilke, LİYAKAT ve SADAKAT olmalıdır.

Ayrıca mevcut parti veya örgüt kurumlarının yanına İsveç’te olduğu gibi bütün parti kadrolarınca sevilen, sayılan, güvenilen ve gözü parti yönetiminde olmamakla beraber, partinin topyekün başarısı ve selameti kaygısını taşıyan şahsiyetlerden oluşan bir ‘’Merkezi İstişare Kurulu’’ oluşturulmalıdır. İmkânı varsa il teşkilatlarında da söz konusu komitelerin oluşturulmasında yarar vardır. Bu kurul veya komitenin görevi, daha ziyade parti yetkili organlarına seçilmek isteyen adayları tasnif ve tavsiye etmektir. Bu organlar da kongrede seçimle saptanmalıdır.

Yeni politik kültürü oluşturacak, taşıyacak, harekete mal ederek, topluma yayacak olanlar kadrolardır. Bir siyasal hareketi başarıya taşıyabilecek en önemli unsurlardır kadrolar. Liderler kadrolar içinden çıkar ve kadroların desteğini aldıkça başarılı olabilirler.

Kürdistan davası gibi dostu az, düşmanı çok, dezavantajları avantajlarından daha fazla olan bir mücadeleye girişen kadroların yolları uzun, yükleri ağırdır! Kurdistan davası sıradan, laletayin kadroların sürdürebileceği bir mücadele değildir. Kürt yurtseverliğini bir HALETİ RUHİYE olarak içselleştirmiş, hazm etmiş, benimsemiş kadroların işidir bu dava!..

sonraki bölüm

Öze dönüş ve kendisi olmak

Bu yazı toplam 959 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.