Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Bir Politik Kültür -5- Metrapol Kürtlerinin durumu

A+A-

Metrapol Kürtlerinin durumu

5

Kurdistan’da yaşayan 12 milyondan fazla Kürd ve Kürdistanlı dışında, belki bir o kadar nüfus da Türkiye’nin metrapol kentlerinde yaşamaktadır. Bunların bir kısmı (Konya, Ankara, Kırşehir ve diğerleri) Osmanlı döneminde mecburi iskâna tabi tutulmuş, az çok aynı bölgelerde öbeklenmiş, bir kısmı Kurdistan’dan zorla sürgün edilerek, mecburi ikamete tabi tutulmuş, bir kısmı ekonomik nedenlerle göçmüş, en büyük bölümü ise 90’lı yıllarda yakılan yıkılan köylerden göçertilmiş Kurdlerden müteşekkildir. Sayıları milyonlarla ifade edilen bu Kürd nüfusunun büyük bir bölümü Anadolu’da kalıcıdır. Bunların önemli bir bölümü Kürdlüklerinin bilincinde olmakla beraber, bir bölümü artık Türkleşmiş durumdadır.

Metrapol’de yerleşik Kürdlerin sorununun adı, Kürd sorunudur.

Yeni partinin metrapol Kürdlerine yönelik net ve gerçekçi bir yaklaşım sahibi olması gerekir. Nüfusları milyonlarla ifade edilen bu milletdaşlarımızın kimlik, dil ve kültürel hakları konusunda, toplu yaşadıkları yerlerde otonom bölgeler oluşturma hakkı konusunda, ırkçı faşist saldırılara karşı korunmaları konusunda (TC devletinin istihbarat ve özel harp dairesi tarafından yönlendirildiği bilinen son 8 Eylül 2015’te sivil, savunmasız Kürtlere, işyerlerine, Kurdistanlı otobüs firmalarının araçlarına, yolcularına, HDP binalarına yapılan saldırıların canlılığı ve korkunçluğu hala sıcaklığını korumaktadır) köken olarak bu çevrelerden gelen kadrolarla, içinde bulundukları konuma denk düşen, somut programlar oluşturulmalıdır. Hatta gerekiyorsa metrapol Kurdlerinin örgütlenmesi için ayrı bir parti kurulmalı veya mevcutlardan anlaşılabilecek bir partiyle bu konuda koordineli veya eşgüdümlü veya müttefik olarak çalışılabilmelidir.

Sayıları milyonlarla ifade edilen bu millettaşlarımıza, yurttaşlarımıza yönelik örgütlenme ve siyasal, kültürel, bireysel haklar planlanıp, programlaştırılırken, TC devleti ve bazı akıl hocalarının tuzağına düşmemeye de azami itina gösterilmelidir. ‘’Türkiye’’de yaşayan bütün Kürdler için ‘’özgür kimlikli vatandaş’’ tezleriyle Kürd meselesini etnik, yani ulusal, coğrafi, yani ülke temelinden uzaklaştırıp, kendilerine göre, daha doğrusu TC devleti tarfından kabul görülmesi amacıyla sözde ‘’çözüm teorileri’’ üretenlere de değinmek gerekir.

Öteden beri Türkiye’deki Kürdistan sorununu Türkiye ve Kuzey Kurdistan’da yaşayan milyonlarca Kürdün bireysel haklarına indirgemek için çok farklı ve bilinçli devlet kaynaklı bir faaliyet sözkonusudur. Bunun değişik varyasyonları Türk solu veya bir kısım Türk İslamcı hareketleri tarafından değişik formlar içinde piyasaya sürülmüştür… Kürd sorununu temelinden kaydırmak, TC devleti rasyonelleri içerisine hapsetmek isteyen bazı devlet adamları da bu temelde görüşler ileri sürmüştür. (Turgut Özal’ın, ‘’Kürtlerin sorununu federasyon çözemez. Serbestce tartışılırsa, bütün Türkiye’ye yayılmış olan Kürdlerin meselesini federasyonun çözemeyeceğini ispatlarım…’’ yaklaşımı, Süleyman Demirel’in ‘’anayasal vatandaşlık’’ ve benzeri görüşler)

Kürd cennahından ise kökleri geçmişe dayanan bir çizgide (1965 yılında kurulan TKDP programı) ifadesini bulmakla beraber, son dönemlerde bazı Kürd siyasetcileri, Abdullah Öcalan ve bazı başka unsurlar tarafından bu temelde ‘’özgür kimlikli vatandaş’’ görüşler ileri sürülmüştür. Sözümona bu formülle bireysel olarak Kürt kimliği tanınarak (artık ne demekse), Kürd sorunu çözülmüş olacak… Öte yandan son yıllarda ‘’demokratik özerklik’’, ‘’demokratik Türkiye’’, ‘’Ortak vatan’’ olarak PKK ve yan kuruluşları tarafından piyasaya sürülen, Türkiye’yi 25 bölgeye ayıran bazı fanteziler de sözkonusudur…

Bu tür düşüncelerin piyasaya sürülmesinin esas nedeni; Kuzey Kurdistan hareketini ulusal, ülkesel bir temelden uzaklaştırıp, (bakın zaten milyonlarca Kürd Anadoluya dağılmış, bir bölgeyi Kurdistan olarak ayırmanın ne anlamı var. Zaten iç içe geçmiş, etle tırnak gibi olmuşuz. Türkiye Kürdleri Irak, Iran Suriye Kürdleri gibi değil vb.) Türkiye rasyonelleri içine çekmektir. Türkiyelileştirip, Türkleştirmektir!...

Konumuzdan uzaklaşmamak için kısaca vurgulayarak geçelim.

Türkiye’de bir Kürd sorunu vardır. Bu Türkiye olarak adlandırılan Batı Anadolu ve diğer bölgelerde yaşayan Kürdlerin kimlik, kültürel hakları ve devlet destekli anti-Kürd ırkçı faşist hareketler eliyle geliştirilen saldırılara karşı can güvenlikleri sorunudur.

Kuzey Kurdistan’da (yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olarak adlandırılan bölgede) bir Kurdistan sorunu vardır. Oldukça uzun bir tarihi geçmişe ve güçlü bir mücadele mirasına sahip olan bu sorun, Kurdistan coğrafyası üzerinde yaşayan bütün Kurdistanlıların kendi geleceklerini özgürce belirleme ilkesiyle çözüme kavuşacak olan bir ülke ve bir milletin vazgeçilmez, meşru varlık mücadelesidir.

Kuzey Kurdistan ve Türkiye genelinde örgütlenmeyi ve mücadeleyi esas alan Kurdistani bir hareket, Türkiye genelindeki demokrasi mücadelesine karşı da bigane ve lakayıt kalamaz, kalmamalıdır. Ancak burada gözardı edilmemesi gereken en önemli husus, Türkiye genel demokrasi mücadelesini, Kurd ulusunun kendi kaderini özgürce belirleme stratejisine bağlı ve bağımlı inşa edebilmektir. Türkiye genelindeki demokratikleşme Kürd hareketinin aleyhine olmadığı gibi, salt bu çerçeve içinde kalan, siyasi hedeflerini bununla sınırlayan bir hareket, mücadeleyi temel stratejiden uzaklaştırma yanlışına düşebilir. Bu gün Türkiye ve Kuzey Kurdistan’da varolan bazı Kürd örgütleri açık açık savunacak bir cesarete sahip olmamakla beraber, Kürd ve Kurdistan mücadelesini özünde Türkiye’nin demokratikleşmesine endekslemiş bulunmaktadırlar. Oysa Kürd milletinin kendi kaderini özgür koşullarda tayin etme stratejisi hiçbir zaman Türkiyenin demokratikleşmesine endekslenemez! Tam aksine Türkiye’nin demokratikleşmesi Kurd ulusunun kendi kaderini tayin ilkesinin hayata geçmesine bağlıdır.

Türkiye düzleminde örgütlenerek bu halkın mücadelesini verecek olan bir hareket her iki meseleyi de programlaştırmak durumundadır.

Kuzey Kurdistan’da Kürd ulusunun kendi kaderini tayin hakkı üzerine siyasal stratejisini kuracak olan hareket, gönüllü veya şartların zorlamasıyla Türkiye’de yaşamakta olan milyonlarca Kürdün de dil, kimlik, kültür ve cangüvenliği taleplerini de programlaştırmak zorundadır. Koşullar gerektiriyorsa, biri Kurdistan’da diğeri metrapollerdeki Kürdleri örgütleme temelinde koordineli çalışabilecek iki farklı örgüt de düşünülmelidir…

Nasıl bir hareket veya parti? 

Bu yazı toplam 922 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.