Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Bir Politik Kültür-3- Dil ve kültür

A+A-

Dil ve kültür

3

Geçmişe ilişkin genel değerlendirmelere girmeden önce, zengini ve fakiri ile korucusu ve yurtseveri ile gerillası ve TC ordusundaki askeri ve subayı ile işbirlikçisi ve yurtseveri ile şehirlisi ve köylüsü ile kadını ve erkeği ile kurmancı ve zazası ile alevisi ve yezidisi ile sünnisi ve ateisti ile çoluğu ve çocuğu ile yüzlerce yıl önce Cihanbeyli, Haymana ve Kulu’ya sürülmüşü ve Denizli’de, Aydın’da mecburi ikamete tabi tutulmuşu ile ekmek davası için İstanbul’a yerleşeni veya köyü yakıldığı için Mersin’e göçertileni ile Avrupa ülkelerinde ekmek peşinde koşanı ve devletin zulmünden kaçarak mülteci olanı ile, velhasılı kelam dili ve kültürü yasaklanmış olan bütün Kürtlerin, A’dan, Z’ye, ana sütü kadar helal olan KÜRTÇE ANADİL EĞİTİM VE ÖĞRETİMİ hakkı/talebi etrafında örgütlenerek, harekete geçip bu en doğal insani hakkını elde etmesi mümkün değil midir?

Kürt hareketleri bırakalım büyük siyasi hedefleri sadece bu temel insani talep etrafında bir araya gelemezler mi?

Öyle savaşla, silahla, bombayla, hapisle değil, büyük iddialara sahip siyasal programlarla değil;

DİLİMİ İSTİYORUM!

ANADİLİMDE EĞİTİM İSTİYORUM!

Talebi kadar meşru bir talep olabilir mi?

Yeryüzünde Kürtler gibi milyonlarca nüfusu olup, binlerce yıllık bir tarihe ve güçlü bir kültüre ve geleneğe sahip olup da dili yasaklanmış başka bir millet var mıdır?

Hangi devlet böylesi bir talebe karşı koyabilir?

Kuzey Kurdistan ve Türkiyedeki Kürt hareketinin maksimal (azami, uzun vadeli) siyasi hedeflerinin olması, bu minimal (asgari, yakın vadeli) insani ve tabii bir hak mücadelesi olan ve ulusun tümünü ilgilendiren ve harekete geçirebilecek dil talebini ciddi bir şekilde önüne koymasına engel midir?

Hayır, değildir!

Bunun için dağlarda savaşmaya, şehirlerde hendekler kazmaya, zindanlarda çürümeye gerek var mıdır?

Hayır, yoktur!

O zaman neden böylesi, meşru, doğal ve insani bir hak mücadelesini, milyonlarca insanımızın katılabileceği şölenlerle, stranlar (şarkılar), govendler (halaylar) eşliğinde başlatmıyoruz?

Kim elimizi tutmuş?

TC devleti böylesi bir mücadeleye ve talebe istese bile nasıl karşı koyacak?

Devlet, bütün bir millet tarafından, on milyonlar tarafından ileri sürülecek böylesi bir talebi ya kabul etmek zorunda kalacak veya bütün Dünya’ya ve Kürtlere ‘’sizin dilinizi yasakladım, bu dilde eğitim/öğretim yaptırtmıyorum’’ diyecek!... Derse desin! O zaman Kürt milleti de, Dünya alem de ne menem bir devlete karşı mücadele etmiş olduğumuzu görür en azından!

Kuzey Kurdistan ve Turkiye’de Kurd milletinin varlığı üzerindeki en büyük tehdit; ASİMİLASYONDUR

Türklüğe asimilasyonun bugün varmış olduğu düzey, Kurd milletinin Kuzeydeki varlığını ve geleceğini tehdit etmektedir. Bugün milyonlarca, hatta on milyonlara varan bir Kurd nüfusu asimile olup, Türklüğe integre olmuş durumdadır. Bu insanlar kendilerini Türk hisetmekte, Bunların büyük bir bölümü bir Türk ırkçısı gibi, bir Türk Kemalisti gibi, bir Türk İslamcısı gibi, bir Türk Solcusu gibi, bir Türk liberali gibi düşünmekte ve davranmakta bir beis görmüyorlar. Kısacası Türkleşmiş bulunuyorlar... Bu kesimin büyük bir çoğunluğu Kurd milletinin kendi geleceğini serbestçe tayin etme ilkesine karşı bir Türk ırkçısı gibi düşünmekte ve Kürd hareketine karşı düşmanca bir yaklaşım içinde bulunmaktadır… 

Hangi teorisyen ulus kavramını nasıl izah ederse etsin, ulus olmanın kriterlerini nasıl açıklarsa açıklasın, doğru veya yanlış pek önemli değil. Önemli olan: dilini kaybetmeyeceksin!..

Dilini kaybeden bir millet, kültürünü ve kimliğini kaybetmiş demektir.

Dil bir milleti var eden en temel unsurdur (ögedir). Elbette, toprak birliği, tarih birliği, ortak ruhi şekillenme, ekonomik yapı, pazar ve benzeri unsurlar da önemlidir ama hiç biri dil kadar önemli değildir… Bundan dolayı her yerde, her düzeyde anadilde eğitim talebinde bulunmak gerekir…

Hatta hatta sadec ana dilde eğitim ve Kürtçenin (kurmanci, zazaki) resmi dil olarak kabul edilmesi ilkesinde anlaşılabilen bütün siyasal ve toplumsal kesimlerle, korucular da dahil birlikte haretek edebilmek gerekir…

Kısacası, ana dilde eğitim, ulusal bir talep ve kampanyaya dönüştürülmelidir. Hiçbir Kürd bireyi, örgütü ve partisi bu konuda kendisi dışındaki güçleri, çevreleri herhangi bir sebeple dıştalayıcı olma lüksüne, aptallığına sahip olmamalıdır…

Yeni oluşum, ilk önce kendi yapısından başlatarak, yeni ve gerekli bir dil kültür hareketine de öncülük etmek durumundadır.

Kürt Hareketinin konuşma ve yazı dili Kurdçe olmak zorundadır.

Kürt ve Kurdistan mücadelesi Türkçe verilmez/verilemez!...

Yeni parti toplantılarını Kurdçe (kurmanci zazaki) yapmalı, propaganda ve kitle çalışmsını da kurdçe yaparak, topyekün Kürt hareketine örnek olmalıdır.

Mecbur olmadıkça/kalmadıkca Türkçe konuşulmamalıdır.

Bu konuda kesinlikle tavizkar davranmamak gerekir. Ayrıca hangi gerekçeyle olursa olsun, dil konusundaki ısrar hafife alınmamalıdır.

Tekrar tekrar vurgulamak gerek, Kuzey Kurdistan’da zazasıyla, kurmancıyla milletimizin varlığını tehdit eden ön önemli tehlike, asimilasyondur.

Asimilasyona karşı durmanın en önemli silahı, dile sahip çıkmaktır.

Dile sahip çıkabilmenin tek yolu, onu kullanmak ve kullanılır hale getirmek ve cazip kılmaktır…

Parti temsilcisi konumunda olan kadrolar rahat kurdçe konuşmayı, okuyup, yazmayı bilenlerden seçilmelidir.

Muhtarlık, encümen üyeleği, belediye başkanlığı, millet vekilliği gibi temsili görevlere aday olabilmek için zazaki, kurmanci konuşma, okuma, yazma şartı koşulmalıdır.

Meslek odaları, barolar, esnaf temsilcilikleri, işçi ve emekçi örgütleri, işadamı örgütleri, spor klüpler velhasıl bütün temsili pozisyonlara aday olanları desteklemek için kurmanci, zazaki konuşma ve okuyup/yazma şartı getirilmeli.

Her köyde, her semtte, her mahallede gönüllü hocaların insiyatifinde Kürçe kurslar açılmalıdır.

Dini ibadette Kürtçe (kurmanci, zazaki) esas alınmalı.

Camilerde hutbeler Kürtçe okunmalı. Vaazlar Kürtçe verilmeli.

Cem evlerinde cemler, semahlar Kürtçe yapılmalı.

Cenazelerde, taziyelerde, mevlütlerde Kürtçe (zazaki, kurmanci) esas alınmalıdır.

Düğünlerde, sünnetlerde, her türlü toplu eğlencede Kürtçe esas alınmalıdır.

Kürtçe bilmeyen bir kişinin hatırı için dost cemaatleri, koskoca cemaatler otomatik bir refleksle Türkçeye geçmemelidir. Tam aksine Kürtçe bilmeyen öğrenmeye gayret etmelidir.

1986 Ağustosunda gazeteci olarak Güney Kurdistan’ın kurtarılmış bölgelerini dolaşırken, Bağdatlı, Basralı Irak Komünist Partisi Arap kadrolarının, Basralı, Necefli İslamcı Dava partililerin mükemmel olmasa da şakır şakır Kürtçe konuştuklarına tanık olmuştum.

Enternasyonalistliği kimseye kaptırmayan Türk solunun kadrolarından ve tabanlarından –ki çoğu da Kürt idi- kaç lider, kaç kadro, kaç sıradan üye Kürtçe öğrenmeye tenezzül etti? Öyle ya Kürtlerin ’’milliyetçi’’ Kürt örgütlerinin peşinden gitmesini önlemek amacıyla, Kürt halkına ’’sosyalist, devrimci, enternasyonalist’’ propaganda yapmak için bile olsa Kürtçe öğrenmeleri gerekmez miydi?

Yoksa enternasyonalizm, sosyalizm, devrimcilik sadece Türkçe mi anlıyordu? Sadece Türkçe mi sosyalistlik, enternasyonalistlik yapılabilir?

Bu kadar yıldır Türkiye’de Kürtlerin çoğu solu ve sosyalistleri destekler, bu güne kadar kaç kere ’’Kürt kardeşlerimizin dilinin yasaklanmasını protesto ediyoruz’’ diye eylem yaptı Türk sosyalistleri? (TİP 4. Kongresinde alınan ve TİP’in kapatılmasına neden olduğu söylenen karar hariç.)

Hani Ümmeti Muhammed kardeşti! Ummetin Arapça, Farsça, Tacik, Dari konuşanlarının dilleri helal de, Kürtçe mi haram?!

Türk islamcıları müslüman Kürt kardeşlerinin dillerine kilit vurulmasını hiç bir zaman protesto ettiler mi? Ettilerse nerede, ne zaman, nasıl protesto ettiler?!

Türk alevileri, Kürt alevilerinin Kürtçe dil haklarını hiç savundular mı? Savunduysalar, nerede, nasıl savundular, blen, duyan var mı?

Kardeşlik bu mudur?

Böyle kardeşlik olur mu?

Bu güne kadar Türk olarak, Kürtçeyi öğrenen tek bir değerli insan gördüm, o da bir arkadaşımın saygıdeğer Söke’li eşidir. Türk olup olmadığını da bilmiyorum. Başka görmedim. Ama Kürtçeyi şakır şakır konuşan okuyup yazan Arap, Alman, İngiliz, Japon gördüm…

Kaç tane Türk islamcısı veya Saidi Kurdi (Nursi) nin ’’Nur talebelerinden’’ kaç kişi bu islam aliminin anadilini merak edip, öğrenmeye değer buldu!

Kaç tane Nurcu Risalei Nurları yazan bu alimin hayatını ve eserlerini Kürtlükten uzaklaştırmak için Nurculuk adına yapılan tahrifatlara karşı çıktı?

Neden Nurcu geçinenler Saidê Kurdî’nin sırf Van’da Kürtçe, Arapça, Türkçe eğitim yapacak bir üniversite talebinde bulunduğu için Osmanlı Devleti tarafından tımarhaneye kapatıldığını yazmaz, çizmez, es geçer, unutturmaya çalışır!?

Türkçeden çok daha iyi düzeyde Kürtçe bilen, medrese eğitimini Kürtçe almış olan, popüler ’’Menzil Şeyhi’’ kaç kere cemaatine Kürtçe hitap edebildi?

Menzil şeyhi cemaatine Kürtçe hitap ederse kaç tane Türk müridi kalır?

Eğer mesele Kuran’ın diliyse ki oda Arapçadır, neden Türkiye camilerinde Arapça değil de Türkçe hakimdir.

Allahın dili Türkçe midir? Yoksa bütün dilleri bilen Allah, Kürtçe, kurmanci, zazaki bilmiyor mu?

Kürtleri ve PKK’yi oyalayıcı sahte  ’’müzakere süreci’’ başladığında, neden Abdullah Öcalan, PKK ve yan kuruluşlarından Sivil Cuma namazlarına son vermeleri ilk koşul olarak istendi?

Neden Diyanet İşleri Başkanlığı bütün faaliyetlerinde Türkçeyi ve Türkçülüğü esas alıyor da, Kurmanci ve zazakiyi almıyor?

Kurmanci ve zazaki konuşanlardan, alevilerden, yezidilerden, hırıstiyanlardan, yahudilerden, dinsizlerden alınan vergilerle beslenen Diyanet haram yemiş olmuyor mu?

Buna benzer örnekleri uzatmak mümkün! Herkesin etrafına ve günlük yaşama bir dönüp bakması yeterlidir!..

 

Neyse, konumuza devam edelim. Asimile olmuş veya kökeni Kürd olmayan çok yetenekli ve degerli kadrolar ve üyeler de sözkonusudur. Bu tür kadroları ve üyeleri daha çok bildikleri dillere (Türk, Arap, Çerkez, Azeri, Mıhelmi, Ermeni, Suryani) uygun birimlerde istihdam etmeye çalışmak gerekir. Ancak, sırf kürdçe bilmiyor diye yetenekli kadrolar daha geri kadrolara da kurban edilmemelidir. Yetenekli ve kürdçe bilmeyen kadrolar da hangi yaşta ve başta olursa olsunlar artık yeteneklerinin bir kısmını da kürdçe öğrenmeye ayırabilmelidirler!…

İmkanlarını zorlayarak parti her birimde dogrudan veya bu konuyla ilgili kurum ve kuruluşlar vasıtasıyla Kürdçe dil kursları açmalıdır. Bu dil kurslarında ilk önce ihtiyaç duyan parti kadro ve üyeleri, imkan varsa halktan ilgi duyanlar da eğitilmelidir. Kurdçeyi (kurmanci, zazaki) Öğrenelim/Öğretelim Kampanyası mutlaka başlatılmalı ve ulusal bir kampanyaya dönüştürülmelidir. Bu oluşturulacak dil kursları aynı zamanda parti kadrolarının ve üyelerinin halkla, kitlelerle, gençlikle, kadınlarla yeni çevrelerle bağ kuracağı, örgütlenecegi alanlardır da…

Ayrıca devletin çok kısıtlı da olsa, kadük de kalsa, orta okullarda seçmeli ders olarak başlatmak zorunda kaldığı Kürdçe’ye çocukların katılımı teşvik edilmelidir.

Kurdi-Der gibi dil ögreten kurum ve kuruluşlarla dialog ve dayanışma içinde olunmalı. Dil konusunda ciddi bir gayreti ve faaliyeti olan hiç bir yapılanma siyasal, ideolojik, örgütsel nedenlerle küçümsenmemeli, dışlanmamalıdır…

Küçük bir birimde, bir köy imamının, mellenin sınırlı sayıda öğrencisine verdiği Kürtçe ders olabilir, bir hocahanımın kursları olabilir,  zazaki/kurmanci mevlüt okunması olabilir, veya bir Pir’in verdiği kurmanci/zazaki ders olabilir, Kürtçe semah olabilir. Hatta hatta siyasi çizgisini hiç beğenmediğimiz bir örgüt de olabilir veya bir devlet kurumu da olabilir, hiç küçümsemeden ve ayrım gözetmeden Kürtçenin gelişmesine faydalı, ilgili bütün faaliyetlere destek olmak gerekir.

Zamanla kürtçe eğitimi konusunda faaliyet gösteren sivil kurumlarla ortak bir yapılanmaya varmanın adımları atılmalıdır. Aynı şekilde lise mezunu gençlerin Üniversite sınavlarında almış oldukları puanlar çok yüksek bile olsa onları bilinen klasik ’’cazip, çekici, atraktiv’’ fakültelere değil, Kürd dili eğitimi veren yüksek okullara yönlendirmek gerekir. Yok olmak üzere olan dilimizi ve kültürümüzü geliştirecek olan öğretmenler en zeki ve çalışkan kızlarımızdan ve delikanlılarımızdan yetişmelidir.

Kürd milleti mühendissizlikten, mali müşavirliksizlikten, doktorsuzlıktan, avukatsızlıktan ölmez!

Kürd milleti, dilini, edebiyatını ve kültürünü kaybederse ölür!

Bu tehdidin önü mutlaka alınmalıdır!

Hiç bir kadro veya üye Kürdçeyi hafife almamalıdır.

Bu konu her zaman, her yerde dile getirilmeli, Kürdçe konuşma, okuyup yazma bu partinin kadroları, üyeleri ve taraftarlarının en birincil özelliği olmalıdır…

Belki bir dönemler şartları yoktu, ama şimdi değil. Şimdi 7’den 70’e herkesin Kürdçeyi öğrenme imkanı vardır. Eger birileri bu dili bilmiyorsa ve bu gün de öğrenmeye çalışmıyorsa, bu dili öğrenmeye layık bir dil olarak görmüyor demektir. Bunun da affedilir bir yanı yoktur…

Sömürgecilerin en büyük silahı asimilasyon olduğuna göre, bizim de en önemli silahımız Kürdçeyi her alanda kullanmak olmalıdır.

Dün yoktu. Ama bu gün bu konuda uzman insanlarımız, profesörlerimiz, doçentlerimiz, doktorlarımız, öğretmenlerimiz var. ’’Kurdistan, hemen!’’ hedefini gerçekleştirmek bu günden yarına olacak bir iş değildir ama Kurdçeyi kullanarak, bilmeyenlere öğreterek, dilimizi saygın ve cazip bir konuma getirerek, bu hedefin en önemli ilk adımını atabiliriz.

Anadilde eğitim

En önemli, acil ve vazgeçilmez bir şiar olmalıdır!

Şimdiden, yarına bırakmadan Kürdçe öğretebilecek kadroları partinin Kürd dili ve eğitimi ile ilgili uzmanları olarak organize etmesi gerekir. Bu tür kadroların illa ki bir parti üyesi olamaları da gerekmez. İsteyen olur, istemeyen olmaz. Ama uzmanlıklarından amatörce veya profesyonelce yararlanmak gerekir. Bu konu üzerinde ne kadar durulsa azdır. Ayrıca bu görev ve sorumluluk sadece bir partinin değil, bütün Kürtlerin ve Kurdistan için mücadele veren bütün örgütlerin ve çevrelerin de görevidir.

TC’nin dilini ve kültürünü yoketmeye çalıştığı Kürd toplumu, stranları, dengbejleri, çirokları, çirokbejleri, halk oyunları, dügünleri, cenaze ve taziyelerini, yani gelenek ve göreneklerini koruyarak biraz da ayakta kalabilmiştir. Asimilasyon ve integrasyonun toplumdaki etkileri bölgeden bölgeye fark etse de genel durum vahimdir. Örneğin, Şemdinan veya Nusaybin’de asimilasyon, belki Malatya veya Koçgiri kadar etkili olmamıştır ama, sözkonusu alanlar da artık tehdit altındadır.

Bu türkçe hastalığı o kadar dayanılmaz bir hal almıştır ki, Kurdistanı kurtarmak için yola çıkan, canını feda eden militanlara ’’Kurdistan Halk Kurtuluş Ordusu’’ (ARGK)nin askeri egitim kamplarında türkçe egitim verilmiş, diger parçalardan gelen militanlara Türkçe öğretilmiştir!

TC’nin çekince koymuş olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi anadilde eğitim hakkını garanti altına almaktadır. TC devleti bu anlaşmayı imzalamayarak bırakalım insan haklarını, Çocuk Haklarını ihlal etmektedir. Bu konu her zaman her yerde her platformda dile getirilmelidir...

Sonraki bölüm
Din, Kültür, Tarih

Bu yazı toplam 1340 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.