Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Bir Politik Kültür-2-

A+A-

Bazı Genel Tesbitler

2

Yeni hareketin temel amacı ve görevi; Varlığı tehdit altında olan Kürd milletinin mücadelesini sahiplenerek, başarıya götürmektir. Diğer bir deyişle, Kurdistan’ın kurtuluşu ve ulusun yeniden inşasını başarmaktır. Bu Kurdistanlı örgütlerin iradi olarak seçecekleri bir misiyondan ziyade, ülkemizin sömürge olmasından kaynaklanan, zorunlu ulusal ve siyasal bir görevdir. Varlığı ve hakları inkâr edilen devletsiz bir millet olduğumuz için, temel, kalıcı, ulusu kapsayan, kucaklayan kurumlarımız olmadığı için, ulusu oluşturma ve inşadan bahsediyoruz. Yoksa kendimize altından kalkılamayacak görevler bulmak, yaratmak işgüzarlığından değil. Bu konunun siyasi kadrolar tarafından tartışmaya açılıp, izah edilmesi gerekir.

Bütün Kürt örgütleri ya Kürt değilim diyecekler, veya Kürt örgütü, partisi, kurumu, kadrosu olduğunu söylüyorlarsa, ister legal, ister illegal, ister yasal, ister yasadışı, ister silahlı, ister silahsız ULUSU OLUŞTURMAK GÖREVİYLE KARŞI KARŞIYA KALIRLAR!..

Bu görevden kaçmak istense de, TC’yi gücendirmemek kaygısıyla görmezden gelinse de, takkiye niyetiyle kılıktan (Türkiyeliyiz, Atatürkçüyüz, Misakı milliciyiz vb. diyerek) kılığa girilse de, hiçbir Kürt örgütü bu görevden kaçıp/kurtulamaz! Bunu inkâr eden her Kürt örgütü varlık nedeniyle çelişir… Onun için, ‘’Kurdistan sorunu ulusal bir sorundur. Bu sorun Kürd milletinin kendi kaderini özgürce tayin etmesi ile çözülür’’ diyenlere karşı, ‘’tûj’’ sivri, sekter, milliyetçi yaftası yapıştırma ahmaklığına, aptallığına düşenlere sadece gülüp geçmek gerekir!...

Burada tekrar vurgulamak gerekir. Kürt milleti, sömürge, sömürgeci, askeri işgal, kendi kaderini tayin hakkı gibi temel siyasi kavramlarla izah edilen Kürdistan sorunu, sadece Türk devletinin ‘’yasaları’’nın icazet verdiği bir çerçevede ele alınamaz! Türkiye’de yasal, legal, kanuni, meşru bir parti olmak, bu temel kavramlarla düşünmeyi, bu kavramları esas alarak siyaset yapmayı engellememelidir.

Sömürge bir ülke olmaktan kaynaklanan politik, ideolojik, kültürel ve sosyal dejenarasyon ve sapmaları ortadan kaldırıp, onun yerine yeni, normal, demokratik, çoğulcu, laik bir toplum ve düzen kurmak, Kurdistanlı politik örgütlerin temel görevidir. Bunun için ülkenin kurtuluşu, toplumun özgürleştirilmesi esas amaç olarak bütün Kurdistanlı örgütlerin önünde durmaktadır.

İster 60’larda kurulmuş geleneksel, milliyetçi muhafazakâr partiler olsun, ister 70’lerde kurulmuş Stalinist illegal örgütler olsun, isterse kendini çok modern, çevreci, ‘’demokratik’’ olarak lanse etsin, isterse kendisini sadece Türk siyasal sistemi içinde Kürt sorununa çözüm aramakla sınırlasın, hiç fark etmez. Kendisini Kürd örgütü olarak ifade eden her yapı ve her parti aşağıdaki temel tesbitleri esas almak zorundadır. Bu keyfi, iradi bir seçim değildir. Ülkemizin ve milletimizin içinde bulunduğu statü, durum, yapı buna bizleri mecbur kılmaktadır… Onun için siyaset piyasasında bu meseleyi kavramadan veya kavramasına rağmen kasten, bilerek şuraya buraya çekimek isteyen siyasi cambazlara ve şaklabanlara itibar edilmemelidir!... 

Ülkemiz Kurdistan, dört parçaya bölünmüş, varlığı ve hakları inkâr edilen uluslararası bir sömürgedir.

Kuzey Kurdistan sömürgeci askeri işgal altındadır.

Toplumumuz sömürge bir toplumdur.

Kürt milleti kendi kaderini özgürce tayin etme hakkına sahiptir.

Tarihte merkezi, ülke çapında bir siyasi otorite sahibi olunmadığı için;

Lokal, yerel feodal bölünmüşlükle muzdarip olunduğu için;

Ulke çapında merkezi ulusal kurumlara sahip olunamadığı için;

Başta asimilasyon olmak üzere, her türlü sömürgeci uygulamalara maruz kalındığı için;

Kendi anadilimizde ve kültürümüzde eğitim alabilecek kurumlara sahip olunmadığı için;

Kollektif ulus bilinci zayıf olduğu için;

Her ne kadar kelime anlamında bir ulus olsak da;

Yukarıda sıraladığımız ve başka birçok nedenden dolayı, milletimiz olgunlaşmış (kemale ermiş) bir ulusun sahip olduğu reflekslere sahip değildir.

Kendi ulusal iradesine sahip olmayan sömürge bir ulus olmaktan kaynaklanan bu acı gerçeğin günlük yaşama, siyasete, ideolojiye, kültüre, edebiyata, psikolojiye, kişiliğe, milli reflekslere yansımaları oldukça problemli, sorunlu ve milletimizin varlığını ve geleceğini tehdit eder özellikler taşımaktadır.

Sömürgeciliğin, katliam, sürgün, asimilasyon, ötekileştirme, inkâr, Türkleştirme ve tek tip ‘’Türk vatandaşı yaratma’’ uygulamaları ile Kürt toplumunun bünyesinde taşıdığı uluslaşmaya engel negatif ögelerin Kürtler üzerinde yaratmış olduğu onulmaz, iflah olmaz tahribatlardan dolayı, birçok durumda, politik olaylar ve tercihler hususunda bir Kürd’ün duruşuyla, vasat bir Türk’ün duruşunu ayırt etmek mümkün olmuyor. Bunu siyasetten ekonomiye, futboldan müziğe her alanda görmek mümkündür. Kısacası Kürt ve Kürdistan insanının olması gereken, doğal davranış kodları tahrip edilmiştir. Bu çok önemlidir. Mutlaka bilim adamları/kadınları bu husus üzerine bilimsel, akademik incelemeler yapıp, sonuçları ne olursa olsun ortaya koymalıdırlar… Kurdistan’ın dörde, beşe bölünüp parçalanması sadece ülkeyi ve ulusu bölmekle kalmamış, insanlarımızın beynini ve iskeletini de parçalamış, ulusal ve kimlik (aidiyet) bilincini de alt üst etmiştir.

Bu acı gerçeklere parmak basmak zorundayız. Kendi kendimizi ajite ederek, kendimizi ve halkımızı kandıramayız! Ülke ve ulus gerçekliğimizi doğru tesbit edebilirsek, önümüzdeki ulusal, sosyal, siyasal ideolojik ve örgütsel görevlerimizi de daha doğru tesbit edip, ona göre çözüm önerileri, programları ve projeleri üretebiliriz. Yapılması gereken en önemli işlerden biri, Kuzey Kurdistanın her alanda (ekonomik, endüstriyel, tarımsal, sosyal, eğitim, sağlık vb.) master planının çıkarılmasıdır. Belki bugün bunu yapmaya gücümüz ve imkânlarımız el vermeyebilir ama mutlaka yapılmalıdır. Şimdiden bu konuya yönelik düşünceler ve projeler geliştirmek gerekir. DPT, kalkınma ajansları, DİE gibi bazı TC devlet kurumlarının çalışmalarından istifade edilebilinir. Ama esasında objektif, bilimsel, profesyonel çalışma sonucu Kuzeyin master planının mutlaka elimizde olması gerekir. Milletimizin, toplumumuzun ve ülkemizin içinde bulunduğu durumu gerçeğe en yakın bir şekilde kavrayabilmemiz, anlayıp, gerekli stratejileri saptayabilmemiz için bu gereklidir…

Geçmişteki direniş hareketlerini bir yana koyarsak, Kurd milleti kendi kaderini özgürce tayin etme mücadelesini iki asıra yakın bir süredir devam ettirmektedir. Şeyh Ubeydullah Nehri Hareketi, Koçgiri, Şêyx Said, Agirî, Dersım, Mahabad, Eylül Devrimi, 79 sonrası Doğu Kurdistan silahlı mücadelesi, hareketleri ve direnişleri neden başarıya ulaşamadı?

PKK’nın başlattığı kâh yoğunlaşan, kâh sakinleşen bazen de şikeli bir görünüm arzeden 30 yıllık silahlı mücadelesinin bugün geldiği nokta nedir?

Güney Kurdistan neden devletleşemiyor!

Bu güne kadar bu mücadelelerin başarıya ulaşamamış olmasının ulusal, bölgesel, uluslararası, dinsel, kültürel, sosyal, ideolojik ve siyasal nedenlerini kavrayıp, bilince çıkarmak zorundayız.

Neden Kürdler dünyanın en büyük devletsiz milletidir?

Bunun sebeplerini hep kendi dışımızdaki faktörlere bağlama ve ağlama anlayışından artık vaz geçmek zorundayız!

Sömürgeden bile aşağı bir seviyede muamele gören Kürd ve Kurdistanın bu statüde esir kalması bir kader midir?

15 milyona varan nüfusu ile Kuzey Kurdistan (Türkiye Kurdistanı) da yaşayan milletimiz her türlü insani, kültürel, idari ve siyasi haklarından mahrumdur. Hala milyonlarca Kürd resmiyette Türk sayılmaktadır. En temel insani hak olan kendi dilimizde, eğitim/öğretim görme hakkına bile sahip değiliz! Şehirlerimizin, ilçelerimizin, köylerimizin, mahalelerimizin, bölgelerimizin, dağlarımızın, ovalarımızın, yaylalarımızın, vadilerimizin adları Türkçeleştirilmiş; İsimlerimiz, soy isimlerimiz dahi Türkçeleştirilmiş, kos koca bir millet olarak kimliksiz, kişiliksiz bir yığın muamelesi görmekteyiz.

Bu konum, sömürge toplumlarda bile karşılaşılamayacak kadar emsalsiz ve aşağılayıcıdır! Hiçbir şahsiyetli, onurlu, gururlu Kürd bireyinin bunu kabullenip, içine sindirmesi mümkün değildir. Ama zorla, katliamla, sürgünle, aç ve yoksul bıraktırılarak, satın alarak, zalimane bir asimilasyon uygulamasıyla milletimiz inim inim inletilerek, aslından, kökünden, dilinden, kültüründen koparılarak bu gün gördüğümüz hale getirilmiştir!..

Kürd insanı bu esaretten kurtulmak için gerekli ve zorunlu olan yurtsever bir ulusal kültüre neden kavuşamıyor?

Kürd insanı neden diline, kültürüne, ülkesine, ulusal davasına sahip çıkmakta zayıf kalıyor?

Mevcut Kürd partileri, örgütleri gerek parçalar düzeyinde gerekse ülke düzeyinde neden ortak ulusal bir platformda, kurumda yan yana gelmiyor/gelemiyorlar? Neden?

Siyasal olarak, ulusal bilinç olarak, örgütlülük olarak en ileri parça olan, dünyanın önemli devletlerinin desteğine sahip olan Güney Kurdistan’ın en önemli ortak ulusal kurumu olan parlamento 1994’lerde devre dışı bırakılmış, Kürtlerin ‘’kardeş kavgası’’ olarak adlandırmayı sevdikleri iç savaş başlamıştı. KDP Saddam’ın tanklarını Hewlere davet ederken, diğer tarafdan YNK da İran pasdarlarıyla finigirdeşiyordu! Süleymaniye Yekiti’nin devleti, Hewlêr, Duhok KDP ‘nin devleti oldu. O zaman toplam üç vilayeti olan Güney Kurdistanı birlikte yönetemeyip, ayrı hükümetler kuran KDP ve Yekiti halen de ayrı peşmerge gücüne, ayrı polis gücüne, ayrı istihbarat gücüne, ayrı maliyeye sahiptirler! ABD ve diğer önemli devletlerin aracılığı ile adeta iki ayrı düşman devlet başkanıymış gibi Beyaz Sarayın bahçesinde ABD Dışişleri Bakanı M. Olbright tarafından barıştırılan M. Barzani ve C. Talabani ve partileri iki/üç ili birlikte yönetemezken; Bağımsızlık koşullarının olgunlaştığı son bir iki yıl içinde, bu kez de görev süresi sona ermiş olan Başkan Mesud Barzani Parlamento Başkanının Hewlêr’e girişini yasaklıyor! Kurdistan’ın bağımsızlığı için koşulların bu kadar elverişli olduğu bir momentte en önemli ortak ulusal kurum olan parlamento yaklaşık bir yıldır kapalı. Parlamento Başkanı siyasal mutabakatla oluşturulan hükümeti, parlamento başkanlığı görev dağılımını unutarak, Iran’la fingirdeşip, aynı hükümet içinde yer aldığı, koalisyon hükümetinin en büyük ortağı KDP’ye karşı İran’la birlikte dolap çevirmeye kalkıyor! Diğer bir önemli ortak ulusal kurum olan Bölge Başkanılığının görev süresi bitmiş, süre meşru/yasal bir şekilde uzatılamamış! Ortak bir anayasa üzerinde anlaşma sağlanabilmiş değil!

36. Paralel’in oluşturulmasından bu yana 24-25 sene geçti.

Anayasa yok!

Ortak ordu yok!

Ortak polis ve istihbarat yok!

Ortak idare sözde var!

Parlamento kapalı!

Partilerin mali gücü hükümetten kuvvetli!

Başkanın görev süresi bitmiş ve meşru bir şekilde uzatılamamış!

Dünya bağımsızlıktan yana, Güneyli Kürtlerin önemli bir bölümü açıkça karşı!

Şıngal hezimetinin sorumluları yargılanmazken, en az 4 bin kızımız ve kadınımız, yani anamız bacımız DAİŞ çakalllarının elinde seks kölesi olarak kullanılıyor!

Peki bu durumu nasıl izah edeceğiz?

Her kürdün gözünün bebeği gibi koruması gereken Güney Kurdistanın bağımsızlık yolunda atacağı her olumlu adım bütün dünya Kürtlerinin umudu ve beklentisi olması, bu konuda Başkan Mesud Barzani’nin net ve kararlı tutumunu gönülden desteklemek, sözkonusu parçadaki siyasal perişanlığı görmezden gelmemize ve  hasıraltı etmemize neden olmamalıdır!...

Öte yandan dört parçadan hemen hemen çatışmadığı örgüt kalmayan PKK, neden marginal Türk gruplarıyla beraber olmayı başarabiliyor da, aynı anlayışı aslında birlikte mücadele etmesi gereken Kuzeyli Kürt örgütleriyle gerçekleştirmiyor, gerçekleştiremiyor?

Suriye Kurdistanında rejimle, ABD ile Rusya ile ÖSO ile, her türlü Arap örgütü ve diğer yerel örgütlerle şu veya bu düzeyde işbirliği yapabilen PYD, YPG neden ENKS veya Peşmergeyên Rojava ile birlikte çalışamıyor?

Bu sorular moral bozmak için sorulmuyor. Bu tesbitler başkalarını eleştirmekten zevk alındığı için yapılmıyor! Tam aksine içinde bulunduğumuz durumun ne kadar içler acısı bir halde olduğunu ve önümüzdeki görevlerin ne kadar ciddi ve ağır olduğunu kavramak/kavratmak için yapılıyor!

Yeni hareket, milletimizin ve ülkemizin genelde ve özellikle de Kuzey’de içinde bulunduğu durumu objektif bir şekilde tesbit edebilmek için, mutlaka bilim adamları, akademisyenler ve ilgili uzmanlarla uluslararası standartlarda ciddi bilimsel seminerler, konferanslar, kongreler örgütlemeli ve buralardan çıkacak sonuçları izleyeceği siyasette temel almalıdır… Bu tür faaliyetleri bilimsel bir temelde sürdürebilmek için Araştırma/Geliştirme bölümü veya şirketi hiç ileriye ertelemeden, baştan oluşturulmalıdır…

Ülkemiz Kürdistan’ın sömürge veya sömürge altı bir statüde olması, Kürt hareketlerinin önemli bir kesiminin özerklik, federasyon, konfederasyon veya bağımsızlık hedeflerini programlaştırmış olmaları, asgari taleplerin öne çıkarılarak bütün ulusu topyekün mobilize etmelerine ve hatta hatta sadece bu temelde örgütlenip, insiyatifler geliştirerek, yaygın halk hareketlerine dönüştürebilemelerine engel değildir/olmamalıdır. Bu bağlamda Dil ve kültür önemli bir mihenk taşıdır. 

Bir sonraki bölüm
Dil ve kültür

Bu yazı toplam 912 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.