Vahap Coşkun: Erken seçimi AKP ve MHP'nin anlaşıp anlaşmaması belirleyecek

Vahap Coşkun: Erken seçimi AKP ve MHP'nin anlaşıp anlaşmaması belirleyecek

.

A+A-

Türkiye’de erken seçim tartışmaları günden güne artarken, ekonomik problemler de gün geçtikçe toplumda kendini hissettirmeye başlıyor. Ülkede yaşanan gerilimli atmosfer birçok siyasi kanadı harekete geçirirken halk ise gidişatın gittikçe büyüdüğünü fark ediyor. Muhalefet kanadı elini güçlendirmek isterken, Kürtler ise HDP’nin seçim stratejisine odaklanmış durumda.

Irak genelinde yapılan seçimlerde Kürtler önemli başarı elde ettiler. Türkiye ve bölgede yaşanan gelişmeleri Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun PeyamaKurd’e değerlendirdi.

Vahap Coşkun, "Irak’ta ve Suriye’de Kürtlerin aydın bir gelecek teşkil etmesi kendi aralarında ortaya koyacakları ortak iradeye bağlı” diyor.


Türkiye’de seçimlere iki sene varken, ülke erken bir şekilde seçim atmosferine girdi. Şimdiden ittifaklar ve adaylar konuşulmaya başlandı. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Sorunlar artıyor, özellikle hem ekonomide ciddi manada bir kriz yaşanıyor. İnsanların ekonomik şikayetleri giderek artıyor. Bunun yanında Türkiye gerek iç politikada gerekse dış politikadaki alanlarda ciddi problemlerle karşı karşıya kalıyor. Bu da hiç kuşkusuz muhalefetin erken seçim konusunda daha fazla talepkar olmasını da beraberinde getiriyor. Şu ana kadar iktidar bütün erken seçim taleplerini reddetti.

Seçimin zamanında -2023’te- yapılacağını ifade etti. İster seçim vaktinde yapılsın ister erken bir şekilde yapılsın, muhalefet seçim olacakmış gibi çalışıyor. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte de bu seçim atmosferini solumaya devam edecek.

Muhalefet sıklıkla seçim yapılmasını gündeme getiriyor. Peki muhalefet bu dönem için bir umut veriyor mu?

2019 yerel seçimlerinde muhalefetin on bir büyükşehir belediyesini kazanması, muhalefetin seçim kazanabileceği konusundaki umudunu artırdı. Diğer taraftan son dönemlerde yapılan bütün kamuoyu yoklamaları da iktidarın düzenli bir şekilde oy kaybettiğini gösteriyor. Erdoğan’ın gerek partisinin gerek kendisinin toplumsal desteğinin zayıfladığı yönünde çok ciddi işaretler var.

Dolayısıyla 2002 yılından bu güne kadarki süreç içinde belki hiç olmadığı kadar muhalefet bir seçim kazanabileceği umuduyla yeni dönem seçimlerine hazırlanıyor.


Peki HDP’nin dışındaki muhalefetin Kürt meselesiyle ilgili ne söylemesi gerekiyor. Örneğin “Kürt meselesi vardır” ifadeleri kullanılsa da net bir şey ortaya koyamıyorlar. Nasıl bir adım atılması gerekiyor?

Muhalefetin parçalı bir yapısı var. Özellikle millet ittifakından bahsediyorum. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Partinin yer aldığı parçalı bir yapı. Şimdi bunların Kürt meselesi konusundaki yaklaşımları birbirinden farklı. Dolayısıyla herhangi bir şekilde kendilerini bağlayacak ve ittifaka zarar verecek bir söylemin içerisine girmekten kaçınıyorlar. Genel stratejileri genel ifadeler kullanmak ve bunun üzerinden bir siyaset yapmak. Şu ana kadar bunu bir şekilde başarabildiler. Ama seçim sath-ı mailine girildiğinde hiç kuşkusuz bu konuda daha net bir tavır almaları gerekecektir. CHP iki önemli adım attı. Kürdistan bölgesini ziyaret etti ve HDP’nin meşru bir siyasal aktör olduğunu söyledi.

Bu CHP açısından önemli bir adımdı. Gerçi Türkiye’nin siyasetine baktığınızda bunun önceden aşılmış olması gerekiyordu ama yine de CHP açısından önemlidir. Ben muhalefetin kendisini bağlayacak Kürt meselesi çok keskin bir programla seçmenin karşısına çıkacağını düşünmüyorum. Muhtemelen de Kürt seçmenine, hele bu seçimi kazanalım daha sonra Kürt meselesinin çözümü için çalışacağız, yönünde bir çağrıda bulunacak.


Öncelikle erken seçim bekliyor musunuz? Olası bir seçim olduğu takdirde sonuçları hangi etkenler belirleyecek?

Şu anda AK Parti ve MHP’nin üzerinde çalıştığı bir seçim yasası var. Eğer bu seçim yasası üzerinde anlaşıp seçim yasasını değiştirseler zaten bir sene içinde seçim yapmanın bir imkanı kalmaz. Çünkü seçim yasasında yapılan değişiklikler bir yıl içinde yapılan seçimlerde uygulanmıyor. Bu durumda gelecek yılın Kasım ayına kadar herhangi bir seçim yapılamayacak. Ondan sonra yapılacak bir seçim de erken seçim sayılmaz.

Dolayısıyla erken seçimi, AK Parti ile MHP’nin seçim yasası üzerinde anlaşıp anlaşmaması belirleyecek. Eğer anlaşırlarsa seçimin büyük bir ihtimalle zamanında yapılacağını söyleyebiliriz. Ama eğer anlaşamazlarsa erken seçim gündeme gelebilir.

Bu seçimde belirleyici olacak olan temel faktör –ister erken ister zamanında yapılacak seçimde- giderek daha fazla ekonomi gibi gözüküyor. Yani ekonomik problemler toplumda daha can yakıcı bir şekilde hissediliyor, çok daha fazla sayıda insan bu problemlere yönelik kaygılarını dile getiriyor ve buna ilişkin olarak da iktidara ciddi bir eleştiri söz konusu. Ekonomide herhangi bir düzeltme yapılmasa –ki şu anki performansa göre yapılacak gibi gözükmüyor- ekonomi belirleyici olacaktır.

İkinci belirleyici unsur cumhurbaşkanı adayının kim olacağı. Cumhur ittifakının adayının Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan olacağı belli. Bunu daha önce Bahçeli açıklamıştı. Ama millet ittifakı adayının kim olacağı henüz belli değil. Bu ittifakın doğru bir aday çıkarması halinde seçim farklı bir şekilde seyreder. Ama farklı toplumsal kesimlerin oyunu alamayacak bir aday çıkarılması halinde seçim farklı seyreder.

Keza millet ittifakının bir aday üzerinde anlaşması veya her partinin kendi adayıyla seçime girmesi halinde de farklı senaryolar gündeme gelebilir. O nedenle birincisi ekonomi, ikincisi Cumhurbaşkanı adayının kimliğinin özellikle belirleyici faktörler olacağını söylemek mümkün.


HDP ve Kürtler sizce hangi ittifakla hareket etmeli? AK Parti’den Kürtlere yönelik bir adım bekliyor musunuz ya da iki ittifakın dışında üçüncü bir seçenek var mı?

HDP bu konudaki tavrını biraz netleştirdi. HDP’nin parlamento seçimlerinde herhangi bi ittifakla işbirliği yapmasına ihtiyacı yok. Bu gün yapılan bütün araştırmalar HDP’nin %10-12 bandında olduğunu gösteriyor. Yani son beş yıldır HDP’ye uygulanan politikalara karşı yine HDP’nin oy kaybetmediği bir durumla karşı karşıyayız. Muhtemelen seçim takvimi belirlendikten sonraki süreçte HDP’nin oyları bir miktar daha artabilir.

Dolayısıyla HDP’nin bir baraj sorunu yok. Herhangi bir ittifakla seçim işbirliği yapma konusunda bir ihtiyacı yok. Burada asıl soru şu: HDP Cumhurbaşkanlığı seçiminde ne yapacak? Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP tutum belgesinde şöyle bir tavır geliştirdi: “Bizim birtakım ilkelerimiz var, ilkelerimizi ortaya koyacağız ve bu ilkelerimizle yakınlaşan adayları destekleyeceğiz.”

Bu ilkelerden en önemlisi de bu Cumhurbaşkanlığı sisteminin sona erdirilmesi. Ama AK Parti ve MHP cenahı böyle bir talebe kesinlikle sıcak bakmıyor. Dolayısıyla çok büyük bir ihtimalle HDP önümüzdeki dönemde millet ittifakına yakın duracağı söylenebilir. Bunun da ötesinde HDP’nin partisel duruşundan bağımsız olarak bir de seçmen duruşu da önemli.

Özellikle HDP’nin Türkiye’nin metropollerinde yaşayan seçmenlerine baktığımızda oradaki eğilimleri göz önüne aldığımızda oradaki seçmenlerde AK Parti ve Erdoğan karşıtlığının çok yüksek olduğunu görmek mümkün. Dolayısıyla HDP’nin bir politika değişikliği söz konusu olsa bile seçmenlerin tercihlerinin değişmeme olasılığı çok yüksek.


Irak genel seçimlerinde Kürtler önemli bir başarı yakaladı. Kürtlerin bu başarısı Irak genelinde ve Kürdistan Bölgesinde Kürtlerin geleceği için ne ifade ediyor?

Kürtlerin seçimlerde gösterdiği başarı gerek Kürdistan Bölgesel yönetiminin geleceği açısından gerekse Irak merkezi yönetiminin şekillenmesi açısından önemli. Burada yine belirleyici olacak faktör bu Kürt milletvekillerinin Kürtlerin anayasal statüsü ve anayasal talepleri konusunda Bağdat’ta ortak bir irade geliştirip geliştirmeyecekleri. Eğer partilerinden bağımsız bir şekilde ortak bir irade geliştirirlerse hiç kuşkusuz Erbil’in Bağdat karşısında eli güçlenir.

Ama eğer burada ortak bir irade, mutabakat zemini oluşturmazlarsa bu sefer Bağdat’ın eli güçlenir. Kurulacak olan merkezi hükümette Kürtlerin yer alması, özellikle kilit noktalarda yer alması son derece belirleyici olacaktır. Bu anlamda önümüzdeki dönemdeki Irak’ta hükümetin nasıl şekilleneceği, bu koalisyon görüşmelerinde tarafların nasıl bir tavır sergileyeceği önemli.

Son dönemlerde Türkiye’den Rojava’ya yönelik tehditler dillendirilmeye başlandı. Türkiye buraya yönelik bir hamle yapar mı ve Rojava’nın geleceğinin garantisi neye bağlı?

Şimdi Türkiye’nin hamle yapabilmesi durumunda iki alternatif var: Birisi Amerika’ın diğeri de Rusya’nın kontrolü altındaki bölgeye yapılacak bir operasyon. Şu anda yüksek ihtimal Rusya’nın kontrolü altındaki bölgeye yönelik bir operasyon yapılması. Bu dillendiriliyor ve oradan Türkiye’ye yönelik bazı saldırıların olduğu iddia ediliyor. Eğer böyle bir operasyon yapılırsa bu çok büyük bir olasılıkla Rusya’nın vereceği onay veya izin dahilinde gerçekleşecek.

Çünkü orada Rusya’nın kontrolü söz konusu. Yani Rusya’nın izin verdiği ölçüde Türkiye orada bir operasyon yapabilir. Ama eğer Rusya böyle bir operasyona izin verirse muhtemelen Türkiye’den de İdlip’te birtakım taahhütleri yerine getirmesini –özellikle silahların oradaki gruplardan alınmasını- ve M4 yolunun açılmasını talep edebilir.

Dolayısıyla bir operasyon yapılsa bile bu, Rusya’nın belirleyeceği sınırlar içerisinde sınırlı bir operasyon olacak gibi gözüküyor. Rojava’nın geleceği Suriye’nin geleceğinden bağımsız düşünülemez. Burada nasıl bir Suriye ortaya çıkacak, henüz belli değil.

İki önemli problem alanı var: Birisi İdlip, diğeri Rojava’nın statüsü. Burada çok sayıda aktör var: Türkiye var, Amerika var, Rusya var, Suriye rejimi var. Dolayısıyla Kürtlerin orada hem ABD’yle hem Rusya hem de rejimle ilişkileri hem Suriye’nin nasıl bir yapıya kavuşturulacağı hem de Kürtlerin nasıl bir modelle orada yer alacağını gösteriyor. Bildiğim kadarıyla uluslar arası arenada tartışılan iki model var:

Birisi Rusya’nın idari ve kültürel özerkliği öngören ama şama bağlı olacak model. Diğeri de Amerika’nın daha ziyade Kürdistan Bölgesel Yönetim modelini andıran modeli. Bunlardan hangisinin gerçekleşeceği ileriki dönemlerde ortaya çıkacak. Ama orada da Kürtlerin kendi içlerinde nasıl bir siyaset izleyeceğine odaklanmak gerekiyor.

Rojava bölgesinde Kürt gruplar arasında bir anlaşma olacak mı, Kürtler kendi bölgelerinde Arap aşiretlerle yönetim modeli konusunda anlaşacaklar mı, bunlara bakmak lazım. Bunların gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlı olarak farklı senaryolar son konusu. 

PeyamaKurd                                          

Bu haber toplam 323 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.