Şaban Aslan

Şaban Aslan

Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRK SİYASİ PARTİLERİN LİDERLERİ KÜRT KARDEŞLERİMİZ DİYORLAR

A+A-

 

Kürtlerin devleti olmadığı için, Osmanlı Padişahları Kürtler üzerine baskı kurarak zülüm ediyordu. İran Şahları mezhep farkından dolayı Sünni Kürtlere karşı daha fazla baskı kurarak zülüm ediyorlardı. Durumu gören, İdris-i Bitlis-i, İran şahlarının baskısından kurtulmak için, Kürt Mirleriyle yaptığı toplantılar sonucunda aldığı karar üzerine, Kürtler, Osmanlı’dan yana tavır koymayı tercih ettiler. Kürt Mirleri arasında alınan karar üzerine İdris-i Bitlis-i 1514’te Amasya’da, Yavuz Sultan Selim ile, antlaşma imzalar. Amasya antlaşması Kürtlerle, Türkler arasında imzalanan ilk antlaşmadır.

Amasya antlaşmasıyla, Kürtler coğrafyasında Beylerbeyi ve Beylikler kuruldu. Birkaç Beylik, Beylerbeyine bağlandı. Beylerbeyi bölgesinde yaşayan Kürtler, Osmanlı devletine vergi vermiyordu, askerlik yapmıyorlardı.

Şimdi ben şuyum, ben buyum deyip duranlar, okuduğu kitaplardan anlamadıkları için diyorlar, İdris-i Bitlis-i Kürtlere ihanet etti. İdris-i Bitlis-i’nin Kürtler için getirdiği imkanlar az sayılacak imkanlar değildi.

***

Kürtler, hem paylaşım savaşında, hem Yunan savaşında bütün cephelerde, Türklerle beraber savaştılar.

Mondros mütarekesi 30 Ekim 1918’de Osmanlı devleti adına Bahriye Nazırı Rauf Orbay, İtilaf devletleri adına İngiliz Amiral Caltrop arasında imzalandı. Bu antlaşma ile Osmanlı devleti mağlubiyeti kabul eder.

Birinci Dünya Paylaşım Savaşından sonra, Padişah Vahdettin’in verdiği izin belgesiyle, Mustafa Kemal ve bir grup arkadaşları 16 Mayıs 1919 günü İstanbul’dan hareket ederek 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a vardılar. Bu yolculukta İngilizlerin haberi vardı. Eğer İngilizler izin vermeselerdi Mustafa Kemal ve arkadaşları samsuna gidemeyeceklerdi. Mustafa Kemal Yaveri Cevat Abbas’la beraber Amasya’ya gider. Amasya da hazırladığı program dahilinde çok yönlü çalışmalarına başlar.

Trabzon’dan getirdiği Türk Ocakları örgütü üyeleriyle Erzurum kongresini yapar. Erzurum Kongresine katılan delege sayısı 54 veya 56 dir. Kongrede bazı kararları alır.

Akabinde, Sivas Kongresini yapmadan önce, kongrenin güvenliğini sağlamak için, Mustafa Kemal, Kahtalı Bedir Ağa’dan yardım ister. Bedir Ağa yaşlı olduğu için gidemiyor. Kendisinden küçük olan kardeşi Zeynel Ağa’yı, atlı ve silahlı adamlarıyla beraber, Sivas Kongresinin güvenliğini sağlamak için gönderiyor. Zeynel Ağa’nın adamları kongrenin güvenliğini sağlıyorlar.

Sivas Kongresinde Mustafa Kemal’i destekleyen dört delege var. Zeynel Ağa’nın silahlı adamların korkusundan delegeler kongre salonuna giriyorlar. Erzurum Kongresinde alınan kararlar, Sivas Kongresinde değiştiriliyor. Sivas kongresine katılan delege sayısı 32 dir.

Türk ırkçılarına soruyorum. Mustafa Kemal niçin Batı Anadolu da veya İç Anadolu da kongre yapmadı da, Erzurum ve Sivas’ta kongre yaptı?

***

Mustafa Kemal 23 Nisan 1920 günü, Ankara da TBMM’ni dualarla açar. Saltanat dönemindeki İttihat ve Terakki Partisinden bazı milletvekillerini, Ankara da yeni açılan TBMM’de milletvekili olarak gösterir.

Mustafa Kemal, Lenin’i kanırarak ortak düşmana karşı ortak mücadele der. Lenin ile kurduğu diyalog sonucunda bol miktarda karşılıksız olarak para, altın ve 35 bin ton silah ve cephane alır.

Paylaşım Savaşında, Yunanistan itilaf devletlerin yanında yer almıştı. Yunan orduları hiçbir direnişle karşılaşmadan, Ege bölgesini işgal ederek, Sakarya nehrine kadar gelmişlerdi. Mustafa Kemal, Lenin’den aldığı silahlarla hiçbir itilaf devletine karşı savaşmadı. Yalnız Yunanistan ile savaştı. Yunanistan’la savaşmaya başladığı zaman Yunan ordusundaki komünistler savaşmadılar. Yunan ordusu ikiye bölündü.

***

Lozan Antlaşması Tarihi

Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lausanne (Lozan) şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, S.S.C.B ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Lozan Üniversitesi salonunda imzalanan barış antlaşmasıdır. Türk tarafının kayıtsız şartsız bağımsızlık talebi nedeniyle zor geçti.

İsmet İnönü’nün başkanlığında, Trabzon Milletvekili Hasan Saka ile Sinop Milletvekili Dr. Rıza Nur dan oluşan delegeler kuruluydu. Görüşmelerde, İngiltere devleti adına Lord Curzun Fransa devleti adına Camille Barrere, İtalya devleti ise Marki Garroni başkanlığındaki heyetler tarafından temsil edilmişlerdir di. Bunun yanı sıra, Yunanistan Venizelos, Boğazlar ile ilgili görüşmelere katılmak için, Sovyet Rusya ise Çiçerin tarafından temsil edilmişlerdir. Ayrıca A.B.D. de gözlemci sıfatıyla Konferansa katılmış. ABD Lozan barış antlaşmasını imzalamadı.

***

Abdurrahman Dilipak,” İnönü dönemi” isimli kitabında ki belirlemesine göre Lozan’ın esas mimarı, perde arkasında görünmeyen Yahudi kökenli Hahambaşı Naim Nahum dur. Naim Nahum, İsmet Paşaya diyor seni İngiliz ve Fransız heyetleriyle görüştürebilirim. İsmet İnönü bu söze seviniyor. Naim Nahum resmi ve gayrı resmi yaptığı görüşmeler sonucunda istediği hedefe ulaşıyor. Yapılan uzun müzakereler sonucunda Türk heyeti, İngiliz ve Fransız heyetleri arasında anlaşma sağlanarak, Türkiye’nin bugünkü haritası çiziliyor. Antlaşma imzalanmadan önce, Naim Nahum, Mustafa Kemal’e çekeceği telgraf geçecek postanelerde okunur diye telgraf çekmeyi göze alamıyor. Kendisi Türkiye’ye döner. Mustafa Kemal’le görüşerek şartları anlatır. M. Kemal, Naim Nahum’a diyor git İsmet İnönü’ye söyle antlaşmayı hemen imzalasın. Naim Nahum Lozan’a döner, Mustafa Kemal’in dediklerini İsmet İnönü’ye anlatır. 24 Temmuz 1923 günü İsmet İnönü barış anlaşmasını imzalar.

Duyduğuma göre, Vehbi Koç’un babasının ismi Naim Nahum’dur. İkinci dünya Pazar paylaşım savaşında, Hitler 6 milyon Yahudi’yi katıl etti. Zengin olan Yahudiler, Hitler’in korkusunda gemilere binerek 6 ay uluslararası denizlerde yaşamak zorunda kaldılar. Hitler’in korkusundan hiçbir devlet, Yahudileri ülkesine almadılar. Vehbi Koç, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’n yanına gider izin alarak bazı Yahudi ailelerini, gemilerden indirip İstanbul’a getirdi.

***

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan antlaşmasıyla bağımsız Türk devleti kuruldu. Mustafa Kemal 9 Eylül 1923’te Cumhuriyet Halk Parti’sini kurar. 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan ederek, jandarmanın dipçiğiyle milleti yönetmeye başladı. M. Kemal hükümeti kurduktan sonra, Erzurum ve Sivas kongrelerinin güvenliğini sağlayan Kahtalı Zeynel Ağa’yı, Niğde’ye sürgüne gönderir. Akabinde 15 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırarak cezaevine gönderir. Zeynel Ağa 3 yıla yakın cezaevinde kalır. Çıkan genel af tan yararlanarak memleketine geri döner.

8 Şubat 1925’te Dicle (Piran) da girişilen provokasyon sonucunda Şey Said Piran dan Genç (Darhene) ye gider.

Okun yay dan çıktığını gören Şeyh Said 13 Şubat 1925’te istemeyerek savaş kararı verir. Şeyh Said harekâtı başladığı zaman Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü, Zeynel Ağa’dan yardım isteyerek Şeyh Said kuvvetlerinin, Fırat nehrinin batısına geçmesini engellemek istiyorlar. Zeynel Ağa Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü’n isteklerini kabul eder. Yani devletin yanında yer alır. Harekât bastırıldıktan sonra birçok tanınmış, Kürt aileleri Batı Anadolu’ya sürgün edilirken, atlı ve silahlı adamlarıyla, Sivas Kongresi’ni koruyan Zeynel Ağa ailesi 15 yıllığına tekrar Niğde’ye sürgüne gönderildi. Daha sonra çıkan genel af tan yararlanarak memleketine döner. “Yani Kahtalı Bedir Ağa ailesi”

***

Yine bir provokasyon sonucunda, 1937 de Dersim harekâtı başladı. Fevzi Çakmamak Sünni, Alevi mezhebini kullanarak Zeynel Ağa’yı aldatarak devletin yanında yer almasını sağladı. Beyni çalışmayan Zeynel Ağa devletin yanında yer alarak kendi Kürt kardeşlerini acımasızca katıl etti. Seyit Rıza da, Şeyh Said gibi idam edildi. Dersim harekâtı kanlı bir şekilde bitti. Harekâtın bitiminden sonra Zeynel Ağa bu defa Bolu’ya sürgün edildi.

27 Mayıs 1960’te yapılan askeri darbe döneminde Kürt Beyleri, Ağaları ve Şeyhleri ile beraber 90 yaşındaki Zeynel Ağa da, Sivas’ta askeri kampa alındı. Zeynel Ağa, Sivas’taki askeri kampında olan kişilere anlatıyor. Acaba benim kadar geri zekalı bir insan var mı bu dünyada?

Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi:

Gök yüzünün başka rengi de varmış!

Geç fark ettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

***

Her oyunun bir kuralı olduğu gibi kardeşliğinde bir kuralı var. Bir baba öldüğü zaman, menkul ve gayri menkul serveti eşit şartlarda çocukları arasında paylaşılır. Ne yazık ki yüz seneden beri Türk siyasi partilerin, Kürtlerle ilgili devlet politikasında hiçbir değişiklik olmadı. Halen Türk siyasetçileri resmi ideolojinin esareti altında eziliyorlar. Asker nöbet değiştirir gibi siyasi partiler iktidara geliyorlar ve gidiyorlar. Basit gerekçeler ileri sürerek Kürtlerle ilgili uyguladıkları politikalar gün ışığına çıkıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi döneminde iki jandarma köye geldiği zaman yetişkin erkekler evlerin içinde saklanıyordu. Koçgiri, Şeyh Said, Dersim katliamı ve 33 Kürdün, General Mustafa Muğlalı tarafından kurşuna dizildiği olaylarını yazmıyorum. İsmet İnönü’nün şark raporu var. Merak edenler internette google de okuya bilirler.

***

1950’de iktidara gelen Demokrat Partisi, CHP’nin gerisinde kalmadı. Celal Bayar ve Adnan Menderes, kaçakçılığı önlemek bahanesiyle Türkiye ile Suriye sınırına bir milyondan fazla mayın sınırdaki tarlalara gömdüler. Mayın tarlalarında kaç insan öldü ve kaç insan yaralanarak sakat kaldı. Sayılarını bilmiyorum.

1959’da elli Kürt aydınını, İstanbul Harbiye deki zindanlara doldurdular. Hukuk Fakültesi öğrencisi Emin Batu tek kişilik hücresinde kan kusarak öldü. Kürt aydınları 49’lar olarak kaldılar. 27 Mayıs 1960 günü askeri darbe yapıldı. 49 lar Harbiye’deki zindanlarından çıkarıldılar, yargılandılar ve hepsi de berat ettiler.

Zaman durmuyor akışına devam ediyor. Yıllar ilerledikçe Kürtler ve Türkler daha iyi birbirilerini tanıdılar.

Nasıl ki nehirler sularını denizlere akıtarak bir daha geri alamıyorlar, Türk siyasi partilerinin bütün hesapları, Kürtler üzerinde yoğunlaşıyor. “Bir örnek veriyorum:” Ahmet Davutoğlu profesördür. Başbakanlık yaptı. Gün geldi AKP’den ayrıldı. Gelecek Parti’sini kurdu. Çok kısa bir süre önce dedi Kürt sorununu çözeceğim. Güvenmediğim için inanmadım. Bunu gören AKP hükümeti, orta dereceli okullarda haftada 1 saatlik Kürtçe seçmeli ders programına aldı. Kürt sorunu çözeceğim diyen Prof. Ahmet Davutoğlu, ortaokullarda okutulacak, Kürtçe seçmeli ders okumasına karşı çıktı.

Ben köyde doğdum büyüdüm. Anadilim Kürtçedir. Annem öldüğü güne kadar tek kelime Türkçe bilmiyordu. Eğer Prf. Ahmet Davutoğlu bunu suç kabul ediyorsa, ben her gün bu sucu işliyorum.

Kürtler bizim kardeşlerimizdir diyorsunuz. Anadilimi yasaklamak isteyen kişilerin kardeşliğini asla kabul etmiyorum.

M. kemal döneminde yıllarca Adalet Bakanlığını yapan ve CHP içinde kendini sol kanadın lideri olarak gören Esat Mahmut Bozkurt 9 Eylül günü Ödemiş’te yaptığı konuşmada diyor özbeöz Türk olmayanların tek bir hakları var. O da Türklere kul olma ve köle olma hakkıdır.

Hayatımda hiçbir kişiye kulluk ve kölelik yapmadım. Dünyada en çok saygı duyduğum kişi babamdı. Köye gittiğim zaman babamın elini öperdim. Babamın dışında hiçbir insanın elini öpmedim ve öpmeyeceğim.

Yazarın tüm yazıları için tıklayın

 

 

Bu yazı toplam 746 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar