Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Son bölüm- Ortak miras

A+A-

Kadın ve gençlik

12

70 ve 80’li yıllarda bazı Kürd hareketleri gençlik örgütlenmelerinde çok başarılı bir pratik sergiledi. Başta DDKD olmak üzere DHKD, ASK-DER, ve diğer dernekler yüzbinlere varan bir potansiyele ulaşmayı başardılar. Ne varki genel yenilgi ve bozgun sonucu bu potansiyel dağıldı ve önemli bir kısmı ise PKK hareketine katıldı… Bu gün Kuzey Kurdistan’da PKK dışındaki gençlik örgütlenmeleri olmakla beraber henüz çok dar bir çevreyle sınırlı bulunmaktadır… Yeni hareket gençlikle buluşma ve örgütleme konusunda tecrübeli ve başarılı olan kadroların oluşturacağı özel programları bir an evvel saptayıp, uygulayarak harekete taze kan katmakla karşı karşıyadır…

Kadınlarımız milletimizin bu günkü, kızlarımız ise yarınki analarıdır!

Bu analık görevi, anadile sahip çıkıp, kuşaktan kuşağa aktarmanın yanında, sağlıklı ve başarılı nesiller yetiştirmeyi de kadınlarımıza yüklemiştir. Tarihte Kürd kadını eli öpülesi bir rol oynamıştır. Bu gün de toplumumuzun ayakta kalabilmesinin en temel direği yine Kürt kadınıdır, Kurdistan kadınıdır!

Analar çocuklarına anadillerini öğrettiği için hala bu millet devletin bütün insafsız ve yoğun asimilasyon çabalarına rağmen bu gün ayaktadır. Yukarıda değindiğimiz için tekrar etmek istemiyorum ama, konunun öneminden dolayı tekraralamak gerek, Kızlarımız ve kadınlarımız asimilasyona karşı birer kalkandır… Onları erkek egemen bir toplum olan Kurd toplumunda layık oldukları yere koymaya çalışmalı ve baş tacı edilmelidirler…

Yeni hareketin kadın örgütlenmesi, talepleri, siyaset yapma yöntemleri ve Kadın’a has konularda kendi proğramlarını erkek müdahalesi olmadan oluşturup, partiye sunmalı ve parti örgütü bu konudaki çalışmalarını sunulan çerçeveyi esas alarak yürütmelidir. Kadın örgütlenmesi konusunda 70’li 80’li yıllarda çok dar çevrede kalan Kürd hareketleri, bu konuda PKK pratiğinden önemli dersler çıkarabilir…

En genci 50’lerinde olan ortalama yaşı 60’larda olan ezici çoğunluğu eski tüfeklerden oluşan yeni hareket, kadın ve gençliğe bilinçli bir pozitif ayrımcılık yaparak, partinin her kademesinde ön saflarda görev ve sorumluluk vermekten kaçınmamalıdır… Yeni hareketin dar çevrede sıkışıp kalmaması ve kan devri daimi için bu bir gereklilik ve zorunluluktur… Eski kadrolar biraz da bilinçli olarak kenarda kalıp, yenilere ağabeylik veya ablalık yaptıkça hareket kitlesellşip, dal budak salabilir… Kadınlar ve gençler için parti organlarında belli bir kota uygulamasına gidilmesi zaruridir…

Genelde Kurdistan gençliği spora ve bütün spor dalların teşvik edilmeli, içlerinden yetenekli, olanlara sahip çıkılıp, Türkiye ve Dünyada iyi dereceler elde etmelerine çalışılmalıdır. Bugüne kadar Kurdistanlı yüzlerce genç değişik branşlarda önemli Türkiye ve Dünya dereceleri elde etmiş ama Türk olarak sunulmuşlardır… Hiç bir ayrım yapmadan takım oyunlardan, ferdi sporlara kadar, Futbol, voleybol, yüzme, kayak, güreş, atletizm, dağcılık, avcılık vb. Bütün branşlara gençler teşvik edilmelidir. Hem sağlıklı bir kuşak yetişmesi açısından, hem de uyuşturucu, sigara vb. Sağlığa zararlı alışkanlıklar edinmemeleri sağlanmış olur. Aynı şekilde halkoyunları, tiyatro, sinema, resim, müzik gibi alanlara yönlendirilerek kültürlü ve sağlıklı bir kuşağın yetişmesine çalışmamaız gerekir.

Kahve köşelerinde, aylak, miskin lümpen bir gençliğin ne kendilerine, ne ailellerine ve ne de Kürd toplumuna zarardan başka hiçbir yararı yoktur.

Yeni hareketi kalıcı ve sürekli kılacak yegâne kaynak gençlik örgütlenmesidir. Siyasal bir hareket insan kaynakları açısından kendi gençlik hareketinden devşirilecek kadrolarla sürekliliğini ve dinamizmini ayakta tutabilir. Bütün genç kızlarımız ve delikanlılarımız yeni hareketin örgütleyeceği en önemli hedef kitledir…

Başarılması belki ilk aşamada çok zor görünse de Avrupa’dan ve ülkede genç potansiyelin güçlü olduğu birimlerden başlayarak yeni hareket bir gençlik hareketinin başlatılmasına ön ayak olabilmelidir. Kurdistan Gençliği adı altında hiçbir siyasi harekete bağlı olmak koşulu öne sürülmeden Kurdistan’ın bir ülke, Kurd milletinin kendi kaderini tayin hakkını talep eden bir gençlik hareketi oluşturmak mümkündür. Avrupa’da bunun zemini vardır. Çok yetenekli yeni bir kuşak yetişmiş bulunuyor. Bu yeni kuşak gençlerin bir kısmı bulundukları ülkelerin siyasal hareketlerine kanalize oluyor, bu durum Kurdistani sorumlulukları açısından bir dezavantaj değil aksine önemli bir avantajdır.

Ortak miras

13

Yeni hareketin mirascısı olduğunu iddia ettiği örgütlerin şehitleri ve önemli günleri özellikle anılmalı, bu hareketlerden, partilerden ayakta kalan Partiye yakın veya uzak duran diri kadrolar kendi geçmişlerinin bu harekette temsil edildiğini görebilmelidirler…

Bütün Kurdistan şehitleri ayrım gözetmeden sahiplenilmelidir…

Örneğin, Hakkı Uzar’ı anarken, Necmedin Büyükkaya’yı, Yaşar Gündoğdu’yu anarken, Ferhat Kurtay’ı, Remzi Demir’i anarken, Ferid Uzun’u, Hamidanoğlu’nu anarken, Remzi Aytürk’ü, Dr. Şıvan’ı anarken, Said Elçi’yi, Faik Bucak’ı anarken, İhsan Nuri paşayı ve benzeri unutmamak gerekir…

Tirêj dergisini yad ederken, Roja Welat gazetesini, DDKO kuruluşunu yadederken, KDP veya T-KDP’nin kuruluşunu vb. Yadetmek gerekir…

Ayrıca geçmişte Kurd hareketine hizmetleri olmuş ve bugün sağlığı yerinde olan ve herhangi bir örgütle çalışmayan kadrolarla saygın bir iletişim kurmakta yarar var. Bu kadroların emekleri ve tecrübelerine karşı saygılı olmanın yanında, önemli konularda görüş ve düşüncelerinden de istifade edilmelidir… Mümkünse bu kadrolardan bir danışmanlar, ’’risipî’’ler kurulu oluşturulmalı… Bu mümkün değilse bile, partiye destek veren sözkonusu kadrolarla Parti Merkezi ile Yurtdışı örgütünden saptanacak belli kadrolar bu çevre ile temas halinde olmalıdır…

Düğün, cenaze, taziye ve benzeri toplu eylenceler ve merasimlere katılma ve bu tür ortamlarda topluluğun değerlerini rencide etmeden politik duruş his ettirilmelidir. Parti adına çelenkler göndererek, sözkonusu faaliyete katkıda bulunarak, yardımcı olarak, konuşma ve sohbet yaparak bu tür ortamlarda kitlelerle iletişim kurmaya özel çaba sarfedilmelidir.

Kurdistan parçaları ile ilşkiler

14

Ülkemiz 4 ve hatta 5 parçalı devletlerarası bir sömürge olduğundan dolayı, doğal olarak diğer parçalarda milletimizin sömürgeciliğe karşı sürdürdüğü mücadelelerin yanında olmamız gerekir. Bu ulusal görevi yerine getirirken diğer parçalardaki farklı siyasi hareketler arasında ulusal demokratik birliklerden yana birleştirici ve kardeşçe bir tavır içinde olmak gerekir. Herkesin bildiği gibi sözkonusu diğer parçalarda da farklı siyasi gelenekler ve örgütlenmeler ve güçler bulunmaktadır. Zaman zaman bu güçler arasında Kurd hareketine büyük zararlar veren silahlı çatışmalarda meydana gelmiştir. Bu tür çatışmalara taraf olunamayacağı gibi, elden geldiğince birleştirici, yakınlaştırıcı bir rol üstlenilmelidir. Kuşkusuz her siyasi partinin kendisine yakın bulacağı ve daha yoğun ilişkiler geliştirebileceği güçler olacaktır, ama bu güçlerle yakın ilşkiler içinde olmak onların çelişik, çatışık olduğu güçlere sözkonusu örgütlerin penceresinden bakmaya neden olmamalıdır.

Aslında olması gereken dört parçada ulusal bir çatı örgütü veya koordinasonunu oluşturmaktır. Ne yazık ki henüz bir parçada bile siyasi bir ittifakı veya biriliği gerçekleştirilebilmiş değil. Siyasi statü olarak şu anda en ileri durumda olan Güney Kurdistan’ın tek ulusal kurumu olan parlamento işlevsiz duruma düşmüş, düşürülmüş bulunmaktadır.

Her ne hikmetse, veya her ne musibet ise, Kurd milleti geçmiş tarihte olduğu gibi bu gün de hala ulusal birliğini sağlayabilmiş değil. Geçmiş dönemleri cehalet ve feodallıkla suçlamak kolay, ya bu günkü durumu nasıl izah edeceğiz?

Olması gereken, varılması gereken hedef, her parçada ulusal demokratik zeminde birliğin sağlanarak, ulusal düzeyde bağlayıcı bir kongre, konferans veya çatı örgütüne kavuşmaktır. Yeni hareket, parçalar arası ittifak konusunda Kuzeyden başlayarak, sürekli ve ciddi bir faaliyet içinde olmayı düstur edinmelidir…

Diğer parçalarda temsil yapacak kadroların sözkonusu parçalarla geçmişten gelen yıpratıcı siyasi veya ticari ilşkilerinin olmaması gerekir. Gönül hatır meselesi için bu prensipten vaz geçilmemelidir. Geçmişte yaşanmış çok tuhaf sonuçlara varmış olan tecrübelerden sonra, bu konuya gereken itina gösterilmelidir. Yeni hareketin mutlaka diğer parçalarda kendisine daha yakın dostları olacaktır, olmalıdır ama bu hareket şunun veya bunun uzantısı olmamalıdır. Olamaz. Olursa adı yeni hareket olmaz, şunun bunun kuyrukçusu olur. Bunlardan Kurdistan’da her parçada istemediğimiz kadar vardır, onların sayısını azaltmak gerekirken, çoğaltma hatasına düşülmemelidir…

Gerekiyorsa belli sayıda kadro dış ilşikiler konusunda eğitime alınmalıdır. Hatta uygun görülüyorsa bu konuda Güney’in tecrübeli kadrolarından yararlanılmalıdır...

 

 Ezen ulus demokrat güçleri ile ilişkiler

15

Kurdistanı aralarında paylaşmış olan sömürgeci devletlerin demokrat güçleriyle ilişkiler ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı prensibi üzerine inşa edilmelidir.

Kürd milletinin varlığını ve haklarını kabul eden, Kürd milletinin mücadelesine saygı duyan ve destek olan bütün güçlerle ilişkilere azami itina gösterilmeli, dostları çoğaltma ve düşmanları azaltma veya nötürleştirme yaklaşımı içinde olunlalıdır. Eskiden bu konuda sadece Türk sol çevreleriyle ilişkiyle sınırlı kalmış olan Kürd hareketi ufkunu genişletmeli, herhangi liberal, demokrat, sosyalist hatta dindar çevre olursa olsun, aynı şekilde aydın, sanatçı, yazar, gazeteci, işadamı, dinadamı, kanaat önderi olursa olsun küçümsenmeden, ihmal edilmeden canlı sıcak ilşkiler kurmak gerekir. Bu konu metrapol örgütlenmelerinin en başta gelen faaliyetleri içinde yer almalıdır. İsmail Beşikçi’leri, Oya Baydar’ları, Sezen Aksu’ları çoğaltmak gerek…

Bu amaca bağlı olmak üzere, Kürd hareketinin tercihi ezen ulus siyasal güçleri arasındaki iktidar rekabetine alet olmamak kaydıyla, mücadelemize sıcak bakan, destek veren kesimlerden yana olmalıdır…

Diğer devletler ve uluslararası kuruluşlarla ilişkiler

16

Ülkemizin uluslararası bir sömürge olmasından dolayı, milletimizin sürdürdüğü ulusal kurtuluş mücadelesinin niteliğinden dolayı, dünya devletleri, uluslararası kuruluşlar ve dünya kamuoyuna yönelik sürekli ve sistematik bir çalışma ve ilişki içinde olmak gerekir.

Dünyanın sayı olarak en büyük sömürgesi, devletsiz milleti Kürdlerin mücadelsinin uluslararası detek ve meşruiyeti olmadan başarıya ulaşması mümkün değildir.

Başta Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşları olmak üzere bütün uluslararası kuruluşlarla sürekli ve sistematik bir ilişki içinde olmak gerekir. Aynı şekilde başta Avrupa Birliği ülkeleri, ABD, Rusya, Çin, Hindistan gibi süper güçlerle olduğu kadar hiç küçümsemeden, Arnavutluk’tan, Ermenistan’a, İzlanda’dan Kıbrıs’a, Brezilya’dan Güney Afrika’ya, Mısır’dan Sudan’a, Japonya’dan Arjantin’e kadar bütün devletlerle ilişki kurmak gerekir. Bu ilşkilerde esas alınacak çalışmanın iki ayağı olmalıdır birincisi devletlere sürekli ve sistematik olarak Kurdistan mücadelesini anlatmak, ikincisi düşmanların anti-propagandalarını deşifre etmek olmalıdır. Ayrıca sözkonusu ülkelerin siyasi partileri, sivil toplum örgütleri, basın yayın kuruluşları, aydın ve üniversite çevrelerini Kurdistan mücadelesi hakkında bilgilendirmek informe ederek, kamuoyu desteğini sağlamak olmalıdır…

Basın Yayın

17

Basın yayın bir siyasi hareketin, hele hele bizim gibi varlığı ve hakları inkâr edilen, dili yasaklanarak zoraki bir asimilasyona tabi tutulup, varlığı tehdit altında olan bir milletin tekrar varoluş mücadelesinin en önemli ayağıdır.

Basın yayın faaliyetleri bir kaç temel ilke üzerine inşa edilmelidir.

Basın yayının en önemli hedefi devletin ideolojik aygıtlarına (eğitim-öğretim, yargı, resmi ve sivil basın yayın kuruluşları, diyanet işlerinin resmi söylemi, ve benzeri) karşı mücadele olmak zorundadır.

Öte yandan ülke ve ulus bilincini yaymak, Kürd dili, edebiyatı ve kültürüne hizmet etmektir.

Bir o kadar önemli görev de, Kurdistan halkının varoluş mücadelesinin ne kadar meşru, haklı ve adil bir mücadele olduğunu iç ve dış kamuoyuna ulaştırmaktır.

Ayrıca Kürdistan halkının haklı mücadelesine karşı planlı bir şekilde geliştirilen tehlikeli ideolojik akımlara karşı sürekli bir mücadele içinde olmak gerekir. Bu gün Kürd hareketini tehdit eden üç ana kaynak mevcuttur.

En önemlisi ve yaygın olanı Kürdlerde ülke ve ulus bilincini yok etmeye yöneliktir. Bu farklı renlkere büründürülerek, kâh sosyalizm adına, kâh din kardeşliği adına, kâh modernite adına karşımıza çıkmaktadır.

Bir o kadar tehlikeli akım da fanatik islami hareketler adına Kurdistan’da devlet destekli veya değişik cemaatler adına sürdürülen faaliyetlerdir.

Bu gün aktüel olan tehditlerden biri de Kurd hareketini temel tezlerden uzaklaştırarak, ne idüğü belirsiz bir Türkiyelileştirme hareketidir…

Esas çalışmasını yukarıda sıraladığımız şekilde oluşturacak olan basın yayın kadroları basın yayın etik kurallarına en azami düzeyde uymayı düstur edinerek, ülkede, bölgede ve dünyada güvenilir objektif bir kaynak haline gelmeyi başarmak zorundadırlar…

Amaç bir hareketin şakşakçısı olmaktan öteye, ulusun, ülkenin, milletin gözü, kulağı vijdanı ve sesi olabilmektir.

Bugün Kuzey Kurdistan ve Türkiye’de basın yayın dünyası maalesef oldukça yanlı, subjektif bir görünüm aretmektedir. Ekmek kadar, su kadar, hava kadar objektif, profesyonel bir Kürd basınına ihtiyaç vardır. Ülkemizde olup biten olaylar objektif bir şekilde kamuoyuna yansıtılmıyor. Özünde anti-Kurd bir temelde kurulmuş olan Türk basını son yıllarda tamamen AKP hükümetinin propaganda aracı haline gelmiş bulunuyor.

Kürd basınında ise PKK dominant bir yapı arzediıyor. Bu harekete bağlı haber ajansları, televizyon ve gazetelerin en önemli işi nasıl olursa olsun önemli değil önemli olan PKK ve bağlı kuruluşlarının propagandasını yapabilmek. PKK basını ayrıca kendisine rakip gördüğü siyasi hareketler veya kurumlara karşı basın yayın ilkelerinden uzak yaklaşımlar içinde olabiliyorlar. Ayrıca Kurdistan’daki gelişmeleri objektif bir şekilde kamuoyuna iletmek diye bir dertlerinin olmadığı da görünüyor.

Basit bir örnek BDP veya HDP’li belediyelerin faaliyetlerine yönelik bir eleştirel haber veya ayyuka çıkan yolsuzluklar konusunda bir araştırma yaptıklarını gören var mı? Alın size Kırklar dağındaki yapılaşmayı. Bu konuda PKK basını görevini yaptı mı? Yapabildi mi? Hikmet Fidan cinayeti, PKK bu konuda basın etik kurallarını taktı mı?

Bütün bu nedenlerden dolayı, basın yayın organı veya organlarının ana çizgisi objektif, yansız, Kurdistani, demokratik ve çok sesli olmak durumundadır.

Hatta hatta neredeyse 70’li yıllarda oluşturulan Kürd hareketinin temel tezlerini yeniden işleyerek, kitlelerin bilincine çıkarmak zorundayız. Teşbihte hata olmazsa, basın yayın cephesinde yeniden milli mücadele vermek zorundayız. Kürd hareketinin temel tezlerini ve açılımlarını kitlelere ulaştırmakla yüz yüze kalmış bulunuyoruz.

Aynı şekilde Kürd toplumunun genel sorunlarıyla beraber, tarih, edebiyat, kültür ve sanat üzerine yoğunlaşmak durumundadır…

Bunun için gerekli olan Para ve kadrodur…

Yeni hareket çevresinde olsun veya olmasın basın faaliyetini yürütebilecek kadrolar mevcuttur. Ancak basın yayın para tüketen bir faaliyet alanıdır. Profesyonel  basın yayın araçlarına sahip olmak için gerekli imkanlar yaratılmalıdır. Bu imkanlar yaratılıncaya kadar mevcut araç ve gereçlerden istifade edilebilir.

Parti sayfası, bu sitede sadece parti ve örgüt faaliyetleri, açıklamaları ve partiyle ilgili diğer basın yayın organlarında çıkan haberler ve yorumlar yer almalıdır… Değişik yazarların veya parti kadrolarının siyasi makale ve yorumlarına burada yer verilmemelidir…

Ayrıca gönüllü ve profesyonel muhabirlerden oluşan kendi haberini ve yorumunu farklılığı ile ortaya koyabilecek bir yapılanmaya da gitmek gerekir. Belki başlangıçta amatörlerden oluşabilir ama giderek kalıcı profesyonel bir yapıya kavuşturulabilir. Bu konuda parti kadroları, üyeleri, dostları istihdam edilebilir. Zamanla resmi bir haber ajansına dönüşecek olan böylesi bir yapı kendi yayın organını haberleri, röportajları, yorumları ve özel dosya çalışmaları ile da besler duruma gelebilir.

Ayrıca Kurd TV kanalları ile, radyo ve diğer yayın organlarından azami derecede istifade edilmelidir. Kuşkusuz bu tür basın yayın araçlarında yer alabilmek için de belli bir faaliyet içinde olmak gerekir.

Ayrıca Türk ve diğer Kürd olmayan basından da azami düzeyde istifade etmek gerekir. Bu tür basın yayın organlarına demeç, yorum veya röportaj verirken parti kadroları Kurdistanın bir ülke, Kürdlerin kendi kaderini tayin etme hakkına sahip bir millet olduğu vurgularını içerecek şekilde yaklaşmalıdır. Özellikle Türk basınıyla ilişkilerde dikkatli olunmalıdır…

Sonuç olarak 18

Amaç, Kürdistan milletine ve mücadelesine sahip çıkacak, demokratik, çoğulcu, laik, sürekliliği olan, kalıcı bir kitle partisi örgütleyebilmektir. Bunun en önemli ön koşulu yeni bir politik kültüre kavuşmaktır. Tekrarlamak sıkıcı omakla beraber, tekrarlamakta yarar var.

Oluşturmaya çalışacağımız yeni politik kültürün ayaklarını şöyle özetleyebiliriz.

Olumlu ulusal kültürel değerleri sahiplenmek, geliştirmek;

Dilimize ve kültürümüze kıskançlıkla sahip çıkmak;

Bütün dini ve etnik farklılıklara karşı saygılı ve eşit mesafede durmak;

Demokrat olmak. Örgüt içi ilişkilerde ve halkla ilişkilerde demokratik kurallara uymak;

Ülkeyi ve milletini sevmek;

Farklılıkların barış içinde bir arada yaşamasını sağlamak;

Totaliter anlayışlara karşı durmak;

Asimilasyon ve entegrasyoncu anlayışlara karşı durmak;

Diğer Kurd ve Kurdistani örgütlerle karöilikli saygi ve dostluk temelinde ilşkiler kurmak;

Örgütsel faaliyetlerde ahbap çavuşluğu değil, liyakat ve sadakati esas almak;

Yeni kadroları eğiterek, hızlı bir şekilde önemli, yetkili sorumlu pozisyonlara getirmek;

Kurdistan’ın sahibi, kurtarıcısı, yol göstericisi olmaya çalışmak, bunu yaparken millete ve ülkeye hizmetkarlığı esas almak;

Devletsiz ve kalıcı ulusal kurumları olmayan bir toplum olduğumuzdan dolayı, Parti örgütünün yarın devlet ve hükümet yöneticileri olacak şekilde eğitip, bilinçlendirip, hazırlamak;

Yarın elde edilebilecek, anadilde eğitim hakkını kullanabilecek hazırlıklar içinde olmak; ülkenin özerk, federe veya bağımsız olacağını varsayarak yönetip yönlendirme konusuna kadroları hazırlamaktır.

Sonuç olarak, bizim kuşağın, (70 ve 80’lerde KDP, T-KDP, TKSP, TSK, Rızgari, Ala Rizgari, Kawa, Dengê Kawa, Tekoşin, KIP, Pêşeng, KUK, KUK-SE ve PKK den gelen) hâla ayakta kalarak, emek verip, hizmet edebilecek kadroların, Kuzey Kurdistan’a demokratik, çoğulcu, laik ve kalıcı bir parti kazandırma görev ve sorumluluğu vardır. Bu metin işte böyle bir düşünce ile yazıldı. Bazı arkadaşların ve dostların önerileriyle son biçimini aldı.

Keşke bu alanda gerçekten ciddi ve hayati bir boşluk olmasaydı bizler de başka milletlerin fertleri gibi özel hayatlarımızla, hobilerimizle, ilgi alanlarımızla meşgul olabilseydik. Onurlu, vijdanlı, namuslu, haysiyetli bir Kürt bireyi olmak, ister istemez milletimize ve ülkemize karşı sorumlulukların altına girmeyi de gerekli ve zorunlu kılıyor…

Kurdistan davasına aziz canlarını adayanlara, bu uğurda mücadele verenlere, fedakarlık edenlere, emek verenlere, taş üstüne taş koyanlara saygılarımla…

Bijî Kurdistan!

Abit Gürses – 2 Mayıs 2016/ Stockholm

Bu yazı toplam 1206 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.