Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Seçim sonuçları bir hezimettir

A+A-

Kurd siyasi kadroları işi pişkinliğe vursalar da, genel tabloya bakıldığında 24 Haziran seçim sonuçları Kurdler için bir hezimettir. Araştırma şirketlerinin, siyasi yorumcuların, parti sözcülerinin açıklamaları ve yorumları arasında boğulmaya, kaybolmaya, sahte gerekçelere sığınmaya gerek duymadan seçim sonuçlarının Kurd halkı için ne anlama geldiğine parmak basmak zorundayız.

Kurdistan diye tanımladığımız coğrafyada ve Türkiye de yaşayan Kurdlerden en fazla oyu Türk partileri alıyor. Esas sonuç budur. Diğerleri, yani hangi Türk partisinin yüzde kaç aldığı esasa ilişkin olmadığı gibi, sonucu da değiştirmiyor...

Kurd halkı adına veya Kurdistan adına şu veya bu isim adı altında siyaset yapan, mücadele veren partilerin, (Türkiyeli olduğunu iddia edenler de dahil) örgütlerin aldıkları toplam oyla, Türk partilerinin aldıkları oy oranı arasındaki farka bakan her objektif gözlemci durumun vehametini anlayabilir.

Bakmayın bir kısım Kürd’ün ve Kurd siyasetçisi geçinen zevatın 70 yıldır devam eden bu hali pür melalimizden ders çıkaramadığı gibi arlanmaz nasırlaşmış yüzlerle orda burda yaptıkları yorumlara. Artık alışkanlık haline gelmiş ve hepimizce kanıksanmış olan Kürd’ün köleliğinin devamından yana tercihlere ‘mantıki gerekçeler’, ‘rasyonel izahlar’ bulma gayretlerine!..

Halkımız Kurd olmaktan kaynaklı farklılığına denk düşen siyasi tercihlerde bulunmuyor/bulunamıyor. Bunun sebepleri, sonuçları tartışılabilir. Ama sonuç bu.

Kurd ve Kurdistan davası için yola çıkmış olan partilerimiz halkımıza siyasi bir alternatif sunamıyor.

Kanaatime göre 24 Haziran seçimlerinin Kurdler açısından ortaya çıkardığı büyük resim budur.

***

 

Bir de 24 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı resmin detaylarına kısaca baklaım.

Kurd halkının varlığı ve hakları için mücadele veren, kökleri 40, 50 yıllık bir geçmişe dayanan KDP, PSK, T-KDP, HAK-PAR, PAK, ve Azadi hareketi kendi partileri adına seçime katılabilme koşullarına sahip değiller. Adı geçen parti ve örgütlerin birlikte hareket etmeleri durumunda bile Türkiye genelinde bir seçime katılabilme koşullarına sahip olup olmadıkları belli değil.

Maalesef bu yapılar örgütlülük düzeylerini abartmakla kalmıyor, kendi gerçekliklerine denk düşen mütevazi bir duruş da sergilemiyorlar. Büyük bir ihtimalle bu güz aylarında olmazsa, en geç 2019 yılında yerel seçimler yapılacak, acaba adı geçen örgütlerin bir hazırlıkları var mı? Yoksa yine ittifak arayışı zorunda kalacakları için, biri birlerini topa mı tutacaklar?

HAKPAR bu seçimlerde Diyarbekir, Van, Dersim gibi bazı şehirlerde bağımsız adaylarla seçime girdi. Binde bir oranında bile oy toplayamadı.

Hudapar parti adına seçimlere katılma hakkına sahip kılındı, binde 3 oranında oy alabildi.

Baraj altında bırakılmak için üzerinde oynanan bütün oyunlara, operasyonlara ve baskılara rağmen HDP 5,9 milyon oy alarak, 11.70’lik bir oranla parlamentoya 3. Parti olarak girmeyi başardı. Her ne kadar hendek faciası, devlet baskısı ve diğer bazı sebeplerden dolayı hemen hemen bütün Kurdistan şehirlerinde % 5-6 ila 13-14 arasında bir oy kaybı yaşasa da, Istanbul, İzmir, Mersin gibi metropollerden gelen %2-3’lük bir oy artışı baraja takılmasını engelledi.

Meseleye dar örgüt penceresinden değil, Kuzey Kurdistan ve Türkiye Kurdlerinin geniş penceresinden bakmayı becererip, öğrenebilirsek; Ne Kurd partilerinin geniş bir Kurd seçim ittifakı yapamamasına, ne HAKPAR’ın aldığı felaket sonuca, ne Kurdistani partilerin aday bile çıkaramamalarına, ne Hudapar’ın Erdoğan’ı desteklemesine ve ne de HDP’nin Kurdistan şehirlerinde gerilemiş olmasına sevinmeyiz, sevinemeyiz.

24 Haziran seçim sonuçlarına bu çerçevede bakacak olursak, aslında alınan sonuç Kurdler açısından büyük bir hezimettir.

Neden?

Son yıllarda çıplak bir anti-Kurd siyaset sürdüren, binlerce HDP’liyi, yüzlerce belediye başkanını tutuklayan, liderleri S. Demirtaş başta olmak üzere onlarca milletvekilini haps eden, Efrin işgaliyle puan kazanmaya çalışan, Güney Kurdistan’ı tehdit eden, ilk yıllarına göre başkalaşıma uğrayarak MHP’ye benzeşen Erdoğan ve partisi AKP, Kurdistan’ın bütün şehirleri hesaba katıldığında, birinci parti olarak çıkıyor.

MHP, CHP oylarını artırıyor!

Kurd siyasetcilerinin, yurtseverlerinin bakması gereken asıl tablo budur!

Yoksa biri birinin başarısızlıklarından hınzırca, aptalca, ahmakça haz duymak değil!

Bir bütün olarak seçim sonuçları Kurdler için bir faciadır.

Bu facia bu günün, dünün işi değil, kökleri biraz eskiye dayanır. Ve sürekli tekerrür eden fasit bir dairedir.

Bazı istisnalar hariç, 70 senedir Kurdler TC seçimlerinde Türk partileri arasında tercihte bulunurlar, bu gün durum pek değişmiş değil. Türkiye nüfusunun en az %25’i Kurd olduğuna göre, Kurdlerin en az 15 milyon oyu var. Bunun 6 milyonunu ‘Türkiyeli’ olmak için bin bir marifet sergileyen HDP alıyor, geri kalan 9 milyon kime gidiyor? Acaba HDP Türkiyelilik kimliğini öne çıkararak seçimlere katılmakla oylarını çoğalttı mı, azalttı mı, onu da bilemiyoruz. Böyle bir konuya kafa yormak, araştırmak sanki Kurd siyasetcilerinin işi değilmiş gibi, umursanmıyor.

Maalesef hala milletimizin büyük bir bölümü Türk partilerini tercih ediyor!

Kurd partileri bu durumu değiştirebilirler mi?

Bence Kurd örgütlerinin kafa yoracağı ve çözüm bulacağı esas mesele bu olmalıdır.

Yoksa bir Kurd partisi diğerine merhaba verdi diye tu kaka etmekle uğraşmak değil.

Türkiye sınırları dahilinde yaşayan Kurdler bir ulus, bir millet, bir halkın sahip olması gereken kollektif refleksler göstermeden, En az Turkler kadar refleks sahibi olmadan Kuzey’de ve Türkiye’de Kurd ve Kurdistan meselesinden bahs etmek abesle değil, aceple iştigaldir.

Onun için Kurd siyasetcileri ve yurtseverlerinin ciddi bir muhasebe yaparak, kendilerine gelmeleri gerekiyor. Mesele o kadar basit değil...

Nasıl oluyor da MHP Kurdistan’dan 50-60 yaşındaki KDP’den fazla oy alıyor?

Nasıl oluyor da Saadet Partisi 40-45 yaşındaki PSK’dan fazla oy alıyor?

Nasıl oluyor da MHP’nin ikizi bir yaşındaki İYİ parti 4 yaşındaki PAK’tan fazla oy alıyor?

 

HDP’nin, tutturmuş olduğu bu iğreti Türkiyelilik çizgisiyle, devletin, Imralı’nın ve Qendil’in müdahalelerine karşı dik durup, kendi iç sorunlarının da üstesinden gelerek, bu partiye oy veren yığınların beklentilerine cevap verebilecek bir parti durumuna gelip gelemeyeceği belli değil. Türk halkı ve partileri nezdinde kabul görmeyen Türkiyelilik siyasetinde ne kadar ısrarcı olacağı veya Kurd meselesinde ne kadar objektif ve isabetli bir siyaset izleyeceği de belli değil. Birçok Kürdün ‘namus belasına’ oy verdiği HDP, Kurdistan şehirlerindeki oy kaybının sebeplerini tesbit edip, buna neden olan siyasete ve yanlış pratiklere (örneğin özerklik ilanları ve hendek eylemleri, belediyelerin ihalelerden komisyon alması, yönetici ve aday profilleri, vb.) son verip, karşı tavır alıp alamayacağı da geçmiş pratiklere bakılacak olursa pek mümkün görünmüyor.

Erdoğan ve hükümetin, PKK’nın uzantısı olduğu gerekçesi ile bu partiye yönelik 2015’ten beri yoğunlaşarak devam eden operasyonları, HDP’yi kriminalize ederek dışlamaya yönelik çabaları, Süleyman Soylu’nun Pervin Buldan’a yönelik açık tehditleri ve Erdoğan’ın Soylu’nun sırtını sıvazlar tavrına bakılacak olursa, bu partiyi şeytanlaştırma siyaseti devam edecek gibi görünüyor.

Yeni sistemle önemli ölçüde fonksiyonlarını kaybedecek olan parlamento çalışmasıyla kendini sınırlamadan, kitlesel gücünü ve potansiyelini Kürdlerin varlığı ve hakları ile demokratikleşmeden yana kullanan bir HDP görebilecek miyiz?

Bilemiyoruz.

Bilinen bir şey varsa o da şudur;

Kurdlerden ve haklarından ancak Türkiyelilik söylemi içinde bahsedebilen, kendisini Kurd partisi olarak değil, ‘Türkiye halklarının partisi’ olarak gören ve bundan dolayı bir çok Kurd çevresinin eleştirilerine maruz kalan HDP  parlamentoya girebildi.

HDP’ye ideolojik siyasi eleştirilerde bulunan Kurd siyasi örgütleri ya doğru dürüst bir alternatif olmaya çalışacaklar veya havanda su dövmeye devam ederek, dar gruplarıyla birer antik tarikat kalıntısı olmaya mahkûm olacaklar!

HDP’nin içinde bulunduğu ideoljik, siyasal, örgütsel, yönetsel problemler oldukça fazla. Birden fazla odak tarafından emir komuta altına alınmaya çalışılan, daha kibarcası yönlendirilmeye, manipule edilmeye çalışılan, özünde Kurd yurtseverliği temelinde oluşmuş bu potansiyel soyut bir ‘’halklar, Türkiyelilik’’ söylemiyle heder mi edilecek, başka bir şeye mi dönüşecek, yoksa kendi köklerine mi dönecek, bunu zaman gösterecek.

Bizim gibi aynı benzer süreçlerden gelen binlerce insanın umut bağladığı, veya umut olmalarını istediği, alternatif olmalarını umduğu veya öyle olması gerektiğini düşündüğü HDP ve Hudapar dışında kalan Kurd ve Kurdistani partilere haddim olmasa da, kendimde hak olarak gördüğüm bir kaç sözüm var;

Yeter artık başarısızlıklarınızı HDP, PKK eleştirileriyle izah etmekten vaz geçin!

Yeter artık biri birinize belden aşağı, kalleşçe vuruşlara bir dur deyin!

Yaralayıcı, tahrik edici, Turk sol kulturunden miras aldığınız o zehirli dili terk edin!

Aylar süren, oyalayıcı, bıktırıcı, bezdirici sahte, toplantı kulturunden vaz geçin!

Her aşaması yurtsever Kurd kamuoyuna açık şeffaf bir konferans toplayın!

Açık bir tartışma ile başta önümüzdeki yerel seçimler olmak üzere, siyasi bir alternatif olma yolunda hangi adımları atmak gerekiyorsa, atmaya çalışın!

Birlikte hareket etmenizin önünde engeller varsa, kimse, ne ise, bertaraf edin!

Yeniden milli mücadele, deyin!

Jİ KURDA RA AZADÎ diyerek, ulusal düzeyde geniş bir dil ve kultur hareketi başlatmaya çalışın!

Ayıptır, günahtır, Kurd düşmanlarına gösterdiğiniz saygının onda birini biri birinize gösterin!

Stalinizmden damarlarınızda kalan ‘öncü parti’ hastalığından vaz geçin!

Biri birinizden fazla bir farkınız olmadığının, farkına, ayrımına varın!

Onun için biri birinize karşı sakin ve saygılı olun!

Biz mars’tan, merih’ten başka örgütler, başka kitleler getirtemeyiz.

Malımız bu, malzememiz budur!

Bu malzeme ile bir şeyler yapılabilirse, yapmak lazım.

Bunun devletten, polisten, MIT’ten, Erdoğan’dan, ondan, bundan gizlenecek bir yanı yoktur!

Kurd örgütlerinin üzerine kafa yorması gereken asıl mesele, yol ve yordam bulmaları gereken mesele; Varlığı ve geleceği tehdit altında olan milyonlarca Kurd’e Kuzey’de ve Turkiye’de, yurtsever, demokrat, çoğulcu, sekuler, kalıcı ve Kurdistanî siyasi bir alternatif yaratıp yaratamama meslesidir.

Şimdilik bunun dışında kalan meseleler esasa ilişkin değildir. Seçim sonuçlarını doğru okuyabilen her yurtsever demokrat insanın varabileceği sonuç bence budur...

 

Bu yazı toplam 2425 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.