Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir

Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir

Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin birçok dilinin olabileceğini söyledi.

A+A-

Roşan Lezgin 

Prof. Dr. Ludwig Paul, Almanya’da, Hamburg Üniversitesi’nde öğretim görevlisidir, İranologdur. Kürtçe üzerine çalışmaları, yazıları vardır. Daha önce yazılarını, röportajlarını okumuştum. Geçen yaz, iki gün arka arkaya uğramıştı, kendisiyle tanışmış, sohbet etmiştik.

 

 

 

14.02.2020 tarihinde, Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi’ne bağlı bir enstitü sınıfında, “The History of Iranian Languages” başlıklı bir sunum yaptı. Öğretim görevlisi bir arkadaşın daveti üzerine biz de katıldık. Yaklaşık otuz kadar dinleyici vardı.

Profesör, sunumunda yedi-sekiz slaytta İrani dillerden yaklaşık kırk kadar sözcük karşılaştırarak Fonoloji (Sesbilgisi) açısından teknik bir şekilde kimi ses değişimlerini gösterdi, buna Morfoloji (Biçimbilim) açısından da birkaç örnek ekledi ve bu şekilde İrani dilleri nasıl tanımladıklarını anlattı.

Buna itiraz ettik. Sadece Fonoloji ve Morfoloji açısından birkaç örnek üzerinden diller tasnif edilemez, dedik.

Profesör, örneğin, S sesinin H sesine dönüşümünden söz ederken Kürtçe ve Farsça’da on sayısı olan “deh” sözcüğünü örnek vermişti, Zazakî’de bunun “des” olduğunu söylemişti. Biz de, Farça’da balık sözcüğünün “mahî” olduğunu ama Kürtçede (Zazakî, Kurmancî ve diğer tüm lehçelerde) “Mase/î” olduğunu söyledik. Dolayısıyla, dil üzerinde çalışanların, sadece kimi sözcükleri aradan seçerek, teknik açıdan değerlendirerek öyle birkaç ses değişimi üzerinden dilleri tanımlamalarının, kategorileştirmelerinin ve daha sonra da kimlik tayin edici zemin yaratmaya çalışmalarının doğru olamayacağını söyledik.

Asıl olarak Kürtçe diyalektleri arasındaki ortak özelliklere hiç değinmeden, bu şekilde sözcük seçerek az sayıdaki farklılıklara odaklandıklarını söyledik. Kaldı ki, İrani diller arasında hem yoğun bir sözcük alışverişi söz konusu hem de ses değişiminin öyle sistematik olmadığını, istikrarlı bir ses farklılaşmasının mümkün olmadığını, konunun oldukça karmaşık olduğunu söylemeye çalıştık. Kürtçe’nin karakteristik bir sistemsel yapısının olduğunu, Kürtçe lehçelerine asıl bu açıdan bakılması gerektiğini söyledik. Örneğin, Kurmancî ve Zazakî lehçeleri Akuzatif ve Ergativ sistem açısından, buna bağlı olarak sade ve bükünlü olmadan kaynaklı çiftliliğin, diyelimki “ben” zamirinin “ez” ve “min” şeklinde iki formunun oluşu, yine, sözcüklerin eril, dişil ve çoğul olma özellikleri açısından bir elmanın iki yarısı olduğunu söyledik.

 

Prof. Ludwig Paul, sunumunu zayıf bir Kurmancî-Zazakî karışımı ile yaptı, arada, itirazlarımıza İngilizce cevaplar verdi. Arkadaşlar, tercüme etmeye çalıştı ama ne kadarını aktarabildiklerini bilemiyorum. Bu şekilde, dil konusundan dolayı, birbirimizi çok da sağlıklı bir şekilde anladığımızı, yeterli iletişim kurabildiğimizi düşünmüyorum. Ama kaba taslak, karşılıklı olarak ne düşündüğümüzü anladığımızı düşünüyorum.

Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdi bir “dil” olduğunu söyledi. “Her dil bir millettir” teorisinin nasyonalist bir düşünceden kaynaklandığını ve doğru olmadığını buna ekledi. Bunun çok geride kalmış bir düşünce olduğunu özellikle vurguladı. Bir milletin birçok dilinin olabileceğini, Türk dillerinin olmasını buna örnek gösterdi.

Biz de, Türkler, bütün dillerini “lehçe” olarak tanımlamış, “uzak lehçe” ve “yakın lehçe” şeklinden kategorileştirmiş olduklarını anlattık. Ludwig Paul, Türkolog olmadığını ama Türklerin metodunun yanlış olduğunu söyledi.

Biz, buna da itiraz ettik, bunun kriterinin ne olduğunu açıklamasını söyledik, Türklerin kendi dillerini tanımlamalarının nasıl yanlış olşabileceğini sorduk. Cevaplayamadı.

Biz, dilbilimsel çalışmalarda yöntemlerin ve buna bağlı olarak tanımların da kesin olarak doğru olmadığı gibi yanlış da olmayabileceğini söyledik. İşte, her dilbilimcinin, her milletin kendince bir tarifi olduğunu, kendini ve dilini kendine göre tanımladığını, tanımlayabileceğini söyledik.

Ludwig Paul, bunun doğru olduğunu, eğer istersem Amerika’da konuşulan İngilizceyi Almancanın bir lehçesi olarak da kanıtlayabileceğini söyledi. Ama metot konusunda, Mackenzie’nin çok iyi bir dilbilimci ve İranist olduğunu, hocası olduğunu, hayatı boyunca tek bir kişiye doktora verdiğini, o da kendisi olduğunu söyledi. Mackenzie’nin metoduna güvendiğini, inandığını söyledi.

Biz de, hocası olduğundan ve kendisine doktora verdiğinden dolayı duygusal olarak Mackenzie’nin metoduna, görüşlerine bağlanmış olabileceğini söyledik.

Sonuç olarak, Prof. Dr. Ludwig Paul’un uyguladığı metodun dilleri tanımlamada yeterli olmadığı, olamayacağını, ikna edici olmaktan çok uzak olduğunu gördük ve ilettik. İngilizce olarak verdiği cevapta, eğer yanlış tercüme edilmemişse, kendisinin kullandığı metoda yanlış denilmesini umursamayacağını söyledi.

Fonoloji ve Morfoloji esas alınarak seçilmiş birkaç uç örnek üzerinden diller tanımlanamaz. Doğrusu, bunlarla birlikte Leksikoloji (Sözcükbilim), Sentaks (Sözdizim), Semantik (Anlambilim), Söz öbekleri, dilin sistemsel yapısı ve Kültürel ögeleri, örneğin sözel kalıplar, öbekler; deyimler ve atasözleri vs. açılardan dil komple ele alınmalı, eğer tanımlanacaksa budan sonra tanımlanmaya çalışılmalıdır. Kaldı ki dil değişkendir ve öyle kesin sınırlarla tanımlanacak bir şey de değildir. Her dilbilimcinin hatta her milletin kendince bir dil veya lehçe tarifi vardır ve bunlar oldukça farklı olabilir. Dil üzerine çalışanlar, bunu yok sayarak sadece teknik açıdan bakarak öyle birkaç ses değişimi üzerinden dilleri dışarıdan tanımlamaları, kategorileştirmeleri doğru olmadığı gibi bilimsel de olamaz.

Bitlisname

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum