Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Oylar HDP’ye

A+A-

Erdoğan’ın anti-Kurd, anti-demokratik siyasetine karşı oylar HDP’ye.

Türkiye’de olan her türlü siyasi, hukuki, ekonomik ve toplumsal olay Kurdlerin varlığı ve yaşamı üzerinde bir etkiye sahiptir. Bazı çevreler Kurdler seçimlere katılmasınlar diyor ama bu görüşlerini mantıki bir nedene dayandıramıyorlar. Sloganlarla devleti ve sistemi yok saymak, maalesef sosyolojik gerçekleri ortadan kaldırmıyor. Bugün 13 milyona yakın Kurd nüfus Kurdistan şehirlerinde, bu rakama yakın bir Kurd nüfus da Türkiye’nin batı kesimlerinde yaşıyor. Bu durumda Kurdler, “Türkiye seçimleri bizi ilgilendirmiyor” diyebilirler mi?

Günümüzde ulusal kurtuluşçu bir çizgide milletimizi özgürlüğe kavuşturabilecek güçlü bir ulusal hareket ortada yok. Eğer öyle bir hareket olmuş olsaydı, belki o zaman Kurdler “Türkiye seçimleri bizi ilgilendirmiyor” diyebilirlerdi. Maalesef şu an için öyle bir hareket ve öyle bir alternatif yok.

Birkaç hafta önce 5 Kurd partisi HDP ile seçim iş birliği amacıyla ciddi görüşmeler yaptılar. Maalesef HDP’nin yanlış tavrı ve bir PKK yetkilisinin (M. Karasu) müdahalesi sonucu bu iş birliği gerçekleşmedi. Görünür gerekçe bu olmakla beraber, esas nedenin ne olduğu ve bu girişimin başarısızlıkla sonuçlanmasının kime veya kimlere yaradığı malum degil.

Kurdistanlı partilerin de bu işbirliği üzerinde fazla ısrarcı olduğu söylenemez. İşbirliğinin gerçekleşmemesini HDP’nın tavrına bağlamalarına rağmen, söz konusu 4 parti (KDP, PSK, PAK, Azadi) cumhurbaşkanlığı seçiminde Selahattin Demirtaş’ı destekleme kararı aldılar. Parlamento seçimlerinde ise tabanlarını serbest bırakmakla birlikte dolaylı da olsa HDP’yi adres gösterdiler.

HÜDPAR, Erdoğan’ın iltimasıyla parti adına seçimlere girmeye hak kazandırıldı ve CB seçiminde Erdoğan’ı destekliyor.

HAK-PAR birkaç yerde bağımsız aday gösterdi. CB seçimlerinde ise tavırları belli değil.

24 Haziran seçimlerinde Kurd oyları tayin edici önemli bir rol oynayacak.

HDP her ne kadar Türkiyeli bir parti olduğunu iddia etse de, seçmeni ve gövdesi Kurdlerden oluşmakta. Devlet partilerinin gözünde HDP Kurd partisidir. Türk devleti, Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiyelilik kimliği ile de olsa Kurdlerin az çok kendi kimlikleri ile Türkiye parlamentosunda bulunmasını istemiyor. HDP’nin Türkiyeliliğini ne kadar eleştirirsek eleştirelim, HDP yönetici ve aday profilleri gönlümüze göre olmasa da, eleştirilerimiz haklı ve isabetli olsa da, bu günkü koşullarda HDP’den başka kilit rol oynayabilecek başka bir parti yoktur. Bu nedenden dolayı Kurdler HDP’ye oy vermelidir.

Kurdlerin HDP’ye oy vermelerini gerektiren diğer önemli bir sebep ise, Erdoğan ve AKP’nin, PKK düşmanlığı adı altında Kurd ve Kurdistan düşmanlığı yapmasıdır. Daha önceleri bu son yıllarda olduğu gibi bariz bir Kurd ve Kurdistan düşmanlığı sözkonusu değildi. 7 Haziran seçimlerinden bugüne kadar Erdoğan’ın derdi, amacı nasıl olursa olsun HDP’yi tasfiye edip parlamentoya sokmamaktır. Temmuz 2015 Suruç katliamı ve Ceylanpınar’da iki polisin öldürülmesinden sonra, Erdoğan PKK’yi çekmek istediği çatışmalı ortam stratejisine PKK’nin de icabet etmesiyle, AKP iktidarı hedefine ulaşmış oldu! PKK bununla da kalmamış ‘’yerel özerklikler’’ ilan ederek ‘halk savaşı’ için hendek kazmaya başlamış, böylece binlerce Kurd insanının canına, yüzbinlerce yoksul yurtsever kitlenin muhaceratına, onlarca Kurdlük kalesi sayılan şehrin yerle bir olmasına sebep olmuştu. PKK ve devlete karşı doğru dürüst bir duruş sergileyemeyen HDP ise, kendisini bu hendeklere kurban etmişti.

Erdoğan artık bugün, sadece PKK ve HDP düşmanlığı yapmıyor. Açıkça ‘’biz Suriye’nin Kuzeyinde yeni bir Kuzey Irak’a müsaade etmeyiz...’’ diyor.

Efrin’i işgal, talan ve demografik yapısını değiştirmekle yetinmeyip, yeni bölgelere yöneliyor.

Erdoğan, Güney Kurdistan Bağımsızlık Referandumuna karşı da düşmanca bir tavır takınmış tehdit ve hakaratlerde bulunmuştu.

Türkiye’nin Müslüman Kardeşlere, DAİŞ, Cebhetul Nusra ve benzeri cihadist gruplara Güney ve Batı Kurdistan’a düşmanlık temelinde verdiği destek arş u alaya çıkmış durumda.

Kısacası bu gün Kuzey, Güney ve Batı Kurdistan’a karşı en büyük tehdit Erdoğan’ın saldırgan işgalci siyasetidir. Kurdler bu siyasete karşı tavırsız kalmamalıdır. Bu siyasetin önünü kesip, boşa çıkarmalıdır.

Yurtsever demokrat fedakâr kitle ve kadroları dışında, HDP ve PKK’nin siyasetini ve politik kültürünü haz etmem. Velakin Erdoğan’ın düşmanca siyaseti karşısında Kurdler oylarını HDP’ye vermelidir. Bazen bu tavrım bana ‘’hem ağlarım, hem giderim’’ atasözünü hatırlatır. Ben HDP’nin yanlış siyasetini görmüyor muyum? Evet görüyorum. Ne siyasetlerinin ortağı ne vekilleri ne de kefilleriyim. Ama bu günkü koşullarda legal mücadele planında Erdoğan’ın saldırgan politikasını az da olsa önleyebilecek güç HDP’dir. Bundan dolayı oylar HDP’ye diyorum!

HDP’nin yüzde 10’luk barajın altında kalması demek, 80-90 milletvekilinin beleşten AKP’ye gitmesi ve böylece AKP, MHP ortaklığının parlamentoda çoğunluğa kavuşması demektir.

Yüzde 10 barajını geçen HDP kilit bir parti konumuna gelecektir.

Başkanlık için görünürde çok dipten gelen derin bir dalga olmasa ,Erdoğan kazanacak. Değişikliğe uğrayan anayasaya göre Erdoğan’ın yetkileri Osmanlı sultanlarından da ileri olacak. Türk toplumunun bu değişikliğe ne kadar hazır olduğu belli değil. Bu yeni sistemin Kurdlerin leyhine olup olmadığı da belli değil...

Acaba barajı aşan bir HDP 2015’te olduğu gibi ‘’seni başkan yaptırmayacağız’’ sloganına takılıp anti-Erdoğan’cılık mı yapacak, yoksa bu kilit konumunu Kurdlerin hakları ve Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde akıllıca kullanabilecek mi? İşte bu belli değil. İnşallah ben yanılırım, ama çok isabetli bir siyaset izleyebileceklerine pek inanmıyorum.

Parlamento ve Başkanlık seçimlerini kazanan bir Erdoğan’ı kimse tutamaz artık. Sahipsiz Kurdler dışında, kendi başına bir bela açmayana kadar, başka bir kuvvetle çatışmayana kadar veya kafasını büyük bir kayaya çarpmayana kadar kimse tutamaz onu!...

Erdoğan’ın adamaları ali kıran baş kesen olmuşlar. Adamlarından İbrahim Halil Yıldız isimli biri, birkaç gün önce Suruç’ta yurtsever bir Kürd’ün dükkanında bir oğlunu öldürttü, yaralı olarak hastaneye kaldırılan diğer oğlunu polis ve hastane personelinin gözleri önünde linç ettirdi, evlatlarının peşinde hastaneye giden babayı da linç ettirip ölümüne yol açtı. Bir aileden baba ve iki evladı öldürüldü. Eşi ve çocukları katledilen ananın feryatları yürekleri yaktı. Erdoğan hemen katledilen aileyi PKK’li olmakla suçladı. Alel acele başbakanı, içişleri bakanını diğer bakanlar ve yetkililerle birlikte Suruç’a gönderdi çatışmada öldürülen kendi adamının kardeşinin cenazesini bir ‘şehid’ gibi devlat erkânına kaldırttı. Katledilen ailenin cenazeleri saldırıya uğradı. Dünyanın herhangi bir yerinde cumhurbaşkanı, başbakan, içişleri bakanı, vali, kaymakam ve benzer yetkililerin katledilen mağdur bir aileye karşı devasa devlet aparatını böyle akıl almaz, vijdanlara sığmaz bir şekilde kullanıldığı görülmüş müdür? Günahsız insanları öldürün, suçlarınızı HDP, PKK’ye yükleyin, ondan sonra da böylesi bir olayı yalan prropagandanıza malzeme yapın!...

6 milyon oy alan, iki yıla yakın bir süredir hapiste tutulan ve hakkında hiçbir mahkümiyet kararı olmayan bir parti liderini cumhurbaşkanı olarak sen ‘terörist’ ilan edeceksin, ‘’idamı önüme gelirse imzalarım’’diyeceksin! Nerde kaldı sivil siyaset, insaniyet, adalet hakkaniyet?!

Selahaddin Demirtaş günde 5 vakit ‘’biz Türkiye partisiyiz, Türk bayrağı bizim de bayrağımızdır, ortak vatan, demokratik Türkiye’’ dese de, hiç kimse (ne AKP, ne CHP, ne MHP) onu ve partisini Türkiyeli kabul etmiyor! CHP’nin yardımı olmasaydı şu anda Demirtaş ve diğer vekiller hapiste olmayacaktı.

Demirtaş’ın Kurdlerden alacağı oylar onun Türkiyeliliğine verilen oylar değildir. Ne kadar oy alırsa o Kurdlüğünden, duruşundan dolayı almış olacak. Demirtaş ve HDP’nin alacağı oylara bir referandum sonucu gibi bakmak lazım. HDP’nin olumlu bir rol oynayabileceğine, (bazı ellerin buna müsaade adeceğine) pek inanmıyorum, ama şartlar ve kritik pozisyonları  bazı kazanımları elde etmeye veya bazı adımları attırmaya elverişlidir.

Bu seçimler hangi yönde nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, farklı bir döneme kapı aralayacaktır. Seçim sonrası dönem için başta Erdoğan ve AKP olmak üzere, önemli siyasal aktörlerin Kurd ve Kurdistan meselesindeki duruşları hem Türkiye’nin siyasi geleceği, hem de Kurdistan’ın Kuzey, Güney ve Batı parçaları üzerinde önemli etkileri olacaktır.

Kurd ve Kurdistan meselesinin esas çözüm yerinin bu yapısıyla Türk parlamentosu olmadığını iyi biliyoruz ama bu günkü koşullarda Kurdlerin parlamentoda olması önemlidir.

Bu yazı toplam 1579 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.