Şaban Aslan

Şaban Aslan

Yazarın Tüm Yazıları >

Niçin Bugün Venezuela?

A+A-

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un tartışma yaratan "5 bin asker Kolombiya'ya" notunun basına yansımasından saatler sonra, Venezuela Devlet Başkanı Nıcholas Maduro "ABD Başkanı Donald Trump, Kolombiya Hükümeti ve mafyaya beni öldürme talimatı verdi" iddiasını ortaya attı.

Aynı saatlerde Rusya'ya ait bir yolcu uçağının ilk kez Caracas Havalimanı'nda görüntülenmesi dikkat çekti. Yolcu uçağının Caracas'a inmesi "Rusya'nın Maduro'ya destek adımı" olarak yorumlandı.

(NOT: Yukarıdaki yazıyı internet’ten aldım.)

Önce Venezuela’nın geçmişine bakmamız lazım

Venezuela, Güney Amerika kıtasında da Panama kanalına yakındır. Eskide bir tarım ülkesiydi. İnsanları sefalet içinde yaşıyordu. Yüz yıllar önce Venezuela’ya gelen İspanyol işgalciler, Kızıl derili olan yerlilerin topraklarındaki petrol alanlarından faydalanarak kendileri için yaptıkları sallarla Venezuelalıları gözetlemişler. Venezulalılar, işgalci İspanyollara karşı dostane bir öneriyle yaklaşıyorlardı. Bunu yapan kurnaz ve acımasız olan diktatör Albay Gomez'di. Aralıksız 27 yıl Venezuela’yı yönetiyor. Gomez’in doğru dürüst okuma yazması yoktu.

Venezuela 1829 yılında, İspanya’dan bağımsızlığını aldıktan sonra, birçok bölgede yerel askeri liderlerin idaresi altında yaşamıştı. 1890'ların ortasında yaşamada yer almış 184 üyeden 112'si kendilerine “ General” rütbesini uygun görmüş. Bunlardan bir tanesi de Juan Vicente Gomez'dir.   

Royal-Dutch-Shell grubunun Venezuela da Albay Gomez’e yaptırdıkları askeri darbeyle, Venezuela’nın siyah mayi pis kokulu petrollerin tamamı, Sir Henrey Deterding’in eline geçer.

Venezuela, dünyada zengin petrol yataklarına sahip ülkeler arasındadır. Kayalıklardan meydana gelmiş olan ve petrolün keşfi yapılmayana kadar, kimsenin uğramadığı adaya, Kürazo adası için verilen İngiliz altınlarına göz koyan ve mahiyetindekilere söz hakkı tanımayan General Gomez 1908’de yaptığı askeri darbeyle ülkenin yönetimine el koydu. Ülkedeki gücü merkezileştirerek, ülkeyi kendi çıkarları doğrultusunda kullandı. Okuduğum kaynağa göre, Albay Gomez 97 gayri meşru çocuğun babasıdır. (1)

Daha önce petrol ile ilgili ABD’ye verilen bütün imtiyazları, Albay Gomez iptal eder. Aynı imtiyazları İngilizlere verir.

Sonradan anlaşıldı ki Kürazao adası, Sir Henry Deterding tarafından satın alınmıştır. Güney Amerika kıtasında gelenektir. Paranın açamayacağı kapı yoktur. Ne yazık ki dünyanın birçok ülkesinde paranın açamayacağı kapı yoktur.

“Kürazao” yerli dilinde “papaz kızartması” anlamına geliyor.

Sir Henry Detrding, Yahudi anne ve Yahudi babadan dünyaya gelmiş. Ailesi fakir olduğu için millet okulunda okuyor. İngiliz vatandaşı ve çok zeki bir insandır. Birinci Dünya Petrol Paylaşım Savaşı sonunda petrol Krallığını dünya devletlerine kabul ettirdi.

Deterding, Kürazao adasını satın aldıktan sonra, Afrika’dan getirdiği işçilerle, o günkü şartlara göre en modern ve en büyük petrol refinerisini kurar.    

Albay Gomez 1908 de Venezuela'da askeri darbe yaptığı gibi, İran' da, İran Şahı Mehmet Ali’nin verdiği emir üzerine, İran askerlerine eğitim vermekle görevli olan, Rus Albay Liyakoff da 1908 Haziran ayında İran'da askeri darbe yaptı. Millet meclisi toplantı halindeyken gündüz ortası Albay Liyakoff millet meclisini topa tuttu. Top atışlarıyla meclisin çatısı çöktü.

Tahran, Albay Liyakoff’un kazaklarının demir ökçeli çizmeleri altında darmadağın oldu. İran’da çok sayıda insan öldürüldü. 

Ruslarla İngilizler arasında diplomatik görüşmeler sonuç vermeyince, İngilizlerin savaş gemileri Basra Körfezine dayandı. Abadan tesislerin yanındaki körfeze demir attı. Güneydeki Kuzistan eyaleti tamamen İngiliz askerlerinin denetimine girdi. O dönemde Kuzistan eyaletinde, petrol çamurlu sularla beraber derelerde akıyordu. İran Şahı’nın yapacağı bir iş kalmamıştı.(2)

Rusya ile İran arasında imzalanan 31 Ağustos 1907 tarihli anlaşmaya dayanarak, Ruslar kuzeyden güneye doğru, İran topraklarını işgal etmeye başladı.

Ruslar ve İngilizler savaşın kendilerine pahalıya mal olacağını bildikler için, masa başında oturarak, İran petrollerini paylaştılar. 

 

Venezuela

Coğrafi yeri: Güney Amerika kıtasını kuzeyindedir. Panama kanalına yakın sayılır.

Nüfusu: 30 milyon 902 bin 2016 nüfus sayımına göre.

Yüz ölçümü: 882 bin kilometre kare.

Başkenti: Caracas

Etnik yapısı: yüzde 67 melez, yüde 21 Avrupa kökenli. İspanya, Portekiz, İtalya, Alman ve Arap, yüzde 10 Afrika kökenli

Din: yüzde 98 Hristiyan, yüzde 2 diğer dinler.

 

Bugünkü durum

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 28 Mart günü dedi gerekirse 500 milyon Dolar harcayarak, Venezuela da yönetimi değiştireceğiz. Bir gün sonra ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton dedi, ABD’li yetkililerden Venezuela konusunda Rusya ve Türkiye’ye uyarı geldi. Bolton, Venezuela’ya asker gönderen Rusya’ya “Bu tür eylemleri barış ve güvenliği tehdit olarak görüyoruz.” ABD’nin Dışişleri Venezuela özel temsilci Abrams “Türkiye’den istediğimiz işbirliğini görmüyoruz. “

Anladığım kadarıyla Venezuela da oynanan oyun bellidir. ABD ve Rusya ellerindeki büyük silahlarına güvenerek, dünyadaki ganimetleri perde arkasında paylaşıyorlar.  Bu iki devlet birbirleriyle savaşı göze alamıyorlar. Savaş ölüm makinesidir. İnsanları öldürdüğü gibi şehirleri de yıkar ve doğayı da tahrip eder. Canlı kalan insanlar da pahalıya mal oluyor.

1907’deki, İngilizler ve Ruslar gibi, bugünde ABD ve Rusya birbirleriyle savaşı göze alamıyorlar. Masa başında oturup, dünyanın belli bölgelerindeki ganimetleri kardeş payı olarak bölüşecekler.

Birinci Dünya Savaşıyla başlayan, bugüne kadar petrol ve kan birbirine karışarak akmaya devam ediyor. Petrol bitene kadar insanların kanıyla beraber akmaya devam edecek.

İyi hatırlıyorum. Birkaç yıl önceydi. Eurovision şarkı yarışmasında Ajda Pekkan, aman petrol canım petrol şarkısını okumuştu. O şarkının sözlerini yazan kişiyi tanımıyorum. İleriyi gören bir insanmış. Eğer sağ ise onu tebrik ediyorum. Ölmüşse Allah rahmet etsin.

 

 Petrol için üç büyük kurban 

Şahlık ülkesinde 50. yıl clülûs’ü yapılacaktı. (Tahta çıkış yıl dönümü.) Şah ve Başbakan bir suikasttan korkuyorlardı. Şah Nasrettin ile Başbakan Ali Esfer Han araları açıktır. Başbakan sırtını Ruslara dayatmış istediği şekilde hareket ediyordu. İngiltere, Rusya, Fransa, Almanya ve ABD ajanları bütün güçleriyle durmadan İranlıları kışkırtıyorlardı. Bütün hazırlıklar yapılmış pazar günü cülus yapılacaktı. Sıkı güvenlik ünlemleri altında Şah ile Başbakan beraber camiye gidip namaz kılarken, insanlar Şahı yakından görmek için caminin önünde toplanmıştı. Şah camiden çıkarken, aniden Molla Rıza adında olan kişi elindeki bıçakla Şah Nasrettin’i yere yıktı. Şah Nasrettin olay yerinde öldü. Katil olay yerinde yakalandı. (Tarih:  Mayıs 1894)  (3

1920’li yıllarında ABD de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimde, Rockfeller’in kurduğu dev petrol şirketi, Standart Oil, Cumhuriyetçi Parti adayı olan Dr. Mr. Harding’ın seçim masrafların çoğunu karşıladı. Dr. Harding, dünya sorunlarını iyi bilen bir siyasetçiydi. Petrol şirketinin ABD’nin iç ve dış siyasetinde büyük bir ağırlığı vardı. Dr. Harding, açık olarak kuvvetli bir devlet olma politikasını izliyordu. Şirketin yöneticileri, iktidar partisini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyordu.

Durumu bilen Cumhurbaşkanı göreve başladığı gibi, şirketin yöneticilerinden Hughes’u Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığına getirir. O yıllarda ABD Beyaz Saray'dan değil, Standart Oil Genel Merkezi olan Empire Bullding’de oturanların yönettiğini söylemek daha doğru olur. Şirketin yöneticileri, Cumhurbaşkanı olan Dr. Harding’i şirketin icra memuru durumuna getirdiler.

Tahammülü kalmayan Dr. Harding, Standart Oil petrol şirketine restini çekerek sırtını çevirdi. Harding yeni politikasına göre Avrupa ülkeleriyle dostane ilişkilerini geliştirmek istiyordu. Dünya piyasasını kayıp edeceğini anlayan şirket, haince bir tuzak kurdu. Şirket dünya medyasını satın aldı. Dünya medyası devamlı Dr. Harding’in aleyhinde propaganda yapmaya başlayınca, Dr. bunalıma girdi. Belli bir süre dinlenmek için tatile çıktı. Birkaç yakının dışında kimse tatil yerini bilmiyordu. Bir de senatör Daughtery idi. Senatör, şirketin has adamlarından biriydi. Tatil yeri öğrenildikten bir iki gün sonra, Cumhurbaşkanı Dr. Harding’in ölüm haberi dünyaya duyuruldu. Satılmış medya dedi zehirli bir böcek ısırdı. Dr. Harding de petrol kurbanı oldu.   (4)

Petrol Savaşında, İngilizler Arap çöllerini Osmanlıdan aldıktan sonra, Kürdistan’ı dört parçaya ayırdı ve 22 tane Arap devletlerini kurdu. Bunlardan bir tanesi yeni adıyla Irak’tır. Krallığına Mekke Şerifi’nin oğlu Faysal’i getirerek 1932’de Irak devletinin bağımsızlığını verdiler. Irak’a bağımsızlığını verirken petrol gelirinin %25’ini Irak devletine, % 75’ni de İngiliz şirketlerine verdiler.

1933’te Kral Faysal, Londra’daki Viktorya tren garına girerken, İngiltere Kralı V.Georg tarafından karşılandı. İkisi kucaklaştılar. İngiltere’nin en büyük devlet adamları ve  Kral ailesiyle birlikte yer almışlardı. İngiltere Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Mc Donald ve Sir Con Simon karşılamada yerlerini almışlardı. İngiltere Kralı veya Hükümeti, Kral Faysal’ı davet etmemişti. Davet eden petrol Kralı Sir Henry Deterding di.

Kral Faysal otele yerleştikten sonra Henry Deterdig’in adamlarıyla petrol pazarlığına oturdu. Faysalın amacı petrol hisseni %50’ye çıkarmaktı. Pazarlık sonucunda petrol gelirlerinin %40 Irak Devletine-%60 İngiliz şirketlerine verilmek koşuluyla anlaştılar. Anlaşmada yazılı belge yok. Anlaşma yalnız sözlü olarak yapıldı. Pazarlık konusu bittikten sonra.

Henry Deterding, Kral Faysal’ı Cenevre’ye davet eder. Şehrin girişinde son model bir otomobil Henry Deterding tarafından, Kral Faysal’a hediye edilir. Kral Faysal zevkli bir şekilde otomobille, Cenevre’de tur atar. 7 Eylül 1933 akşamı otelde Kral dairesindeki odasına girer. Sabahleyin otelin gece müdürü Eggymann, Kral’in gelmesini bekliyor.  Kral bir türlü gelmiyor. Otel müdürü, Kralın odasındaki telefonu arıyor telefon çalıyor cevap veren yok. Otel müdürü merak ediyor ve Kral Faysal’ın odasına giriyor. Bakıyor ki Kral’ın cansız bedeni yere uzanmış. Otel Müdürü telefonla durumu emniyete bildiriyor. Cenevre’deki doktorlar heyeti iki gün sonra yazdıkları rapora göre, Kral Faysal kalp yetmezliğinden ölmüş. Olayı kapatmak için, otelin gece müdürü de öldürüldü. (5)

Planlı bir şekilde Kral Faysal’ın öldürülmesi ile, Irak petrollerin %25 Irak devletine, %75 Henry Deterdig’in şirketlerine kaldı.

Yukarıda yazdığım yazıyı detaylı olarak “Petrol ve Kürdistan” kitabımda yazmışım.

Son Not: Petrol Fırtınası Kitabın yazarı Raif Karadağ doğum tarihi 23 Nisan 1920, ölüm tarihi 22.1Aralık 1973 Ankara’daki otel odasında ölü bulundu.

 

KAYNAKLAR:

1- Daniel Yergin-Petrol Türkiye İş Bankası Yayınları Üçüncü Baskı 2003 İstanbul Sayfa 227 

2-Behman Nirum-Hür Dünyanın Diktatörleri-Anadolu Yayınları Ankara 1968 Birinci Baskı Sayfa: 79

3-Raif Karadağ-Petrol fırtınası Divan yayınları Beşinci baskı 1969 İstanbul Sayfa:31

4-Raif Karadağ-Petrol Fırtınası Divan yayınları Beşinci baskı 1969 İstanbul Sayfa:13

5-Raif Karadağ-Petrol Fırtınası Divan yayınları Beşinci baskı 1969 İstanbul Sayfa:249

Bu yazı toplam 201 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar