Şaban Aslan

Şaban Aslan

Yazarın Tüm Yazıları >

MUSTAFA KEMAL VE LENİN ARASINDA KURULAN İLİŞKİLER

A+A-

 

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Tarihi

Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu adına Bahriye Nazırı Rauf Bey ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmış. Antlaşma Limni adasının Mondros Limanı'nda demirli olan Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı imzalanmış ve kayıtlara geçmiştir. Savaş, tarihin seyri açısından oldukça önemli bir yeri var.

Osmanlı Padişahı Vahdettin 4 Temmuz 1918 günü tahtta oturdu. Dört aylık Padişahken Mondros ateşkes antlaşması imzalandı. 

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın maddeleri:

     1)- Çanakkale ve İstanbul boğazlarının açılması, Karadeniz istihkamlarının itilaf devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.

     2)- Osmanlı sularındaki bütün mayın tarlalarının, torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecek.

     3)- Karadeniz’de ki mayınlar hakkında bilgi verilecektir.

     4)- İtilaf devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirlerinin kayıtsız-şartsız İstanbul’da İtilaf devletlerine teslim edilecektir.

     5)- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir.

     6)- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında İtilaf devletleri tarafından gözaltında tutulacaktır.

     7)- İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir.

      8)- Osmanlı demiryollarından itilaf devletleri istifade edecek ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulunacaktır.

      9)- İtilaf devletleri Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade edeceklerdir.

    10)- Toros tünelleri İtilaf devletleri tarafından işgal edilecektir.

    11)- İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri işgal ettikleri yerlerden geri çekileceklerdir.

    12)- Hükümet haberleşmesi dışında telsiz telgraf ve kabloların denetimi İtilaf devletlerine geçecektir.

    13)- Askeri ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.

    14)- İtilaf devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edeceklerdir. (bu maddelerden hiçbiri ihraç edilemeyecektir.)

    15)- Bütün demiryolları halkın kullanımına açık olmak kaydıyla, itilaf devletlerinin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.

    16)- Hicaz, Asir, YemenSuriye ve Irakta’ki kuvvetler en yakın itilaf devletleri kumandanlarına teslim olacaktır.

    17)- Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.

    18)- Trablus ve Bingazi’de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim edilecektir.

    19)- Denizci, asker ve sivil tüm Almanların ve Avusturyalıların bir ay içinde Türk ülkelerinden çıkartılması; uzak bölgelerdekilerin de olanaklı en erken tarihte çıkarılması.

    20)- Gerek askeri gerekse  tesliminde gerekse Osmanlı ordusunun terhisinde ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir karar derhal yerine getirilecektir.

    21)- İtilaf devletleri adına bir üye, Donatım (iaşe) kontrolünde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine derhal verilecektir.

    22)- Osmanlı harp esirleri İtilaf devletlerinin elinde tutulacağı, askerlik hizmeti yapabilecek kişilerin dışındakilerin serbest bırakılması fikrinin salıverilmesinin düşüneleceği.

    23)- Osmanlı hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.

    24)- Altı vilayet (vilayeti sitte) adı verilen yerlerde bir karışıklık olursa, bu vilayetlerden herhangi birini İtilaf devletleri işgal edebileceklerdir.

    25)- Müttefiklerle Osmanlı devleti arasındaki savaş, 1918 yılı Ekim ayının 31 Perşembe günü mahalli saat ile öğlen zamanı sona erecektir. 

Durumun ciddiyetini gören Padişah Vahdettin, 5 Mayıs 1919 günü Mustafa Kemal’i Anadolu’da görevlendirme yazısını yazıyor.

     15 Mayıs 1919 günü Mustafa Kemal, Padişah Vahdettin’in huzuruna çıkıyor. Kendisine verilen görev 9. Ordu Müfettişliğidir. 16 Mayıs 1919’da Damat Ferit Paşa kabinesi istifa ediyor ve aynı gün Mustafa Kemal ve arkadaşları İstanbul’dan (resmi kayıtlara göre) Bandırma vapuruyla Samsun’a hareket eder. 19 Mayıs 1919 günü Samsuna varıyorlar.

 

     Mustafa Kemal 22 Mayıs 1919 da Amasya’ya gider, karargâhını kurar ve ciddi kararlar alır. Yaveri olan Cevat Abbas’la beraber çalışmalarına başlar. Alınan karar üzerine Erzurum kongresi 10 Temmuz da yapılacaktı. Mustafa Kemal Erzurum’a geliyor kongreyi yapmadan geri dönüyor. Ancak Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919 tarihine başlıyor. Trabzon’dan, Erzurum’a getirdiği Türk Ocakları üyeleriyle Erzurum Kongresini yaparken, Kurmay Albay Cıbranlı Xalit Beyi kongreye davet ediyor. Xalit Bey gitmiyor. İkinci defa “daha sonradan Muş milletvekili olacak”  İlyas Sami’yi gönderiyor. Mustafa Kemal diyor git söyle kendisi gelmiyorsa ben onun evine giderim. Bunun üzerine Xalit Bey kalkıyor, kongrenin yapıldığı binaya gidiyor. Kongreye katılmıyor. Mustafa Kemal ve Cıbranlı Xalit Bey ayrı bir oda da oturup konuşuyorlar. Ne konuştukları kimse bilmiyor.  İkisinin arasında yapılan konuşmalar o odanın içinde kaldı.

“KAYNAK: Cıbranlı Xalit Bey’in yeğeni Cemil Sever. Samimi arkadaşımdır. Kendisi bana anlattı.”

 

 Sivas Kongresi yapılmadan önce, Mustafa Kemal, Kahtalı Bedir ağadan atlı ve silahlı korumaları istiyor. Bedir Ağa yaşlı olduğu için gidemiyor. Küçük kardeşi olan Zeynel Ağayı, atlı ve silahlı adamları ile Sivas’a giderek, kongrenin yapılacağı Sivas lisesini koruma altına alıyorlar.

 4 Eylül 1919’da Sivas kongresi yapılırken bazı iller delege göndermediler. Yalnız 32 delege katılıyor. Erzurum Kongresine katılan delege sayısı 54 veya 56 kişidir. Erzurum Kongresinde alınan kararlar Sivas Kongresinde değiştirildi.

 

   Birinci Dünya Paylaşım Savaşı bitmiş. Osmanlı İmparatorluğu büyük toprak kayıp etmiş. Kurtuluş savaşı adını verdikleri savaşı başlatmak için, Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal’i büyük yetkilerle donatıyor. Batı Anadolu’dan umudunu kesen Mustafa Kemal, Kuzey Kürdistan’dan işe başlıyor.

23 Nisan 1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı yapıyor. Kurduğu meclisle çalışmalarına başlıyor.

 

Sevr Antlaşması

 

Çok iyi düşünmek lâzım, Mondros mütarekesiyle, Osmanlı devleti peşinen mağlubiyeti kabul etti. Arkasında gelen Sevr antlaşmasıyla Osmanlı resmen İtilaf devletlerine teslim oldu.

Sevr Antlaşması (Fransızca: Le Traité de Sèvres), I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükümeti arasında 10 Ağustos 1920'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km. batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde (MuséeNational de Céramique) imzalanmış antlaşmadır.

 

Sevr Antlaşmasının maddeleri

 

1-İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak, ancak Osmanlı devletinin antlaşma maddelerine uymaması durumunda İstanbul Türkler'den alınacaktır.

2-Çanakkale ve İstanbul Boğazı her zaman tüm devletlerin gemilerine açık tutulacak, uluslararası bir komisyon boğazları yönetecek; ancak bu komisyonda Türk üye bulunmayacaktır. Ayrıca bu komisyonun ayrı bir bütçesi ve bayrağı olacaktır.

3-Anadolu'nun doğusunda iki yeni devlet kurulacaktır.

4-Ege Bölgesinin büyük bir bölümüyle İzmir Yunanlılara verilecektir. Ayrıca Midye-Büyükçekmece çizgisinin batısında bulunan Trakya bölümü de Yunanlıların olacaktır.

5-Arabistan ve Irak İngiltere'ye verilecektir.

6-Antep, Mardin, Urfa ve Suriye Fransa'ya verilecektir. Ayrıca Adana'dan Kayseri ve Sivas'ın kuzeyine kadar uzanan bölge de Fransa'nın nüfusu altında bulunacaktır.

7-İzmir bölgesi dışında bulunan tüm Batı Anadolu, Afyon'dan Kayseri'ye kadar olan bölümün güneyinde kalan topraklar İtalyan nüfuz bölgesi olacaktır.

8-Osmanlı Devletinin askeri gücünün sınırı 50.700 olacaktır. Ayrıca ordunun ağır silah ve uçakları bulunmayacak, deniz kuvveti de 13 savaş gemisi ile sınırlı olacaktır.

9-İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek

10-Azınlıklara geniş haklar verilecektir. Tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;

11-Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;

12-Mali ve adli ayrıcalıklar en ağır şekilde müttefik devletlere açık olacaktır.

 

 Savaşta ve barışta büyük devletler her zaman kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiler ve halen aynı şekilde hareket etmeye devam ediyorlar.

    Ekim 1917’de, kendisine göre, Lenin bir devrim yaptı. Çarlık Rusya’sı döneminde olsun, sosyalist sistemi döneminde olsun, hiçbir zaman Ruslar, Kürtlere destek vermediler ve yardım etmediler. Daima yalan vaatlerle Kürtleri kandırdılar. Ruslar, Kürtlerin uzun savaşlarını biliyorlardı. Lenin, Çarlık Rusya’sı gibi büyük devlet politikasını uyguladı. Sosyalist ve komünist vatları yalandan başka bir şey değildi. Stalin yaşadığı dönemde, merhum Molla Mustafa Barzani ve arkadaşlarına kan kusturdu. Mehabad Kürt Cumhuriyetinin katili İngilizler ve Stalin’dir. Stalin, İngilizlerle anlaşarak Mehabad Kürt Cumhuriyeti’nin yıkılmasına sebep oldu. (1)

Tarihin cilvesi mi diyeyim? Kader mi diyeyim? Şanssızlık mı diyeyim? Kürt önderlerinin beceriksizliği mi diyeyim? Veya dostların ihaneti mi diyeyim? 1950’li yıllara kadar yer küresinde mevcut olan devletlerin sayısı yüzü bulamıyordu. Bugün yıl 2020 bakıyorum 207 tane bağımsız devlet var. Bu yetmiş yıl içinde mantar türer gibi bu devletler nasıl kuruldu?

    İttihatçıların çoğunlukta olduğu dönemde Meclis-i Mebusan 21 Aralık 1918’de feshedildi.

 

  Osmanlı saltanatı döneminde, Osmanlı’nın zapt ettikleri topraklarda, bugüne kadar kurulan bağımsız devletlerin sayısı otuzun üzerindedir. Birinci Dünya Petrol Paylaşım Savaşında, Sevr antlaşmasıyla yok olan Osmanlı devleti ve onun yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, nasıl kuruldu? Dikkat edilirse kuruluşu açık ve nettir.

    Devletler arasında imzalanan gizli antlaşmaları ispatlamak kolay değil. İngilizlerin, Mustafa Kemal’le işbirliği yaptığı anlaşılıyor. Elbette bunun sebebi vardı.

     Paylaşım Savaşında, Çarlık Rusya’sı İtilaf devletlerin yanında yer almıştı. Kafkas cephesinde Osmanlı devletiyle savaşıyordu. Savaş devam ederken, Ekim 1917 de, Çarlık Rusya’sında, Lenin öncülüğündeki kadro kendilerine göre sosyalist bir devrim gerçekleştirdi. Devrimden sonra, Rus orduları, işgal ettiği Kuzey Kürdistan topraklarından kendiliğinden çekildiler.

    Petrol Paylaşım Savaşında, İtilaf devletlerine öncülük eden İngiltere’ydi. İngiltere kapitalist ve sömürgeci bir devletti. Halen aynı politikasına devam ediyor. İngilizler savaş cephesinde istedikleri hedefe ulaştıktan sonra, onlar için savaşın bir anlamı kalmamıştı. İngilizlerin amacı petrol sahalarını, Osmanlı devletinin elinden almaktı. Ve aldılar. Önce Mondros mütarekesi, sonra Sevr antlaşmasını, Osmanlı devletiyle imzaladılar.     

    Rusya’daki Devrimden sonra İngilizler ve Sovyetler ayrı saflarda yer almaya başladılar. Kapitalizm ve sosyalizm iki zıt kutuptur. Artık İngilizlerin ve Rusların aynı safta yer almalarının imkânı kalmamıştı.

    Durum bu aşamadayken, Sultan Vahdettin’in emriyle görevlendirilen Mustafa Kemal ve arkadaşları Anadolu’ ya gittiler. Mustafa Kemal’in Şam’da, İngilizlerle anlaştığı biliniyordu.  Bunun resmi belgesi yoktur. Olsa da benim gibi bir adam o belgeye ulaşamaz. Bu ve buna benzer belgeler kozmik odalarda, çelik kasalarda saklıdır. Açık bir örnek verebiliyorum. Birinci Körfez Savaşında “Baba Buhs, Turgut Özal’la anlaştığı biliniyordu.” Amerikan askerleriyle beraber Türk askerleri, Irak’a gireceklerdi. ABD’nin hesabı farklıydı. Turgut Özal’ın tek amacı Musul ve Kerkük petrollerini ele geçirmekti. Ama Türk askerleri, Irak’a girmediler veya giremediler. Mustafa Kemal ile İngilizler arasında gizli antlaşma olmasaydı, 1991 de Türk askerleri, ABD askerleriyle beraber Irak’taki Kürdistan topraklarına gireceklerdi.  

     Birinci ve İkinci Körfez Savaşlarında, TSK’nin, Güney Kürdistan’a girmesini engelleyen tek neden, Mustafa Kemal’le İngiliz Devleti arasında yazılı olan kozmik anlaşmadır. Diğer konuşmaların tümü minareye kılıf uydurmaktır.            

    Paylaşım Savaşından sonra Türk askerleri, İngiliz askerlerine tek kurşun sıkmadılar.  İngilizler, Yunanistan’ı aldatarak savaşa soktular ve Yunanlılarla beraber, Türk ordusuna karşı savaşmadılar. Açık olarak anlaşılıyor ki İngilizler, Yunanlıları kandırarak savaşa soktular. İngilizler, Kürtlere ihanet ettikleri gibi, Yunanlılara da ihanet ettiler. 

 

  23 Nisan 1920’de ilk defa Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi toplandı. Milletvekilleri nasıl seçildiler, kim kimi milletvekili olarak seçti. Kimse bu konuya girmiyor.

 Mustafa Kemal, çalışmalarına devam ederken, Lenin’e birkaç tane mektup yazıyor. Yazdığı mektupların birinde diyor ortak düşmana karşı ortak mücadele. Daha sonra hükümet adına yapılan bir başvuru ile Bolşevik hükümetinden silah ve para yardımı istendiği tekrarlanıyor. Aynı zamanda Mustafa Kemal 20 Mayıs 1920 günü Bekir Sami ve Yusuf Kemal Beyleri Moskova’ya gönderiyor. Çok yönlü hareket eden Mustafa Kemal, Kürtlerden habersiz Van, Bitlis ve Muş vilayetlerini, Bekir Sami ve Yusuf Kemal aracılığıyla altın tepsi içinde Lenin’e sunuyor.

İstenilen yardımı Lenin veriyor. Vrangel ordusundan alınmış silahlar ve cephaneler Anapa Limanında Türk yetkililerine teslim edildi. Alınan silahlar ve cephanelikler Türk gemilerine, takalarına bindirilerek Karadeniz sahiline indirildi.

Mustafa Kemal, bu yardımları aldıktan sonra ciddi bir şekilde savunma hazırlıklarına başlıyor.

Lenin’le olan bağlantılarına devam ederek İstediği yardımı alıyor. Aldığı silahlarla yalnız Yunanlılarla savaştı. Başka hiçbir devletle savaşmadı. Yunanlılar hiçbir kuvvetle karşılaşmadan Sakar nehrine kadar geldiler. Yunan ordusundaki komünistler savaşmak istemiyordu.

Bu silahların ve cephanenin alınması konusunda Birinci Millet Meclisi Gizli Oturum zabıtlarında ayrıntılı açıklamalar vardır.

Sovyet belgelerine göre Lenin’in, Mustafa Kemal’e verdiği yardımlar.

 

1920 Yaz ayları

1921 Ocak - Şubat

1921 Yaz ve sonbahar

Mali yardımlar

6.000 tüfek

1.000 atımlık top barutu

33.275 tüfek

Nisan 1921:  4 milyon altın ruble   

 

5 milyon tüfek mermisi

 

4.000 el bombası, bazı askeri malzemeler

58 milyon tüfek mermisi

Haziran 1921:     1.4 milyon ruble

17.600 top mermisi

 

 

327 makineli tüfek

 

Kasım 1921:         1.1 milyon ruble

200 gram altın

 

 

54 top

Mayıs 1922:           3.5 milyon ruble

 

 

 

130 bin top mermisi

 

 

 

1.500 kılıç

 

 

 

20 bin gaz maskesi

 

 

 

2 savaş gemisi                    

 

 

 

Lenin’in verdiği yardımın bir sebebi vardı:

Yeni kurulacak Türk devletinin batı emperyalizmine karşı milliyetçi burjuva bir hareket olduğunu, zamanla bunu bir proleter devrime dönüşeceğini düşünüyordu.

     2 Aralık 1920’de Gümrü antlaşması imzalanıyor. Artık Ermenistan resmen Rusların himayesine girer.

16 Mart 1921’de Rus–Türk dostluk antlaşması imzalanıyor.     

Bunların tümü gösteriyor ki Mustafa Kemal çok yönlü ve seri bir şekilde çalışarak kendisine göre isabetli kararlar almış. Aldığı kararları aynı hızla uygulamış.   

   Mustafa Kemal, İzmir İktisat Kongresinde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin kalkınması kapitalizmle olur, dediği zaman, Lenin aldandığının farkına varıyor. 

   Sevr dosyasının 204. sayfasındaki not: 28 Ocak 1921 tarihinde Bolşevikler tarafında, Ankara Hükümetine 35 bin ton silah ve cephane yardımı yapıldığı yazılıdır.

Kaynak

Sevr Dosyası Cahit Kayra Boyut Yayınları sayfa: 68

Sevr Dosyası  Cahit Kayra Boyut yayınları sayfa :67-68

Bu Mülkün Sultanları Necdet Sakaoğlu oğlak yayınları dördüncü baskı 2000 sayfa 565

Nutuk Kurtuluş yayınları

Radikal Gazetesi 1 Ocak 2006

 

 

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

 

Bu yazı toplam 1147 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar