Meryem Xan ve Kürd toplumsallığı

Meryem Xan ve Kürd toplumsallığı

Hatice Özhan

A+A-

Her toplumun kendine özgü bir karakteristiği vardır. Karakteristiğini sanat, edebiyat, müzik, felsefe gibi aydınlanma alanlarında ve daha başka çeşitli bilim dallarındaki çalışmalarından alan toplumlar tarihteki özgün yerlerini alırlar. Özdeşleştikleri alanları Kürd kültür değerlerinden koparmadan çağa da ayak uydurarak korumayı bilmiş, kendi karakteristiğini akademik çalışma alanını dahi bir çalışma konusu konumuna getiren toplumlardan biri de Kürdlerdir. Kürd toplumunun kültürel karakteristiğini oluşturan en önemli unsurların başında dengbêjlik kültürü ve bu kültürü binyıllar boyunca ayakta tutarak toplumsal hafızanın bir parçası kılan dengbêjler gelir. Bu sanatçılar Botan, Bahdinan ve Rojava’da daha çok Stranbêj, Soran bölgesinde ise Goranîbêj olarak da adlandırılırlar. Kürd toplumsallığına dair aktörel tüm özelliklerin genel ve objektif çıktılarını önümüze sunan dengbêjlik geleneği ve eserlerin içerikleri; eser sahiplerinin biyografilerinde bizi karşılayan ilginç bilgilerin hepsi, dengbêjlerin toplumlarına sağladıkları faydaların dönütleri olma özelliği taşır.

Güçlü sesi ile hem üstatlarına kendisini ispatlayan hem de çağdaşları arasında ön plana çıkmayı başaran; sesi ve sanatsal duruşu kadar biyografisi ile de herkeste hayranlık uyandıran Meryem Xan’a dair yazmak, beraberinde Kürd toplumsallığının özelliklerini keşfetmeye dönük bir epistemolojik yolculuğa başlamak da demektir. Kürd toplumsallığı da sırtını dengbêjlik gibi köklü bir geleneğe dayadığından, böylesi bir toplumda kök veren çoğu dimağın da toplumsal bir figür ve birer önemli sanatçı olarak çıkması şaşırtıcı değildir. Meryem Xan da özgünlüğünü bu temel üzerine kuran bir sanatçıdır.

HER DENGBÊJ, KENDİNDEN ÖNCEKİ DENGBÊJDEN İZLER TAŞIR

Dengbêjlik bir ses ve söz sanatı olarak Kürd toplumunda binyıllardan beridir bir dinleti geleneğidir. “Yarattıkları epik destanlar birçok Kürd şairinin mesnevi ve poemlerine konu olmuştur. Çok sayıda dengbêji olması bakımından bir ekol özelliğini barındıran bu geleneğin sanatçılarının nefes alma tekniği, ses alanlarının tespiti, kulağın geliştirilmesi, ritim duyumu, diyafram ve göğüs seslerini mikslenmesi, yüz ve vücut rezonansının son derece yetkin ve uyumlu kullanmaları onları müzikal anlamda olağanüstü kılar. Bu olağanüstülüğe derinlik katan en önemli parça da dengbêjlerin okudukları kılamları bir kafiye düzeni üzerine kurulu olan ‘zengin kafiye’ ile okumalarıdır. Hece ölçüsünün kullanılmadığı dengbêj kılamlarının biçimsel yapısı modern şiir düzenine benzediğinden, anlatılan konunun akışına göre kelimeler ve hatta mısralar arası fonetik uyumuna önem verilir ve hece ölçüleri bakımından özgürdür, kıta sayısı 3-6 arası değişen kılamların her kıtasının ayrı bir kafiye üzerine kurulduğu görülür.” (1)

Biçimsel yapısı kendinden menkul özelliklere sahip kılamlarda dengbêj anlatmak istediği konuya doğduran giriş yaparak dinleyicilerinde olayın bir aktörü oldukları duygusunu oluşturur. Okudukları kılam ve destanlarda geçen olay kahramanlarını adalet, despotluk, iyilik, kötülük, yiğitlik gibi davranış biçimleri ekseninde yorumlayan dengbêjler böylelikle de dinleyicilerini bu dikotomilerin içine çekerek, anlatılan konudan kendilerine bir ders çıkarmalarını sağlarlar.

Herhangi bir zümrenin, sınıfın dengbêji olmayıp tüm Kürd toplumunun sanatçıları olan dengbêjler buna binaen anlatılarına konu ettikleri kişileri hangi etnik köken ve inanç topluluğundan geldiklerine bakmaksızın, eserlerinin birer kahramanı yaparak topluma mal eder. Bütün dengbêjlerde istisnasız gözlenen bu objektif tutumun kaynağında elbetteki toplumsal hoşgörüyü içselleştirmiş birer insan olmaları ile birlikte dengbêjliğin eklektik ilerleyişidir de. Her dengbêj kendinden önceki dengbêjin ya da çağdaşlarının oluşturdukları müzikal anlatım biçimlerini ve hümaniter davranış biçimini miras olarak devraldıkları için dengbêj seslerinin, okuma stillerinin birbirlerini çok fazla andırması söz konusudur. Burada önemle üzerinde durulması gereken bir noktayla karşılaşırız ki bu da dengbêjler arasındaki bu uyum, cinsiyet farkı ayırt etmeksizin yeni sanatçıların önlerinin açılması ve kendilerini sanatlarıyla ifade etmelerinin sağlanılmasıdır. Bu bağlamda, kılam ve destanlarda kadınların konunun birer kahramanı olarak yer verildiği dengbêjlikte, kadın dengbêjlerin de nitelik ve nicelik olarak önemli bir yer tuttuğu bir Kürd toplumsallığı ile karşılaşırız.

Biyografisini dengbêjlik geleneği ve stranbêjliği bağlamında ele aldığımız Meryem Xan’ın sanat yaşamı, katı bir paternalizm anlayışını bünyesinde barındırmayan, Ortadoğu’da eşine az rastlanır bir toplum örneği olan Kürd toplumsallığının da beraberinde kavranması olanağı sağlar. Meryem Xan, kökleri tarihin derinliklerine uzanan dengbêjlik geleneği ile sosyal yapısını esneten Kürd toplumunun renkli bir çıktısıdır.

DENGBÊJ GELENEĞİNİN MİHENK TAŞI

Şırnak’ın Dêrgol Köyü’nde 1904’te dünyaya gelen Meryem Xan, bölgenin tanınmış isimlerinden biri olan Mihemedê Ehmedê Botî’nin kızıdır. Birinci Dünya Savaşı, 1920’lerin başkaldırı olaylarının sonucu Suriye Kürdistanı’na yerleşmek zorunda kalan Meryem Xan, burada Celadet ve Kamuran Bedirxan kardeşler gibi birçok aydınla tanışır ve samimi bir dereceye ilerleyen bu tanışıklık süresinde Bedirxan ailesinden bir gençle de evlenir. Rivayete göre, Meryem Xan eşinden, dengbêjlik yapmasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle aralarında çıkan bir ihtilaf neticesinde ayrılma kararı alır. Bu ayrılığın ardından kısa süreli bir bocalama dönemi yaşasa da, bu onu sanatını icra etme isteğinden alıkoymamıştır. 1924’te Zaxo’ya, ardından da oradan 1936’da Musul’a geçerek burada kısa bir süre kalıp sanat hayatının taçlanacağı yer olan Bağdat’a geçer. Bağdat’ta amcasının kızı Elmast Xan’ın evinde bir süre kalan Meryem Xan, burada aynı amaçla gelen ünlü Kürd dengbêjleri Mihemed Arîf Cizrawî, Hasan Cizrawî, Nesrîn Şerwan (Şirnaqî), Alî Merdan, Tahîr Tofiq, Saîd Axayî Cizîrî, Fewzîyê Mihemed ve daha birçok kişiyle tanışma imkânı bulur. Meryem Xan daha sonra bu sanatçıların birçoğu ile birlikte kılamlar okuyarak dikkatleri üzerine çekecektir. Sesi ve kılamlara hâkimiyetiyle dengbêj ustalarının takdirini ve gönlünü kazanan Meryem Xan yüreğinin sesinin izinden giderek Bağdat’taki müzik şirketleri ile iletişime geçer. Dönemin, Bağdat’taki ünlü İngiliz müzik şirketleri Beyzafon, Ebolkelp ve Ûdyon ile temasa geçerek şarkılarını kaydettiren Meryem Xan böylelikle ilk plağını çıkartır. Kürtçe şarkıları kaydeden ilk kadın sanatçı olma özelliğine erişen Meryem Xan’ın ayrıca da Hawar Dergisi’nde yayımlanmış derlemeleri de vardır. Çok yönlü bir sanatçı olan Meryem Xan, Bağdat Radyosu’na kadrolu sanatçı olarak girdikten sonra halk arasında söylenen şarkıları derleyip düzenleyerek radyoda da yayınlattı. 200’ün üzerinde şarkıyı bizzat okuyan Meryem Xan, lawik ve beste olmak üzere iki çeşit şarkı söyler. Bazı örnekler:

Lawik şarkılar:
1- Li xelkê tehlê, lê li min şirînê –Helîm-
2- Bavê Koroxlî
3- Mihemed Selîm zavakî taze
4- Wele Doman
5- Gewra min tunîne (o yazdı)
6- Siwarê me siwar bûne
7- Mihemedo Ronî (o yazdı)
8- Sêva Hacî
9- Lêlê yadê rebenê (o yazdı)
10- Hesenê Osman

Êlî Delal besteler
1- Qumrîkê
2- Grê sîra bi sîr e (M. ArifêCizîrî ile)
3- Hay berde (Hesen Cizîrî ile)
4- Lê LêWeso (M. ArifêCizîrî ile)
5- Heyla li min xerîbê
6- Gulşênî
7- Lê Dînê
8- Gulê wey nar
9- Êmo (Seîd Axayê Cizîrî ve Elmast Xan ile)
10- Mêremê
11- Ya li bin biyê

Kılamlarını bir çağlayanınki kadar güçlü bir akışla ve su gibi duru okuyan Meryem Xan, dengbêj geleneğinin mihenk taşı olarak ismini sadece Kürdistan’da değil Ortadoğu’da duyurmayı başarmış bir sanatçıdır. Sağlam kökler üzerinde yetişen Meryem Xan’ın sanatçılığının sıra dışılığını Kürd müziğinin üstadlarından Mihemed Arif Cizrawî’nin onunla ilgili sözlerinde bulmak mümkündür. Bağdat Radyosu’na verdiği bir röportajında Meryem Xan’ı değerlendiren Mihemed Arif Cizrawî, “Meryem Xan’ın elbiseleri moderndi. Ruhu, yaşamı, sanatı Kürtçe’ydi. Kürt geleneklerine bağlıydı. Şarkı söylerken içten ve gönülden söylerdi. O an tüm bedeni şarkıyla dolardı” sözleriyle en iyi şekilde Meryem Xan’ın hakkını teslim etmiştir.

Yakalandığı böbrek rahatsızlığı nedeniyle 1949’da Bağdat’ta yaşama gözlerini yuman Meryem Xan, Kürd müziğini sınırların dışına taşımakla birlikte Kürd kadınının sesi de oldu. Hem sanatçı kimliği ile hem de kadın kimliği ile hareket alanını, toplumsal bariyerlere takılmadan, herhangi bir taassupla karşılaşmadan geniş tutmayı başarabilmiş Meryem Xan ile biz, o dönem itibariyle, Kürd kadınının toplumdaki statüsüne ilişkin de izler buluruz. Kerr û Kulik’ın özgür ruhlu Wardê’sinden bir parçayı ruhunda taşırken, bir yandan da üstat Cizrawî’nin deyimiyle “modern ve tüm bedeni şarkıyla dolan” bir kadın olabilen Meryem Xan, “Şirnak’ta yoksulluk çekerken, Bağdat’a gidip radyonun baş artisti oldu”. diyen Ahmed Arif’in de övgüsüne mazhar olabilmeyi başardı. O’nun sesinden kulaklarımız hiç mahrum kalmasın!

(1) Mehmet Gültekin, Zargotina Kurdên Serhedê Kilam û Destanên Epîk ên Dîrokî, Merxasî û Serhildanan Kahramanlık ve Başkaldırı Kılam ve Epik Destanları
Avesta, İstanbul, 2013

gazeteduvar

Bu haber toplam 1591 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.