Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Mehmet Gürses'i Anarken

A+A-

 

 

Sayın okurlar 7 yıl önce kaybettiğimiz değerli ağabeyim Mehmet Gürses’i ölümünün birinci yıl dönümünde Gelawej’e yazdığım bir yazı ile anmıştık. Söz konusu yazımı ve sağlığında Gelawej’de Gula Sor mahlası ile yazan rahmetli abimin bir yazısını tekrar sizlerle paylaşmak istedim. A.G.

Abit Gürses

Mehmet Gürses'i Anarken

Geçen yıl 10 Eylül’de sevgili ağabeyim, değerli Kürd aydını ve başarılı bir öğretmen olan Mehmet Gürses’i kaybettik.

Ne diyelim, olmaz olaydın, kalleş ölüm!..

Mehmet ağabeyime geçen yıl Temmuz ayında kanser teşhisi konuldu. Antalya’da kızı Burkay’ın çalıştığı iyi bir hastanede tedavi gördü. Maalesef tedaviden bir sonuç alınamadı. 10 Eylül günü vefat etti. 12 Eylül 2014 tarihinde isteği üzerine babamızın yanında, Bitlis, Avêx mahallesinde Qadiri Mezarlığında toprağa verdik. 35 yıl önce ayrılmak zorunda kaldığı canından çok sevdiği Bitlis toprağına döndü sonunda…

Hastalığı döneminde sohbet etme imkânımız oldu. Son mahalli seçimlerde (Mart 2014) seçim kampanyasına destek amacıyla gitmiş olduğu Bitlis ve Ağrı’yı anlata anlata bitiremiyordu. Bitlis Belediye Başkanlığı seçim sonuçları belli olup, BDP adayı kazandığında, “Kurdistan’ın kalbinikazandık…’’ diye sevincini paylaşmıştı. Seçimin yenilendiği Ağrı’dan döndükten sonra, rahatsızlanmış, bunu orada yediği taze peynirden olabileceğine yormuştu. Meğerse sinsi kanser illetinin organlarını sardığından haberi yokmuş!..

Bitlis’te yerleşik Zırqîlerden Said oğlu demirci Sıddık Usta ve Malazgirt’te yerleşik Badıkilerden Hasan kızı Raziye’nin 7. çocuğu olarak 1952’de dünyaya gelen Mehmet Gürses, ülkesini ve milletini seven başarılı bir öğretmen, kararlı bir yurtsever, pazarlıksız bir aydın olarak yaşadı…

Bitlis ÖğretmenOkulunda okuduğu 1970’lerde Türkiye Liselerarası Halk Oyunları yarışmasında ödül üstüne ödül alan ekibin içinde idi… Şahin Güner, Maşallah Ağbay ve diğer gençlik arkadaşları ile Ğerzane, Herkuşte, Sêpê,’yi vurduğu zaman Hemdino, şal û şapigiyle Kürd folklorunun bu en güzel örneklerini ruhunda, benliğinde his ederek sergiler, onu ve arkadaşlarını seyretmeye doyum olmazdı… Kürd halk oyunlarını sunarken sergiledigi ustalık, maharet ve coşkusuyla sanki el aleme, ey Dünya işte biz böyle bir kültürün sahibiyiz diye haykırır gibiydi…

Öğretmen olarak çalıştığı Norşên’in Morx köyünde öğrencileriyle Kürtçe konuştuğu ve öğrencilerine okulda Kürtçe konuşmayı yasaklamadığı için 1973-74’lerde Bitlis Valisi’nin emriyle müfettişler tarafından soruşturmaya uğradı.

1970’lerin ortalarında  Özgürlük Yolu içinde yer aldı. Bu hareketin Bitlis’te kurduğu DHKD’nin Sekreterliğini üstlendi… TÖB-DER içinde aktif görevler aldı. 1976 Ağustos’unda Süheyla Özata ile evlendi. İki kız çocuğu oldu.

12 Eylül askeri darbesinde arandığında, Antalya’da öğretmen olarak çalışmaktaydı. Ekim 1980’de ziyaretine gittiğimde. Cuntanın, devrimcileri, yurtseverleri ağır işkence ve hapisle cezalandıracağını, isminin Bitlis’te ilk arananlar listesinde olduğunu, benim aranmam durumunda yurt dışına çıkacağımı, isterse beraber çıkabileceğimizi söyledim. O, ‘’Ben eşimi ve çocuklarımı bırakıp, çıkmam. DHKD ve TÖB-DER faaliyetlerimden dolayı tutuklanırsam kendimi savunabilirim… İllegal bir yapıya da bilerek girmedim…’’ dedi.

1981 Nisan’ında Antalya’da tutuklanarak, Bitlis’e getirilip Rahva’daki askeri garnizonda soruşturmaya, işkenceye alınıyor… O günleri çok anlatırdı… Hele birlikte işkence gördükleri Bitlis DDKD’den rahmetli Metin İlban’la yan yana geldiklerinde o günleri anlatımları bir başka olurdu. Bir köyün bütün erkeklerinin toplanıp inşaat malzemesi gibi damperli bir kamyona yüklenerek, Rahva’ya işkenceye getirilmelerini ve bu kamyonun malzeme boşaltır gibi damperini kaldırarak köylüleri yere dökmesini, bu olayı gören Melle Yunus’un ‘’Tev gundiyên me ne!’’ dediğini, anlatışlarını unutmak mümkün değil…

Darbe sonrası dönemde kendisini daha çok işine vermiş, mesleğinde oldukça başarılı bir noktaya gelmiş, ders verdiği öğrencileri Türkiye rekoru kırmış ve bu başarısı basın yayın organlarında oldukça geniş bir şekilde yer almıştı. Bu başarısından dolayı emekli olduktan sonra da değişik özel okullarda el üstünde tutulan bir hoca olarak çalıştı ve 2010 yılında tamamen emekli oldu…

90’lı yıllarda HEP, DEP, HADEP’ çizgisini destekledi, son yıllarda araştırma ve yazma üzerine yoğunlaştı. Gula Sor mahlasıyla yazdığı siyasi makaleleri Gelawej’de yayınlandı. Öte yandan bu dönemde Ermeni sorunu üzerine yoğunlaştı. Bu konu üzerine kaynaklar topladı ve bir kitap hazırlığı içinde idi. Bitlis ve çevresinde Ermeni mallarına konanlar ve bunlardan özellikle Türk asıllı olduğunu iddia eden bazı aileler üzerine bir çalışmayı başlatmış bulunuyordu. Umarım bu çalışması uygun bir şekilde tamamlanıp yayınlanır.

Son yıllarda İzmir’de BDP çevresinde aktif olarak yer aldı. Defalarca yöneticilik teklifi almasına karşın, o çok mütevazi bir tavırla KURDİ-DER çevresinde hizmet edeceğini belirterek, bu teklifleri kibarca geri çevirdi… 60’lı yaşlarda Kürtçesini geliştirmek, ilerletmek için Kürdçe dersler almaya başladı…

Güney ve Güney Batı Kurdistan’daki gelişmeleri çok yakından takip ediyor, Bitlis, Norşên ve Mutki Belediyeleri için projeler düşünüyor, bu hastalığın belini kıracağına inanıyordu… Onda ölümcül hastalıklara yakalanan insanlarda görülen korkudan veya yılgınlıktan zerreyi mıskal eser yoktu. Bitlis’e temelli dönüşü planlıyordu…

Son nefesine kadar metanetini, cesaretini muhafaza etti… Güneşin ülkesi olarak adlandırdığı Kurdistan’a kavuştu!