Mazlum Abdi: ABD, Türkiye'nin olası kara harekâtına yeşil ışık yakmadı

Mazlum Abdi: ABD, Türkiye'nin olası kara harekâtına yeşil ışık yakmadı

.

A+A-

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) lideri Mazlum Abdi Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ABD eski Başkanı Donald Trump yönetiminin, 2019 yılı sonlarında Türkiye'nin Rojava’ya yönelik askeri operasyonuna karşı durmayarak DSG'li müttefiklerine ‘ihanet ettiğini’ söyledi. Abdi, ABD yönetiminin henüz Türkiye'nin olası kara harekâtına yeşil ışık yakmadığına dikkat çekti.

DSG’nin başka bir ihanete uğramaktan endişe edip etmediğine dair soruya Abdi, her zaman endişeli olduklarını söyledi. Abdi, “Ancak yeni ABD yönetiminin vaatlerini ve taahhütlerini yerine getireceğini ve Türkiye'nin herhangi bir operasyon yapmasına izin vermeyeceğini umuyoruz” dedi. Türk savaş uçaklarının Deyrezzor bölgesine girerek 80 kilometre derinlikteki Hol Kampı'nı hedef aldığını söyleyen Abdi, “Suriye’nin tüm hava sahası açıktı ve ABD, açıklamada bulunmaktan başka bir şey yapmadı” şeklinde konuştu.

Kendisini Rojava'da Fırat'ın doğusundaki karargahında ziyaret eden Suriye’deki Rus güçlerin komutanı General Alexander Chaiko ile yaptığı görüşmenin içeriğinden ve General Chaiko’nun Ankara ile arasındaki arabulucu rolünden bahseden Abdi, “Rusya'nın şu an Türkiye ile aramızda tarafsız bir konumda olduğunu, 2019 Soçi Anlaşması'nı uygulamaya ve oluşan ihlalleri gidermeye çalıştığını söyleyebiliriz. Türkiye ve gerçekleştirdiği ihlallerle ilgili birçok gözlemimiz var” ifadelerini kullandı.

DSG’nin Suriye ordusun dahil edilmesine yönelik iddialara Abdi şu yanıtı verdi: “DSG, genel olarak Suriye ordusunun savunma sisteminin bir parçası olmakla birlikte bizim bir takım şartlarımız ve detaylarımız bulunuyor. On yıldır savaşan 100 binden fazla gücümüz var. Anayasal ve yasal bir çözüme ihtiyaç duyuyorlar. DSG'nin ordu içinde özel bir rolü olmalı.”

Şam'a (müzakereler için) heyetler gönderdiklerini söyleyen Abdi, “Şam'a siyasi bir çözüm için gerekli koşullar oluştuğunda gitmek istiyorum” diye konuştu.

İşte DSG lideri Mazlum Abdi’nin pazartesi akşamı Zoom uygulaması üzerinden verdiği röportajın tam metni:

DSG, IŞİD'le mücadelede ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon güçleri ile iş birliğinin sona erdiğini resmen duyurdu. Aynı tarihlerde Uluslararası Koalisyon güçlerinin ve ABD’lilerin DSG ile iş birliği içinde temas noktalarında bir grup devriye düzenlediğini gördük. Bu konu hakkında ne söyleyeceksiniz? Sorusuna Abdi;

‘’Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, devriye görevi gerçekleştiren güçlerin Türkiye’nin aralıksız bombardımanlarının ve operasyonlarının durdurulmasını sağladığını belirtmiştik. Durum bundan ibaretti ve özellikle hava saldırıları düzenlenen dönemlerde devriye görevleri azaltıldı ve imkan oldukça devriyeler gerçekleştirildi. Şu an ortak çalışmalar yeniden başlamış durumda. Güvenlik durumuyla ilgili olarak bir ara verildi ve bu durum biraz düzeldiği için ortak iş birliği kaldığı yerden devam etti.’’ Yanıtını verdi.

O halde DSG ile Uluslararası Koalisyon arasındaki gerek IŞİD ile mücadele, gerek devriyeler açısından iş birliği eski haline döndü. Yani tam olarak, ayın 20'sinden önceki durumuna.  Sorusuna İse;

‘’Evet, ayın 20'sinden önceki haline geri döndü.’’ Cevabını verdi

Son günlerde Türkiye’nin yoğun hava saldırılarının azaldığı gözlemlendi. Sizce bunun sebebi nedir? Gerçekten ABD’nin Ankara üzerindeki baskısının bir sonucu mu? Sorusunu yanıtlayan DSG Lideri;

‘’ABD’nin Ankara üzerindeki baskısının bir ölçüde etkili olduğunu ve Ankara üzerindeki uluslararası baskının da zamanla arttığını düşünüyorum. Ankara gerek Rusya gerek ABD ile yaptığı mutabakatları ihlal etti. Bu büyük bir baskıyla sonuçlanarak hava saldırılarının azalmasına neden oldu. Bombardımanların azalmasındaki ikinci faktör de açık konuşmak gerekirse bizim askeri güçler olarak iyi hazırlanmış olmamız. Örneğin Kobani, Menbic ve Tel Rıfat F-16 savaş uçaklarının ağır bombardımanlarına ve binlerce topçu atışına maruz kaldı. Fakat DSG, herhangi bir kayıp vermedi. Türkiye, Haseke ilindeki altyapı düzeyinde bile istediği sonucu alamadı.’’ İfadelerini kullandı

ABD’nin Türkiye'ye 10 gün boyunca operasyon düzenlemesine ‘izin verildiğine’ dair dile getirilmeyen bir yeşil ışık yaktığını düşünenler var. Bu yüzden gaz ve petrol sahalarını ve bu sahaların yakınlarındaki ABD’nin kullandığı askeri üsleri hedef aldığına tanık olduk. ABD’nin Türkiye’ye yeşil ışık yakmış olma ihtimali hakkında bir bilginiz var mı? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Konuları hakkında değerlendirme yapan Abdi;

‘’Karadaki aktif güçler arasında bir yeşil ışık ya da koordinasyon olduğunu söyleyemeyiz. Ancak Uluslararası Koalisyon güçlerine yönelik bir eleştirimiz var. Eğer taahhütlerini iyi yerine getirselerdi bu boyutta bir bombardıman gerçekleşmezdi. ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) da belirttiği gibi Türkiye Amerikan askerlerini tehlikeye atmasından ötürü bombardımanlara karşı tutumları zayıftı.’’ İfadelerini kullandı

Türk savaş uçakları gerçekten Suriye hava sahasına girdi mi? Neredeyse Deyrezzor'a kadar girdiğini söyleyenler var. Bu konuda ne söylemek istersiniz? Sorusuna ;

‘’Deyrezzor bölgesine girdiler. Sınırlardan 70 kilometre derinlikte bulunan Mekmen beldesi, 80 kilometre derinlikte bulunan Hol Kampını hedef aldılar. Suriye’nin tüm hava sahası açıktı.’’ Cevabını verdi

Abdi, ABD’nin ise bu konuda Basın açıklamaları dışında hiçbir şey yapmadığını söyledi.

ABD ve Batı, Kürtlere 100 yılda 7 kez ihanet etti. ABD’nin bir kez daha ihanet etmesinden ya da Washington'ın IŞİD’e karşı mücadelede büyük fedakarlıklar yaptıktan ve örgüte karşı savaşta kayıplar yaşadıktan sonra Kürtleri terk edeceğinden endişe ediyor musunuz?  ABD tarafından ihanete uğrama korkusu ya da endişesi var mı? Sorularını yanıtlayan Abdi;

‘’Önceki operasyon 2019 yılında gerçekleşti. O dönem Trump yönetimi ile Türkiye arasında bir koordinasyon vardı ve operasyonda bu koordinasyona dayanılarak yapıldı. Biz bunun ihanet olduğunu söyledik. Biden yönetiminin bölgeye karadan askeri olarak giriş yapılmasına ve yıkıma izin vermeyeceğini belirttiler. Açıkçası, 2019 yılından beri, Türkiye'nin yeni bir kara askeri operasyonu yapmaması için ABD yönetiminden azami ölçüde baskı söz konusuydu ve buna izin verilmedi.

Biz her zaman endişeliyiz. Fakat mevcut ABD yönetiminin Türkiye ile daha önce yaptığı mutabakatlardaki taahhütleri yerine getirmesini, üzerine düşeni yapmasını ve Türkiye'nin herhangi bir askeri operasyon gerçekleştirmesine izin vermemesini umuyoruz.

Şimdiye kadar Amerikalıların ve tüm Amerikan kurumlarının Türklerle doğrudan iletişim kurduğunu görüyoruz ve Türklerin, özellikle Erdoğan'ın herhangi bir operasyon yapamayacaklarını fark etmesi için baskıya devam etmelerini istediğimizi söyleyebiliriz. iktidarda kalmak ve yaklaşan seçimlerde iktidarda kalmak istiyorlar.’’ İfadelerini kullandı

Bildiğiniz üzere 2019 yılında Rusya, Türkiye ve Amerika arasında anlaşmalar var. Türkiye, “DSG”nin 30-32 km derinliğe çekilme taahhüdünü yerine getirmediğini söylüyor. DSG'nin taahhütleri yerine getirmediği doğru mu, yoksa tablo bundan farklı mı? Konusuna değinen Abdi;

‘’Anlaşmalara harfi harfine bağlı kaldığımızı herkes biliyor. Ve 2019'dan bugüne Rus garantörler var ve anlaşmadan sorumlular. Amerikalılarla da Türk tarafıyla bir anlaşma var.’’ Değerlendirmesinde bulundu

Ayrıca maddelerin ayrıntılarının uygulanması konusunda pratik adımlara değinen Abdi şunları söyledi;  

‘’ Her şeyden önce, Türkler için temel argümanları, Türk ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olduğuydu. Şimdiye kadar bazı istisnai durumlar dışında, "Suriye Demokratik Güçleri" olarak tepkimiz genel olarak bu bölgelerden Türk milli güvenliğini tehdit eden herhangi bir operasyon gerçekleştirmediğimiz olmuştur. Özellikle bu bölgelerden Türkiye'ye yönelik doğrudan askeri operasyonlar bulunmamaktadır.’’

 'Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG) ve ağır silahların geri çekilmesini istediler değil mi? Sorusuna DSG komutanı;

‘’Bu kuvvetler bu alanlarda mevcut değildir. Resmi olarak sınırda bulunanlar, yani şu anda mevcut olan güçler Suriye ordusu güçleridir ve tüm sınırlarda konuşlandırılmıştır.

-Türkiye'nin güvenliğini tehdit etmediğinizi söylediniz. Elbette Türkiye, İstanbul bombalamasının DSG veya YPG ile bağlantılı bazı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor ve elinde delilleri olduğunu söylüyor. Ancak biliyorum ki Amerika, İngiltere ve Avrupa ülkeleri kendilerinde böyle bir delil yok diyorlar ve Türkiye bu delili sağlamadı. DSG ile İstanbul bombalaması arasında bir bağlantı olduğuna dair Türk kanıtları size sunuldu mu?

Asıl sorun, Türklerin kimseyle işbirliği yapmaması ve Amerikan tarafına bilgi vermemesidir. Bilgiler, işbirliği yapmadıklarını ve bir taraftan ve medya aracılığıyla bilgi verdiklerini ve dünyanın bu bilgilere inanmasını istediklerini söylüyor. Biz de operasyonu terör olarak kabul ettiğimizi ve operasyonla hiçbir ilgimizin olmadığını beyan ettik.’’ Cevabını verdi.

Sizce operasyonun arkasında kim var? Sorusuna Abdi ;

‘’Kimseyi suçlamak istemiyoruz ama bildiğimiz, Türkiye'nin egemenliğine aldığı Afrin ve Cerablus'taki bölgelerle ve bu bölgelere müdavim olan insanlarla bir ilgisi olduğu, patlayıcıların bir kısmının o bölgeden geldiğine dair kanıtlarımız var ve aynı kişilerin isimleri dar daire içinde geçiyor ve bizim bölgelerimiz dışında operasyonlar yapmak istiyorlar. Afrin ve Cerablus bölgelerinde varlar ve onların parmağı var. DSG'nin bununla hiçbir ilgisi olmadığı ortaya çıkacaktır.’’ Yanıtını verdi

Rusya ile görüşmeler ne durumda? Medyada Türklerin çok fazla bilgi sızdırdığını ve Rus kuvvetlerinin komutanının Qamışlo'ya geldiğini okuduk. Bu detayın dışında, Türk tırmanışından sonra Ruslar size tam olarak ne teklif etti? Soruları üzerine Abdi;

‘’Önce bu bilgiyi düzeltelim. Qamışlo havaalanından geldiğini söylüyorlar. Bizi ziyaret ettiklerinde üslerimize geliyorlar.

Bizi ziyaret ediyorlardı ve Rus heyeti bize geldi ve kısa bir süre önce Rus kuvvetleri komutanı General Alexander Chaiko ile görüşmelerimizi bitirdik. Türkiye, Rusya'yı bizi 2019 Soçi Anlaşması'nın şartlarına uymaya zorlamamakla suçluyor. Rusya ise kendi adına Türkleri anlaşmanın şartlarına uymaya çalışıyor. Rusya'nın şu anda Türkiye ile aramızda tarafsız bir konumda olduğunu, anlaşmayı geçerli kılmaya ve ortaya çıkan ihlalleri gidermeye çalıştığını söyleyebiliriz. Kendi açımızdan, Türkiye ve işlediği ihlallerle ilgili birçok gözlemimiz var.

Mesela 30 km'den bahsediyorlar, son dönemde 70-80 km derinliğe girdiler, altyapı yaptılar, askeri güçleri ve sivilleri var ve bunların hepsi ihlal. Bizim açımızdan Türkiye'yi anlaşmaya tabi kılarak üzerlerine düşeni yapmalarını istiyoruz. Elbette Türkiye'nin bizimle ilgili gözlemleri var, ulusal güvenliği tehdit ettiğimiz de dahil. Kendi açımızdan, yanıt olarak münferit ihlaller olsa bile uyarız. Biz de 2019 anlaşmalarına uyacağız, 30 km derinliğe çekilmemiz istenene kadar resmi olarak sınırda değiliz. İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) var ama bunlar anlaşmanın dışında. Asayiş, geri çekilme konusu ve geri çekilme planı kapsamında olmadıkları ve insanlar evlerini korudukları ve toplum koruma güçleri sivil güçler olduğu için her yerde bulunacaktır. DSG güçleri temelde anlaşmalara bağlı.

Genel olarak Rus tarafıyla görüşmelerimiz, anlaşmalara uymalarını istediğimiz ihlalleri incelemek ve Türkiye'nin de bizimle ilgili gözlemleri var.’’ Yanıtını verdi.

Rusya'nın, rejim güçlerinin konuşlandırılması karşılığında DSG güçlerinin Kobani ve Menbic'ten çekilmesini teklif ettiği söylendi iddiasına Abdi;

‘’Temel olarak bu bölgelerde bulunan rejim güçleri bizim güçlerimizden fazladır (kuvvetlerimizin yaklaşık iki katı). Rejim güçleri Kobani, Menbic ve Tel Rıfat'ta bulunuyor ve rejim bu bölgelerde yeterli mevcudiyete sahip. Şu anda bile Kobani ve Menbic'e bir saldırı olursa bu bizim sorunumuzdan çok rejimin sorunu olur. Rejim güçleri sınırda ve hedef alınacaklar. O halde rejim ya geri çekilip savaşmama kararı alıp oraları Türk ordusuna bırakıp çekilmeli ya da savaşmalıdır. Tankları, topları ve ağır silahlarıyla oradalar. Ve onların oradaki varlıklarını bizim güçlerimizle karşılaştırırsak, onlar temel güçlerdir. Şu anda güçlerimizin çekilmesine ve rejim güçlerinin girmesine gerek yok çünkü onlar mevcut. Ve eğer “Asayiş” güçleri veya “iç güvenlik güçleri” veya mevcut sivil kurumlar ve Özyönetim kurumları hakkında konuşmak isteseler, o zaman bizde kendini koruyan insanlarımız var, o zaman bu başka bir mesele ve biz geri çekilmeyeceğiz.’’ Yanıtını verdi

Şam ile görüşmeler ne durumda? 2019'da Ulusal Güvenlik Bürosu başkanı Tümgeneral Ali Memlük ile aranızda bir muhtıra veya belge imzaladığınızı ve ardından belirli alanlarda konuşlandırmak için bir anlaşma olduğunu biliyoruz. Bu anlaşma tam olarak uygulandı mı? Sorularını cevaplayan Abdi;

‘’Türkiye ve diğerleri ile mutabık kalınan rejimle veya Rusya ile mutabık kalınanların tam olarak uygulandığını düşünüyoruz. Sözleşmeye tamamen uyulduğunu düşünüyoruz; Çünkü rejimin kurumlarının iadesini kabul etmedik. Biz sadece sınır muhafızları ve sınırlarda rejimin varlığı konusunda anlaştık ve bunu taahhüt ettik ve orduyu tüm sınırlara yaymalarına yardımcı olduk. Şu anda herhangi bir ek anlaşmaya ihtiyacımız yok. Hatta sınır muhafızları meselesi bile bitmiştir. Diğer kurumlara göre; Bu bir anlaşma gerektirir. Son dönemde ulusal egemenlik, sınırlar, bayrak ve ulusal semboller konusunda rejimle hemfikir olduğumuz noktalar var. Şu temel noktalarda hemfikiriz: Genel olarak Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması çerçevesinde müzakere veya diyalog yapılması. Temel konularda hemfikiriz. Sorun diğer idari konularda, örneğin eğitimde.

Görünüşe göre Şam, kendisine daha fazla miktarda petrol göndermenizi istiyor. Halep'teki Şeyh Maksud'a daha fazla petrol gönderiyorsunuz, ancak hükümet bölgeleri büyük bir yakıt ve enerji krizi yaşıyor.

Size bilgi vereceğim: Türkiye, Tel Rıfat ve Şeyh Maksud'u tehdit ediyor ve günlük Türk tehditleriyle bağlantılı olarak rejim bu bölgeleri çok şiddetli bir şekilde kuşattı, kelimenin tam anlamıyla bir kuşatma. Mazot, un ve gıda geçişine izin vermiyor ve oradaki insanlar aç ve soğuktan kıvranıyor, elektrikleri yok; Çünkü elektrik jeneratörlere bağlı ve fırınlar bozuk ve bu da Türklerin tehditlerine başlamasından bu yana. Bu kabul edilemez ve biz bunu bir iyi niyet göstergesi olarak görmüyoruz. Bu devam ederse, karşılık vermek zorunda kalacağız.’’ İfadelerini kullandı.

Türkiye'nin petrol ve gaz altyapısına yönelik bombalamasından kaynaklanan tahribat düzeyi hakkında konuşan Abdi, şunları söyledi;

‘’Bombalama, doğrudan bombalanarak hizmet dışı kalan yerli gaz üreten tek kuruluş ve birçok rafineri gibi kurumları hizmet dışı bırakmaya yönelikti. Bu sektörlerin yüzde 50'den fazlası hasar gördü ve halen onarım ve yeniden inşa çalışmaları yapılıyor.’’

 

Bildiğimiz üzere Temmuz ayında Tümgeneral Memlük ile Türk istihbaratı Başkanı Hakan Fidan Moskova'da bir araya geldi ve Kesab'ta Suriye ve Türk güvenlik görevlileri arasında bir görüşme daha gerçekleşti. Suriye-Türkiye güvenlik işbirliği konusunda endişeli misiniz? Ankara ile Şam arasında özellikle DSG ile nasıl mücadele edileceği konusunda bir güvenlik koordinasyonu olduğunu düşünüyor musunuz? Sorusuna Abdi;

‘’Kesin konuşalım; birincisi, genel olarak Suriye devletinin ve Şam'ın daha fazla Suriye topraklarının Türk işgaline karşı olduğunu biliyoruz ve bu genel olarak vatansever bir tutumdur. Ancak endişeliyiz. Bizim vatansızlık olarak gördüğümüz şey ise Türkiye tehditlerini hayata geçirdiğinde önceliğimizin işgale karşı direnmek ve işgal girişimine karşı birlikte durmak olması gerektiğidir. Neticede Türkiye, ister Kobani, ister Menbic, ister Tel Rıfat, ister diğer bölgeler olsun, Suriye topraklarının bir bölümünü işgal etmeye çalışıyor ve Şam'ın bu konudaki konumunun zayıf olduğunu görüyoruz. Türk işgaline karşı birlikte durmak yerine bundan yararlanmaya çalışıyorlar. Menbic, Deyrezzor, Rakka ve diğer alanlar gibi gelecekte konuşabileceğimiz alanlara baskı yapmak için bu durumdan yararlanmak istiyorlar. Bu gündeme getirmek istediğim bir konu; çünkü bu vatansever bir duruş değil. Ama genel olarak birçok görüşme yapıldığını biliyoruz ve bunu inkar etmiyorlar.

Toplantılar oluyor, bazen Türkiye'nin belirli hedefleri vurmak için kendileriyle koordine etmelerini istediğini duyuyoruz ve kendilerinden bu konuya karşı olduklarını duyuyoruz ve bunun doğru olmasını umuyoruz ki herhangi bir güvenlik anlaşması veya koordinasyon olmasın. Bu alanlarda bize karşı. Ancak bize aktarılanlara ve medyada yer alan haberlere göre, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Türkiye seçimleri sonrasına kadar Erdoğan'la görüşmeyi reddetmesi söz konusu. Biz bu tutumu doğru buluyoruz ve Suriye sorununun çözümüne yardımcı olacaktır. Çünkü Erdoğan, seçimlerde başarılı olmak ve özellikle Kürt hareketini tasfiye etmekle ilgileniyor. İki seçeneği var: ya askeri bir operasyon gerçekleştirip ardından sözde bir askeri zafer ilan edip seçimlerde başarılı olmak için kendi ülkesinde yatırım yapacak ya da Kürt sorunu pahasına Şam'la anlaşacak ve bunu da seçimlere yatıracak.’’ Yanıtını verdi

Röportaj :Asharq Al-Awsat

Kaynak: Nerina Azad

Bu haber toplam 167 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.