Kürt sanatçı Yahhya: Müziğimin özgünlüğünün kaynağı benim coğrafyamdır

Kürt sanatçı Yahhya: Müziğimin özgünlüğünün kaynağı benim coğrafyamdır

.

A+A-

Mustafa Zengin

'Dereng' adlı ilk solo albümü yayınlanan Yahhya ile Kürtçe müziği konuştuk. Yahhya, "Her zaman kendimi Ciwan Haco’ya borçlu olarak göreceğim. Benim için bir ekoldür!" dedi.

Kürt müzik camiasına yeni giriş yapan Yahhya, hem sesiyle hem de yorum ve tarzıyla birçok dinleyicinin dikkatini çekmeyi başaran bir isim oldu. 'Dereng' (Geç) adlı ilk solo albümüyle dinleyicilerle buluşan Yahhya’nın eserlerinde ana enstrüman olarak gitar yer alıyor. Sanatçı, kendisi için özel bir yeri olduğunu söylediği gitarı, "Kendimi bulduğum enstrüman" olarak betimliyor.

Müziği adına etkilendiği iki önemli olguya dikkat çeken Yahhya, bunlardan birinin Ciwan Haco, diğerinin de "soft", yani gündelik Kürtçe olduğuna değindi. Biz de bu söyleşide kendisi ile yeni albümünü, Kürtçe müziği ve özel olarak kendi iç dünyasında büyüttüğü sanata bakışını konuştuk.

'HİÇBİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL'

İlk olarak neden albümüne 'Dereng' (Geç) adını verdiğine dair soruya, ‘'Dereng' adını ironi olarak seçtiği yanıtını veren Yahhya, bunun aslında bilindiği gibi bir 'geç kaldım' anlamında olmadığını belirtti. "Hiçbir şey için geç değil" diyen Yahhya, "Zaten herkes geç kalmışlıkla yakınıp bir sonraki hayaline geç kalmaz mı? Her pişmanlığın sebebi bir geç kalınmışlık ise eğer, neden buna zemin ve yol hazırlayalım? Bu sorum herkese olsun" dedi.

'BENİM ENSTRÜMANIM GİTAR'

Müzik ile ilgili düşünceleri sorulduğunda, insanın müzik ile doğduğunu ifade eden Mardinli sanatçı, sözlerine şöyle devam etti: "Abartıyor olabilirim ama bence ağlamak da müziktir! Bence insan müzikle doğar ve her insanın içinde müzik vardır. İlla bir gitar, bağlama ya da ud olmasına gerek yok, müzik enstrümandan ibaret değil. Müziğin evrenselliği konusunda sık sık yapılan vurgudan farklı düşündüğümü belirtmek isterim fakat ben bu tartışmaya girmeden asıl olarak bölgesel müziğin önemine dikkat çekmek istiyorum. Yaptığımız müziği üretirken ya da icra ederken mutlaka içinden geçtiğimiz yöreye ait tatlar ve renklerle var ediyoruz. Ben bunun çok kıymetli bir şey olduğunu, kaybolmaması gerektiğini ve asıl olarak korunması gereken şeyin de bu olduğunu düşünüyorum."

Profesyonel ya da enstrümantal anlamda müzikle ilk defa 1999 yılında bağlama ile tanıştığını kaydeden Yahhya, yaklaşık 8 yıl bağlama çaldıktan sonra, "enstrümanımın bağlama olmadığını fark ettim" diyerek gitara geçiş yaptığını anlattı. Yahhya, gitarla daha rahat müzik yapabildiğini vurguladı.

'HEM KOMA WETAN’I HEM DE MIHEMED ŞÊXO’YU GİTAR İLE SÖYLEMEK BENİM İÇİN ZENGİNLİKTİR'

Gitar ile pek çok tarzda müzik yapabildiği için enstrümanın kendisine hitap ettiğini söyleyen Yahhya, şu ifadeleri kullandı: "Ben Mihemed Şêxo, Seîd Gabbarî, Seîd Yûsif, Mihemed Arif Cizrewî ve Ayşe Şan’ı uzun yıllar çok severek dinledim ve hala da sıklıkla dinlerim. Fakat severek dinlediğin her müziği ne yazık ki bağlama ile çalamıyorsun (ben çalamadım yani). Dengbêjlik ya da modern müzik, bu iki tarzı gitarla çalmak- birleştirmek benim için daha kolay oldu. Gitarla birçok tarzı birleştirebilmek mümkün. Mesela, Hozan Serhat’ın bağlamasını dinlediğin zaman, efsane bir tını. Ama tabii ki, ben onu beceremedim. Ancak gitarda bunu sağlayabildim; pop söyleyebildim, rock söyleyebildim. Koma Wetan’ı, Koma Rewşan’ı ya da Mihemed Şêxo’yu gitar ile söyleyebilmek benim için bir zenginlikti. Gitar benim için o çoklu, farklı müzik tarzlarını birleştirebilecek ortak bir enstrüman oldu."

Yahhya

'HER ZAMAN KENDİMİ CIWAN HACO’YA BORÇLU OLARAK GÖRECEĞİM'

Müzik kariyeri açısından Ciwan Haco’yu kendisi için bir 'milat' olarak kabul ettiğini söyleyen Yahhya, Ciwan Haco’nun ilgisini çekmesini anısıyla anlattı: "1993 yılının bir yaz ayında İstanbul’dan gelen dayımın arabasında, Ciwan Haco’nun 'Kirîvo Kirîvo' ile bir gitarı aynı anda çalıp söylemesini dinlemek beni cezbetmişti. Elektrogitar gibi modern bir enstrümanla Kürtçe yapılan bir müzik vardı ve ben bundan çok etkilenmiştim. Beni bir yerden alıp başka bir yere götürdü. Ben bunun bir Ahmed Arif şiiri olduğunu sonradan öğrenecektim. Kirve bizde yaygın bir hitaptır. Kirîvo’yu elektrogitar ile söylemesi çok hoşuma gitmişti. Araştırmaya başladım, 'bu adam kim, neci?' diye. Bu beni Cegerxwin’i, Qedrican’ı, Celadet Ali Bedirxan’ı, Kamuran Bedirxan’ı, Rojen Barnas’ı araştırmaya yöneltti ve bütün bunlar beni bambaşka bir yere götürdü. Her zaman kendimi Ciwan Haco’ya borçlu olarak göreceğim. Benim için bir ekoldür!"

'BENİM KENDİMİ İFADE BİÇİMİM, DİLİM KENDİ YÖREME AİT KÜRTÇE'DİR'

Gündelik/yöresel Kürtçe’nin kendisi ve müziği için olan önemine özellikle dikkat çeken Yahhya, bu meseleyle ilgili düşüncelerini şöyle ifade etti: "Ben 80’lerin çocuğu, 90’ların genciyim. O dönem çoğu Kürt çocuğu gibi ben de Türkçe’yi sonradan öğrenmiş biri olarak kendi yöreme ait o Kürtçe hep içimde vardı. Zaten o Kürtçe ile büyüdüm, ağladım, kavga ettim, sevdim, üzdüm, üzüldüm. Dolayısıyla benim kendimi ifade etme biçimim, dilim kendi yöremizde kullandığımız Kürtçe’dir. Bundan sonra da eserlerimi icra ederken buna özen göstererek kullanmak istiyorum. Bundan çok da memnunum. Çünkü dil yaşamdır! Ben yaşadığım dili kullanıyorum."

Kürt müziğinde iz bırakmış isimlerin de bahsettiği anlamda gündelik yaşamlarında kullandıkları dil ile müzik yaptıkları görüşünü paylaştığını söyleyen Yahhya, bu dilin dinleyicinin "aidiyet duygusu"na hitap ettiğine vurguda bulundu.

'MÜZİĞİMİN ÖZGÜNLÜĞÜNÜN KAYNAĞI BENİM COĞRAFYAMDIR'

Kürtçede müzik yaparken yörelerine ait dili kullanıyor olmasının kendisini daha rahat ifade etmesini sağladığını dile getiren Kürt sanatçı, kendi müziğinin özgünlüğünün, yaşayıp büyüdüğü coğrafyadan kaynaklandığını dile getirdi. Yahhya, "Bu toprakların güneşini, suyunu, kavgasını, neşesini, yani her şeyiyle heybemi doldurdum. Şarkılarımın özgünlüğü tamamen bu yaşanmışlıktan geliyor. Müziğimin özgünlüğünün kaynağı benim coğrafyamdır. Ben bu toprakların güneşinden, suyundan, kavgasından, çoraklığından ve bereketinden ziyadesiyle nasibimi aldım. Heybemdekileri zaman içerisinde çıkarmayı planlıyorum" diye konuştu.

'SINGLE ÇALIŞMALARI İÇİN ERKEN'

İkinci albüm için hazırlıklara başladığını belirten Yahhya, albüm çıkarmayı tercih ettiğini ve bir albüm yaptıktan hemen sonra single yayınlamaya şimdilik ihtiyaç duymadığını, hatta 'karşı olduğunu' söyledi. Dijital alanda her şeyin hızla tüketilmesinin, özellikle sanatçıları daha fazla eser üretmeye yönlendirdiğini savunan Yahhya, sanatın böyle bir şey olmadığını, üretildikçe aslında paylaşılması gerektiğini belirtti. Bu konuda, "Neden biz hala Mihemed Şexo'yu, Ayşeşan’ı, Mihemed Arif Cizrewî'yi tüketiyoruz? Neden hala Cegerxwîn'in, Melayê Cizîrî'nin şiirlerinden besteler yapıyoruz? Ne oldu?" diye soran Yahhya, müziğin giyim gibi modası geçen bir şey olmadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu: "IL Postino filmindeki o şair sahnesinde olduğu gibi, müzik de onu icra edene değil, ihtiyacı olana aittir diye düşünüyorum. O duyguyu ne zaman istersen, ihtiyaç duyarsan o zaman dinlersin."

'KÜRT MÜZİĞİ HİÇ DURMADI, HEP DEVAM ETTİ'

Kürt müziğinin kendisini sürekli tekrarladığına, pek üretken olamadığına dair yapılan kimi eleştiriler sorulduğunda ise, Yahhya, böyle bir eleştiriyi biraz adaletsiz ve acımasız bulduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: “Bana sorarsanız Kürt müziği hiç durmadı, hep devam etti. Hep yeni şeyler çıktı. Bu eleştiriyi sadece Kürt müziğine indirgemek biraz haksızlık gibi geliyor. Örneğin, İngiliz müziğinde bir Cohen çıktı mı? Ya da bir Pink Floyd’u, bir Michael Jackson’ı en son ne zaman gördük? Böyle bir şey Türk müziğinde var mı? Bir Sezen Aksu, bir Müzeyyen Senar ya da Erkin Koray görebiliyor muyuz? Cem Karaca gibi ya da andırıyor dediğiniz biri çıktı mı? Şimdi dili yasaklanan, resmi yazı dili olmayan bir milletin böyle bir eleştiriyi hak etmediğini düşünüyorum. Bu benim şahsi fikrim. Bütün baskılara rağmen, hala ‘bilinmeyen bir dil’ lafları kullanılıyor, işte buna rağmen bu insanlar sıyrılıp gelip kendini ifade edebiliyor. Bence bu çok büyük bir başarı ve ben çok umutluyum. Ve albümden sonra gelen yorumlar göğsümü kabartıyor. Gençlerin bana Kürtçe yazması, Kürtçe cevaplar vermesi ve öyle olsun diye değil, düzgün bir Kürtçe ile yazmaları beni çok onore ediyor.”

Kaynak: DUVAR

Bu haber toplam 264 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.