Ali Buran

Ali Buran

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürdistani Seçim İttifakı HDP'yle anlaşamadı

A+A-

24 Haziran'da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri için, HDP Kürt Seçim Bloku'na ittifak önersini götürmüş ve Kürt Bloku da ittifak için Kürt Ulasal Demokratik talepleri için bir dizi görüşmeden sonra taleplerini HDP'ye iletmişlerdi.

Ancak tüm iyi niyetine rağmen HDP'den ittifakla ilgili cevap gelmeyince Kürdistani Seçim Bloku ittifaktan ayrılmıştır.

İttifak kurmak veya kurmamak siyasi örgütlerin uyumlu olup olmaması bir yana, hoş olmayan şey, Kürdistani Bloka yakışıksız seviyesiz benzetmeler yapmaktır. Kürdistanî Blok'taki arkadaşların hepsi, değişik dönemlerde ağır işkencelerden geçip büyük bedeller ödemişlerdir. Asla, bunların Kürtlük davasındaki samimiyetlerinden zerre kadar kuşkum olmadığı gibi kuşku duymak onlara saygısızlık yapmak anlamına gelir ki kimsenin buna hakkı yoktur.

Meselenin esasi şu; Cumhuriyet'ten bu yana Türk siyasi ideolojisinin bekası, temel amacı tekçi Kemalizm olmuştur. Bir çoklarımızın bildikleri gibi Kemalist devlet anlayışı tekçi sistemdir. Sorun Kürtler olunca bugünkü gibi Türk siyasi aktörlerinin sağ sola bakmadan tek ortaklaştıkları mesele Kürtleri ve farklı toplumsal yapıları tasfiye ederek, tekçiliğe dayanan bir yapılanmaya ulaşmaktır. Bu politika ile Kürtlerin ulusal demokratik haklarının kabul etmeme temlinde birleşmelerdir.

Ne yazı ki bağımsız Kürdistan sloganı ile ortaya çıkan PKK'nin legal ayağı, güya Kürt partileri olarak örgütlenince mevcut tekçi devlet sisteminin kervanına katılıp ayak uydurdular. Daha önceleri Kemalizm politikaları, en son da AKP'nin 14 yıllık iktidarı sonrası gittikçe baskıcı ve tekçi bir hal aldı. Bu sömürgeci tekçi devlet anlayışı uluslararası alanda da özelikle Kürtlerin ulusal hakları söz konusu olunca Ortadoğu'da Kürdistan'ı sömürgeleştiren İran, Irak, Suriye ve Türkiye'nin ortaklaşa aldıkları kararlardır.

25 Eylül'deki bağımsızlık referandumu'nda; Türkiye ile İran'ın Kürt karşıtlığıyla, ABD'nin Kürtlere destek vermediği ve Kürtlerin (YNK) bir kesimin ihanet ettiği acı bir gerçektir. Oysa ki Kürtler'in bağımsızlık referandumuna gitmeleri haklı ve demokratik bir yol  ve yöntemdi. Dünyanın tüm uygar ülkelerinde bağımsızlık için halk oyuna baş vurmak, halkına sormak insani ve haklı bir eylemdir. Öte yandan Kemalist tekçi devleti savunan Türk Bloku'nun Kürt partisi diye tabir ettikleri HDP'yi seçim ittifakına katmamış olmasına rağmen, PKK/HDP, Kürdistani Seçim İttifakı'nı reddetmiştir.

Kürdistani Seçim Bloku tüm iyi ve birleştirici çabalarına rağmen PKK/HDP'nin olumsuz tavırlarına karşı, haklı olarak, ittifaktan ayrıldıklarını kamuoyuna açıkladılar. Oysa ki 24 Haziran'da yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri için daha geniş kesimlerin ittifakını hedefleyen siyasal prensiplerini 2 Mayıs 2018 günü kamuoyuna açıklamışlar ve (Azadi Hareketi, (PAK, PDK, PDK-T, PSK) HDP ile bir prensip kararına varmışlardır.

HDP'yle Kürdistani Seçim Bloku'nun seçim ittifakı görüşmeleri Kürt kamuoyunda çok olumlu karşılanmıştı. Ben bir yazımda demiştim: ''HDP, eğer Kandil'le bağını koparmazsa, Kürdistani Blok'la ittifak kurma ve Kürdistani değerlere bağlı kalmaları çok zor görünmesine rağmen, bu ittifakları peşin mahkum etmemek lazım.''

İşte, sorunun kaynağı aslında bu. Her ne kadar Kürdistani Blok'un amacı Kürtlerin birliğine hizmet etmek ise de, sorun; HDP'nin hiçbir zaman Kürdistani değerlere sahip olmadığı gibi her gün, bağıra bağıra 'Kürt devleti istemiyoruz biz Türkiye partisiyiz' diyen HDP'ye hakim olanın PKK olmasıdır.

Örneğin ;Mustafa Karasu diyor ki: ''.. HDP Kürt partisi değildir. Kürtlerin de oy verdiği bir partidir. Kürtler oy verdi diye HDP Kürt ve Kürdistan partisi olamaz.'' Dolayısıyla HDP-PKK pençesinden kurtulmadıkça Kürdistani ve Kürt ulusal değerlere sahip olmaları asla düşünülemez. Ama çok ilginç olan teke tek HDP'li veya PKK'li ile sohbet ettiğinde Kürdistan'ın dört parçanın bağımsızlığını savunurlar!! PKK/HDP Filistin'in bağımsızlığını savunurken, Kürdistan'ın bağımsızlığı için 'ulus devlet'in modası geçmiş ve tüm halklar devletsiz de yaşayabilir' ilkesini benimsiyor. Oysa ki, devleti olmayan halkları uluslararası alanda kim ciddiye alır ki. 

Tekrar edeyim ki; ilginç olan da her iki Türk seçim ittifakı da HDP'yi içine almamıştır. HDP de seçim ittifakı için Kürdistani Blok ile ittifak yapmamıştır. Bu anlamda, HDP'nin Kürt Bloku'nu ittifaka almaması ve Blok'un ittifaktan çekilmek zorunda kalması ciddi anlamda HDP'nin Kürtlere bir şey veremeyeceği ve muhtemelen HDP adaylarının bir çoklarının Kemalist Türk solundan aday gösterecekleri anlamına gelir ve mazlum Kürtler de bu adaylara oy vereceklerdir. Bunu da Kürtler için büyük bir kayıp görüyorum.

Kürt bölgesinde HDP ve AKP var. Kürt Bloku ittifaktan çekildiğine göre muhtemel ki bazı muhafazakar Kürt oyları AKP'ye kayabilir. Çünkü AK Parti'nin temel amacı ve hedefi mecliste çoğunluk sağlamak ve HDP'nin meclis dışında kalmasını sağlamak/bırakmaktır. Bu anlamda Türk tipi başkanlık sistemi diye öngörülen başkanlık, Kürt karşıtı bir amaç oluşturmaktadır. AKP Kürtlere yönelik bu inkar ve imha politikasıyla sanki PKK'nin ulusal talepleri varmış gibi, kendilerinin zemin hazırladığı terörü, Kürtlere karşı savaş gerekçesi yapıyor. AKP dünyanın neresinde Kürtlere ait bir ulusal ve demokratik talepler görürse "devlete karşı bir tehdit" olarak gördüğünü söylüyor ve saldırmaya başlıyor. Güneybatı Kürdistan'dan sonra AKP şimdi de Şengal, Kerkük ve Musul'da Kürtlerin kazanımlarını gerekçe göstererek savaşmaya hazırlanıyor. Aslında Kürdistani Seçim Bloku, tüm iyi ve samimi niyetlerine rağmen, PKK/HDP'nin Kürdistani olmayan bir grup olduğunu ve bu grubun PKK'den ayrı karar alamayacağını, PKK doğrultusunda hareket edeceğini, devletin resmi ideolojisinin bir parçası olduğunu ve bizzat Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay tarafından "HDP'nin Öcalan ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın kurduklarını ifade ettiğini biliyorlardı. Daha sonraları bunun amacın Sırrı Süreyya'nın bir açık oturumda "BDP'nin Kürt damarından koparmak için HDP'nin kurulduğunu söyledi.

Kısacası Kürdistani Kürtlerin en kısa sürede kendi aralarında bir toplantı veya ortaklaşa bir konferans hazırlığı yaparak ulusal birlik ve beraberliği sağlamalıdır. 

Bu yazı toplam 1073 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.