Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürdî hayaller kurmaya devam...

A+A-

Yerel seçimlerde:

Kürdistan haritasını çıkaracağız!

Halka, şehir sakinlerimize rağmen değil, halkla beraber belediyecilik yapacağız!

Hendek, çukur yok! Imar ve ihya var!

Metropol belediyelerde varlığımızı gösterelim!

----

Parlamento seçimlerinde:

Kürdistan haritasını çizeceğiz!

Parlamentoda, Kürdlerin varlığı ve kürdçe eğitimin yasal bir statüye kavuşması için mücadele!

MV. yeminini gündemde tutarak değiştirmeye çalışalım!

Kürdlerin varlığını da tanıyan demokratik ve çağdaş bir Anayasa için çalışalım!

-----

Başkanlık seçiminde:

Kürd kimliğini ve dilini resmen tanıyanı, başkan yaptıracağız diyelim!

Demokratikleşme mücadelesi vereni, başkan yaptıracağız diyelim!

-----

Belki bir çok kimseye hayal gibi gelebilir ama akıllı ve yurtsever demokrat bir yaklaşım içinde olacak Kürd hareketinin yukarıda sıralanan şiarları gerçekleştirmesi işten bile değildir. 20 milyonun üzerinde bir nüfusa ve 14-15 milyon civarında bir oy potansiyeline sahip olan Kürdler bu güçlerini seçimlerde pekâla ortaya koyabilirler.

AKP kongreleri, AKP-MHP ittifakı, 90 bin camide okutulan fetih sûreleri ve Afrin işgal seferiyle R. Tayyip Erdoğan 2019 seçimlerinin startını vermiş bulunuyor.

Binlerce HDP üyesi, yüzlerce belediye başkanı, Genel Başkanları da dahil onlarca HDP milletvekili, yüzlerce gazeteci ve aydın, binlerce Fethullah Gülen Cemaati üyesinin zindanlara tıkıldığı, onlarca belediyeye kayyum atandığı, binlerce şirketin yağma ve talan edildiği, basının borazan durumuna getirildiği, en masumane savaş karşıtılarının seslerinin kesildiği bir ortamda Türkiye seçim sathı mahaline giriyor…

Eğer bir taraf olarak hareket edebilirlerse, seçimlerin sonucunu belirleyecek olan güç Kürdlerdir.

Kürdistani Blok veya seçim siyaseti:

Kürdi veya Kürdistani örgütlerin Türkiye'de ve Küzey Kürdistan'da yapılacak yerel, parlamento ve Başkanlık seçimlerinde asgari (Kürdlerin varlığı, kürdçenin eğitim dili olarak kabul edilmesi ve diğer demokratik talepler) ilkeleri temel alarak, en geniş ittifakı oluşturmaya çalışmaları isabetli olduğu kadar gerekli ve zorunlu bir adımdır.

Bu doğrultuda PAK bir açıklama yayınlamış ve diğer Kürdistanî örgütlerle belli bir diyalog içine girmiş bulunuyor. PAK, PSK, PDK, HAK-PAR ve bazı diğer hareketler ve şahıslar arasında bir görüşme trafiği başlamış bulunuyor. Aynı zamanda HDP yetkilileri PSK’ya, PAK’a ve diğer örgütlere her seçim öncesi olduğu gibi nabız yoklama ziyaretlerine başlamış durumda…

Kürdi veya Kürdistanî Blok adımının ne kadar gerekli olduğunu uzun uzadıya izah etmeye gerek yoktur herhalde.

Ama  yine de tek bir cümle ile izah edecek olursak; Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de yaşayan 20 milyon üzerinde bir nüfusa sahip olup, halen kimliksiz bir yığın muamelesi gören Kürdlerin kendi kimlikleriyle ortak bir seçim platformu oluşturup, Kürd tarafı olarak seçimlere girmeye çalışması kadar doğal bir tavır olamaz.

Hele hele günümüz siyasi iktidarı devletin bütün adli, idari, askeri ve ideolojik aygıtlarıyla, camileri de kullanarak anti-Kürdlük temelinde bir siyaset güdüyorsa, kendi elleriyle, uygulamalarıyla, Kürdü cepheleştirmeye çalışıyorlar demektir.

Bunu görebilen, Kürdistani yapılanmalar marazi saplantıları bir kenara koyarak, Kürdi veya Kürdistani bloku (tarafı, cepheyi, ittifakı, işbirliğini, seçim ittifakını, adını nasıl koyarsanız koyun) oluşturma sorumluluğu ve görevi ile karşı karşıyadırlar...

Peki mevcüt Kürdistanî ve Kürdî örgütler böylesi önemli ve gerekli adımı atabilecek olgunluğa, kapasiteye varabilmişler mi? Ondan pek emin değilim. Ama yine de hayal kurmaktan vazgeçmemeliyiz. Çünkü bizim böyle bir gücümüz var ve biz bu gücü gerektiği gibi kullanamıyoruz.

Etrafınıza bir bakın, göreceksiniz ki herkesin Kürdü var! AKP’nin kürdü var, CHP’nin var! Kürdlüğünün farkında olan Kürdler ise bir taraftan HDP eliyle, diğer taraftan HUDAPAR eliyle Türkiyelileştirilmeye çalışılıyor. Kürdlerin ve Kürdistan’ın Kürdleri az ve zayıf. Bu durumu değiştirmek zorundayız!

Genel görünümün böyle olduğu bu günkü koşullarda, Kürdistanî veya Kürdî bir blok, seçim işbirliği, seçim ittifakı oluşturmak mümkün mü?

Kolay değil, ama bütün örgütler veya ağırlığı olan güçler bunu gerçekleştirmek için samimi bir çaba içerisinde olurlarsa neden olmasın?

Ayrıca Türkiye koşullarında legal, yasal mücadele içinde yer alan Kürd örgütleri seçimlerde varlık gösteremeyeceklerse nerde, ne zaman varlık gösterebilecekler?

Dolayısıyla Kürdi veya Kürdistanî Blok adımını birlikte atabilecek hiç bir güç veya çevre dışlanmamalıdır.

Buna HDP ve Hudapar da dahil.

Asgari ilkeleri fazla zorlamaya gerek yoktur.

En geniş kesimin Kürd tarafı olarak hareket etmesi en esnek asgari tutumdur.

Bütün seçimler önemli olmakla beraber, daha çok Yerel seçimlere ağırlık verilmelidir.

Yerel seçimlerde sağlanacak ittifak ve başarı, örgütlerin biribirine karşı olan güvensizliklerini ortadan kaldırmasa da ön yargıları törpüler. Ondan sonra yapılacak olan parlamento ve başkanlık seçimlerinde Kürdi blok veya ittifak ilişkisini daha da pekiştirebilir…

Mahalli seçimlerde önemli olan, Kürd ve Kürdistani partilerin Kürdistan haritasını olabildiğince net olarak ortaya çıkarmasıdır.

Bu konuda HDP'nin iğreti "Türkiyeliliği" önemli bir engel teşkil etse de, bu yapının gövdesinin Kürdlüğü tartışma götürmez. HDP'nin bu sakat ve iğreti duruşunu gerekçe gösterip, bu konuda Kürd Bloku'nu dağıtmak isyeyenlere prim vermemek gerekir.

Ittifak içinde yer alacak güçlerin hiç birisi bir diğerinin geçmişine, siciline ve ideolojik siyasal duruşuna kefil olamayacağı gibi, HDP'nin bu çürük duruşundan da sorumlu değildir.

Bu ideolojik, siyasal problemler (HDP’nin sol bir söylemle Türkiyeliliği Kürd kimliğinin üstünde tutması, Hudapar’ın ümmetciliği Kürd kimliğinin üstünde görmesi) bir seçim ittifakı ile çözülecek kadar basit sorunlar değildir. Dolayısı ile dün CHP' den, SHP'den veya benzer partilerden aday gösterenler veya destek verenlerin midesi ideolojik ve siyasi olarak HDP ve HUDAPAR'la ittifakı da kaldırabilmelidir.

Bugünkü koşullarda kürd hareketi (sadece seçimler babın da olsa da) Devlet partilerinin anti-Kürd cephesine karşı Kürd cephesini oluşturmak görevi ve sorumluluğu ile karşı karşıyadır.

Oraya buraya göre hareket eden bazı çevreler ve kerameti kendinden menkül 'şahsiyetler' böylesi bir işbirliğini engellemek için binbir gerekçe ile bahaneler üretecektir.

Bu bahanelerden bazıları mevcüt örgütlerin ideolojik, siyasal ve örgütsel zaafları üzerine olacaktır. Tartışmanın ve bu gündemin odağında bulunan HDP yapmadık hata bırakmadığı için, Hudapar da ondan aşağı kalmadığı için, diğer örgütlerde biri birlerine karşı samimi davranamadıkları için, böylesi bir seçim ittifakını oluşturabilmelerini engellemek isteyenlerin eline negatif anlamda bol malzeme vermiş durumdalar…

HDP'nin Türkiyelilik söylemi ve despotluğu, "hendek" faciası, içindeki köstebekler vb.

Hudapar'ın geçmişte devletin anti-Kürd yapılarıyla olan ilişkileri, Afrin işgalini destekler tavrı ve içindeki köstebekler vb.

Diğer partilerin bitmez, tükenmez grup ve bireysel çelişkileri, kaprisleri, kompleksleri vb.

Bütün bu saydıklarımız veya burada saymadığımız gerekçeler ileri sürülerek, Kürd ve Kürdistanî partilerin ortak bir seçim platformu oluşturmaları engellenmeye çalışılacaktır!...

Her türlü engelleme ve sabotaja rağmen Kürdi taraf, Kürdistani Blok ilkeli ve seviyeli bir seçim ittifakı gerçekleştirilebilirse; Özellikle "hendek savaşları"nın ve bunu bahane eden devlet terörünün kürdistan'da yaratmış olduğu derin tahribatlar, TC'nin Bağımsızlık Referandumuna karşı düşmanca tutumu, Afrin işgali, KHK terörü ile demoralize olmuş Kürd kitlelerinin tekrar canlanmasını sağlamakla kalmayacak, Türkiye demokrasi güçleri için de Kürdi taraf umudun kaynağı, umudun adresi haline gelebilecektir.

Seçim siyaseti babında bizim geçmiş siyasal kültürümüzden getirdiğimiz anti-sömürgeci duruş ve bilinç ile Türkiye demokrasi mücadelesi arasındaki paradoks kafaları karıştırmamalıdır!

Küzey Kürdistan'da anti-sömürgeci ulusal kurtuluşçu siyasetin paradigması veya perspektifleri böylesi bir mücadele için geçerli olmakla beraber, bugün böyle ulusal kurtuluşcu, anti,sömürgeci bir mücadele gündemi belirlemediği için; Bu vazgeçilmez temel duruştan kopmadan, Türkiye siyasi rasyonelleri içinde Kürd halkının varlığı ve hakları temelinde mücadele veren örgütler için Kürdi ve Kürdistani potansiyelin maddi ve etkileyici bir güce dönüşebileceği en önemli alan, seçim platformudur.

Ne yazık ki pro PKK örgütler hariç, Kuzey Kürd hareketi seçimlerde gerekli ve yeterli oranda varlık gösteremiyor. Önümüzdeki seçimlerde de de ne kadar gösterebileceği meçhul, ama ciddi ve seviyeli bir seçim ittifakı ile bu durumu değiştirmek mümkündür… 

Kuşkusuz Kuzey Kürdistan'da oluşturulmaya çalışılan Kürdi Blok'un gerçekleşebilmesinde genelde Güney'in, özel de ise sayın Mesud Barzani'nin tutumu çok önem arzetmektedir.

Son yıllarda Türkiye ve AKP hükümetleri ile Güney Kürdistan ilişkileri, Güneyin nefes borusu olarak gördüğü Türkiye’de doğrudan olmasa da dolaylı olarak hep AKP hanesine yazılmış oldu.

Bazı anti-Barzanicilerin seviyesiz, haksız saldırı ve karalamalarını bir kenara koyalım ama Güney Kürdistan ve M. Barzani AKP hükümetleri ilişkilerinde doğrudan adres göstermemiş olmakla birlikte, ziyaretler, geliş-gidişler, AKP kongresine davetler hınzırca bir hesaplamayla İmralı görüşmeleri ve ’’müzakereler’’ gibi hep seçim arifelerine denk getirildi. Mesud Barzani bir çok zaman bu hesapları çok iyi bilmesine rağmen, davetlere 'icabet' edip, bu hınzırca hesapları sineye çekerek, amacı ve niyeti öyle olmasa da AKP hanesine yazılabilecek sonuçlara vesile olmak durumunda kaldı.

AKP’nin ilk yıllarında attığı bazı adımlar, Kürdçenin ortaokullarda seçmeli ders olması, Kürdçe TV, Mardin ve bir iki Üniversitede Kürdçe kürmanci zazaki bölümlerin açılması, Erdoğan’ın ’’Dersim Katliamını’’ kabul etmesi, ’’açılım süreci’’, İmralı görüşmeleri, Güney Kürdistan’la resmi ilşkiler, 12 Eylül anayasını değiştirme girişimleri vb.  ben de dahil çok geniş bir Kürd çevresinde olumlu reaksiyonlar gördü. Ama o günkü AKP ve Erdoğan ile bugünkü AKP ve Erdoğan’ın aynı olduğunu söylemek mümkün mü?

Bağımsızlık Referandumu öncesi Güney Kürdistana yönelik tehditler ve ablukalar, özellikle Tayyip Erdoğan'ın Mesud Barzani’yi şahsen hedef aldığı aşağılayıcı tavrı ve tehditleri artık başta Mesud Barzani olmak üzere Güney'in bu sultana hak ettiği bir cevabı vermesi için de önemli bir vesiledir.

M. Barzani'nin Kuzeyli ve Türkiyeli Kürd kitleleri nezdinde çok önemli bir ağırlığı ve saygınlığı söz konusudur. Sayın Barzani'nin bu ağırlığını istatistiklerle ölçülmemiş olmakla beraber, bir çok küzeyli örgütün etkisinin çok üstünde olduğu tahmin edilmektedir.

Bu ağırlığı Kürdistanî blokun lehine kullanması durumunda Türkiye seçimlerini etkileyebilir.

Kendisini Kürdistanî partiler olarak tanımlayan örgütlerin seçim sonuçlarını ne derece etkileyebileceği konusunda elde veriler olmamakla beraber, Kürd seçim blokunun oluşması durumunda en geniş çevrenin yan yana gelmesi, seçim sonuçlarını olumlu yönde etkileyeceği açıktır.

Bunun dışında PKK'nın ve Abdullah Öcalan'ın müdahaleleri de seçim sürecini olumlu veya olumsuz yönde etkileyecek faktörlerdir.

Daha seçimlere epey zaman var ama yarın öbürgün ortamın leyhte olduğu düşüncesiyle Tayyip Erdoğan nasıl ki 6 Haziran seçim sonuçları hoşuna gitmedi diye Kasım’da Türkiyeyi tekrar seçime seçime götürdü ise, yarın da erken seçime gidebilir.

Her halûkârda Kürd tarafının hangi ad altında olursa olsun, ortak bir seçim platformu oluşturması uygun bir adım olacaktır.

Bazı güçler yerinde veya yersiz gerekçelerle böylesi bir platformda yer almasalar da, asgari ilkelerde anlaşan güçlerin birlikte bu adımı atmaları gerekir.

Bakalım Kürd partileri hayallerimizi mi gerçekleştirecek, yoksa milyonlarca Kürdü hayal kırıklığına mı uğratacak…

Belki Kürdi veya Kürdistani bloklar kurmaya gücümüz yetmeyebilir ama Kürdî ve Kürdistanî hayaller kurmamızı kimse engelleyemez… O zaman, Kürdî hayaller kurmaya devam…

 

Bu yazı toplam 3360 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.