M. Hüseyin Taysun

M. Hüseyin Taysun

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürd ulusal mücadelesinde yurtsever bir aileden dört nesil   (3)

A+A-

 

Örgütlü yaşamdaki acemilik yıllarım ve dostlarla yeni ilişkiler yaratma çabalarım

          Ailemizin bölgemizdeki saygınlığı ve benim gençlik heyecanımla başladığım çalışmalar kolektif bir mücadeleyi oldukça kolaylaştıran önemli sebeplerden sayılmaktaydı. Ayrıca Dr. Şıvan’ın talimatlarıyla olacak ki Van ve Erzurum bölgesinden benimle ilişkiye geçen ve benden tecrübeli bazı dostlarımız o dönem neler yapmam gerektiği konusunda bana epeyce yardımları olmuştu.

         Bütün bunlar benim için oldukça önemli avantajlar sağlıyordu. Mücadeleye gönül verdiğim ve büyük bir heyecanla sahiplendiğim halkımızın kutsal davasına bölgemizde yurtseverlikleriyle bilinen birkaç tecrübeli akrabam aşiretimizin bazı mensupları ve yine yurtsever din adamlarını ziyaret ederek işe başladım. Görüştüğüm bu saygıdeğer insanların öneri ve nasihatleri beni bir taraftan umutlandırıp aydınlatırken diğer taraftan ziyaret ettiğim insanların referanslarıyla başkaca yeni ilişkiler kurabilmeme sebep oluyordu.

          Ailemizin ve aşiretimizin büyük çoğunluğu Ağrı’nın Doğubeyazıt ve Diyadin ilçelerinde ayrıca Kars’ın Iğdır, Tuzluca, Aralık ilçeleri ve köylerinde yaşamaktaydı. Benim ailem ise birkaç akrabamızla birlikte Ağrı Merkez’de yaşıyorduk. Ailemiz geçimini bize ait bir oto tamirhanesi ve torna atölyesinden sağlıyordu. Ayrıca babam Hasan Taysun bölgede ünlü bir silah tamircisi olarak biliniyordu. Babam Ağrı ve havalisinde Çilingir Şex Hasan olarak tanınmaktaydı.

          Eski adı Karaköse olan Ağrı’nın il yapılmasının asıl sebebi Ağrı İsyanından önce o dönem mutasarrıflık olarak bilinen Bazid olarak tanınan ilk il merkezi durumundaymış. TC Devleti’nin almış olduğu stratejik bir karar sonucunda 1930’lu yıllara kadar küçük bir köy olan Karaköse’nin Ağrı vilayetine dönüştürülmesi Bazid halkının önemli bir kısmının Ağrı Serhıldan’ına katılmış olmasından dolayı TC Devleti Bazid halkını adeta cezalandırmak üzere ilçeye dönüştürmüş oluyordu.

          Dolayısıyla benim çocukluk ve gençlik yıllarım devletin vilayete dönüştürdüğü Ağrı’da özellikle Karadeniz’den ve Kafkaslardan devşirilmiş seçkin ve şoven Kürd düşmanlarının içerisinde geçiyordu. TC Devleti bahsi geçen dönemde Ağrı’daki Kürd insanları üzerinde baskı ve hâkimiyet kurabilmek için büyük ekonomik ve sosyal imkanlar sağlamıştı. Öyleki Ağrı’daki tüm devlet dairelerinin amirleri ve personellerinin büyük çoğunluğu ya Kafkas devşirmeleri olan Azeri ve Çerkezlerden ya da Karadenizlilerden oluşmakta idi. Ağrı Merkez nüfusunun 20 bin civarında olduğu bu dönemlerde devlet merkezde 15 bin nüfuslu bir tümen asker bulundurarak adeta yöredeki Kürd halkına gözdağı vermekteydi.

          Bunların dışında Ağrı’nın ekonomisi ve sosyal yaşamı Karadenizli Kafkas devşirmeleri ve bir kısım işbirlikçi Kürdlerin eline teslim edilmişti. Ağrı’nın tek sineması, kömür tevzi bürosu, gaz dağıtım bayiliği, askeri tümene erzak veren gıda toptancıları ve yine tek benzin istasyonu, bunlara peşkeş çekilmiş devlet daireleri mümbit araziler ve nakliye firmalarının taşımacılık işleri Kafkaslardan devşirilmiş Azerilere adeta alın kullanın şeklinde hibe edilmişti.

          TC Devleti’nin kurumlarında ve ekonomik alanda büyük avantajlara sahip olan bu kesimler için Kürdlerin durumu ise alay konusu edilmek ve bahsi geçen egemen çevrelere para kazandırma aracı olmalarıydı. O dönemde Türkiye’nin Batı illerinde dahi yeterince örgütlenememiş ülkücü faşist çevreler devletin yardım ve destekleri ile MHP’yi ve ülkü ocaklarını Ağrı’da kurarak merkezde adeta bir saltanat kurmuşlardı. Aynı dönemde vilayet merkezinde kullanılan hakim dil Türkçeydi. Ne yazık ki ben de bu koşullarda Dünya’ya geldiğim için ana dilim olan Kürtçeyi ancak 15 yaşından sonra öğrenebilmiştim.

          Ağrı Merkez durumunu böylece özetledikten sonra bu alanda Kürd yurtsever hareketini örgütlemenin ne gibi zorluklarla yapılabileceğini anlatmaya çalışırken ortaya koyacağımız mücadele biçimi ve Ağrı halkı üzerindeki Demokles’in Kılıcı olan Türkçü Turancı yapıyı nasıl etkisizleştirebileceğimiz konusunda o dönem edindiğim bazı dostlarla birlikte kafa yormaya başladık. İşte bu koşullarda daha sonraları Ö. Yolu çizgisinde yer alacak olan Halil Aksoy, Nurettin Basut, Kenan Aras ve birkaç diğer dostlarla Ağrı’da neler yapabileceğimiz konusunda bir takım çalışmalarımız oldu. Ayrıca bizden tecrübeli oldukları için desteklerini almak üzere Dr. Naci Kutlay, Av. Mehmet Ali Aslan, İhsan Aksoy gibi bazı abilerle bir takım temaslarımız oldu. Rahmetli İhsan Aksoy’un dışındaki şahısların parlamentoya gitmek üzere bir takım hesaplarından dolayı bir taraftan bizi teşvik ettiklerini diğer taraftan da bizleri o dönem hafife aldıklarını üzülerek müşahede ettiğimi söyleyebilirim.

          Birkaç kişiden oluşan dostlarla birlikte bir adresimizin ve beraber çalışmak üzere bir ofise ya da kuruma ihtiyaç olduğuna karar verdik. Aldığımız karar sonucunda kendi harçlıklarımızdan biriktirdiğimiz mütevazı bir para ve evlerimizden temin ettiğimiz masa sandalye gibi malzemelerle Ağrı’daki yurtsever devrimci gençlikle açılımı Ağrı Kültür Derneği olan AK.DER’i kurarak ve yedi kişiden oluşan bir yönetimle kurumlaşmada oldukça mütevazı bir başlangıç yaptık. Bazı dostlardan temin ettiğimiz daha çok sol yayınlar ve dergilerle süslediğimiz derneğimizi İhsan Aksoy’un da katılımıyla açılışını yaptık. Açılışa davet ettiğimiz büyük hesapların sahibi olan Naci Kutlay ve Mehmet Ali Aslan abilerimiz bir tek defa dahi derneğimizi ziyaret etmediler.

          Kurmuş olduğumuz derneğimizin tüzüğünün hazırlanması için yakinen tanıdığımdan dolayı bizzat kendim Av. Mehmet Ali Aslan’a gittiğimde bana hitaben Ben çoluk çocuğun işlerine zaman ayıramam diyerek yardım etmeyince bizleri hem kızdıracak hem de çok üzecek bir davranış sergiledi. Oldukça zor bir durumda kalmıştık. Sonunda derneğimizin tüzüğünün hazırlanması için o dönem Muş ilinde avukatlık yapan çok değerli yurtsever Şerafettin Kaya abimize giderek tüzüğü ona hazırlatmak zorunda kaldık. Derneğimiz faaliyete geçtikten sonra bizler o dönem lise ve dengi okullardaki bazı gençlerle temasa geçerken diğer taraftan devlet yanlısı Kürd düşmanı çevrelerde bir takım olumsuz kıpırdamaların olduğuna şahitlik etmiştik.

Devam edecek.

Saygılarımla

M. Hüseyin Taysun

Tıklayınız: Kürd Ulusal Mücadelesinde yurtsever bir aileden dört nesil (1) 

Tıklayınız: Kürd ulusal mücadelesinde yurtsever bir aileden dört nesil (2) 

 

Bu yazı toplam 361 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar