Çetin Çeko

Çetin Çeko

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail’in Rojava Kürdistanı siyaseti

A+A-

Çetin Çeko

İran’ın İsrail'i haritadan silme hedefi, Bağdat’ta Tahran yanlılarının iktidara gelme çabaları, Suriye’de İran yanlısı rejim, ismi konulmayan İsrail-Kürt ittifakını doğuruyor. Ayrıca olası bu ittifak, Kürdistanlı siyasi hareketler içinde İran’ın denetimindeki çevrelerin, Kürdistan’ın kazanımlarına verdikleri zarar ziyanı asgariye indirme ve tasfiye edilmeleri açısından da önemlidir. Türkiye’nin Rojava İşgali ile İsrail, Kürtlere desteğini açıktan ifşa etti. Rojava Kürdistanı, Güney için ifade edilen “ikinci İsrail” etiketine eklenen Kürdistan’ın ikinci parçası oldu. Soru şu: bölge devletlerinin kendileri için hak ve meşru gördükleri İsrail ile münasebetleri, Kürtler için 'lanetli' ve 'düşmanca' görülmesinin zemini kalmış mıdır?

Yakın döneme kadar İsrail-Kürdistan ilişkileri denince ifade edilen, Güney Kürdistan ulusal demokratik hareketinin İsrail ile ilişkisiydi. Son on yılda bölgede jeopolitik dengelerin değişmesi ile bu ilişkiye Rojava Kürdistanı da dahil oldu.

2011 Suriye iç savaşı, 2014’de IŞİD'in ortaya çıkışı ve 2019’da yenilgiye uğratılma süreci, bölgede yeni jeopolitik balansın oluşmasını sağlayan temel faktörlerdir. Bu değişimde, aktörlerden omurgasını Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) rolü belirleyici oldu. Kuşkusuz ABD başta olmak üzere uluslararası toplum ile peşmergenin, Irak ve Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı mücadelede YPG'ye askeri, ekonomik ve diplomatik desteği bu role önemli katkı sağladı.

YPG ve PYD'nin, ABD ilişkileri ile Şam, İran, Türkiye ve onların vekil güçlerine karşı pozisyonu, bölgede İsrail'in özellikle İran, Suriye ve Türkiye siyaseti ile üst üste düştü. Ayrıca IŞİD vahşetine karşı Rojava halkının kadınlı erkekli cesur direnişi, diğer ülkelerde olduğu gibi İsrail’de de Yahudiler arasında müthiş sempati ve hayranlık uyandırdı. Bu, İsrail ile Rojava Kürtleri arasında adı konulmamış duygusal bağa ve dayanışmaya vesile oldu. Buna rağmen İsrail ve dünya Yahudi lobileri, Rojava Kürtlerine açıktan siyasi, ekonomik ve askeri destek verdiklerini ifşa etmediler. Desteklerini ABD ve IŞİD karşıtı Koalisyon üzerinden sürdürdüler.

Türkiye ve onun desteklediği cihatçı grupların Ocak 2018’de Rusya’nın onayı ile Afrin’i, ardından Ekim 2019’da ABD Başkanı Donald Trump’ın beklenmedik onayı ile Serekani ve Gri Spi’yi işgal etmesine kadar İsrail’in Rojava Kürdistanı sessizliği süregeldi.

İsrail’in sessizliği, Trump’ın Serekani ve Gri Spi işgaline Erdoğan’a yeşil ışık yakmasıyla bozuldu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, kamuoyunun fazla şahit olmadığı bir şekilde Trump'a karşı muhalif bir tavır koydu.

Netanyahu, Trump’ın zikzaklı Suriye ve Türkiye siyasetini direk eleştirmedi. Ama sert bir çıkış yaparak, Türkiye'nin Rojava Kürdistanı bölgelerini işgalini kınadı ve İsrail'in Ankara'nın saldırılarıyla karşı karşıya kalan Suriye'deki Kürtlere insani yardım sunmaya hazır olduklarını açıkladı.

Netanyahu’nun bu açıklamasından bir gün sonra, aralarında yarbay, yüzbaşı ve onlarca subayın bulunduğu İsrail ordusundan 80 asker, Türk devletinin Rojava Kürdistanı’na başlattığı işgal ve saldırılarına karşı silah, istihbarat, gıda, sağlık ve temel insani yardımların acilen başlatılmasını talep eden ortak imzalı dilekçeyi İsrail Parlamentosu Knesset, Savunma Bakanlığı ve Genel Kurmay Başkanı General Aviv Kochavi’ye sundular.1

Devlet olarak İsrail’in Kürtlere yardım etmek için birçok sebebinin olduğu ve bunun zamanının geldiği belirtilen dilekçede, şu görüşlere yer verildi: “Dünya ülkeleri bir halkı kendi kaderine terk ettiğinde neler olabileceğini İsrailliler olarak hepimiz hatırlıyoruz. Ayrıca ABD’nin Suriye’deki en büyük müttefiki olan Kürt güçlerine karşı, Türk ordusunun saldırılarına yeşil ışık yakan ABD Başkanı Donald Trump’ı bu kararından vazgeçirmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Netanyahu'nun açıklamasından yaklaşık bir ay sonra İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely, "Kürtlerin yaşadığı derin sıkıntıyı paylaşıyor ve onlara çeşitli kanallardan yardım ediyoruz" açıklamasında bulundu. İsrail medyası, Almanya’da ikamet eden Kürt gazeteci Medeni Duran’ın Twitter hesabından İsrail'in Rojava Kürdistanı’na yardımını gösteren bir fotoğrafı paylaştı.

Bu dönemde birçok İsrail sivil yardım örgütünün Rojava Kürtlerine yardım ettiklerine dair haberler, İsrail basınında yer aldı. Rojava Kürdistanı’na ilişkin İsrail’in tavır ve pozisyonu ne olmalıdır sorusu, kamuoyunda yoğun tartışmalarla gündem oluşturdu.

İsrail Parlamentosu Knesset’te Kürtler konul oturum.

İsrail Parlamentosu Knesset, “Suriye’de Kürtlerin durumu” başlıklı önergeyi tartışmak üzere 6 Kasım 2019’da toplandı. Oturma ilişkin meclis tutanaklarına geçen konuşmalardan bir bölümü şöyledir.2

İsrail Direniş Partisi'nden Milletvekili Zvi Hauser: “Suriye’nin Kuzeyindeki Kürt özerkliğinin geleceği varoluşsal bir tehditle karşı karşıyadır. İsrail devleti hem stratejik güvenlik hem de insani açıdan ortaya çıkabilecek muazzam hasar potansiyelini belirlemekte başarısız kalmıştır. Fiili Kürt özerkliğinin Suriye’de devam eden varlığı İsrail'in çıkarınadır. Ancak Türk işgalinden bu yana, Kuzey Suriye'nin siyasi coğrafyası İran’ın lehine, Kürtlerin dolayısıyla İsrail’in aleyhine değişti.”

İktidar partisi Likud Milletvekili Gideon Saar: “İsrail, Kürt halkının Amerika Birleşik Devletleri'ndeki halkla ilişkiler ve çıkarlarının sunumuna yardımcı olabilir. Bu tabii ki Kürt halkı için demokratik haklarını elde etmede anahtar görevini görebilir. İsrail, Kürtlere yardım etme gücüne sahiptir. Bunun gelecekte çok faydalı olacağına inanıyorum ve bu nedenle konuyu Knesset'in gündeminde tutmamız gerekir."

İsrail Vatan Partisi Milletvekili Eli Avidar: “Yahudi halkı kolektif hafıza alanında genetik bir başarısızlıktan muzdarip ve bize yardım eden veya bize saygılı davrananları hatırlamayı unutuyor. Kürt halkına karşı başımıza gelen tam da budur. İsrail Dışişleri Bakanlığı nerede? İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz nerede? Utanmanın da bir sınırı var! Dışişleri Bakanı’nın sesi duyulmalı!"

Hükümet adına Likud Milletvekili ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely, milletvekillerinin sorularına şu cevabı verir: “İsrail'in Suriye’nin kuzey bölgesindeki Kürtlerin ve diğer azınlıkların gücünü korumakta çıkarı var. Suriye Kürtleri, ılımlı ve Batı yanlısı unsurlardır. Özellikle IŞİD'e karşı savaşta bunu defalarca kanıtlamışlardır."

“Terör örgütüyle mücadele sırasında Kürtler binlerce savaşçısını feda etti. Ayrıca IŞİD'in Kürtlerin eylemleri olmadan yenilebileceği de şüpheli. Kuzey Suriye'deki Kürtlerin elinin olası zayıflaması, İsrail açısından olumsuz ve tehlikeli bir senaryodur. Böyle bir senaryo gerçekleşirse, bu kesinlikle ve açık bir biçimde bölgenin İran'ın himayesine ve onun desteklediği unsurların güçlenmesine yol açacaktır."

 "Türkiye'nin Kuzey Suriye'yi işgalinin başlangıcından bu yana, İsrail başta diplomatik ve insani olmak üzere birçok yardımda bulundu. Yüzlerce sivilin öldürülmesi, binlerce kişinin yaralanması ve yüz binlerce sivilin yerinden edilmesi acısını Kürtlerle paylaşıyor ve onlara çeşitli kanallardan yardıma devam ediyoruz."

İsrail ve Dünya Yahudileri özellikle ABD’deki Yahudi lobisi Trump’ın Suriye’den asker çekme kararını değiştirmesi için siyasi ve diplomatik baskıyı arttırdı. İç ve dış siyasi baskılar karşısında Trump, İsrail ve Ürdün’ün isteği üzerine, 500 kadar ABD askeri gücünün bölgede kalacağı açıklamasında bulundu.

Rojava Kürtlerinin İsrail konusunda sessizlikleri.

İsrail’de Rojava Kürdistanı konusunda yoğun tartışmalar yaşanırken, Rojava Kürtlerinin temsilcileri, bu konuda yorumda bulunmaktan kaçındılar.  SDG’nin siyasi kolu Demokratik Suriye Meclisi (DSM) Yürütme Kurulu Üyesi İlham Ahmed, İsrail gazetesi Haaretz'in bu konudaki sorusuna “Hiçbir bilgisinin olmadığı” cevabını verdi.

Kuşkusuz Yahudi devletini yeminli düşman olarak gören Şam rejimi ile müzakere sürdürmek zorunda kalan Kürtlerin, İsrail'den yardım aldıklarını açıkça kabul etmeleri konjonktür olarak mümkün değildi. İsrailli yetkililer, Kürtlerin bu zorluğunu göz önünde bulundurarak, yaklaşımlarını anlayışla karşıladılar.

Buna karşın Rojava Kürdistanı hareketi içinde İsrail ile ilişkilerin açıklanmasının zamanının geldiğini savunan siyasi profiller oldu. Ayrıca sivil toplumdan da bu yaklaşımı destekleyenler çıktı. Örneğin Güney Kürdistan'ın Erbil kentinde yaşayan Suriyeli Kürt gazeteci Tamer Hüseyin İbrahim, İsrail ve Rojavalı Kürtlerin karşılıklı destek beyan etmekten çekinmemesi gerektiği görüşünü dile getirenlerden biri.

Trump’ın 500 ABD askerinin Suriye’de konuşlanmaya devam edeceğini açıklaması ve Rojava Kürtlerinin çözüm arayışları sürerken, ilginç bir gelişme oldu. Lübnan'da Hizbullah yanlısı el-Ahbar gazetesi 15 Temmuz 2019 günkü nüshasında, “Doğu Suriye'nin Petrolü İsrail'in Elinde” başlıklı bir habere yer verdi. Bu haberin, Trump’ın SDG’nin kontrolündeki petrol sahalarını koruyacağız açıklamasından önceki gelişme olduğunu hatırlatmakta yarar var.3

Haberde, Amerikan vatandaşı Yahudi iş insanı Moti Kahana’nın Rojava yönetimi ile SDG’nin kontrol ettiği bölgedeki petrolün satışı konusunda anlaşma imzaladığı belirtiliyordu. Birçok basın yayın organı haberin gerçek olup olmadığını araştırmak için Moti Kahana ile kontak kurdu. Kahana, haberin doğru olduğunu söyledi. Al-Monitor ile yaptığı röportajda Kahana, elinde biri İlham Ahmed, diğeri Suriye Kürtleri Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi’nden Cihad Omar tarafından imzalanmış iki ayrı belge olduğunu belirtti.

Kahana, Rojava Kürtleri ile kurduğu münasebeti açıklarken, “Kürtler, Ortadoğu'da bir toprak parçası üzerinde yaşayan ve o toprakta statüsü ve hakkı kabul edilmeyen tek ulus. Bağımsızlık hakları olduğuna inanıyorum. Tabii ki bir iş insanı olarak petrolden çok para kazanabilirim, ama Suriye Kürtleri ile kontak kurmamın amacı, onlara insani yardım ulaştırmakla birlikte, rejim ve İran'dan uzaklaştırmaktır."

Gerek Cihad Omar, gerekse İlham Ahmed, Kahana’nın iddia ettiği petrol anlaşmasını doğrulamadılar. Ayrıca Demokratik Suriye Meclisi Washington temsilciliği, 11 Kasım 2019’da yaptığı basın açıklaması ile haberin gerçek olmadığını açıkladı.

İlham Ahmed’in 23 Ocak 2020 ABD ziyaretinde uçağı New York John F. Kennedy havaalanına indiğinde, karşılayanların arasında Moti Kahana'nın da olduğu iddia edildi. Kahana'nın ayrıca, Ahmed’in ABD ziyaretinde kendisine eşlik ettiği ve ona önemli randevular ayarladığı belirtiliyor.4

Yaklaşık dokuz ay aradan sonra Delta Crescent Energy LLC adlı ABD enerji şirketi, Washington’un onayı ile Suriye'de SDG’nin kontrolündeki petrolün satışı ve üretim sahalarının geliştirilmesi için, özerk yönetim ile sözleşme imzaladığını duyurdu. Şirketin ortakları arasında ABD'nin eski Danimarka Büyükelçisi James Cain, Özel Kuvvetler eski askeri James Reese ve İngiliz petrol şirketi GulfSands'in eski yöneticisi John P. Dorrier Jr bulunuyor.

SDG’nin kontrol ettiği bölgedeki petrolün ABD tarafından korunması, satışı ve Kürt hareketinin finanse edilmesi düşüncesinin İsrail'e ait olduğu tahmin ediliyor. Kudüs'ün Güney Kürdistan'a ekonomik destek vermek amacıyla benzer projeler ve yöntemler uyguladığı da biliniyor.

Erbil ile Bağdat arasında çıkan ihtilaf sonucu, Kürdistan Bölgesi Yönetimi (KBY), kendi petrolünü doğrudan satma kararı almıştı. Kürdistan petrolünün alımına ilk talip olan devlet İsrail oldu. Böylece Güney Kürdistan’ın Bağdat ve IŞİD ile mücadelesinde İsrail, KBY'e finans sağlayan ülkelerin başında geldi. Financial Times, İsrail'in sadece 2018 yılının Mayıs ve Ağustos ayları arasında, Güney Kürdistan’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde, 19 milyon varil Kürdistan petrolü satın aldığını yazdı.

İbrahim (Abraham) Anlaşması İle birçok Arap devleti İsrail’i tanıyarak diplomatik, ekonomik ve kültürel ilişki geliştirme kararı aldı. İsrail’in bölge siyasetinde Kürtlere, Kürtlerin de İsrail’e ihtiyacı devam edecektir. Özellikle İran’ın İsrail'i haritadan silme hedefi, Bağdat’ta Tahran yanlılarının iktidara gelme çabaları, Suriye’de İran yanlısı rejim, ismi konulmayan İsrail-Kürt ittifakını doğuruyor.

Ayrıca olası bu ittifak, Kürdistanlı siyasi hareketler içinde İran’ın denetimindeki çevrelerin, Kürdistan’ın kazanımlarına verdikleri zarar ziyanı askariye indirme ve tasfiye edilmeleri açısından da önemlidir.

Türkiye’nin Rojava İşgali ile İsrail, Kürtlere desteğini açıktan ifşa etti. Rojava Kürdistanı, Güney için ifade edilen “ikinci İsrail” etiketine eklenen Kürdistan’ın ikinci parçası oldu.

Kürtlerin cevaplaması gereken üç soru var.

Birincisi; bölge devletlerinin kendileri için hak ve meşru gördükleri İsrail ile münasebetleri, Kürtler için 'lanetli' ve 'düşmanca' görülmesinin zemini kalmış mıdır?

İkincisi; bölgede jeopolitik dengelerin değişimi, Kürtlerin İsrail ile ilişkilerini aleni etmeleri ve resmiyete dökmelerinin zamanının geldiğini işaret etmiyor mu?

Üçüncüsü; aksi takdirde Kürtler, hâlâ İsrail ile ilişkilerini geçmişin kodlarıyla mı sürdürecekler?

Vakit, Kürtlerin jeopolitik değişimi görerek, İsrail ile cesurca ve cesaretle yeni bir sayfa açmalarının işaretini veriyor.

Twitter: @cetin_ceko

----------------

Dipnotlar:

Bu makale Le Monde Diplomatique Kurdî’nin 59. sayısında yayınlanmıştır. Çeviri, Nedim Baran.

(1) https://avatoday.net/tr/node/7095

(2) https://m.knesset.gov.il/EN/News/PressReleases/Pages/press101119g.aspx

(3) https://www.israelhayom.com/2019/07/16/american-israeli-businessman-denies-he-is-facilitating-sale-of-kurdish-oil-in-syria-to-israel/

(4) https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2019/12/syria-kurds-oil-sdf-israel-lobby-kahana.html

 

 

 

 

Bu yazı toplam 4061 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.