İsmail Beşikçi’nin Düşündürdükleri

İsmail Beşikçi’nin Düşündürdükleri

Nimet Mumtaz Aydın

A+A-

Geçenlerde İsmail Beşikçi “Yeni Bir KDP Kurma Çalışmaları” başlıklı bir makale yazdı. Makaleyi okuduğumda, makale başlığının tersine, kurulma çalışmaları süren KDP’nin kuruluş şekli ve biçiminin eleştirisinden daha çok, T-KDP dahil son yıllarda Kürdistan’ın kuzeyinde kurulan ve kurulma aşamasında olan siyasal parti ve örgütlenmelere genel  bir eleştiri olarak okudum.

Makale, bende, görüntüsünden hoşnutsuz birinin, aynada aynı gerçekliğini bir daha görmüş olmanın yolaçtığı rahatsızlık etkisini  yarattı. Hani derler ya gerçekler acıdır. Yüz kere aynaya baksanız da aynı gerçekliği görürsünüz. HDP-BDP dışında kuzeyde faaliyet sürdüren 10’a yakın yasal ve aleni siyasal parti ve örgütlenmelerin durumları büyük çapta benzerlik arz etmektedir. Bir bütün olarak biz kuzeyliler İsmail Beşikçi hocanın eleştirilerini büyük bir ciddiyetle karşılamalıyız ve kendimizi yeniden değerlendirmek için bir vesile olarak görmeliyiz.

Nitekim 21-22 ocakta Diyarbakır’da yaptığımız PAK olağan Parti Meclisi toplantısında, parti Genel Başkanı Sayın Mustafa Özçelik, parti teşkilat ve çalışma gruplarının raporlarının sunulması ve yapılan çalışmaların değerlendirilmesi gündem maddesinde yaptığı sonuç konuşmasına İsmail Beşikçi hocanın sözkonusu makalesini okuyarak başladı. Biz parti meclisi olarak makalede geçen saptamaları partimize yapılan eleştiriler ve hatta dostane ve yapıcı öneriler olarak kabul ettik.

İsmail Beşikçi’nin sözkonusu makaledeki eleştirilerini hatırlayalım: ’’Tasarlanan bir siyasal parti kitle temeli üzerinde yükselir… Diyarbakır, Batman, Van, Urfa, Cizre, Yüksekova, Viranşehir, Siverek, Doğubayazıt, Erciş, Patnos,  Tatvan, Kızıltepe, Nusaybin, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Almanya, Fransa, İsveç… Bütün bu alanlarda, bunlara benzeyen alanlarda, açık yerlerde,  15-20 kişiyle toplanıp basın açıklaması yapabiliyor musunuz? 500-600 kişiyle, 300-400 kişiyle, bazı alanlarda, 100-150 kişiyle, bir miting, bir yürüyüş, bir eylem yapabiliyor musunuz? 15-20 kişiyi veya 500-600 kişiyi, 300-400 kişiyi, 100-150 kişiyi oradan oraya, oradan oraya, taksilerle, otobüslerle taşıyarak değil, bütün bu alanlarda böyle bir kitleniz, böyle bir desteğiniz var mı? Eğer varsa, tasarlanan bu siyasal parti, sağlıklı bir şekilde yükselebilir. Ama salon toplantılarıyla böyle bir kitlenin var olup olmadığı anlaşılmaz. Böyle dinamik bir kitle yoksa salonlarda toplanıp program, tüzük tartışmaları yapmak sağlıklı bir tutum değildir”.

PAK bu gerçekliği yaşayarak görüyor. Kadro zenginliği olan, güçlü örgüt birimlerine sahip, çeşitlilik arzeden, Kürdistan’da yaşayan değişik toplum gruplarını, etnisite, din ve mezhepleri temsil edebilecek çok yönlü kadrolardan oluşan meclis ve çalışma örgütlerine sahip, dört mevsimde de mücadelesini yavaşlatmayacak, fırtına ve kasırgaları  göğüsleyebilecek, mücadele sürecinde yaşanabilecek kadro kayıplarını sorunsuz tamamlayabilecek bir partiye gereksinimimiz var.

Yaşadığımız coğrafyada üstlendiğimiz dava, milyonlarca insanı örgütleyebilecek, gereksinim duyulan aparatları oluşturabilecek, değişik mücadele yol ve yöntemlerini  eşgüdümlü olarak yürütebilecek parti veya örgütleri zorunlu kılıyor.

İsmail Beşikçi hocanın bir siyasal partinin varolması için değindiği kriterler bahsettiğimiz türden parti ve örgütlemelerin embiryonudur.

Biz parti olarak kuzeyde Kürdistan sorununu ulusal ve ülkesel sorun olarak gören ve o bakış açısına sahip parti ve örgütlerin yanyana gelmesini, bir çatı altında toplanabileceklerin örgütsel birliği, gelemeyeceklerin sıkı bir itifak oluşturmaları için bir çok girişimimiz oldu. Maalesef bugünkü koşullarda örgütsel-siyasl birlik için sesimiz muhataplarımızda yankı bulamadı. Değişik kesimlerden gelen kadroların oluşturduğu girişim de ümit ettikleri neticeye ulaşamadı. Elbtte ki, bu durum, bizlerin bu konuda doğru siyasetimizinden vazgeçeceğimiz anlamına gelmiyor. Sabır ve istikrarlı bir çalışmayla yine bu yolumuzda devam edeceğiz.

Ne yazık ki, çoğu kez amaç uğruna oluşturduğumuz araç, bir süre sonra amaca dönüşüyor. Amaç ise gözden kaybolabiliyor. Dağınıklığımız, zinde kadrolarımızın enerjilerinin kaybolmasına neden oluyor.

Bu gerçeklik bir yana. Eğer bu yıl yerel seçimler yapılsa, seçime katılmayı hak eden hiç bir partimiz yoktur. Elde bir HDP var oda seçmeni Kürt olmasına, dışardan Kürt partisi olarak tanıtılmasına rağmen, kendilerini bir Türkiye partisi olarak adlandıryorlar. Oluşturdukları siyasal program, istemleri de bu doğrultadırlar.

Maalesef HAKPAR 2017 yılında seçimlere katılabilmek için varolan hakkını yitirdi. Seçimlere katılabilmek için gerekli olan il ve ilçe kongrelerini zorunlu zaman dilimi içinde yetiştiremedi. Halbuki HAKPARın seçimlere katılma hakkı Kurdistani ulusal muhalefet için bir mevzi idi.

Sorun tüm yakıcılığıyla orta yerde duruyor. Bu sadece örgütlü siyasal kadrolarımızın değil, değişik nedenlerden ötürü oyun sahasının dışında beklemede olan kadrolarımızın da sorunudur.

KDP’lerin bir örgüt çatısı altında birleşmesi , Kuzey’deki ulusal güçlerin birliğine de katkı sunacak olması anlamında, elbette ki çok olumlu bir adımdır. Ama, Sayın Beşikçi’nin parmak bastığı sorunlar, ‘’seksiyon partisi’’ sorunu hariç, tüm Kürt partilerinin ortak sorunlarıdır.

İsmail Beşikçi hocanın Ermeni-Kürt ilişkileri vb. bir çok noktada kendisiyle aynı düşünmeyebiliriz, eleştirel bakabiliriz; bundan daha doğal bir şey olmaz. Ama, Kürdistan gerçekliğini dillendirdiği için 17 yıl hapis yatan Beşikçi’nin bu fedakar ve onurlu duruşuna saygı, bence her Kürd’ün omuzlarında duran ulusal bir görevdir.

Aslında, Kürdistan aşkı stratejik temel konullarda Beşikçi’yi günlük politik söylemlere zorluyor. Bence Beşikçiyi bu açıdan değerlendirmek gerekir.

İsmail Beşikçi Hoca’nın tanımlamaya çalıştığı, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, bağımsız duruş ve siyaset sergileyebilen,  gerçek bir kitle partisine dair hususiyetler, hepimiz için ulaşılması gereken en asgari hedefler olarak algılanmalıdır.

 

Bu haber toplam 2383 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.