Şaban Aslan

Şaban Aslan

Yazarın Tüm Yazıları >

İkinci Körfez Savaşı ve Ankara da savaş gündemi

A+A-

 

 

ABD, Saddam Hüseyin’e karşı savaş hazırlıklarını yaparken, Mesut Barzani ve Celal Talabani ile anlaşmıştı. Savaş için Türkiye ile diyaloğa girdi. İkinci tezkere meclisten geçmediği gibi, üçüncü tezkere için Türkiye bir yandan ABD ile pazarlık konusunu sürdürürken, diğer yandan da Irak’taki Saddam’ın muhalifleriyle ayrı bir Pazarlığa oturmuştu. Bununla beraber üçüncü tezkere hazırlanırken hükümet üyeleri arasındaki tartışmalar devam ediyordu. Sonuçta üçüncü tezkerede şu seçenekler belirlendi.

1. Sadece hava sahasının açılması ve Türk askerinin yurtdışına (Güney Kürdistan’a) gönderilmesine izin verilmesi.

2. Hava sahasıyla birlikte üslerin kullanılmasına izin verilmesi.

 3. Hava sahası kullanımı yanı sıra Amerikan askerlerinin Türkiye de konuşlanmasına imkân veren ikinci tezkerenin kapsamının değiştirilmesi.

Bu seçenekler üzerinde durulduktan sonra, Kürtlerin temsilcileri ile yapılacak toplantının sonraya bırakılmasına karar verildi.

Güney Kürdistan için ABD ve Türkiye arasında yapılan pazarlıklar sonucunda, Türk heyeti, ABD’den ekonomik kredi almaya çalışıyordu. Pazarlıkta 6 milyar dolar karşılıksız hibe olarak ABD tarafından Türkiye’ye verilecekti. Geri kalan 20 milyar dolar uzun vadeli kredi usulü olarak alınacaktı. 8 Şubat 2003 günü Türk ve ABD heyetleri arasında kabul edilen anlaşma imzalandı.

Türkiye ve ABD arasında MUO anlaşması imzalandığı halde, Abdullah Gül Başbakan olarak işi ağırdan alıyordu.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer uluslararası hukuku ileri sürerek Türkiye’nin bu savaşa bulaşmasına karşı çıkıyordu.

Meclis Başkanı Bülent Arınç açık bir şekilde savaşa karşı tavır almıştı. Kabinede yer alan on bir bakan Türkiye’nin savaşa girmemesi için çalışıyorlardı.

Genel Kurmay Başkanlığı İkinci Körfez Savaşıyla ilgili bütün sorumluluğu siyasi iktidara bırakmıştı.

   

18 Mart 2003 tarihinde Güney Kürdistanlı Kürt temsilcileri ve Türkmen gruplar, Devlet Konukevi’nde Amerikan ve Türk dışişleri bakanlığı yetkilileriyle bir araya geldiler. Türk heyetinin başkanı Ali Tuygan ile Bush’un Irak danışmanı Zalmay Halilzad, Kürt temsilcilerinden Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani, Kürdistan Demokrat Parti’sinden Kürdistan’ın Başbakanı olacak Neçirvan Barzani sonradan Irak’ta Dışişleri Bakanı olarak hükümette yer alacak Hoşyar Zebari toplantıya katıldılar. Türkmenlerin temsilcisi olarak kabul edilen Sanan Ahmet Ağa toplantıya çağrılıyor.

Toplantıda en çok üzerinde durulan konu Musul ve Kerkük meselesidir. Türkiye’nin bütün ince hesapları buna endekslenmişti. Kendilerine göre hem Amerika’yı ve hem de Kürtleri ikna edip, Kürtlerin vatanı olan Musul ve Kerkük’ün zengin petrol yataklarını ele geçirmek ve Kürtlerin uzun savaşta elde ettikleri ve edecekleri imkânlardan yoksun bırakmaktan başka bir şey değildi.                     

Musul ve Kerkük Kürtlerin vatanıdır. Başkalarının vatanı değil. Az bir oranda Türkmenler Kerkük ve Musul’ da yaşıyorlar. Türkmenlerin de o topraklarda hakları vardır. Kürtler bunu inkâr etmiyorlardı.

Saddam’ın muhalifleriyle toplantılar devam ederken, Çankaya Köşkünde yapılan toplantıda, Türkiye’ye sözü verilen yardım paketinin akıbeti gündeme taşınıyordu. Toplantının sonunda Abdullah Gül, Colin Powell ile telefonla konuşup yardım paketinin masada olup olmadığını soruyordu.

Üçüncü tezkerenin kapsamı devlet zirvesinde uzun tartışmalara konu oldu. Türk hava sahasının açılması eğilimi dile getirilmesine karşın üçüncü tezkerenin ikinci tezkereyle aynı içerikte kabul edilmesi halinde yaşanacak askeri trafik konuşuldu. Tezkere reddedilen içeriğiyle Meclisten geçseydi şu gelişmeler yaşanacaktı.

a) 62 bin Amerikan askerinin Türkiye’de konuşlanmasına izin verilecekti.

b) Irak’a geçecek muharip askerler, havayoluyla Gaziantep Oğuzeli’ne getirilecekti. Burada oluşturulacak bekleme bölgesinde ikişer gün konaklayacaklardı. Altı gün içinde bu kanalla 23 bin ABD askeri Türkiye’ye getirilecekti. Buradaki askerler, Silopi üzerinden Irak’a giriş yapacaktı.        

 c) 255 savaş uçağı 65 savaş helikopteri Türkiye’de konuşlanacaktı.

d)  Modernizasyon izni verilen hava üslerine 255 savaş uçağı konuşlandırılacaktı. Tezkerenin kabul edilmesi ile 100 uçak hemen Türkiye’ye gelecekti.

e)  Mardin’deki üsse 65 helikopter konuşlandırılacaktı.

 f) İskenderun ve Mersin limanlarıyla Mardin arasında oluşturulacak mücavir alanlara Amerikan askerleri konuşlandırılacaktı. Deniz yoluyla Türkiye’ye getirilecek 41 bin asker, bu bölgelere yerleştirilecekti.  

g) Türk hava sahası ABD uçaklarına açılacaktı.

h)  İskenderun Limanı’na araç ve teçhizat, Mersin Limanı’na mühimmat indirilecekti.

 ı)  Mardin, Kuzey Cephesi lojistik üssü olacaktı.

j) Tren yolu sevkiyatı için Yenice İstasyonunda kontrol noktası kurulacaktı.

k) TSK’nin bölgedeki asker sayısı ilk başta 32 bin olacaktı. Bu sayı 42 bine kadar çıkabilecekti. Kuzey Irak’ta toplam sekiz tugay görev alacaktı. Van Jandarma Asayiş Komutanlığı insani yardım, 7. Kolordu Komutanlığı güvenlik tedbirleri alacaktı.

l)  Türk birliklerin ana komutası 2. Ordu Komutanı Orgeneral Fevzi Türkiye’ye bağlı olacaktı.

m) TSK Kuzey Irak’ta 20 kilometre derinliğinde göç ve güvenlik şeridi oluşturacaktı.

 n)Türk uçakları Türkiye’nin kontrolündeki denetim uçuşları yapacaktı.

Amerika’nın, Ankara temsilcileri ile Türk hükümeti, savaşla ilgili toplantı üstüne toplantı yapıyordu. Yapılan toplantılarda ileri sürülen düşünceler birbiriyle çelişiyordu. Dışişleri bürokratları Amerika’dan para koparmak için adeta canlarını dişlerine takarak Hükümeti uyarıyorlardı. Sadece hava sahasının açılmasıyla ABD’den gelecek 26 milyar dolarlık yardımı unutmak lâzım, diyorlardı.

59. hükümet tarafından hazırlanan plana göre savaş esnasında Güney Kürdistan’dan Türkiye’ye bir göç dalgası gelebilir diye kâğıt üzerinde 18 kamp hazırlandı. 5’i Kuzey Kürdistan’da 13’ü Güney Kürdistan’da kurulacaktı. Kuzey Kürdistan’daki 5 kampın ikisi Habur Sınır Kapısı yakınında, biri Silopi’de, biri Hakkâri Çukurca ilçesinde biri de Hakkâri’nin sınıra sıfır noktasındaki Üzümlü de olacaktı.

Kendilerine göre en önemli olay, Türk askerleri Güney Kürdistan’da 20 kilometre derinlikte göç ve güvenlik şeridini oluşturacaktı

 Mesut Barzani ve Celal Talabani, Türk hükümetinin niyetini çok iyi bildikleri için, savaş anında sivillerin göç etme ihtimaline karşı gereken önlemleri almışlardı. Savaş başladığı zaman göç diye bir olay yaşanmadı.

Güney Kürdistan’da 13 kamp kurmayı tasarlayan Türk yetkilileri hem 20 kilometre derinliğinde Kürtlerin topraklarına girmeyi planlıyor ve hem de Kürtlerin topraklarında kamp kurmak istiyorlardı.

Kürtlerin liderleri açık olarak bağırarak söylüyorlardı. Türk askerleri topraklarımıza girdikleri an, biz Türk ordularıyla savaşacağız.

Bir devletin askerleri tanklarla, toplarla ve en ağır silahlarla hiç bir zaman iyi niyetle başka bir devletin veya milletin topraklarına girmezler. Bugüne kadar dünyada böyle bir olay yaşanmamıştır. 

 

Bir devletin askerleri başka bir ülkenin topraklarına giriyorsa mutlaka bunun bir nedeni vardır. Türk askerleri, Güney Kürdistan topraklarına girecek ve orada yaşamakta olan Kürt insanlarını koruma altına alacaktı. Kime karşı Kürtleri korumak istiyorlardı? Buna açıklık getirilmiyorlardı.

Celal Talabani, Ankara’da toplantıya gittiği zaman Kamu Sen denilen sendikanın üyeleri, Mam Celal’a saldırdılar. Polisler etten duvar örerek Celal Talabani’yi toplantı salonuna götürdüler. Türk televizyonları Mam Celal’in nasıl toplantı salonuna götürüldüğünü görüntülerini yayınladılar. Celal Talabani toplantıda dedi sizi “af ediyorum.”

Balık nasıl suda yüzüyorsa, Celal Talabani o şekilde politika yapıyordu. 

Durumun karmaşık olduğunu gören eli silah tutan 20 bin genç Mesut Barzani’den izin almadan sınırda siperler kazarak beklemeye başladılar.

 

17 Mart 2003 tarihinde Ankara’da, Saddam’ın muhalifleriyle yapılan toplantı bir gün daha uzatıldı.

18 Mart 2003’te yapılan toplantı bir gün öncekinin devamı sayılacaktı ve daha çok katılımcı toplantıya katılacaktı. Yapılan Saddam muhalifleri toplantısında Türkmenler Başkanlık Konseyine alınmadı. Amerika “Türkmenlerin Irak’ta Saddam Hüseyin sonrası oluşturulacak yönetime alınacağı sözünden” vazgeçti. 

Ankara’daki Saddam muhalifleri toplantısında, Türkiye’nin Başkanlık Konseyi’nin Türkmenlerin de katılmasıyla genişletilmesi beklenirken Amerika’nın Türkmenlere destek vermemesiyle sonuçta boşa çıktı. Kürt temsilcilerin, Türk askerlerinin, kendi bölgelerine girmesine de şiddetle karşı çıktılar. George W Bush’un danışmanı Zalmay Halilzad, önceki gün Kürt temsilcileriyle Türk heyetini bir araya getirdiği toplantıdan sonra Türkmenler, Irak’ın aslı unsurları olduğunu söylemişti.

18 Mart 2003 gününde Ankara’da yapılan toplantının sonunda şu kararlar alındı: 

a) Irak’ta Irak halkını temsil eden bir yönetim sağlanacak.

b) Irak’ın bağımsızlığı, özgürlüğü, toprak bütünlüğü ve ulusal birliği korunacak.

c) Irak’ın yeni yapısı Irak halkının iradesiyle belirlenecek.

d) Irak’ın doğal kaynakları, Irak halkının tümü için ulusal ekonomiyi güçlendirmek maksadıyla kullanılacak.

 e) Irak’ın tüm bölgeleriyle şehirleri bir bütün olarak Irak’takilere aittir.

f) Ülke içinde kontrolsüz nüfus hareketleri engellenecek.

g) Irak’ta Baas rejimi tarafından el konulan evlerle ilgili iddialar, Irak’ta kurulacak komisyon tarafından değerlendirilecek.

 h) Irak’ın anayasal halkları olan Kürtler, Türkmenler, Araplar, Asuriler, Keldaniler ve diğerlerinin hakları ve özgürlükleri korunacak. Bu kararlarla beraber Başkanlık Konseyinde Türkmenlere yer verilmedi.

Yalnız hava koridorunun açılmasıyla sınırlanmasının ardından şubatta tamamlanan ve imzaya hazır hale getirilen antlaşmanın, Kürt liderlerin karşı koyması sonucunda Türkiye ile Amerika’nın Güney Kürdistan’da askeri işbirliğinin amaçlarını belirleyen MOU şartnamesi de geçerliliğini yitirdi.

ABD ile Türkiye arasında siyasi, askeri ve ekonomik yardım paketi konularında antlaşma sağlanmıyordu.

Kürt liderlerin, bu mutabakata karşı koyması üzerine, yapılan antlaşmanın yolu kapanmış oldu. Antlaşma olmadan Türk askerlerinin Güney Kürdistan’a girmesi halinde dünya kamuoyundan gelecek tepkiler dikkate alındı. Aslında en önemli olay Kürt kuvvetleriyle Türk askerleri arasında meydana gelecek savaştı. Bu olay Çankaya Köşkü’nde ve Genel Kurmay Başkanlığında rahatsızlık yarattığı biliniyordu. Eğer Türk kuvvetleri Güney Kürdistan’a girseydi sonu gelmeyecek bir savaşın başlangıcı olacaktı. Ortadoğu’da büyük bir katliam yaşanacaktı. Türk kuvvetlerinin, Güney Kürdistan’a girmesi ve Kürt kuvvetlerinin karşı koymaması demek Kürtlerin ve Türklerin felaketi demekti. Bu konuda Amerika ile Kürtler arasında işbirliği sağlanmıştı Amerika’nın meydana gelebilecek felaketin farkındaydı. Bu felaketi önlemek için kendi çıkarları doğrultusunda Kürtleri, Türkiye’ye tercih etmek zorunda kaldı.

Türkiye’de yapılan toplantılar en alt kademeden en üst kademeye kadar devam ederken 17 Mart 2003 tarihinde Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında yapılan birkaç telefon görüşmesinin sonucunda Colin Powell diyor zaman daralıyor. Kararınızı bildirin. Telefon görüşmelerinin sonunda Colin Powell, yalnız hava sahasını açmakla mali yardım paketi önerisinin gündemde olmadığını açık olarak belirtiyordu.

Ankara hükümeti bir yanda Saddam’ın muhalifleriyle Pazarlık üstüne pazarlık yaparken, diğer yanda da Amerika ile yapmakta olduğu pazarlıktan istediği sonucu alamıyordu

Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani, Bush’un özel danışmanı Zalmay Halilzad ile yaptığı görüşmede anlaştıklarını açıkladı. Anlaşmanın en önemli maddelerden biri Türk askerlerinin, Kürtlerin topraklarına girmeyeceği idi. Lübnan’daki El Cezire Televizyonuna açıklama yapan Mam Celal anlaşmayla ilgili bilgi verirken Saddam sonrasında oluşacak hükümette demokrasinin hâkim olacağı ve eski muhaliflerin koalisyonu kurulacak dedi. Üçüncü maddeye göre Irak muhalefeti grubu dışında kalan parti ve örgütlerin yönetimde yer almaları sağlanacaktı.

İtalya’dan havalanan Amerika’nın kargo uçaklarıyla, zırhlı birlikleri Süleymaniye ve Harir havaalanlarına indiriyorlardı. Havaalanlarına indirilen Amerikan askerleri, sınırlarda konuşlandırıldılar. Amerikan ordusunda görevli olan Kürt kökenli askerlerde Güney Kürdistan’a gelmişlerdi. Konuşlanmaları tamamlanan askerler 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı askerler Musul ve Kerkük sınırlarına gönderildiler.

Harir’deki Amerikalı Albay Marra, Güney Kürdistan da bir askeri birlik bulundurduklarını söylüyordu.             

Washington ile Ankara arasında ki pazarlıkta bir türlü anlaşma sağlanamıyordu. Çok sıkı pazarlıklar yapılırken, anlaşamadıkları zaman toplantılara ara vermek zorunda kalıyorlardı. Yapılan çetin pazarlıklar sonucunda MOU adı verilen anlaşma, sonuç itibariyle Türkiye ile ABD heyetleri arasında imzalandı. Türk heyetine Deniz Bölükbaşı başkanlık ediyordu. Amerikan heyetinin başkanı Colby Broadwater idi.

Turhan Çömez:

1 Mart tezkeresi için “Erdoğan milletvekillerine baskı kurdu” diyor. Tezkerenin engellenmesi için çok çaba gösterdim. Birçok kişi ile konuştum. 1 Mart tezkeresi ret edilince Egemen Bağış milletvekillerini tebrik etti. Yapılan toplantıda kimse hayır demedi.

Not: YouTube’den aldığım Turhan Çömez’in kısa bir konuşmasıdır.

Şaban Aslan

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 292 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar