Dara Ersönmez

Dara Ersönmez

niviskar
Yazarın Tüm Yazıları >

Henüz geç kalınmış değil!

A+A-

 

Mevcut şartlarda güçlü olmak zorundayız. Dünden bugüne, yaşanan süreçten akılıca dersler çıkararak yeni siyasi ahlak, kültür ve yeni siyasi anlayışla sürece müdahale edilerek var olan kadroların düşüncelerine önem verilip birlikte esen rüzgara karşı tutunmalıyız.

Platonun dediği gibi, ‘’Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin." Asıl önemli olan kendine güvenmek, söylemlerinden emin olmak ve başkalarını yürüdüğümüz yola özendirmektir.  Konuyu bu kavram içinde algılarsak, yetenekli ve özverili insanların sokaklarda militanlık yapacaklarına daha çok siyasi arenaya inmeleri ve gündeme müdahale etmeleri gerekir.

Geçmişte güçlü potansiyel sahibi olan örgütlerimiz ve örgüt yöneticilerimiz maalesef yapamadı bunu.

Peki, Kürdistan’ın kuzey parçasında iddia sahiplerinin düşünce ve siyasi faaliyetleri neydi?
Düşünceleri ve ona uygun siyasi faaliyetleri naif yani diğer bir deyişle tecrübeden yoksundular. Daha kötüsü kendi yetersizliklerini ve tabiri caizse dar ufuklarını maskelemek için anlamsız ve basit yöntemlerle kamufle etmeye yöneldiler.

Asla affedilmeyecek yanlış ve anlamsız düşüncelerle kendilerini dünyanın merkezine oturtarak, bilgiçlik tasarladılar. Kendilerinde her şeyi organize edebilecek ve yönlendirebilecek kapasite ve gücün olduğuna inanarak var olan potansiyel güçlerini küçük küçük parçalara bölerek ne olduğu bilinmeyen küme ve grupların ortaya çıkmasına sebep oldular.

Aslına bakılırsa, bu kısır döngü ve sığ mantık yenilginin tellallığını yaptı. Bu anlayış aynen CORONA VİRUSÜ gibi siyasi hareketler içinde yayılarak dağınıklığa neden oldu.
Yaşadığımız süreçte de değişen hiç bir şey yok. "Aynı tas aynı hamam".

Mücadele ve savaşmak, idare ve yönetmek için elbet özgüvene ve ulusal tavra sahip olmak gerekir. Fakat ulusal mücadelede güç kullanmak veya saldırgan olmanın hiç bir faydası yoktur. Ulusal mücadele sokak kavgası değildir. Ulusal mücadeleyi sokağa taşıyanlar veya politikasını güç üzerinde inşa edenler, 40 yıllık deneyim gösterdi ki ne bir karış ülke toprağını kurtardılar ve nede soruna bir çözüm olabildiler. Ne yazık ki bu duruma düşen ve hiç bir vizyonu olmayan parti ve peşine takılan  biçare örgütçüklerin Kürt halkını nasıl bir kaosa sürükledikleri apaçık ortadadır.

Gelinen noktada yapılacak şey, mevcut olan gücümüzle örgütlenme çalışmalarına yoğunlaşmak, birlikte hareket etme becerisini göstermektir. Meşru yol ve yöntemlerle sivil,  şeffaf  ve demokratik, çok sesli ve çok renkli, kararlı yığınsal bir örgüt oluşturmak gerekir.  Uluslararası arenada diplomatik ve lobi çalışmalarıyla dost ve müttefikler edinecek, düşmanlarımızı eksiltecek ulusalcı bir politika geliştirmeliyiz.
Dolayısıyla kaba kuvvete başvurmak, genelde geri kalmış toplumlarda sorunları şiddetle çözmek isteyenlerce hep ön planda tutulmak istenmektedir. İnsanları sokaklara dökerek savaş naralarını atarak mücadele başarıya ulaştırılamaz. Tam tersine sağduyulu, ödün vermesini bilen, deneyim, kazanım ve birikimleri olan ve farklı bakış açılarıyla nasıl kazanacağını bilenlerle mücadele taçlandırılır.

Henüz geç kalınmış değil!

Daha önce bir yazımda belirtmiştim. "Bizler işbirliği ruhuyla sorunları ele almalı, çözmeli ve kolektif dayanışlık anlayışla gelişen, ortaya çıkan gelişmelere ve karşılaştığımız sorunları koşulların kapsamı içinde analiz ederek müdahale gücünü birliktelikle göstermeliyiz." Bu anlamda abi kardeş ilişkilerini, dün var olan, bugün de devam eden, şüpheci grupçu anlayışlarını bir kenara bırakmalıyız.

Partiya Azadiya Kürdıstan’ın (PAK) üyesi olarak, bize yöneltilen eleştirilere ki her kes eleştirilerinde haklıda olabilir, bizleri güçlendirir ve doğru yöne yönlendirir. Fakat bizim de bizi eleştirenlerin yardımına ihtiyacımız vardır.


Bu anlamda değişim ve dönüşüm ortamında ipin ucunu birlikte tutarak, sürecin tam anlamıyla gerektirdiği gibi, örgütlü hareket etmek için gelin PAK’ı birlikte güçlendirelim.

23.03.2020

 

 

Bu yazı toplam 22064 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar