Ali Buran

Ali Buran

Yazarın Tüm Yazıları >

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE PETROL VE KAN SAVAŞLARI

A+A-

Sınıf-toplum yapısı, tarihi materyalizme göre, emperyalist düzenle en tepeye varır. Gerçi, tarihsel materyalizme göre sosyalist yapının da komünizmle son bulması gerekli iken bugün sosyalist toplumların liberalleştiği bir dünyada yaşıyoruz... Aslında çok çabuk değişen dünyamızda çok zor sosyologların işi.

TRAMP  “Sürekli Petrolu çok seviyorum ve Petrolu Kürtlere teslim diyorum Kürtler petrol bölgesine gitme zamanı gelmiştir” diye tekrarlayıp duruyor.

Her sistem, kendini aynı canlı türleri gibi hayatta tutabilmek için evrimleşiyor. Bugün bakıyorsun Çin liberalleşmiş, liberal Avrupa ülkeleri sosyalleşmiş. Her sistem daha uzun ömürlü olabilmek için rakip sistemlerin faydasını bünyesine katıyor. Çağlar/dönemler değiştikçe, insanoğlunun ihtiyaçları üretim güçlerine, Üretim Araçlarına ve Üretim ilişkilerine bağlı olarak değişir. Ama bazı ihtiyaçlar var ki her dönemde önemini ve gerekliliğini korur. Tıpkı her çağda Petrolün ekonomik ve sosyal güç olmaktan öteye siyasi güç olduğu gibi. Dünyada ilk petrol, yaklaşık olarak Romanya ve Amerika'da çıkarılmıştır.. Petrol kelimesi, Latince "kaya yağı" deyiminden gelmektedir… Dünyanın en değerli yeraltı ham maddelerinden biri olan petrol sadece teknoloji alanında değil, çeşitli konularda insanlığa büyük yararlar sağlamaktadır. Petrol ışık ve ısı sağlamada yararlı olup, Otomobillere, traktörlere, uçak ve gemilere hareket gücü verir. . Bilindiği kadarıyla, petrol binlerce yıl önceleri de kullanılmaktaydı. Çinliler ve Mısırlılar da dahil eski toplumların çoğu, petrolden tıp alanında, ilaç olarak yararlanırlardı. Petrol ihraç eden 12 ülke dünya Petrolünün üçte ikisini elinde tutuyor.

Bu ülkeler, Suudi Arabistan, İran, Kuveyt, Irak, Venezüella, Katar, Libya, Endonezya, Arap Emirlikleri, Cezayir, Nijerya ve Gana'dır. Uppsala Üniversitesi'nden ColinCampbell'in görüşüne göre, sadece Ortadoğu'da beş ülkenin tahmini rezervleri, dünya ekonomisini 2010'da düşeceği krizden kurtarabilen ülkeler Irak, İran, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleridir..

Irak, 2 Ağustos 1980'da Kuveyt'e saldırarak istilâ edince, karşılıklı 8 aylık bir hazırlanma esnasında Basra Körfezi bölgesinde oldukça yoğun askeri hava, kara ve deniz faaliyetlerini de içine alan hareketli günler yaşandı. Savaş sırasında bazı petrol platformlarının isabet alması ve petrolün kasıtlı olarak körfez sularına akıtılması, gerek kara-deniz ve gerekse atmosferde endişe verici çeşitli kirlenmelere sebep oldu. Oysaki Saddam amacı uzun vadeli Kuveyt'i Petrol için işgal etmişti.

Uğruna bunca savaşların çıktığı ve kan döküldüğü, yeni bir dünya haritası oluşturulmaya çalışıldığı Petrolün önemini anlayan Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit'in Musul ve Bağdat civarlarında Dicle ve Fırat havzalarında petrol arama çalışmaları yapmak üzere ekip oluşturduğu, ekibin sunduğu rapora göre 65 farklı yerde petrol arandığı ve bunların bir yol haritasının hazırlandığı ortaya çıktı. Söz konusu rapor, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından bastırılan plan, fotoğraf ve belgelerin yer aldığı (“Osmanlı Döneminde Irak” )

Bir damla petrol, bir damla kandan daha kıymetlidir. Bu sözlerde 1936'da İngiliz Avam Kamarası'nda petrolün İngiltere için önemini anlatan İngiltere Başbakanı Winston Churchill'e ait.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dönemin ABD Başkanı Thomas W. Wilson'a (Kürtlere devlet hakkını öneren Sevr antlaşması (Wilson prensipleri) bir telgraf gönderen Fransa lideri Georges Clemanceau, “Eğer ülkeler harpleri kazanmak istiyorsa, kana olduğu kadar petrole de muhtaç olduğunu bilmeliler.” diyerek petrolün gücüne vurgu yapmıştı. Aradan geçen 83  yıla ve bilim adamlarının keşfettiği yeni enerji kaynaklarına rağmen petrolün önemi günümüzde azalmış değil.

Onun için Ortadoğu'daki devletlerin ve Kürdistan sınırları petrole göre çizilmiştir. Yeni petrol yatakları bulundukça sınırlarda değişecektir. Birinci Dünya Savaşı sırasında petrolün, askeri ve ekonomik sektördeki stratejik önemi açıkça ortaya çıkmıştır. 1917'lerde Clemenceau petrol için «savaş cephesinde zaferi sağlayan kan» demiştir. Clemenceau, ABD'ye yaptığı yardım çağrısında «ihtiyacımızı karşılayacak benzini sağlayamazsak, ordumuzun tümü çalışamaz hale gelecektir» demiştir. Ledendrof ise hatıralarında «l. Dünya Savaşında Alman generallerinin ateşkes istemelerinin önemli nedeninin petrol ürünlerini bulamama endişesi olduğunu» itiraf etmiştir.

Petrol, yüzyılımızın özellikle ikinci yarısından itibaren dünya enerji tüketimi içinde giderek artan bir öneme sahip olmuştur. Yüzyılın başından itibaren farklı alanlarda kullanımı yaygınlaşan petrolün, savaş ekonomilerinde önemli rol oynadığı görülür.

Gerek 1. Dünya savaşında, gerekse 2. Dünya savaşında galip ve mağlup devletlerin bu enerji kaynağına ulaşmada gösterdikleri başarı savaşın sonucunu etkilemiştir. Savaşların uzamasında işgal edilen bölgelerdeki petrolün ele geçirilişi başlıca etken olmuştur.

Geçen yıllarda özellikle Kuzey Kutbu'na komşu olan Kanada, ABD, Rusya, Danimarka ve Finlandiya'nın panik halinde olup acil toplantıların birbirini izlemiştir. Tüm bu ülkelerin hesabına göre Kuzey Kutup bölgesinde dünyanın en büyük petrol rezervleri bulunduğu ve kimi tahminler bölgedeki petrolün miktarının dünya petrollerinin en az % 25'i olduğunu iddia ediyor. Diğer madenlerce de zengin olduğu düşünülen bölgeyi ele geçiren daha zengin olmuş olacak. Aslına bakarsanız bu ülkelerin hiçbiri fakir değil, aksine Kanada, Danimarka, ABD ve Norveç dünyanın en zengin ülkeleri. Kişi başına düşen gelir Afrika ortalamasının neredeyse 100 misline yakın. Rusya ise zaten petrol ve gaz zengini. Yani kutuplardaki petrol için yarış ihtiyaçtan doğan bir yarış değil. Aksine daha, daha zengin ve egemen oma hırsıdır.

Ancak, bu gün Petrol ve gaz rezervleri bakımından zengin olan bölgelerin stratejik öneminin artacağından sadece Orta Doğu ve Kuzey Kutup değil, Afrika, Orta Asya, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya ve Kafkaslar önümüzdeki yıllarda potansiyel çatışma bölgeleri olacaktır.

II. Dünya Savaşı sırasında kara motorlu araçları, savaş ve av uçaklarıyla denizaltı ve savaş - ticaret gemilerinin gelişmesi, özellikle nakliyatta ki, yardım araçları ve takviye güçlerinin ulaştırılmasında petrolün öneminin her geçen gün artmakta olduğunu görmekteyiz.. Günümüzde ve gelecekte Petrolün, savaşın devamı için en önemli etken oluşturduğu gibi, savaşın kazanılabilmesi birinci derecede petrol ve petrol ürünlerine bağlı olduğu görülmekte. Öyle ki hayati önemi olan bu kaynağı elde edememe savaş araçlarının tümünün kullanılmaz hale gelmesine neden oluyor. Bu anlamında savaşa giren devletler, bir taraftan petrol bölgelerini kendi egemenlikleri altına almaya çalışırken diğer taraftan ise ilk olarak düşmanın petrol kuyularının bombalanmasını planlamışlardır. '

ABD ve koalisyon güçlerin Faşist SADDAMIN devrilmesi gerekçesinin zengin petrol yatakları olduğu kamuoyu bilinmekte. Örneğin, HÜRMÜZ boğazında petrol taşımacılığı için İran, Irak arasındaki savaş 8 yıl sürmüştü.22 Eylül 1980'de Irak ordusu sınırı geçip, Irak 16 Eylül'de, 1975 te Kürtlerin kanı üzerinde Cezayir aracılığıyla yapılan Şatt-ül-Arap antlaşmasını feshettiğini açıklamıştı.’’ Büyük BARZANİ’nin şu tarihi sözü çok önemlidir: “Dünya, Hak Hukuk Adaleti bir Varil Petrole sattı.’’

Yine 1946 de İran tarafından ortadan kaldıran MAHABAD Kürt devleti, Sovyetlerin İran Petrolü için ilgisiz kaldığı bilinmektedir. 1924'te Lozan antlaşmasında Kürdistan’ın ikinci kez sömürgeleştirmesinin en büyük nedeni, Kürdistan’daki Kerkük ve Musul Petrolü içindi. Onun için bu günde Türkiye bu şehirlere zaman, zaman iddia etmektedir.

Bu gün başta Türkiye’nin Güney Batı Kürdistan’a savaş açmaları Kürt kazanımları yok edip Güney Kürdistan’a geçişi önlemek ve zengin Petrol yataklarının üstüne oturmaktır. Kısacası; dünya değişti, bölge değişti ve Kürtlerde değişti. Sovyetlerin yıkılışı ile birlikte Sovyetlerin Avrasya'daki mirası üzerinde üç büyük önemli güç mirası paylaşmak üzere çekişmektedir. Bu miras özellikle Petrol olup, halen rakipsiz kaldığı düşünülen ABD: Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkaslarda Avrupa Birliği.

ABD, Rusya ve Türkiye Petrolün Aslan payını kapmak için çatışmaktadırlar.

 

Bu yazı toplam 110 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.