Erivan Radyosu’nun yaşayan son kadın dengbêji: Aslîka Qadir

Erivan Radyosu’nun yaşayan son kadın dengbêji: Aslîka Qadir

Qadir, Sovyetlerin yıkılmasının ardından güçlenen ırkçı eğilim dolayısıyla Ermenistan’ı terk eder ve Avrupa’ya yerleşir. 75 yaşındaki Qadir, geleneksel Kürt müziğine katkı vermeye devam ediyor!

A+A-

 

Erivan Radyosu’ndan tüm Kürtlerin evine misafir olan sanatçı Aslîka Qadir, Ermenistan’ın Elegez köyünde doğar. Kürtlerin bilinen ve sevilen sanatçılarından olan Qadir, Sovyetlerin yıkılmasının ardından güçlenen ırkçı eğilim dolayısıyla Ermenistan’ı terk eder ve Avrupa’ya yerleşir. 75 yaşındaki Qadir, geleneksel Kürt müziğine katkı vermeye devam ediyor!

Abdulselam Akıncı

1 Mart 1945 senesinin ilkbaharında Ermenistan’da başkent Erivan’ın 60 km. kuzey batısında bulunan şimdiki adı Aragasotın olan Axbaran kasabasına bağlı adını Elegez dağından alan Elegez köyünde Êzîdî bir Kürt ailede heyecanlı bir gün yaşanır. Gevez adlı kadın altıncı çocuğunu doğurmak üzeredir. Bu heyecan doğacak çocuğun erkek olma ihtimalinin heyecanıdır. Gevez’in kocası Qadir tüm köyün ebeliğini yapan komşuları Sekne adındaki Êzîdî nineyi doğumu gerçekleştirmesi için çağırmak üzere koşarak evden çıkar, ancak eve gelinceye kadar doğum gerçekleşmiş ve bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir. Yeni doğan bebeğin kız olması başta anneyi olmak üzere hiç kimseyi memnun etmemiştir. O güne kadar altı çocuk doğurmuştur ve bunların dördü kızdır.

Herkesin yekten duyduğu memnuniyetsizlik bunaydı. Bu durum, erkeğin bariyerler çekerek belirlediği sınırlarda yaşamak zorunda kalan, korkutulmuş, sindirilmiş, çaresiz bırakılmış ve o şekilde inandırılmış bir kadın için ağır ve utanç dolu bir yüktü. Bir kadının dünyaya kendi cinsinden bir çocuk getirmesinin ayıplı, günah ve kabahat olduğuna inanıyor olmasının yüküydü bu. Ve elbette sadece erkeğin şekil vermeye muktedir olduğu bir sosyolojide yaşıyor olduğunun farkındalığına kusursuz bir teslimiyetti aynı zamanda. Kadının, efendisi olan erkeğe ondan daha fazla onunla aynı fikirde olduğuna kendisini inandırma gayretiydi. Bu sebepten ötürü ilk reaksiyon gösterenin anne olması şaşılası bir şey değildi. Ürpertiyi bile ürperten bu korkunç sosyolojik gerçeklik karşısında ilk önce annenin doğan çocuğun kız olmasından hoşnut olmadığını gösteren reaksiyonu işte bu yüzdendi. Fakat bu yükten kurtulmanın bir yolu vardı elbet.

BEBEĞİN GÖBEK BAĞI… 

Bu yüzden anne, kocası Qadir’e çocuğun göbeğini kesmemeyi teklif eder, böylece çocuk ölecek ve bu utanç anı da bir süre sonra nasıl olsa unutulup gidecekti. Neden sonra kocası Qadir bunu içine sindiremez ve bebeğin göbek bağını kesmeye karar verirler. Böylece adını ve sesini ilk kez 1964 senesinde Erivan Radyosu’ndan “Welatê Me Kurdîstan e” şarkısıyla milyonlarca Kürt’ün duyacağı Dengbêj Aslîka Qadir dünyaya gelir. Yıllar sonra annesiyle babasının kavga ettiği bir gün Aslîk babasına karşı annesinden yana taraf tutunca babası ona sinirlenecek “sen annenden yana taraf tutuyorsun ama ben olmasaydım annen seni öldürmüştü ve sen şu an yoktun bile” diyecek ve günahına ortak olarak yine anneyi seçecekti. Ve böylece Aslîk annesinin o günü anlatmaya mecbur kalmasıyla kendisi de gerçeği ilk defa o gün öğrenmiş olacaktı. Henüz birkaç saatlik olan bebeğe isim bulmayı düşünürlerken de, evlenmiş çoluk çocuk sahibi olan komşuları Egîtê Şamil çok sevdiği halde evlenemediği ve içinde bir yara olarak kalan gençlik aşkının adının bu yeni çocuğa verilmesini rica eder. Babası komşularını kıramaz ve adını Aslîk koyarlar.

Ailesi Êzîdî Sipkan (Sîpkî) aşiretine mensup. Sipkan aşireti; Irak Musul bölgesinde yerleşik olan Êzîdî bir Kürt aşiretiyken 1800’lü yıllarda göç ettirilip bugünkü Serhat bölgesinin farklı şehirlerinde Rusya’ya ve İran’a karşı güçlü bir sınır hattında güçlü aşiretler yerleştirme maksadıyla zorunlu iskâna tabii tutulurlar.

Dini sebeplerden ötürü tarih boyunca askerlik yapmayı reddeden Êzîdîler daha 1500’lerden itibaren Osmanlı’yla karşı karşıya gelmişlerdi ve tarihsel süreç içerisinde süren bu mücadele, 19. yüzyılın ortalarında Osmanlı bu büyük Kürt aşiretini Musul’dan Serhat Dağları’na yerleştirinceye kadar devam eder.

Nihayetinde bu zorunlu göçün sonucunda bir de Müslüman olma zorunluluğuyla karşı karşıya kalırlar. Bu süre zarfında İslamı tercih edip kalanların dışında, dinlerinden vazgeçmeyen Êzîdî Sipkanlılar hem Müslümanlığı tercih eden diğer akrabaları tarafından uğradıkları baskılar sonucu hem de Osmanlı-Rus savaşlarından kaynaklı sebepler neticesinde büyük kıyımlar ve trajediler yaşayarak göç edip Kafkas yollarına düşerler. Özellikle Ermenistan’da Elegez Dağı’nın yamaçlarına serpişen onlarca Êzîdî Kürt köyü bu yılların eseri. “Mîrek, Rya Teze, Elegez, Camûşvan, Orteçîya, Dêrik, Avşên, Sîpan, Şênkanî, Senger, Sadûns, Avtune, Otêvan, Beroj, Qijla Mara, Hekko, Gelto, Qibixtepe, Sorîk, Tillik” Elegez Dağı’nın etrafına kurulu Kürt köylerinden birkaçı sadece. Ermenistan’ın bu sürgün etno-dinsel topluluğunun bir parçası olan Erivan Radyosu’nun dengbêji Aslîka Qadir’in ailesi, kendileri bunu tam olarak bilmese de, Sipkan aşiretine mensup olmaları dolayısıyla onların da yüksek ihtimalle Kars ya da Ağrı dolaylarından Kafkaslara göç etmek zorunda kaldıklarını ve oraya yerleştiklerini kolaylıkla söyleyebiliriz. İşte bu zorlu yollardan sürgün ola ola dünyaya gelen bu kız çocuğu, savaşın ortasına doğmuş yeni sürgünlüklerin kıyısında olduğundan bihaber kardeşlerine gülümsemeye başlamıştı bile. Aslîka Qadir’in kardeşleri sırasıyla; Nîgar (kız)- Rexbet (kız) –Eslan (erkek) 1 yaşındayken ölür.) Kazbêk (erkek) –Jênîk (kız) –Aslîk (kendisi) ve Wekîl (erkek)- Emirxan (erkek) olmak üzere sekiz kardeşler. Annesinin adı Gevez’dir. Gevez a Celîl derler ona. Babasının adı Qadir’dir. Qadirê Emer diye bilinir. Aslîk’in doğduğu yıl, 1 Ekim 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle başlayan II. Dünya Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyordu. Açlık ve kıtlığın baş gösterdiği böylesi bir zamanda yaşam koşulları sertleşmiş, kimsenin neyin ne olacağını kestiremeden yaşama tutunduğu yıllardı aynı zamanda. Babası nüfus müdürlüğünde memur olarak çalışıyor annesi ve diğer kardeşleri ise çiftçilik yaparak ailenin geçimi sağlamaya çalışıyorlardı. Nihayet Ağustos 1945’te savaş bitince şartlar eskisi gibi olmasa da normalleşmeye doğru evrilir. Aslîk, çocukluğunu köyde geçirir. Okul yaşına geldiğinde ise köylerindeki on yıllık süreli eğitim veren okula kayıt yaptırır ve okul bitinceye kadar burada yaşarlar ailecek.

SOĞUK SAVAŞ YILLARI VE ERİVAN RADYOSU

Aslîk on yıl süreli eğitimini bitirdikten sonra aynı yıl girdiği üniversite sınavında başarılı olarak Erivan Devlet Üniversitesi Doğu Bilimleri Fakültesi Fars ve Ermeni Dili bölümüne yerleşir. Aynı yıl ailesi de Elegez’den taşınıp başkent Erivan’a yerleşir.

Savaş sonrası yeni kurulan dünya düzeninde Sovyet Rusya’sında önemli bir denge unsuru olarak görülen Kürtler 1947’den başlayıp Sovyet Rusya’sının dağılmasına kadar devam eden Soğuk Savaş yıllarında bir dizi zorunlu lütufa erişeceklerdi. ABD önderliğindeki Batı Bloku ülkeleri ve Sovyet Rusya etkisindeki Doğu Bloku ülkelerinin giriştiği amansız yarışın etkisiyle Ortadoğu’da bu iki kutbun finanse ettiği birçok Kürtçe yayın yapan radyo istasyonu kurulmuştu. Kuşkusuz bu radyoların en etkilisi 1955’te kurulan Erivan Radyosu olacaktı. Ortadoğu’da önemli bir nüfuz alanını kontrol eden Kürtler bu iki süper gücün kurduğu denklemlerin bir yerlerinde hep olmak zorundaydılar. Radyolar sayesinde Sovyet Rusya’sı da bir yandan içindeki Kürtleri sosyalizme ve Sovyet kültürüne entegre etmeyi planlarken, bir yandan da Kürt nüfusun en çok olduğu Türkiye-İran-Irak ve Suriye gibi ülkelere sosyalist propagandayı yapacaktı. Bu sayede bu ülkelerde bir sosyalist devrimin gerçekleşmesini umut ediyordu. Bu mümkün olsa, sınırları ve etki alanı Akdeniz’in sıcak kıyılarına ve Ortadoğu çöllerine kadar ulaşan bir Sovyet Sosyalist Rusya’sı mümkün olmuş olacaktı. Erivan Radyosu bu yüzden önemliydi.

Erivan Radyosu’nun kuruşundan 6 yıl sonra Eylül 1961’de Mele Mustafa Barzani önderliğinde Irak’ta Baas rejimine karşı başlayan Kürt hareketinin ateşi Kürtleri heyecanlandırmışken Sovyet Rusya’sındaki Kürtler de bu radyonun haber bültenlerinden gelişmeleri an be an takip ederek bir devlete sahip olmanın hayallerini kuruyorlardı. Bu yıllarda artık 19 yaşında genç bir üniversite öğrencisi olan Aslîka Qadir de okul çıkışı fakültesine çok yakın olan radyoya giderek hiç tanımadığı radyo çalışanlarından ve radyo sanatçılarından Güney Kürdistan’daki gelişmeleri öğrenmeye çalışır. Ertesi gün ise üniversitede bu gelişmeleri sınıf arkadaşı olan Ermeni Levon Ter-Petrosyan’la tartışır ve çoğu zaman bu sohbetler sözlü tartışmalara ve küskünlüklere kadar varır. Aslîka Qadir’in tartıştığı bu sınıf arkadaşı 91’de Sovyetlerin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’da ilk cumhurbaşkanı olan Levon Ter-Petrosyan’dan başkası değildi. Aslîka Qadir bu yıllarda radyoya gide gele Sovyet Rusya’sında önemli Kürt aydınları, şairleri ve dengbêjleriyle tanışır. Bunlardan bazıları şunlardır: Kadın dengbêjler; Belga Qado – Sûsika Simo – Kubara Xudo – Naza Kokil – Zadîna Şekir- Gulîzera Çawîş – Fatma Îsa – Sîsa Mecid – Sîma Semend Êzniva Reşîd (Erivan Radyosu’nun ilk kadın spikeri). – Keremê Seyad (radyoda spiker) – Casimê Celil (Erivan Radyosu’nun 1955-1957 Genel Müdürü) – Cemîla Celîl (radyoda müzik bölümü başkanı) – Xelîlê Çaçan (Erivan Radyosu’nun 1957-1981 Genel Müdürü)- Wezîrê Eşo (tarihçi-çevirmen)- Aram Tîgran (Ermeni dengbêj) -Xelîlê Evdile (kavalcı) -Egîdê Cimo (kavalcı) – Tîtalê Efo (müzik bölümü başkanı) – Mîkayêlê Reşîd (şair-çevirmen), Fêrîkê Ûsiv (şair-çevirmen), Memê Eylaz (çevirmen)’dır. Hatta radyoya gidip geldiği günlerde Fêrîkê Ûsiv ve Mîkayêlê Reşîd gibi Sovyetlerin önemli Kürt şairleri yeni şiirlerini ona okuyarak fikirlerini öğrenmeye çalışırlar. Bu radyo ziyaretleri esnasında kısa sürede herkesçe sevilen biri olur Aslîka Qadir.

RADYO YILLARI… 

Bu arada aynı üniversitede felsefe bölümünde okuyan Canîkê Têmûr adında Êzîdî bir gençle tanışıp ona âşık olur. Tanıştığı ve çok sevdiği bu kişi aynı zamanda evleneceği adamdır da. Fakat büyük bir problem vardı ki bir türlü aşamıyorlardı. Sevdiği adam onun radyoya gitmesini istemiyordu. Bu kıskançlıkların sürdüğü zamanların çoğunda Aslîk ne yapıp edip radyoya uğrar ve dengbêjlerin seslerine canlı canlı kulak vermeye devam eder. Henüz küçük bir çocukken sesi çok güzel olan babası Qadir ona ilk kilamları ve stranları öğretmiştir zaten. Babasıyla birlikte günlerce süren düğünlere katılıp sesinin güzelliğini herkese göstermişti. Stalin döneminde Sibirya’ya sürgüne gönderilen amcası için babası kilamlar okuyor, ağıtlar yakıyordu. Bu durum babası vefat edinceye kadar devam eder. Çoğu zaman babası uykudayken bile kardeşine yaktığı ağıtları okuyor ve tüm ev halkı uyanmasına rağmen bu dramatik ve kontrolsüz seremoni devam ediyordu. İşte böyle bir ortamda yıllarca babasının sesini dinleyerek büyümüş olmak Aslîk’te de Kürt müziğine ve dengbêjliğe karşı büyük bir ilgi oluşturmuştu. Sesi de oldukça güzeldi ve bu sesini değerlendirmesi için Erivan Radyosu’nun imkânları sonuna kadar açıktı. Aslîka Qadir üniversiteden arkadaşı ve çok sevdiği Canîk Têmûr’la 22 yaşında evlenir. Bu severek yaptığı bir evliliktir. Bu evlilikten Armanc (erkek) ve Stêrk (kız) isminde iki çocukları olur. Eşi de onu çok seviyordur ama radyoya gitmesi yüzünden günlerce süren tartışmalar ve fiziksel şiddete varan kavgalar huzursuz eder onu. Fiziksel şiddet ve hayatındaki baskı boşanma kararı almasına neden olur. Defalarca boşanmak istemesine rağmen, hatta iki kere resmi olarak mahkemeye başvurmasına rağmen her seferinde eşi yalvarıp onu vazgeçirir. Bir kadının gidip radyoda erkeklerin olduğu bir ortamda kilam söylemesi kabul edilebilir bir şey değildi eşi için!

1964 senesinde o dönem Erivan Radyosu Müzik Bölümü Şefi olan Tîtalê Efo’nun önerisi ve bilûrvan (kavalcı) Egîdê Cimo vasıtasıyla ‘’Welatê Me Kurdîstan e’’stranını okumak üzere radyoya davet edilir. Eşinin karşı çıkmalarına rağmen uzun süredir beklediği fırsat ayağına gelmiştir, ne pahasına olursa olsun gidip sesini kaydettirecektir. Bu gizli bir kayıttır da aynı zamanda. Çünkü radyo Moskova’dan sürekli denetleniyordu ve Kürtler de Sovyetlerde yaşıyorlardı, dolayısıyla sahip oldukları Welat (Vatan) Sovyetlerden başka bir yer olamazdı. Riski göze alıp ‘’Welatê Me Kurdîstan e’’ stranını kaydedip ilk defa Erivan Radyosu’nun frekanslarından dünyaya ve milyonlarca Kürt’e ulaştırdığında mutluluktan uçuyordu. Sonuç olarak eşinin bütün karşı çıkmalarına rağmen verdiği inanılmaz mücadeleyle radyoya 15 eseri kendi sesiyle kaydetmeyi başarmıştı. Fakat kayınbiraderi her seferinde eşini ona karşı kışkırtıyor, Aslîk’in radyoya gitmesini aileleri ve itibarları için utanç sebebi olduğunu yüzüne karşı söylemekten de geri durmuyordu. Bu aile baskısı eşinin kalp hastalığına yakalanması ve artık evli ve iki çocuk annesi olması sonunda ona da pes ettirmişti. Ya eşi ve çocukları ya da dengbêjlik diyecekti… Fakat mecbur kalıp kaderine rıza göstererek radyoya gitmekten vazgeçer artık. Ve yıllar sonra bu durumu ‘’Dengê min û Radyoya Rewanê hem bûne bextewarîya min hem jî bûne bextreşîya min (Sesim ve Erivan Radyosu hem mutluluğum hem de bedbahtlığım oldu) diyecek ve kadının çaresizliğine erkek egemenliğine içten içe lanet edecekti. Bu arada eşinin durumu iyice kötüleşmiş hastalığı tedavi edilemez olmuştur ve eşi Canîkê Têmûr 5 Mayıs 1982 yılında 36 yaşındayken Aslîk’i ve iki çocuğu bir başına bırakarak vefat eder. Artık tek başına henüz 36 yaşında dul bir kadındır. Bu sırada Sovyet lider Leonid Brejnev’in emriyle 1979’da Kızıl Ordu’nun Afganistan’da başlattığı işgal ve savaş bütün şiddetiyle devam ediyordu. Çocukları için bir daha evlenmeyi hiç düşünmeyen Aslîka Qadir Farsça ve Ermenice dil uzmanı olduğu için 1985 yılında devlet tarafından tercüman olarak Afganistan’a cepheye gönderilir. Bu arada çocukları da devlet güvencesinde ve bakımında kalır. Qadir, 1987’ye kadar Afganistan’da kalır. Döndükten sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nda metodist uzman olarak görevlendirilir.

1991 yılında Sovyet Rusya’sının dağılması sonucu Ermenistan’ın bağımsızlığını ilan etmesi Ermenistan’da yaşayan Kürtler için zor dönemlerin başlangıcı olur. Bu yıllarda resmi bir politika olmasa da Ermeni devletinin bir politikası olarak kendini Êzîdî Kürtler olarak tanımlayanlarla, Êzîdîliği ayrı millet olarak tanımlayıp kendini Kürt kabul etmeyenler arasında bir ayrışma yaşanır. Devlet de bu ayrışmada Kürt değiliz Êzîdîyiz diyenlerden taraftır. Hatta bu ayrışmayı bizzat başlatan taraftır. Böylece Êzîdî Kürt’üyüm diyen Kürtlere karşı da bir sürek avı başlatılmış olur. Bu tartışmaların sürdüğü günlerde önce şair, yazar, aydın, çocuk doktoru Prof. Dr. Seîdê îbo Erivan’da, ardından Erivan Komünist Parti Merkez Teşkilatı üyesi Mamo Dewrêşyan kimliği belirsiz kişilerce öldürülür. Bu, Êzîdî Kürtlere ülkeyi terk edip gitmeleri için ölümden bir mesajdı. Kürtler arasında infiale neden olan bu faili meçhul cinayetler sonucu, aralarında Aslîka Qadir’in de olduğu Ermenistan’daki Kürt sanatçı, aydın, şair, yazarlar bir heyet oluşturup durumu Aslîka Qadir’in üniversiteden sınıf arkadaşı olan Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’la görüşmeye giderler. Heyetin sözcüsü Şekiroyê Xudo’dur. Heyette bulunan isimler ise şunlardır: Emerîkê Serdar, Temûrê Xelîlê Çaçan, Sêva Bayloz, Îşxanê Eslan, Ehmedê Gogê, Aslîka Qadir, Çerkezê Reş, Zurbe Îboyan, Tosinê Reşîd, Eskerê Boyîk. Heyetin görüşme esnasında Ermenistan Cumhurbaşkanı’ndan işitecekleri cevap ise manidardır. Özetle Ermeni Cumhurbaşkanı; yaşanan gelişmelerde kendisinin bir suçu olmadığını, problemin Kürtlerin kendi aralarındaki çekemezliklerden ve oturmamış milli duygularından kaynaklandığını söyleyecek ve heyeti bu şekilde uğurlayacaktır. Tüm bu gelişmeler ışığında artık Ermenistan’da duramayacağını anlayan Aslîka Qadir 1995 yılında iki çocuğuyla birlikte önce Polonya’ya oradan da Almanya’ya kaçak yollarla geçip Alman devletine iltica eder. Kürtçe, Ermenice, Rusça, Farsça, Almanca ve Afgan yerel dili olan Dari olmak üzere altı dil bilen Erivan Radyosu’nun dengbêji Aslîka Qadir şu an 75 yaşında ve hâlâ Almanya’da tercümanlık yapan oğlu Armanc’la birlikte yaşıyor ve kaldığı yerden Kürtçe müzik çalışmalarına devam ediyor…

Gazete Duvar

 

Bu haber toplam 7624 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.