Abit Gürses

Abit Gürses

Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan’ın sultanlık sevdası ve Kurdler...

A+A-

Erdoğan’ın sultanlık sevdasını gerçekleştirmek için umut bağladığı seçimlere bir kaç gün kaldı.

Bizim Kurdi hayallerimiz gerçekleşebilir umuduyla yaklaştığımız seçimlerde, Kurd partileri istenen ve beklenen bir alternatifi maalesef yaratamadılar. Hayallerimiz başka bir bahara kaldı.

Türkiye siyasi sistemi içinde faaliyet yürüten gövdeleri ve oy tabanları Kurdlerden, siyasi akılları Türkiyelilikten oluşan HDP ve Hudapar ile Kurd partileri arasında istenen, beklenen, umulan bir seçim işbirliği gerçekleştirilemedi. Bu konuda PKK ve dolayısıyla HDP’nin kendi dışındaki Kurd örgütlerine yaklaşımındaki tutarsızlık önemli bir rol oynadı.

Fazla derin tahlillere girmeden söylenebilecek tek söz, böylesi bir ittifaktan kendilerine göre zarar görebilecek aktörlerin bu işi akamete uğrattığıdır. Bu sonucu gerçekten merak edenler, Erdoğan’ın sosyal medyaya yansıyan AKP Mahalle Başkanları Toplantısında HDP’nin baraj altında bırakılması konusunda parti teşkilatına verdiği direktifleri bir daha dinlemelidir. Demek ki 7 Haziran seçimleri sonrası HDP’yi baraj altında bırakmak amacıyla PKK’nin çatışmalı bir ortama çekilmesi, Hendek Faciası ve HDP’ye yönelik polisiye operasyonlar, yargılamalar, yargısız infazlar yetmemiş olacak şimdi de HDP seçmenlerine bire bir markaj uygulanacak!..

Kurdistani Seçim İttifakı HDP ile seçim işbirliğine yöneldiği için çok farklı cennahlardan gelen ve 5’lide yer alan kadroları oldukça şaşırtan eleştiriler ve karalamalar karşısında az çok yalpaladığını da not etmek gerek.

Beş parti ve örgütün oluşturduğu Kurdistani Seçim İttifakı’nın HDP ve Hudapar ile yaptığı görüşmelerin bu seçimler için başarıyla sonuçlanmaması atılan adımın doğruluğunu değiştirmiyor. Türkiye koşullarında Kurd halkının varlığı ve hakları mücadelesinde yer alan siyasi yapılanmalar bu gün olmazsa, yarın, yarın olmazsa öbür gün, mutlaka birlikte hareket etmenin yol ve yöntemlerini bulmak zorundadırlar. Her ne kadar Kurd partileri arasında geniş bir seçim işbirliği oluşmadıysa da, Kurdistani Seçim İttifakı’nın varlığını koruyarak, ileride daha da genişleyerek kalıcı hale gelebilmesi önemli bir kazanım olacaktır. Kurdler bir taraf, bir blok olarak birlikte hareket etmeyi başarıncaya kadar bu çabaların devam etmesi gerekir.

HDP’nin son kongresinde oluşturduğu yönetim kadrosu ve aday profillerine bakıldığında, bu partinin barajın altında kalması için adeta özel bir çaba harcanıyor gibi. Bu durum siyasi yetmezlikten mi, başka nedenlerden mi kaynaklanıyor bilemiyoruz ama akla başka soruları getirmiyor da değil! Her ne kadar siyasal ve toplumsal olaylara komplocu mantıkla yaklaşmak doğru bir yöntem olmasa da, acaba HDP’nin baraj altında kalmasını hesaplayan, programlayan bazı odaklar mı var? Öyle değilse, daha nitelikli yurtsever demokrat profilleri neden parti yönetimi ve aday listelerinde göremiyoruz? HDP Sezai Temelli ve Pervin Buldan gibi vasat unsurlara teslim edilecek kadar mı kadro fukarasıdır? Sanmıyorum. Belki abartmış olabilirim ama HDP çevresinde çok daha yetkin ve liyakat sahibi kadroların olduğu biliniyor. Sonuçta HDP, bünyesindeki bazı Türk sol grupları ve bir iki Kurd grubuyla iğreti bir Türkiyelilik propagandası ile seçimlere giriyor. Hem de ‘’Hendek Faciası’’nın HDP tabanında yaratmış olduğu travmalardan dolayı kendi seçmeninden nasıl bir reaksiyon göreceği kaygısıyla! Kısacası bir çok nedenden dolayı bu seçimlerde yüzde 10 çantada keklik değil!..

Hudapar AKP’nin yedeğinde, islami jargon üzerinden Türkiyelilik siyaseti sürdürmeye devam ediyor. CB seçimlerinde Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladı.

Kendi gücünü ve pozisyonunu abartan HAKPAR ancak bir kaç şehirde bağımsız adaylar çıkarabildi.

Kurdistani Seçim İttifakını oluşturan Azadi Hareketi, PSK, T-KDP, PAK, KDP bağımsız adaylar bile çıkaramadı. Bu partiler T-KDP hariç, CB seçimlerinde Selahaddin Demirtaş’ı destekleyeceklerini açıkladılar. Parlamento seçimlerinde her ne kadar tabanlarını serbest bırakmış olsalar da yayınladıkları açıklama daha ziyade HDP’yi işaret ediyor.

Kurd cephesindeki mevcut örgütlerin geçmiş seçimlerde aldıkları oylara bakıldığında, bu seçimlerde sonuçlara etki edebilecek gücün HDP olduğu görülüyor. IsrarlaTürkiyelilik siyaseti sürdüren HDP, Türk partileri tarafından oluşturulmuş bulunan Cumhur ittifakı ile Millet İttifakı dışında bırakıldı. HDP kendini paralasa da Türk partilerince vebalı muamelesi görüyor. ‘’Türkiyeliliği’’ kabul görmüyor...

Erdoğan oluşturduğu Cumhur İttifakı ile görünürde anti-PKK, özünde ise anti-Kurd bir siyaset izleyerek sonuç almak istiyor. Efrin işgaline çok umut bağlamışken, o propaganda Kurd kitleleri nezdinde geri tepince (Diyarbekir Newrozuna katılım ve atılan sloganlar) o konuyu özellikle dillendirmekten ve borazan basında yer vermekten imtina ederek; Son günlerde ‘’Qendil Seferi’’ ve en basit hukuk kurallarını ayaklar altına alarak ‘’58 kişinin katili’’ diye Selahattin Demirtaş’a saldırıp‘’, önüme gelse idamını imzalarım’’ diyerek anti-Kurd çevrelerden oy devşirmeye çabalıyor. Bu propaganda ne kadar oya yansır, kestirmek mümkün değil. Türk toplumunun ciddi bir kesimi ve Kurdlerin ağırlıklı bir bölümü özellikle darbe girişimi sonrası uygulamalar, belediyelere kayyum atanması, Selahaddin Demirtaş ve bir çok milletvekilinin tutuklanması, Efrin işgali ve Güney Kurdistan’a yönelik aşağılamaları ve tehditlerinden dolayı Tayyip Erdoğan’a ve AKP’ye çok kızgın ve mesafeli. Geçmiş dönemlerde Kurd toplumu içinde az çok saygınlığı olan profilleri aday gösteren AKP bu seçimlerde M. Metiner, O. Miroğlu, M. Kızılkaya gibi Kurd çevrelerde işbirlikçi olarak görülen isimleri bile aday göstermedi. Sadece AKP’nin Ankara adaylarına bakıldığında (Her üç bölgede de liste başı eski MHP’lilerdir) AKP’nin 2002, 2007, 2011’lerdeki aday profillerinden ne kadar uzaklaştığı ve MHP’ye ne kadar yakınlaştığı veya benzeştiği görülebilir. AKP ve Erdoğan’daki bu dönüşümün HDP’nin leyhine AKP’nin aleyhine seçim sonuçlarına yansıması kaçınılmazdır.

CHP çok düşük profilli bir seçim kampanyası sürdürüyor. Nerdeyse bu partinin CB adayı M. İnce’nin seçim mitingleri CHP genel kampanyasının önünde gidiyor. M. Ince Kurd meselesinde bilindik beylik klişeleri sık sık tekrarlamaya devam ediyor.

Bu ittifak içinde yer alan Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu Kurd meselesinde AKP ve CHP’ye göre daha ileri laflar ediyor.

MHP’den farkı anlaşılmayan İYİ partinin nasıl bir sonuç alacağı pek bilinmiyor. Ama liderleri Kurd kökenli olduğunu açıklayarak Kurdlerden oy devşirmeye çalışıyor. Aynı şekilde Başbakan Yıldırım, ‘’geçmişim Kurdtür’’ diyor! Artık geleceğini nasıl silmişse, hazretin sadece geçmişi Kurd imiş! O da Kurd oylarına sulanıyor. Öte yandan Erdoğan ‘’hilal, haç savaşı’’ gibi gönlünde yatan din düşmanlıklarını anımsatarak, Kurd seçmenden oy istiyor!

Bütün parti liderlerinin sözleri ve açıklamaları gösteriyor ki bu seçimler Kurd meselesi etrafında, daha doğrusu Kurd oyları etrafında dönüyor. Ve sonuçları belirleyecek olan Kurd oylarıdır.

Bu sıraladığımız sebeplerden dolayı 24 Haziran seçimlerinin kilit partisi HDP’dir.

HDP’nin alacağı sonuç, takınacağı siyasi tavır ve anlayış kısa vadede Türkiye siyasi hayatını etkileyecektir.

Bu seçimlerden sonra, Türkiye parlamenter rejimden, başkanlık rejimine geçmiş olacak. Esasında seçimlerin en önemli gündem maddesi bu konu ve dibe vurmuş olan Türkiye ekonomisi ve yerlerde sürünen hukuk sistemi ile iktidarın anti-demokratik uyugulamaları olması gerekirken, her nedense bütün tartışmalar ve vaadler Kurd meselesi etrafında dönmekte. Seçim propagandalarının Türkiye’nin gerçekten en önemli sorunu olan Kurd meselesi etrafında dönmesinin nedeni siyasal aktörlerin bu sorunun ağırlığına denk düşen bir önem vermelerinden veya sorunu çözme amacı veya gayretinden kaynaklanmıyor. Tam aksine bu konuda edilen laflar daha çok seçimlerin kaderini belirleyecek olan Kurd oylarının rengini değiştirme amacını taşıyor. Onun için herkes babasının, dedesinin Kurd olduğunu hatırlayıp, Kurdlere hatırlatmaya çalışıyor. Onun için Selahaddin Eyyubi’yi çağrıştıran laflar ediliyor. Onun için ‘’Kurd sorununu çözüm programları’’ havada uçuşuyor!...

Acaba barajı aşarak, AKP’nin tek başına iktidar tekeline son verebilecek olan HDP yine ‘’seni başkan yaptırmayacağız’’ gibi bir slogana takılıp anti-Erdoğan’cılık mı yapacak, yoksa Cumhur ve Millet İttifaklarına eften püften nedenlerle payanda olmadan, ısrarla ve inatla savundukları Türkiyelilik temelinde de olsa başta kurdçe anadilde eğitim olmak üzere, Kurd halkının varlığı ve hakları, demokratikleşme ve insan hakları konusunda önemli bir aktör olduğunun ayrımına vararak, yeni ve isabetli bir siyaset mi izleyecek? Kısacası pozisyonuna denk düşen bir rol oynayabilecek mi?

Bu seçimlerden sonra sultanlık yetkilerine kavuşacağı için umutlanan ve çok derinlerden gelebilecek bir karşı dalga hariç CB seçilmesine hemen hemen kesin gözüyle bakılan Erdoğan, son yıllarda tutturmuş olduğu anti-Kurd ve anti-demokrat çizgisini sürdürüp tek adam rejiminde ısrar ederek sultanlık hülyalarını mı gerçekleştirecek?

Hangi açıdan bakarsak bakalım, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bu seçim sonuçları geçmiş seçimlerden farklı olarak Türkiye toplumu ile başta Kuzey Kurdistan olmak üzere Suriye ve Irak Kurdistanının yakın geleceğini çok etkileyecek...

 

Bu yazı toplam 1310 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.