Dersim’de kullanılan zehirli Gazlar Nazi Almanyası’ndan satın alındı (I) – Hüsnü Gürbey & Mahsuni Gül

Dersim’de kullanılan zehirli Gazlar Nazi Almanyası’ndan satın alındı (I) – Hüsnü Gürbey & Mahsuni Gül

Dersim’de kullanılan zehirli Gazlar Nazi Almanyası’ndan satın alındı (I) – Hüsnü Gürbey & Mahsuni Gül

A+A-

Bu makale ve belgeler geçen yıl Dersim Gazetesi’nin Mayıs-Haziran 2019 tarihli 83. sayısında “Zehirli Gaz Belgelerini Açıklıyoruz: Gazlar Almanya’dan, Uçaklar Amerika’dan” başlığıyla çıktı ve hemen sonra birçok yayın organı tarafından iktibas edildi; tarihçiler, araştırmacılar, gazeteciler ve siyasetçiler arasında tartışmalara da yol açtı. Yazının ilk hali ve belgelerin birer kopyası halen Hüsnü Gürbey’in kendi blog sitesinde erişime açıktır (http://husnugurbey.blogspot.com/2019/05/dersimde-kullanilan-zehirli-gazlar-nazi.html). Dersim soykırımının yıldönümü dolayısıyla bunları (uzunluğundan ötürü iki bölüm halinde) yeniden yayımlamakta yarar görüyoruz

Dersim’de Nazi Gazı

[Dersim’de zehirli gaz kullanıldığını ilk Nuri Dersimi yazmıştı.1 Daha sonra,] uzun yıllar bürokraside görev alan, Türk Dışişleri Bakanlığı, Senato üyeliği [yapan] ve 12 Eylül 1980 darbesinden önce Cumhurbaşkanlığını vekâleten yürüten İhsan Sabri Çağlayangil’den öğrendik. Anılarında, Seyit Rıza ve arkadaşlarının hukuk dışı yollarla nasıl yargılandıklarını, Seyit Rıza’nın son anlarını ve son sözlerini anlatan Çağlayangil, tarihe not düşer.2 Çağlayangil, şimdiki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Dersim dergisi için verdiği röportajında şunları anlatır: “Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içerisinden bunları fare gibi zehirledi. Ve yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir harekât oldu. Dersim davası da bitti. Hükümet otoritesi de köye ve Dersim’e girdi.”

19. 11. 2014 yılında Seyit Rıza’nın idam edilişinin 77’nci ölüm yıldönümünü anarken, Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) tarafından Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapılan anma töreninde, Dersim katliamıyla ilgili önemli bir belge açıklandı. Kalan Müzik’in de sahibi olan Hasan Saltık’ın arşivinden alınan bu belge, 19.02.1942 tarihli olup, Başbakan İbrahim Refik Saydam tarafından dönemin Genelkurmay Başbakanı Mareşal Fevzi Çakmak’a yazılan telgraftır. Telgrafta Saydam, “Kendi halkına kullanılan bu gazların toplu sivil ölümlere yol açtığı görülmektedir. Düşmana karşı bile kullanılmasına karşıyım” diyor ve utanç duyduğunu vurguluyor. 


Telgrafın tamamında şunlar yazılı: 

‘’Çok sayın komutanım Fevzi Çakmak, Tedip ve Tenkil harekâtının neticeleri ve sonuçları hakkında rapor hazırladığımızı bir üst yazı ile size iletmiş idim. Alpdoğan Paşa’ya kızmanıza gerek yok, bir hekim olarak, yakıcı ve boğucu gazların düşman askerlerine bile uygulanmasına karşı olduğumu belirtmeliyim. Tunceli’de kullanılan bu gazların bir daha kullanılmaması için yasa teklifi hazırlamaktayız. Ön hazırlıklar raporunda ifade edildiği üzere kendi halkımıza kullanılan bu gazların toplu sivil ölümlere yol açtığı görülmektedir. Bir hekim olarak da, bir insan olarak da, bundan utanç duyduğumu belirtmeliyim. Bir daha tekerrür etmemesi için gerekli yasal çalışmaları başlattığımı belirtmek isterim.” (T24, 19.11.2014)

Harekâtın neye mal olursa olsun bir an evvel bitirilmesinden yana olan dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, “Saldırıyı gerçekleştiren Kalan Aşireti ve diğer aşiretlere bunun bedelinin çok ağır şekilde ödetileceğinden hiç kuşku duymadığımı belirtmek isterim” diyecektir.

Anlaşılıyor ki Ankara Hükümeti, “çıban başı” olarak gördüğü Dersim sorununu kökünden halletmek için, zehirli gaz dâhil her türlü öldürücü ve boğucu silahı kullanmaktan çekinmeyecekti. Fakat bugüne kadar Dersim’de ne tür boğucu gaz veya gazlar kullanıldığına ve bu gazların hangi ülkeden temin edildiğine dair elimizde bir belge yoktu. 

[Yazar Nesimi Aday ‘’Karga Bülbül Olmaz’’ (Dersim Gazetesi: 2015) ve ‘’Dünya Kan Akan Munzur’un Sesini Duymadı (Pirha: 2018) başlıklı makalelerinde, Dersim katliamında kullanılan zehirli gazların İngiltere’den mi, Almanya’dan mı alındığına dikkat çekip ‘’Türkiye Dersim soykırımında kullandığı gazları Almanya’dan almış olabilir mi? Naziler bu zehirli gazları Türkiye aracılığıyla mı test ettiler?’’ diye sormuştu.]

Yaptığımız arşiv çalışmasında bu gaza ve ülkeye nihayet ulaşabildik. 

İlk belge Dördüncü Umumi Müfettişliğe ait. Müfettişlik, Tayyare Alay Kumandanından yangın, Milli Müdafaa Vekâleti’nden de yakıcı ve boğucu gaz bombaları istiyor. 

Dördüncü Umumi Müfettiş General Alpdoğan, resmi yazışmaların dışına çıkacak şekilde oldukça samimi ve duygusal bir telgrafı Başvekâlete (Başbakanlığa) çekiyor ve şunları yazıyor:

“C: 27/3/937 gün ve 263 sayılı yüksek buyruklarına: 

1- Tayyare Bölüğü bu gün Elâzize (Elâzığ’a) geldi. Çanakkale’den tertibine emir buyrulmuş olan jandarmaların Balıkesir’den bindikleri trenin dün hareket ettiği haberi de alındı. Her sıkıntılı zamanlarda vazifelerimizi kolaylaştırıcı ve bizleri kuvvetlendirici yüksek eli, yardımı yetiştirmekle minnetimizi artıran Hükümetimizin kudretli başı siz büyüğümüzü arzı şükrana müşaraat ederim. 

2- Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa’dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim. (Belge 1) 

4-001.JPG

Bu talep üzerine Milli Müdafaa Vekilliği (Milli Savunma Bakanlığı) Hükümet ve Maliye Bakanlığı nezdinde harekete geçer ve [sonradan] aşağıdaki gizli kararname çıkartılır.

KARARNAME 

Hava Silahlanma Programının tahakkukunu temin maksadile muhtelif cins Tayyare bombaları için muhtelif evsaftaki -Chloracetophenon, İperit ve saire gibi- gazlardan yirmi tonunun ve bunları bombalara koymağa mahsus Komple otomatik doldurma tesisatının Berlin Büyük Elçiliğimiz emrinde Vekalet Gaz Mütahassısı ile Ateşemiliter veya hava ateşemiz tarafından yapılacak inceleme üzerine verilecek kararla tayin edilecek Almanya’daki firmalarından, tahmini tutarları olan 150.000 lirayı geçmemek üzre Almanya ile aramızda mevcut kliring mukavelesi hükmüne göre kliring yolile tediye edilmek şartile ve mahremiyet ve hususiyetine binaen 2490 sayılı Artırma, eksiltme ve ihale kanunun 46.ıncı maddesinin (K) fıkrası mucibince gizli pazarlıkla satın alınmasına izin verilmesi; Milli Müdafaa Vekilliğinin 26/ 7/ 1937 tarih ve 871 sayılı tezkeresile yapılan teklif ve Maliye Vekilliğinin 5/ 8/ 1937 tarih ve 3930 sayılı mütalaanamesi üzerine İcra Vekilleri Heyetince 7/ 8/ 1937 de onanmıştır. 

7/ 8/ 1937    Reisicumhur Kemal Atatürk     [bkz: aşağıda, Belge 4]

Nazi Almanyası’ndan 20 ton zehirli gaz

[Milli Müdafaa Vekilliği] Nazi Almanyası’ndan 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatı almak için Maliye Bakanlığı’na 26/7/1937 tarihinde 871 sayılı tezkere ile başvurur. (Belge 2)

5-001.JPG

Ayrıca Milli Müdafaa Vekilliği hükümetçe bir karar alınması için 27/7/1937 tarihinde Başbakanlığa da başvurur.

 Maliye Bakanlığı, o zamanlar ticari ilişkilerimizin oldukça iyi olduğu Almanya’dan, 150 bin Türk lirasını geçmemek ve takas (kliring) usulü ile ve eksiltme ve artırma yoluyla bu gazın alınmasına 5/8/937 tarihinde onay verir. (Belge 3)

6-001.JPG

7/8/1937 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in başkanlığında toplanan hükümet Nazi Almanyası’ndan 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatları almayı hükme bağlar. (Belge 4)

7.JPG

Maliye Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı’nın istediği 150 bin Türk lirasının kullanılmasını serbest bırakır. (Belge 5, 6)

8.JPG

9.JPG

Önce ABD’den Marten bombardıman uçakları

Tabii bu gazı kullanacak uçaklara da ihtiyaç duyulacaktı. İlk uçaklar Marten cinsi olup ABD’den 1937 yılında satın alınacaktır. Bu konuda Milli Savunma Vekilliği, Hava Müsteşarlığı 2.’ci Şube Müdürlüğü 20/10/1937 tarihinde Başvekalete yazdığı yazıda: 

“Amerikadan satın alınan Marten Bombarduman Tayyareleri son partisi müsteana [‘müstesna’ olsa gerek] diğerleri yurdumuza gelmiştir. 

Bu Tayyarelerle yakında uçuşlara başlanacaktır. Bu Tayyareler için lazım olan bir yıllık malzeme cetvelleri tanzim edilmiştir. Bu listeler tutarı 200.000 Amerikan dolarıdır. 

Bu miktar paradan 90.000 Dolarının [1]937 takvim yılında, mütebaki 110.000 Dolarının da [1]938 takvim yılında serbest döviz olarak sarf edilmesi ve bu malzemenin Vaşington Büyük Elçiliği tarafından alınması hususunda gereken Vekiller Hey’eti kararının alınmasına müsaade ve yüksek buyruklarınızı arz ederim. 

M.M. V. /Kazım Özalp (*7)“

10.JPG

Sonra Almanya’dan Heinkel uçakları

Belgede kaç uçağın satın alındığı belirtilmiyor. 12 Mayıs 1938 tarihli Reisicumhur Atatürk’ün ve Vekiller Heyeti’nin imzasını taşıyan kararnamede, Heinkel bombardıman uçakları için muhtelif cins ve ebatta bombanın, bedeli 300.000 Lirayı geçmemek üzere, İstanbul Zeytinburnu’nda kâin Nuri Killioğlu demir eşya fabrikasından pazarlıkla satın alınması için onay veriliyor. 12 Mayıs 1938 tarihli, Reisicumhur Atatürk ve Vekiller Heyeti’nin (Hükümet üyelerinin) imzasını taşıyan kararnamede şunlar yazılı: 

“Heinkel bombardıman tayyareleri için lüzum olan muhtelif cins ve ebad’da Heinkel tayyare bombasının, bedeli 300.000 lirayı geçmemek kaydile 2490 sayılı arttırma, eksiltme ve ihale kanununun 46 ıncı maddesinin K fıkrasına tevfikan İstanbulda Zeytin Burnunda kâin Nuri Killioğlu demir eşya fabrikasından pazarlıkla satın alınması; Milli Müdafaa Vekilliğinin 20/4/938 tarih ve 151/470 sayılı teklifi ve Maliye Vekilliğinin 11/5/938 tarih ve 13163/251/2595 sayılı mutaleanamesi üzerine İcra Vekilleri Heyetince 12/5/938 tarihinde onanmıştır. 

12/5/1938 
Reisicumhur/Atatürk ve Vekiller Heyeti ” (*8 )

11.JPG

Sabiha Gökçen: Keçileri dahi ateşe tutuyorduk 

Savaştan yeni çıkmış ve oldukça yoksul olan bir ülke, kıt olan kaynaklarını, kalkınmasına değil de, neden bu kadar para harcayıp, zehirli gaz, uçak ve bombayı alıyor? Bu sorunun tek bir cevabı var; Dersim’i bombalayıp haritadan silmek… 

Satın alınan bu uçak ve bombalarla Dersim’i bombalayan Atatürk’ün manevi kızı, Ermeni asıllı Sabiha (Sebilciyan) Gökçen, Oktay Verel’in kaleme aldığı ve Atatürk’ün doğumunun 100. yılında, 1981’de, Türk Hava Kurumu’nca yayınlanan kitapta, 1 Mayıs 1937’de katıldığı bombardıman olayını şöyle anlatır: 

“Dersim harekâtı bir ay kadar sürdü. Hava harekâtı bitmişti. Haziran ortalarında da benim sınavlarım başlayacaktı. Orada yapılan bir törenden sonra Ankara’ya döndüm. Meydana indiğim zaman Atatürk, hemşiresi ve Ata’nın birçok yakın arkadaşı beni büyük bir heyecan ve coşku ile karşılamışlardı. Ben uçaktan iner inmez doğruca Atatürk’ün yanına giderek elini öptüm. O da beni alnımdan ve yanaklarımdan öperek şunları söyledi: ‘Seninle iftihar ediyorum Gökçen! Yalnız ben değil, bu olayı çok yakından izleyen bütün bir Türk ulusu iftihar ediyor. Genç kızlarımızın neler yapabileceklerini bir kez daha bütün dünyaya ispat ettiğin için övünsen yeridir. Bilinmelidir ki, herhangi bir ayaklanma değil, en büyük ayaklanmalar, en büyük istilâ plânları memleketimizi ve ulusumuzu bölemeyecektir. Türkiye Cumhuriyetine, Türk ulusunun mutluluğuna kastedenler hüsrana uğrayacaklar, hareketlerinin cezasını en ağır şekilde ödeyeceklerdir.” (Oktay Verel, Atatürk izinde bir ömür böyle geçti) 

Vazifesini başarıyla tamamlayarak 22 Mayıs’ta Ankara’ya gelen Gökçen’e 28 Mayıs 1937 tarihinde Türk Hava Kurumu’nun Murassa (değerli taşlarla bezenmiş) Madalyası verilir. Törende başta Cumhurbaşkanı Atatürk, Başbakan İnönü ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak da hazır bulunur. 

Gökçen 1956 yılında Milliyet gazetesine verdiği bir demecinde; “Canlı ne görürseniz ateş edin emrini almıştık. Asilerin gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk” diyecekti. (Milliyet 25/11/1956) 

Dersim’de gerçekten neler oluyordu? (…/..)

Kaynakça: 

1Dersimi Nuri; Kürdistan Tarihinde Dersim, DAM Yayınları, 2014 2Çağlayangil, İ. Sabri; Anılarım, Yılmaz Yayınları, 1990, İstanbul

Belgeler: Belge 1, BCA BMGMK [katalog numarası okunamadı] Belge 2,3,4,5,6 için, BCA BMGMK [katalog numarası 030 18 01 02 77 70 19] Belge 7, BCA BMGMK [katalog numarası 30 18 01 02 80 92 16 Belge 8, BCA BMGMK [katalog numarası 033 83/83 41 7]

Avrupa Forum

 

Bu haber toplam 2256 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.