‘DEDAŞ yüzlerce suç işledi’

‘DEDAŞ yüzlerce suç işledi’

Köylülerin şikayetlerini mahkemeye taşıyan ve davayı kazanan Avukat Ali Ayverdi ile Hamdullah Korkmaz, mahkeme kararına rağmen elektrik kesintisine devam eden DEDAŞ’ın suç işlediğini söyledi.

A+A-

 

Mardin’in Kızıltepe, Nusaybin ve Derik ilçelerinde elektrik çilesi devam ediyor. DEDAŞ, onlarca köyün elektriğini keserek salgın sürecinde köylülerin susuz kalmasına neden oldu. Köylülerin şikayetlerini mahkemeye taşıyan ve davayı kazanan Avukat Ali Ayverdi ile Hamdullah Korkmaz, mahkeme kararına rağmen elektrik kesintisine devam eden DEDAŞ’ın suç işlediğini söyledi.

Gazete Duvar’dan Vecdi Erbey’in özel haberine göre, Dicle Elektik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) ile Mardinli köylüler arasındaki elektrik gerilimini çok mu gündeme getirdim acaba? Konunun sıkça gündeme gelmesi belki bazı okuyucuları sıkmıştır, kim bilir. Ama Mardinli köylülere sorarsanız, ‘Medya sorunlarımızla yeterince ve hakkaniyetle ilgilenmiyor’ diyecektir. Örneğin yakın zamanda bazı köylüler elektrik kesintilerini protesto etmek için açlık grevine girdiler. Kızıltepe Belediyesi, elektrikleri kesik olduğu için susuz kalan köylere tankerlerle su taşıdı. Köylüler, hayvanlarının susuzluktan öldüğünü ileri sürdüler. HDP’li milletvekilleri sorunu Meclis gündemine taşıdı. Köylüler ise sorunu mahkemeye götürdü ve mahkeme köylüleri haklı buldu.

Ancak yıllardır devam eden sorun çözülmedi. DEDAŞ, mahkeme kararını da hiçe sayarak elektrik kesme uygulamasına devam etti. Örneğin mahkeme kararı ve icra yoluyla elektriği açılan köylere 18 saati bulan kesinti yolunu gitti.

Peki Mardinli köylüler ile DEDAŞ arasındaki sorun nedir? Kısaca hatırlatacak olursak: Köylüler, kendi imkanlarıyla kazdığı kuyulardan suyu çekmek için elektrik kullandılar. Elektrik enerjisi özelleştirilince, şirket köylülerden kullandıkları elektriğin parasını istedi. Ancak faturalar hem kabarıktı hem de geçmişe dönük borçlar da talep ediliyordu. Köylüler faturaları ödeyemedi ve DEDAŞ, borcu olan köylülerin elektriğini kesme yoluna gitti. Üstelik sadece tarlayı sulamak için kullanılan trafoların elektriğini kesmedi, köyün bütün elektriğini kesti. Hal böyle olunca, örneğin tarlası olmayan köylünün de elektriği kesildi.

Bu yıl Mayıs ayında başlayan elektrik kesintisi devam ediyor. Köylüler elektrik kesintisi nedeniyle ikinci ürün mısırı ekemiyorlar. Korona virüsü salgını devam ederken ve 40 derecenin üstüne çıkan sıcak havada kendileri ve hayvanları için su temin edemiyorlar. Mahkemeye gidiyorlar, mahkeme kendilerini haklı buluyor ama DEDAŞ da bildiğini okumakta ısrar ediyor. Köylüler, “DEDAŞ’ın arkasında kim var?” sorusuna cevap arıyorlar.

Köylülerin yaşadığı sorunları, köylülerin DEDAŞ’a yönelik şikayetlerini mahkemeye taşıyan Avukat Ali Aydemir ile Hamdullah Korkmaz’a sorduk.

‘PANDEMİ SÜRECİNDE SUSUZ KALDILAR’

DEDAŞ, kendisine borcu olan çiftçilerin elektriğini kestiğini iddia ediyor. Bu, hukuka uygun bir işlem gibi görünüyor. Ancak sadece kuyudan su çekmeyi sağlayan elektriği kesmiyor DEDAŞ, bütün köyün elektriğini kesiyor. Bu uygulamayı bir hukukçu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 32. Madde ve devamı hükümlerinde borcu olan abonelerinin elektriğinin hangi usullere göre kesileceği açıkça düzenlenmiştir. Ancak mevzuatı çiğnemeyi adet haline getiren şirket sadece borcu olan abonenin elektriğini kesmek yerine; borçlu abonelerin enerji aldığı bütün hattın elektriğini monofaza düşürme yoluna gidiyor. Köylerdeki içme suyu kuyuları 3 faz enerjiyle çalıştığından dolayı köylüler pandemi sürecinde 2 ayı aşkın süredir içme suyuna ulaşamamaktalar. Borçlu tarımsal sulama abonelerini bahane eden DEDAŞ, insanları pandemi sürecinde susuz bırakmanın yanında köylülerin hayvanlarının ve ağaçlarının dahi telef olmasına kurumasına sebep oldu.

Bazı köyler mahkeme kararıyla elektriğe kavuştu. Bu süreci ve mahkeme kararını anlatır mısınız?

Köylerin elektriğinin monafaza düşürülmesi şeklindeki uygulama mevzuata açıkça aykırı olmakla birlikte TCK 113 bağlamında suç teşkil ediyor. Bu hukuksuz uygulamanın önüne geçmek adına tarafımıza Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılan davalarda; mahkemeler tarafından içme suyu ihtiyacının karşılanması için enerjinin 3 faza çıkarılması yönünde ihtiyati tedbir kararları verildi. DEDAŞ’a tebliğ edilen kararların şirket yetkililerince yerine getirilmemesi üzerine tedbir kararının infazı için Kızıltepe İcra Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduk. Bu kapsamda 3 adet elektrik bilirkişi ve jandarma marifetiyle köylere giderek; köye gelen enerjiyi 3 faza çıkardık. Bugüne kadar tedbir kararı alınan 26 köyde aynı işlemi icra ettik.

‘TOPLU KESİNTİ HUKUKA AYKIRI’

Bazı köylere elektrik icra yoluyla verilmeye başladı. DEDAŞ’ın savunması hakkında ne söylemek istersiniz?

DEDAŞ’ın açılan davalardaki savunmaları da yapılan bütün hukuksuzluğu ikrar etmiş olup; savunmaları tek başına davalardaki haklılığımızı ortaya koymaya yetmiştir. Biz DEDAŞ’ın toplu kesintileri inkar etmesini beklerken onlar; toplu kesintileri kabul etmiş ve bir kısım tarımsal sulama borçlarından dolayı on binlerce insana zulmettiklerini ikrar etmişlerdir.

Mahkeme kararı ortadayken DEDAŞ’ın, bir tür toplu cezalandırmaya dönüşen uygulamaya devam etmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Özelleştirildiği günden bu yana yöremizde sistematik olarak yüzlerce suç işleyen DEDAŞ yetkilileri Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki 300’ü aşkın dosyada şüpheli olarak soruşturulmaktadırlar. Yaptıkları toplu kesintiler en baştan itibaren hukuka aykırı olmakla birlikte mahkemelerin verdiği tedbir kararlarıyla birlikte bu husus sübuta ermiştir. Normal şartlarda kamusal faaliyet yürüten bir şirketin ilk günden itibaren kararları uygulaması ve başkaca hiçbir köyde aynı uygulamaya girişmemesi gerekirdi. Ancak DEDAŞ mahkeme kararlarına uymak yerine direnmeyi ve hatta çok daha fazla sayıda köyde aynı uygulamaya gitme yolunu seçmiştir. Ancak bilinmelidir ki; onlar ne kadar köyde kesinti yaparlarsa yapsınlar bizler mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bunun yanında kendilerini kanundan üstün gören DEDAŞ yetkilileri er ya da geç işledikleri suçların bedelini kanun önünde ödeyeceklerdir.

DEDAŞ’ın sürecin en başında mahkeme kararlarını tanımayarak direnme yolunu seçti; ancak ilerleyen süreçte tarafımızca yapılan suç duyuruları üzerine şirketin kararlara direnme noktasında geri adım attığına şahit olduk. Nitekim 09.07.2020 günü Dikmen ve Akdoğan köylerinin kararlarını uygulayıp enerjiyi 3 faza çıkarmak için başlattığımız icra takiplerinde; DEDAŞ ilk defa kararı kendi personelleri eliyle uyguladı. Bu şekilde kararların uygulanması noktasında ciddi bir ilerleme sağlanmış oldu.

‘SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK’

Elektrik kesintisi devam ediyorsa, DEDAŞ mahkeme kararını ciddiye almıyor ya da hukuki bazı boşluklardan yararlanıyor, diyebilir miyiz?

Buna karşın tedbir kararı uygulandıktan hemen sonra bizzat DEDAŞ İl Müdürü’nün talimatıyla köylerde günde 18 saat elektrik kesintileri yapılarak mahkeme kararları işlevsiz hale getirilmeye çalışılıyor. Ancak özellikle mahkeme kararları uygulandıktan hemen sonra yapılan bu art niyetli kesintiler de hukuka aykırı olup, TCK 113 bağlamında suç teşkil etmektedir. Bu kesintilerin tamamı yönünden tarafımızca ayrıca suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturmalar devam etmektedir.

DEDAŞ bu 18 saatlik kesintileri hangi gerekçeyle yapıyor?

DEDAŞ İl Müdürü’nün bizzat verdiği yazılı talimatlarda yapılan kesintiler için, “borçlu tarımsal sulama abonelerinin enerji kesme çalışmaları” şeklinde uydurma bir gerekçe ileri sürülmektedir. Uydurma diyoruz çünkü bölgede 2 haftadır aynı gerekçeyle toplu kesinti yapılmasına karşın tek bir borçlu abonenin başına DEDAŞ çalışanları gitmemiştir. Bunun yanında gece saatlerinde yapılan 9 saatlik kesintilerde DEDAŞ çalışanlarının zaten çalışma yapamayacağı aşikardır. Elektriği günde 18 saat uydurma gerekçelerle hukuka aykırı bir şekilde kesilen köylerin tamamı adına suç duyurusunda bulunduk. Adalet geç tecelli etse de sorumluların en sonunda hak ettikleri cezayı aldıklarına hep birlikte şahitlik edeceğiz. Bu şahısların on binlerce insana pandemi sürecinde yaptıkları eziyetin hesabı mutlaka olacaktır.

‘HALK BOYUN EĞMEDİ’

Köylülerin vekilliğini üstlenmiş bir hukukçu olarak, hak savunurken karşılaştığınız sorunlar nelerdir?

20 yıllık meslek hayatım boyunca ilk defa bir ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığına şahit oldum. Kararın uygulanmaması bir yana; karar icra dairesi tarafından uygulanırken dahi direnç gösterilmesi emsali bulunmayan türden bir olay. Buna karşın mahkemeler tarafından verilen ihtiyati tedbir kararları, Kızıltepe Adliyesinin ve adaletin yüz akı olmuştur. DEDAŞ’ın halka reva gördüğü bu zulüm mahkemelerin verdiği tedbir kararları sayesinde bir nebze de olsa kırılmıştır. DEDAŞ her ne kadar günde 18 saatlik kesintilerle halkı bezdirmeye çalışsa da biz bunun DEDAŞ’ın son çırpınışları olduğuna inanıyoruz. Hukuk tecelli edip DEDAŞ yetkilileri hak ettikleri cezayı aldıklarında bir daha bu suçları işlemeye hiç kimse cesaret edemeyecektir. Yöre insanımız bu sancılı süreçte epey bir yıpranmış olsa da DEDAŞ’ın zulmüne boyun eğmedikleri ve haklarını mahkemelerde aradıkları için öncelikle onları canı gönülden kutluyorum. 

Gazete Duvar

 

 

Bu haber toplam 1594 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.