Çokdillilik ve Kürtçe'nin eğitim ve öğretimde geldiği aşama

Çokdillilik ve Kürtçe'nin eğitim ve öğretimde geldiği aşama

.

A+A-

Çokdillilik bireyin iki ya da daha fazla dilde kendini anadili gibi bir yeterlikte ifade edebilme yeteneği olmakla birlikte bir toplumda birkaç dilin bir arada varoluşudur da denilebilir. 7000’den fazla dilin yaşadığı ve bir milyardan fazla insanın çokdilli olduğu tahmin edilen dünyamızda Belçika, Kongo, ABD, Kanada, Kenya, Nijerya, İngiltere, Tanzanya ve İsviçre gibi ülkelerde çokdillilik anayasaldır.

Günümüz dünyasında bazı ülkelerde çokdilli eğitim için her geçen gün daha fazla kaynak ayrılması, toplumun erken çocukluk döneminden başlayan çokdilliliğe teşvik edilmesi, yasaların da uygun hale getirilmesi bir bilinç değişiminin göstergesidir.

Çokdilliliğin sonucu çokkültürlülüktür. Çokdillilik sosyal uyumun artışıdır, okulda daha fazla başarıdır, iş dünyası rekabetinde avantajdır, beşeri sermayenin önemli girdisidir. Çokdilli bir ülkenin resmi olarak tekdilli olması farklı dil konuşucularının birbirine karşı iletişimini kısıtlar ve birbirini tam tanımamayı sağlar.

Türkiye de çokdillidir ancak sadece Türkçe resmi dil iken, diğer diller gayrıresmidir ve geri plandadır. Bu durum, Türkçe ile Türkçe dışındaki diller arasında net ve keskin işlevsel farklılaşma yaşanmasına neden olmuştur.

21 Şubat Dünya Anadili Günü nedeniyle yasalarda ismen tanımlanmadığı için gayriresmi bir  dil olan ve uzun yıllar süren yasaklardan sonra yine kısmi serbestliğin ardından Kürtçe’nin günümüzde Milli Eğitime bağlı okullarda ve üniversitelerde geldiği aşamayı ve çözüm önerilerimizi dile getirmek istiyoruz.

Bilindiği üzere Kürt dilinin Cumhuriyetin başlangıç döneminde ölüme terk edilen durumu 2012 yılında duraksatılmıştı. Zira bu dönemde Kürtçe, lisans ve lisans üstü düzeylerdeki Kürdoloji birimleri ile üniversitelerde; seçmeli Yaşayan Diller Kürtçe (Kurmancça ve Zazaca) dersleri ile de Milli Eğitim’de yer edinmeye başladı. Kürtçe’ye örgün eğitimde ve medyada yer verilmesi sonucu gençler Kürt dili bölümlerini, çocuklar da Zazaca ile Kurmancçayı içeren Kürtçe seçmeli dersleri tercih etmişti.

Kürdoloji bölümleri Türkiye’deki akademi dünyasında lisans ve lisansüstü programlarla yerini alırken, öğretim elemanları da bir taraftan lisans öğretimini sürdürmüş; diğer taraftan da Kürt dili üzerine yapılan araştırmalarla lisansüstü tezler yönetmiş, uluslararası araştırma gruplarına dahil olmuş, uluslararası akademik toplantılara katılmış/ev sahipliği yapmış, doçentlik ve profesörlük unvanlarını almışlardır.

Kürdoloji bölümleri bir taraftan kendi geleneğini edinmeye ve bunu güçlendirmeye çalışmış, ancak bir taraftan da Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK tarafından atılan adımların yaygınlaştırılmaması, hatta unutulması sonucu hassasiyet geliştirmek zorunda kalmıştır.

Sadece dil sevgisi değil, gelişen bir kazanç kapısı olması yüzünden lise mezunlarının Edebiyat Fakülteleri’nde yer alan Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri’ni, üniversite mezunlarının da Yaşayan Diller ve Sosyal Bilimler Enstitüleri’nde yer alan Kürt Dili ve Kültürü Bölümleri’ni tercih etmeleri onların geleceğini de belirleyen kritik bir karar oldu. Bu bölümlerden mezun olan gençler pedagojik formasyon sertifikası da edinerek öğretmenlik haklarını değerlendirmek istediler. Zaten başlangıcında yetersiz olan öğretmen atamaları yıldan yıla azaldı. Şu ana kadar Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri’nin 475 kadar mezunundan 40 ve Kürt Dili ve Kültürü Bölümleri’nin 1500 kadar mezunundan 70 kadarının ataması yapıldı. İlk atamalarda (2016 ve 2017 yılları) 15 ve 16 olan kontenjan sayısı son atamalarda iki, bir ve sıfıra kadar inmiş durumda (bkz. https://www.mebhaberleri.com/taban-puanlar/meb/yasayan-diller-ve-lehceler-kurtce-kurmanci-ogretmenligi-taban-puanlari/7107). Bu durum tabii olarak öğrenci tercihlerini etkilemiş ve bölümlerin puanlarında ciddi bir düşüş meydana gelmiştir.

Halihazırda seçmeli Kürtçe dersi öğretmenliğine devam eden öğretmenlerin bir kısmı ya bulundukları yerde ders seçiminde olumsuzluklar yaşadı ya da tayin istemek için branş değiştirmek zorunda kaldı ve öğretmen sayısında önemli bir düşüş oldu. Bu tür olumsuzluklar neticesinde başlangıçta sayıca ve yoğunlukça gözlenen ebeveyn ve öğrenci heyecanı ve ilgisi de azalmaya başladı.

Bakanlık ortaokullarda haftalık iki saat olan seçmeli Yaşayan Diller Kürtçe (Kurmancça ve Zazaca) dersi için kısa ve uzun vadeli gelişmeler yapmamış, ders saatini artırmamış ve bunu liselere yaymamıştır. Özellikle Bakanlığın ataması yapılacak öğretmen kontenjanını artırmaktaki gerekçesiz sessizliği anlaşılamamıştır. Öte taraftan bütün sınıflar için ders kitapları da gönderilmemiştir. Denebilir ki Kürt  dili resmi anlamda adeta dondurulmuştur.

Milyonlarca vatandaşın anadili olan Kürtçe’nin eğitim ve öğretimde yer alma seyrinin böyle olacağı öngörülemezdi. Kürdoloji bölümlerine başlangıçtaki ilgi ve seçmeli derslere gelen talepler bunun tersini söylüyordu ancak Bakanlığın Kürtçe seçmeli dersi ile atılan adımın yakın ve uzun vadede gereksinimlerine hazırlıklı ve esnek olmadığı, planlama konusunda zaafiyet yaşandığı ortaya çıktı. Böyle devam etmesi halinde kim bilir belki de çok kısa bir zaman içerisinde Kürt Dili bölümlerinin açılma gerekçelerinin ortadan kalktığını ve gelecekteki varlıklarının riske girdiğini konuşuyor olacağız.

Karar vericilerin en önemli kesimi olan ebeveynler kendi dillerinin eğitimde yer almasını istemesi ile çocuğunun çokdilliliğin sağlayacağı avantajları bilerek modern eğitim yaklaşımının çokdilliliğe verdiği önemin farkına varmalı ve çocuğunun kendi dilinde de eğitim almasının sadece kendi dilini bilmesi açısından değil, olumlu birçok nitelik kazandıracağından ötürü çocuğunun daha mutlu ve daha işlevsel bir yaşantısının olacağına emin olmalıdır.

Yukarıda değinilen problemlerin çözümüne yönelik olarak atılmasında yarar gördüğümüz adımları aşağıda sıralıyoruz:

Orta okul ikinci kademede sınıf öğretmenleri ve okul yöneticilerinin seçmeli derslerin içeriği hakkında öğrencilere bilgilendirme yapması; her yıl ders seçimi döneminden önce öğrencinin seçtiği dersin gerektirdiği planlamaların ve eksiklerin giderilmesinin Bakanlığın sorumluluğu olduğunun okul yöneticilerine anımsatılması;

Öğretmen atamalarında seçmeli Kürtçe dersini tercih eden öğrenci sayısının dikkate alınması ve tayin isteyen atanmış öğretmenlerin branşının korunması;

Sayısı zaten fazla olmayan Kürt Dili ve Edebiyatı lisans bölümleri mezunlarından gerekli şartları taşıyanların tamamının mevcut ihtiyacı karşılamak için öğretmen olarak atamalarının bir defada yapılması;

Tezsiz yüksek lisans mezunlarından şartları tutanların atamalarının yapılması;

Lisans mezunları ile tezsiz yüksek lisans mezunlarının atamalarının yıllık olarak rutin hale gelmesi;

Kürdoloji alanında doktoralarını bitiren öğretim elemanlarının Kürt dili bölümlerindeki öğretim üyesi kadrosuna dahil olmaları ile birlikte üniversitelerde yer alan mevcut bölümlerdeki öğrenci kontenjanlarının da hiç olmazsa iki şube olacak şekilde artırılması;

Orta okul ikinci kademedeki Seçmeli Yaşayan Diller Kürtçe derslerinin ders saatlerinin artırılması ve bu derslerin  liselerde de açılmasının sağlanması;

Öğretmen ihtiyacının karşılanabilmesi için Kürt Dili ve Edebiyatı lisans bölümü ile Kürt Dili ve Kültürü Anabilim Dalı’nın yer aldığı enstitülerin sadece Diyarbakır, Bingöl, Tunceli, Muş, Van, Mardin’de değil, her bir devlet ve özel üniversitede açılmasının teşvik edilmesi;

Öğretim ders materyallerinin Kürdoloji bölümlerindeki kadrolu uzman öğretim elemanları tarafından hazırlanmasının sağlanması;

KPSS, YÖKDİI, YDS, AlES benzeri sınavlarda Kürt  dilinin de yer alması; YÖK AKADEMİK VE YOKSIS sistemlerinde Kürtçe’nin de akademik araştırmaların dil hanesine ilave edilmesi.

Anadilleri nedeniyle Kürtler Türkiye’de çokdillidir, ancak önemli olan okul öncesinden başlamak üzere temel eğitim döneminde edineceği her bir dilde yetkinlik kazanmasıdır. Çağımızda çokdillilik mükemmel bir şanstır. Dünyada gelişen, güçlenen ve yaygınlaşan çokdilli eğitim sistemine ve değiştirdiği geleceğe hızla adapte olmak için son 9 yılda Türkiye’de de yeterli deneyim, gelenek ve kendine güven edinilmiştir. Bunun güçlenerek sürdürülmesi en büyük arzumuzdur.

Prof. Dr. Aziz Yağan ve Dr. Abdurrahman Adak 

Independent Türkçe 

Bu haber toplam 719 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.